Köşe Yazısında Rektöre Hakaret – Yargıtay CGK 2026/372

Yerel bir internet sitesinde köşe yazısı kaleme alan bir yazar, ticaret ve sanayi odasının aylık meclis toplantısına konuk olan yeni rektörün konuşmasını beğenmez. Rektörün, seçimde başka bir adayı destekleyen sanayicilere “siz başkasını desteklediniz ama ben kazandım” anlamına gelen sözlerine sert bir yazıyla karşılık verir: “kapak” yapmak isteyen konuğa o kapağı “münasip yerine” kendilerinin kapatacağını yazar, yazıyı da rektörün “resmen zortladığı” cümlesiyle bitirir. Soru basittir ama cevabı kolay değildir: Bu satırlar, kamu görevlisine yöneltilmiş sert bir eleştiri midir, yoksa görevinden dolayı kamu görevlisine hakaret mi?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.06.2026 tarihli ve E.2023/107, K.2026/372 sayılı kararıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının beraat yönündeki itirazını oy çokluğuyla reddetmiş; kullanılan ifadelerin ağır eleştiri sınırını aşarak katılanın onur ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte olduğunu, bu nedenle kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun unsurlarıyla oluştuğunu kabul etmiştir.
📰 Toplantı, konuşma ve köşe yazısı
Dosyadaki olgulara göre sanık, kamuya açık bir internet sitesinde köşe yazarlığı yapmaktadır. Bir üniversitenin yeni rektörü olan katılan, ilin ticaret ve sanayi odasının nisan ayı meclis toplantısına konuk olarak çağrılmıştır. Rektör bu toplantıda, seçimde odanın başka bir adayı desteklediğini hatırlatıp kendisinin kazandığını söylemiştir.
Sanık birkaç gün sonra “Rektör Hoca’nın Kapağı…” başlıklı bir yazı yayımlamıştır. Yazıda rektörün üniversitedeki bazı uygulamalarına da değinilmiş; ancak şikâyete konu kısım şu ifadelerden oluşmuştur:
- Misafir olarak geldiği mecliste “kapak hareketi” yapan rektöre ev sahiplerinin nezaketen bir şey demeyeceği, ama “o kapağı münasip yerine” yazarın kapatacağı,
- Rektörün yıllar önce “dünyaya sesimi duyuracağım” dediğini anlatmasına karşılık, “Hocanın sesini önceki akşam duyduk. Resmen zortladı…” cümlesi.
Katılan vekilinin şikâyeti üzerine soruşturma başlamıştır. Sanık savunmasında yazının kendisine ait olduğunu kabul etmiş; rektörün konuşmasının ortama ters düştüğünü, bundan kendisinin ve bazı sanayicilerin rahatsız olduğunu, yazıda hakaret değil mecaz ve cinas bulunduğunu, amacının eleştiri olduğunu ve suç işleme kastı taşımadığını ileri sürmüştür.
⚖️ Asliye cezadan Ceza Genel Kuruluna
Dosyanın geçtiği aşamalar kararın künyesinden şöyle izlenebilir:
- 02.09.2015 – Asliye Ceza Mahkemesi: Sanık, kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan TCK m.125/1, 125/3-a, 125/4 ve 62 uyarınca 7.080 TL adli para cezasıyla cezalandırılmış, ceza taksitlendirilmiştir.
- 13.10.2022 – Yargıtay 4. Ceza Dairesi: Sanığın temyizi üzerine hüküm oy çokluğuyla onanmıştır. Karşı oydaki üye, kamu görevlisinin eleştiriye daha fazla katlanması gerektiğini, yazının birkaç kelimeye indirgenerek değerlendirildiğini ve cezalandırmayı haklı kılacak toplumsal bir ihtiyaç bulunmadığını belirterek beraat görüşü bildirmiştir.
- 02.12.2022 – Başsavcılık itirazı: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, CMK m.308 uyarınca itiraz ederek takdirin ifade özgürlüğü lehine kullanılmasını ve sanığın beraatini istemiştir.
- 29.12.2022 – Özel Daire: 4. Ceza Dairesi itirazı oy çokluğuyla yerinde görmemiş ve dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.
Ceza Genel Kurulunun çözmesi gereken uyuşmazlık, sanığa isnat edilen kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığıdır. Başka bir anlatımla tartışma, yazının bir değerlendirme ve eleştiri olarak TCK m.26/1’deki “hakkın kullanılması” hukuka uygunluk nedeni kapsamında kalıp kalmadığına yöneliktir.
🧭 Genel Kurulun ifade özgürlüğü ölçütleri
Genel Kurul önce TCK m.125’in yapısını hatırlatmıştır. 5237 sayılı Kanun, eski Kanundaki hakaret-sövme ayrımını kaldırmış; onur ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmeyi ya da sövmeyi seçimlik hareketler olarak düzenlemiştir. Suçun kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlendiğinin kabulü için fiilin görevle illiyet bağı taşıması gerekir; bu hâlde m.125/3-a uyarınca cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz, alenen işlenmesi hâlinde de m.125/4 uyarınca altıda bir artırım yapılır. Basit bir saygısızlık hakaret sayılmaz.
Kararın ağırlık merkezi ise hukuka uygunluk denetimidir. Genel Kurul, Anayasa m.25-26, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi m.10 ve Anayasa Mahkemesi ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarını aktararak, tipe uyan ve kasten işlenen bir fiilin dahi ifade özgürlüğü kapsamında kalıyorsa suç oluşturmayacağını kabul etmiştir. Müdahalenin demokratik toplumda zorunlu bir ihtiyaca karşılık gelip gelmediği değerlendirilirken gözetilecek ölçütler şöyle sıralanmıştır:
- İfadeyi kimin söylediği ve kime karşı söylendiği,
- Sözlerin değer yargısı mı yoksa olgu isnadı mı olduğu,
- Muhatabın etkili bir yolla cevap verme imkânı bulunup bulunmadığı,
- İfadenin kamuoyunu bilgilendirme değeri taşıyıp taşımadığı ve güncel bir toplumsal tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı,
- Müdahalenin ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki doğurup doğurmadığı,
- Sözün, kişinin kendini gerçekleştirmesine bir faydası bulunup bulunmadığı.
Genel Kurul, basın mensupları ve siyasetçiler bakımından tolerans sınırının daha geniş olduğunu, kamusal yetki kullananların eleştiriye sivillere göre daha fazla katlanmaları gerektiğini ve kamu görevlilerini eleştirmenin anayasal bir hak olduğunu da açıkça yazmıştır.
Bununla birlikte karar, korumanın sınırını da çizer: Kişisel ya da toplumsal tartışmaya hiçbir katkısı olmayan; küfür, iftira veya onur ve saygınlığı zedeleyen söz ve beyanlar hukuki koruma göremez. Her ağır eleştiri hakaret değildir; hakaret için sözlerin açıkça onur kırıcı bir olgu isnadı ya da sövme niteliği taşıması gerekir. Sonuçta her olayda mağdurun ve sanığın görev, sıfat ve konumları gözetilerek iki hak arasında adil bir denge kurulmalıdır.
🔎 Somut olay: neden hakaret sayıldı?
Çoğunluk, ölçütleri somut olaya uygularken yazının tamamını değil, şikâyete konu “kapak kapatma” ve “zortladı” ifadelerini merkeze almıştır. Gerekçenin kilit cümlesine göre:
- “Kapak kapatma” sözlerinin, kişinin kendisini gerçekleştirmesine ya da aktüel bir toplumsal tartışmaya katkısı bulunmamaktadır.
- Sözlerin sosyolojik anlamı, söylenme amacı, katılanın konumu ve görevi birlikte değerlendirildiğinde ifadeler nezaket dışı, kaba ve rahatsız edici hitap tarzı ile ağır eleştiri boyutunu aşmıştır.
- Bu hâliyle ifadeler, muhatabın onur ve saygınlığını rencide edebilecek niteliktedir; suç unsurları itibarıyla oluşmuştur.
Bu nedenle Ceza Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine ve dosyanın mahalline gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdiine karar vermiştir. Böylece 4. Ceza Dairesinin onama kararı ve sanık hakkındaki mahkûmiyet hükmü yerinde kalmıştır.
🗣️ Karşı görüşün dayanağı
Karar oy çokluğuyla verilmiş, dört Ceza Genel Kurulu Üyesi itirazın kabulü gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Ceza Genel Kurulu kararında karşı oyun ayrıntısı yer almamakla birlikte, aynı yöndeki görüşün gerekçesi dosyanın önceki aşamalarında açıkça ortaya konmuştur. 4. Ceza Dairesindeki karşı oya ve Başsavcılık itirazına göre:
- Katılan bir kamu görevlisidir ve eleştiriye katlanma konusunda sıradan bir vatandaştan daha hoşgörülü olmalıdır.
- Yazı, rektörün ticaret odasındaki konuşmasına kırıcı ve kaba bir üslupla verilmiş bir cevap niteliğindedir.
- Değerlendirme, yazı anlam bütünlüğünden koparılarak birkaç kelimeye dayanılarak yapılmıştır.
- Sanığın cezalandırılmasını haklı kılacak bir toplumsal ihtiyaç yoktur; aksi yöndeki değerlendirme orantılı olmaz.
Azınlık yazının bütününe ve bir konuşmaya verilen tepki olmasına ağırlık verirken, çoğunluk belirli ifadelerin bu tepkinin ötesine geçip geçmediğini sorgulamıştır.
💡 Kararın kamusal tartışmaya etkisi
Karar, kamu görevlilerinin eleştirilmesine ilişkin genel ilkeleri genişleten bir içtihat değil, bu ilkelerin sınırını gösteren bir uygulama örneğidir. Kararın gerekçesinden şu sonuçlar çıkarılabilir:
- Konu kamusal, üslup kişisel olabilir: Bir rektörün resmî bir toplantıdaki konuşmasının eleştirilmesi kamusal bir meseledir; ancak eleştiriyi taşıyan ifade biçimi tartışmaya katkı sunmayan aşağılayıcı bir hitaba dönüştüğünde koruma zayıflar.
- Yazar sıfatı tek başına yeterli değildir: Basın mensubu için tolerans marjı geniş olsa da Genel Kurul, köşe yazarı olan sanığın ifadelerini bu genişliğin dışında görmüştür.
- Dar ifadeler belirleyicidir: Şikâyete konu olan cümleler yazının geri kalanından ayrıştırılarak incelenmiştir; yazının eleştirel kısımları suç konusu yapılmamıştır.
Kamu görevlisine yönelik hakaret iddialarının farklı görünümleri için zabıta görevlisine yöneltilen sözleri inceleyen zabıtaya kaba söz kararına, yargılama sırasında dilekçede kullanılan ifadeler için iddia ve savunma dokunulmazlığı kararına, kamu görevlisinin kendi eleştiri hakkı için memurun sosyal medya eleştirisi kararına bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Kamu görevlisini sert biçimde eleştirmek hakaret suçu oluşturur mu?
Ceza Genel Kurulu hangi ölçütleri kullandı?
Yazının internet sitesinde yayımlanması cezayı etkiledi mi?
Karar oy birliğiyle mi verildi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; ceza hukukuna ilişkin diğer güncel kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar, belirli bir köşe yazısındaki belirli ifadelere ve dosyadaki olgulara dayanır; oy çokluğuyla verilmiştir. Hakaret ve ifade özgürlüğü değerlendirmesi her olayda sözlerin bütününe, söylendiği bağlama, tarafların konumuna ve yayının niteliğine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




