Emsal KararlarMiras Hukuku

Bakma Akdinde Muvazaa İspatı – Yargıtay 7. HD 2025/4389

Üç ay. Noterde düzenlenen ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile mirasbırakanın vefatı arasında geçen süre budur. Diğer mirasçı, sözleşmenin mirastan mal kaçırmak için muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek tapunun iptalini ister; ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi bu iddiayı kabul eder. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 17.10.2025 tarihli, 2025/2512 E. ve 2025/4389 K. sayılı kararı, sonucu tersine çevirerek ölünceye kadar bakma sözleşmesinde muvazaanın nasıl ispatlanacağını ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır.

Kararın merkezinde şu soru yer alır: sözleşmeyle devredilen taşınmazın değeri, mirasbırakanın geri kalan malvarlığından belirgin biçimde yüksekse, bu tek başına mal kaçırma kastını kanıtlar mı? Daire’nin yanıtı olumsuzdur; belirleyici ölçüt edimler arasındaki nispetsizliğin aşırı olup olmadığı ve mal kaçırma amacına dair somut delil bulunup bulunmadığıdır.

Kısa özet: Mirasbırakan, 16.03.2017 tarihinde noterde düzenlediği ölünceye kadar bakma akdiyle İstanbul’daki bir bağımsız bölümü davalıya devretmiş ve 02.06.2017 tarihinde vefat etmiştir. Diğer mirasçı, mirasbırakanın son bir haftası dışında sağlıklı olduğunu ve bakıma muhtaç bulunmadığını, sözleşmenin muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve tescil, olmazsa taşınmazın yarı değerini istemiştir. İlk derece mahkemesi, devredilen taşınmazın devir tarihi değerinin 1.100.000,00 TL, mirasbırakanın diğer taşınmazının ise 259.775,00 TL olduğunu, dolayısıyla hak dengesinin gözetilmediğini ve temlikte bağış amacının üstün tutulduğunu belirterek davayı kabul edip taşınmazın 1/2 hissesinin iptaline karar vermiştir. Bölge adliye mahkemesi, iki taşınmaz arasında beş kata yakın fark bulunduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi ise tanık beyanlarına göre mirasbırakan ile davacı arasında kırgınlık bulunmadığını, devredilen taşınmazın değerinin bakım borcuna karşılık aşırı nispetsiz olmadığını ve mal kaçırma amacına dair somut delil sunulmadığını belirterek bölge adliye mahkemesi kararını ortadan kaldırmış, ilk derece kararını bozmuştur (17.10.2025, kesin, oy birliği).

🏡 Üç Ay Önce Yapılan Sözleşme: Olayın Çerçevesi

Karar metnine göre tarafların mirasbırakanı 02.06.2017 tarihinde vefat etmiştir. Vefatından yaklaşık üç ay önce, 16.03.2017 tarihinde noterde yaptığı ölünceye kadar bakma akdi ile İstanbul’daki bir parselde kayıtlı bağımsız bölümü davalıya devretmiştir.

Davacı taraf, mirasbırakanın yaşamının yalnızca son bir haftalık dönemi haricinde sağlığını koruduğunu ve hiçbir bakıma muhtaç olmaksızın kendi yaşamını idame ettirdiğini, sözleşmenin mirastan mal kaçırmak gayesiyle muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürmüştür. Talep, veraset ilamındaki paylar doğrultusunda tapu kaydının iptali ile adına tescil; bu mümkün olmazsa taşınmazın yarı değerinin davalıdan tahsili şeklinde kurulmuştur.

📄 Davalının Savunması ve 2014 Tarihli Vasiyetname

Davalı taraf üç noktada karşı çıkmıştır. Birincisi ehliyet: mirasbırakanın ölünceye kadar aklı başında olduğu, ayırt etme gücünü ve tasarruf ehliyetini ortadan kaldıracak herhangi bir hastalığının bulunmadığı savunulmuştur. İkincisi fiilî bakım ilişkisi: davalı, 1983 yılında babasının ölümünden sonra yalnız kalan annesiyle çok yakından ilgilendiğini belirtmiştir.

Üçüncü ve en dikkat çekici savunma, sözleşmenin ani bir karar olmadığına dairdir. Davalıya göre ölünceye kadar bakma sözleşmesinden önce, 2014 yılında mirasbırakanın düzenlediği vasiyetname ile aynı taşınmaz yine ölünceye kadar bakıp gözetme kaydıyla kendisine vasiyet edilmiştir. Ayrıca devredilen taşınmazın mirasbırakanın tek taşınmazı olmadığı, Ankara’da başka bir gayrimenkulünün daha bulunduğu ileri sürülmüştür.

⚖️ Derece Mahkemeleri: Değer Farkından Muvazaa Sonucu

İlk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Gerekçesi şu tespitlere dayanır: mirasbırakanın ölünceye kadar bilinen ağır bir hastalığı yoktur, kendi evinde yaşamını sürdürmüş, ölümünden kısa bir süre önce hastaneye yatırılmış ve sözleşmeden yaklaşık üç ay sonra vefat etmiştir. Malvarlığı bakımından dava konusu İstanbul’daki taşınmazın devir tarihi itibarıyla toplam değeri 1.100.000,00 TL, aktifinde kalan diğer taşınmazın değeri ise 259.775,00 TL olarak belirlenmiştir.

Mahkemeye göre bu değerler karşısında mirasbırakan, mirasçıları arasında hak dengesini gözeten bir miras paylaşımı yapmamıştır. Bakım alacaklısının yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, ailenin genel durumu, elinde bulunan malvarlığının miktarı ve temlik edilen malın tüm malvarlığına oranı birlikte değerlendirildiğinde, temlikte bakıp gözetme koşulunun değil bağış amacının üstün tutulduğu kanaatine varılmış ve bağımsız bölümün 1/2 hissesinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.

Bölge adliye mahkemesi bu sonucu onaylamıştır. Kararda, taşınmazın değerinin devir tarihi itibarıyla bakım edimiyle orantılı olmadığı, iki taşınmazın değeri arasında beş kata yakın fark bulunduğu, mevcut delil durumuna göre mirasbırakanın mal kaçırma kastıyla hareket ettiği, her iki tarafın tanık beyanlarına göre ahlaki görevi aşar bakımı gerektirecek fiziki veya sağlık sorunu bulunmadığı ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre mirasbırakanın işlem tarihi itibarıyla ehil olduğu belirtilerek istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Muvazaa iddialarında mal kaçırma kastının ispat yükünü ele alan bir başka örnek için muris muvazaasında mal kaçırma kastı ve ispat yükü konulu inceleme okunabilir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧭 Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesinin Niteliği

TBK’nın 611. maddesine göre ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Daire kararında bu yapının sonucu vurgulanmıştır: bu sözleşmeler taraflara karşılıklı hak ve borçlar yükler; bakım borcuna karşılık bir taşınmazın devri kararlaştırıldığında, bakım alacaklısının ölümünden sonra onun mirasçıları mülkiyeti geçirme borcuyla yükümlü olur.

Bakım borcunun kapsamı TBK 614 ile çizilmiştir: bakım alacaklısı sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur; bakım borçlusu, almış olduğu malların değerine ve bakım alacaklısının daha önce sahip olduğu sosyal duruma göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri ifa etmekle, özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve tedavi ettirmekle yükümlüdür. Daire de bu yükümlülüğü, aksi kararlaştırılmadığı sürece konut temini, besleme-giydirme, hastalıkta tedavi ve manevi yönden her türlü yardım ve desteği sağlama olarak özetlemiştir.

🔍 Muvazaanın İspatı ve Edimler Arasındaki Nispetsizlik

Daire, sözleşmenin muvazaalı yapıldığının her zaman ileri sürülebileceğini teyit etmiştir. Muvazaa, kararın tanımıyla, irade ile beyan arasında kasten yaratılmış aykırılıktır. Böyle bir savunma ileri sürüldüğünde mahkemece, dayanılan sözleşmedeki tarafların gerçek ve müşterek amaçlarının TBK’nın 19. maddesi hükmünden yararlanılarak açıklığa kavuşturulması gerekir; zira bu gibi durumlarda sözleşmenin ivazlı olarak değil, bağış amaçlı veya mirasçıların bazılarından mal kaçırmak amacıyla yapıldığı kabul edilmelidir.

Kararın en önemli bölümü, ispat yoluna ilişkindir. Daire’ye göre mal kaçırma iradesinin bir ispat yolu, sözleşme gereği tarafların yüklendiği edimler arasındaki nispetsizliktir. Mirasbırakan gerekmediği hâlde tüm malvarlığını ya da malvarlığının büyük bir kısmını sözleşme gereği devretmişse, bu husus diğer delillerle birlikte değerlendirilmek suretiyle muvazaalı işlemin göstergesi kabul edilebilir.

Ancak Daire hemen ardından karşı kuralı da koymuştur: mirasbırakan malvarlığının tamamını veya önemli bir kısmını sözleşme gereği devretmiş ya da devir taahhüdünde bulunmuş olsa dahi, bu miktar taşınmazın ölünceye kadar bakım akdinin karşılığı olduğu hayatın olağan deneyimleriyle anlaşılabiliyor ise, salt malvarlığının tamamının devri muvazaa olarak nitelendirilemez. Başka bir deyişle değer karşılaştırması bir göstergedir, kendiliğinden bir sonuç değildir.

📌 Daire Neden Bozdu?

Daire, ilkeleri somut olaya uygulayarak üç tespit yapmıştır. Birincisi, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından bakım alacaklısının davacı ile bir kırgınlığının bulunmadığı anlaşılmaktadır; yani mirasçıdan mal kaçırmayı açıklayacak bir saik ortaya konulmamıştır. İkincisi, sözleşme edimi ile devredilen taşınmazın değeri bakım borcuna karşılık aşırı nispetsiz değildir. Üçüncüsü, bakım alacaklısının diğer mirasçıdan mal kaçırmak amacına dair somut bir delil sunulmamıştır.

Bu nedenlerle Daire, ölünceye kadar bakım sözleşmesinin mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla yapılmasının mümkün olduğunu, ancak bu hususun hukuken ve yeterli delillerle ispatlanması gerektiğini vurgulamış; ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabul yönünde hüküm kurulmasını isabetsiz bularak bozma nedeni yapmıştır. Sonuç olarak bölge adliye mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, 17.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verilmiştir.

🆕 Kararın Pratik Sonucu

Karar, ölünceye kadar bakma sözleşmelerine dayalı muvazaa davalarında sık görülen bir akıl yürütmeyi sınırlandırmaktadır: “devredilen taşınmaz, geride kalandan kat kat değerli; öyleyse mal kaçırılmıştır.” Daire’ye göre bu çıkarım tek başına yeterli değildir. Değer farkı ancak aşırı nispetsizlik düzeyine ulaştığında ve diğer delillerle birlikte değerlendirildiğinde anlam kazanır.

İkinci mesaj, ispat yükünün yönüne ilişkindir. TMK 6 ve HMK 190 uyarınca iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan lehine hak çıkaran taraf, o vakıayı ispatla yükümlüdür; muvazaayı ileri süren mirasçının, mal kaçırma amacını somut delillerle ortaya koyması beklenir. İncelenen dosyada tanık beyanları bu amacı desteklememiş, aksine mirasbırakan ile davacı arasında husumet bulunmadığı anlaşılmıştır. Muvazaa iddialarının delil yönünden eksik araştırmayla sonuçlandırılmasına ilişkin bir başka örnek bozma sonrası muvazaa araştırması konulu incelemede ele alınmıştır.

Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi muvazaa nedeniyle iptal edilebilir mi?

Karara göre sözleşmenin muvazaalı olarak yapıldığı her zaman ileri sürülebilir; böyle bir iddia varsa mahkemece tarafların gerçek ve müşterek amaçları TBK 19 hükmünden yararlanılarak açıklığa kavuşturulur. Ancak sözleşmenin mal kaçırma amacıyla yapıldığının hukuken ve yeterli delillerle ispatlanması gerekir.

Devredilen taşınmazın değerinin yüksek olması muvazaayı kanıtlar mı?

Kararda edimler arasındaki nispetsizlik bir ispat yolu olarak kabul edilmekte, ancak diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Mirasbırakan malvarlığının tamamını devretmiş olsa dahi, bu miktarın bakım akdinin karşılığı olduğu hayatın olağan deneyimleriyle anlaşılabiliyorsa salt devir muvazaa olarak nitelendirilemez.

Bakım borçlusunun yükümlülükleri nelerdir?

TBK 614 uyarınca bakım alacaklısı sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılır; bakım borçlusu, aldığı malların değerine ve bakım alacaklısının sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri ifa etmek, özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve tedavi ettirmek zorundadır.

Sözleşmenin ölümden kısa süre önce yapılması sonucu değiştirir mi?

İncelenen dosyada sözleşme ile vefat arasında yaklaşık üç ay bulunmasına rağmen Daire bu olguyu tek başına belirleyici saymamış; tanık beyanlarında kırgınlık bulunmaması, değerin aşırı nispetsiz olmaması ve mal kaçırma amacına dair somut delil sunulmaması nedeniyle bozma kararı vermiştir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu