Ek Davada Kesinleşen Kusur – Ankara BAM 21. HD 2026/678

Yatırım hesabındaki zararını önce küçük bir tutarla, “şimdilik” kaydıyla dava eden yatırımcı, ilk davayı kazandıktan sonra kalan alacağı için yeniden mahkemeye gittiğinde hangi soruların yeniden tartışılabileceği uygulamada sık karşılaşılan bir meseledir. Aracı kurum ikinci davada kusursuz olduğunu, zamanaşımının dolduğunu ve faizin ancak yeni dava tarihinden işleyebileceğini savunabilir; yatırımcı ise bu kez kurumun tam kusurlu olduğunu ve zararının ilk davada belirlenenden fazla olduğunu ileri sürebilir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin incelediği dosya, kesinleşmiş bir istinaf kararında yapılan tespitlerin bu ikinci tur tartışmayı nasıl sınırladığını gösteriyor.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 21.05.2026 tarihli ve E.2023/1375, K.2026/678 sayılı kararıyla, yatırım danışmanlığı sözleşmesinden doğan zarar için açılan ek (bakiye) davada, daha önceki kısmi davada kesinleşen toplam zarar ve %50 kusur oranı tespitinin taraflar bakımından bağlayıcı olduğunu kabul eden ilk derece kararına yönelik aracı kurumun istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
🧩 İki aşamalı bir uyuşmazlık
Karar metninde aktarılan dava dilekçesine göre davacı, riskli olmayan alanlara yatırım yapılması amacıyla davalı aracı kurumdaki hesabına 100.000,00 TL aktarmış; menkul kıymet alımında kullanılmak üzere adına bir de kredi hesabı açılmıştır. Hisse senedi alım satımı konusunda bilgisiz ve tecrübesiz olduğunu belirten davacı, aracı kurum personelinin alım satım önerilerini onayladığını, işlemler ile faiz ve komisyon adı altındaki kesintiler sonucunda kısa sürede 100.000,00 TL’yi aşan bir kayba uğradığını ileri sürmüştür. İddiaya göre aracı kurum mesleki özeni göstermemiş, yatırımcının tecrübesizliğinden yararlanarak kendi lehine kazanç sağlayan gereksiz işlemler yaptırmıştır.
Davacı bu iddialarla önce Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde 10.000,00 TL’lik belirsiz alacak davası açmıştır. Dava ilk derecede reddedilmiş, istinaf üzerine Ankara BAM 21. Hukuk Dairesi bu kararı kaldırarak esas hakkında yeniden hüküm kurmuştur. Ek dava, bu ilk dosyanın sonucunun ardından, 17/05/2021 tarihinde açılmıştır.
📑 İlk istinaf kararındaki tespitler
Ek davanın kaderini belirleyen, Dairenin 07/10/2019 tarihli, E.2018/741, K.2019/1164 sayılı kararıdır. Karar metninde aktarıldığı hâliyle bu kararda şu tespitler yapılmıştır:
- istinaf aşamasında alınan ve önceki raporlar arasındaki çelişkiyi gideren bilirkişi heyeti raporuyla davacının zararı 110.985,80 TL olarak belirlenmiştir;
- davacı, aracı kurum personelinin yönlendirmesiyle hareket etmeme ve zarar doğmaya başladıktan sonra işlemlere müdahale etme imkânı varken önerileri onaylamakla yetinmiş, böylece zararın oluşmasına katkı sağlamıştır;
- yapılan işlemlerin adedi de gözetilerek davacı ile aracı kurumun %50’şer oranında kusurlu olduğu takdir edilmiştir;
- davacı talebini 10.000,00 TL ile sınırladığından aracı kurum aleyhine bu tutar üzerinden hüküm kurulmuştur;
- yatırım hesabındaki alım satım işlemleri aracı kurum tarafından yapıldığından, kredi tahsis eden bankanın zarara yol açan bir kusuru bulunmadığı kabul edilerek banka hakkındaki dava reddedilmiştir.
Bu karar taraflarca temyiz edilmiş, ancak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2020/82, K.2021/6574 sayılı ilamıyla kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz istemlerini reddetmiştir. Böylece istinaf kararı 07/10/2019 tarihinde kesinleşmiş sayılmıştır. Aracı kurum personelinin yönlendirmesine ilişkin ispat tartışmasının farklı bir görünümü için aracı kurum yönlendirmesinin ispatı yazısına bakılabilir.
⚖️ Ek davada taraflar ne istedi?
Davacı ek davada, ilk istinaf kararında hem zarar miktarının hem de kusur oranının hatalı belirlendiğini, kendisinin kusursuz, aracı kurumun ise tam kusurlu olduğunu ileri sürmüştür. Talep kalemleri şöyledir: 110.985,80 TL alım satım zararı, 16.325,93 TL işlem komisyonu, 816,33 TL BSMV ve 5.711,31 TL kredi komisyonu; toplam 133.893,37 TL’den ilk davada hükmedilen 10.000,00 TL düşülerek 123.893,00 TL’nin, ilk dava tarihi olan 06/10/2016’dan itibaren avans faiziyle tahsili.
Aracı kurum ise şu savunmaları öne sürmüştür:
- ek dava beş yıllık süre geçtikten sonra açıldığından alacak zamanaşımına uğramıştır;
- bütün işlemlerden önce telefonla teyit ve onay alınmış, davacının bilgisi dışında işlem yapılmamıştır;
- zarar, belirli bir hissenin alımdan sonraki fiyat düşüşünden, yani piyasa riskinden doğmuştur;
- sözleşmelerde ve bildirim formlarında risk açıkça hatırlatılmış, kesin kâr taahhüdü verilmemiştir;
- istinaf aşamasında ayrıca hesap yapılmalı, faiz ilk dava tarihinden değil ek dava tarihinden işletilmelidir.
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, kesinleşen kısmi dava ve o davada alınan bilirkişi raporunun ek dava için kesin delil oluşturduğunu kabul etmiştir. Mahkeme, toplam zararın 110.985,80 TL ve davacının kusurunun %50 olduğuna ilişkin kesinleşmiş tespitle bağlı kalarak davayı kısmen kabul etmiş; 45.492,90 TL’nin 06/10/2016 tarihinden itibaren avans faiziyle aracı kurumdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermiştir. Bu karara karşı yalnızca aracı kurum istinaf yoluna başvurmuştur.
🔎 Dairenin gerekçesi ve sonuç
Daire, uyuşmazlığı “yatırım hesabında yapılan işlemler nedeniyle uğranılan maddi zararın tahsiline ilişkin bakiye alacak istemi” olarak nitelendirmiştir. Taraflar arasında sermaye piyasası araçları çerçeve sözleşmesi ile yatırım danışmanlığı sözleşmesi imzalandığı, dava dışı bankaca kredi tahsis edildiği ve yatırım danışmanı aracılığıyla yapılan işlemler sonucunda davacının zarara uğradığı hususlarında ihtilaf bulunmadığını tespit etmiştir. Tartışma, aracı kurumun tam kusurlu olup olmadığı ile bakiye zararın varlığı ve miktarına odaklanmıştır.
Dairenin değerlendirmesi üç noktada toplanmaktadır:
- Kesin delil: Dairenin kesin nitelikteki 07/10/2019 tarihli kararı, bakiye alacak istemli ek dava bakımından taraflar yönünden kesin delil niteliğindedir ve tarafları bağlar; ilk derece mahkemesinin bu yöndeki tespitinde isabetsizlik yoktur.
- Kusur itirazları: Tarafların kusur oranları kesinleştiğinden, aracı kurumun somut olayda kusuru bulunmadığına ilişkin tüm istinaf itirazları reddedilmiştir.
- Zamanaşımı: Yatırım danışmanlığı sözleşmesinden kaynaklı zarar için kısmi nitelikteki ilk dava 06/10/2016’da, ek dava ise 17/05/2021’de açılmıştır; bu tarihler gözetildiğinde ek dava bakımından zamanaşımı süresi dolmamıştır.
Daire bu gerekçelerle ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararında isabetsizlik görmemiş, aracı kurumun istinaf başvurusunu HMK 353/(1)-b.1 uyarınca esastan reddetmiştir. Karar, uyuşmazlık konusu miktar dikkate alınarak HMK 362. madde gereğince kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
🧮 Rakamlarla hüküm
Hükmün nasıl oluştuğu, kesinleşmiş tespitlerin doğrudan uygulanmasıyla izlenebilir:
| Kalem | Tutar / oran | Dayanak |
|---|---|---|
| Toplam zarar | 110.985,80 TL | İlk istinaf kararındaki bilirkişi heyeti raporu |
| Aracı kurumun payı | %50 | Kesinleşmiş müterafik kusur takdiri |
| Kısmi davada hükmedilen | 10.000,00 TL | Taleple bağlılık |
| Ek davada hükmedilen bakiye | 45.492,90 TL | %50 payından 10.000,00 TL’nin mahsubu |
Davacının ek davada istediği 123.893,00 TL ile hükmedilen 45.492,90 TL arasındaki fark, kesinleşmiş tespitlerin yeniden tartışılamamasından kaynaklanmaktadır: davacının tam kusur iddiası da, toplam zarara komisyon, BSMV ve kredi komisyonu kalemlerini ekleme çabası da bu sınırın dışında kalmıştır. İlk davada istenmeyen bir kalemin sonradan ayrı davaya konu edilmesine ilişkin farklı bir uyuşmazlık için ilk davada istenmeyen faiz yazısı da bu kararla birlikte okunabilir.
💡 Kararın öğrettikleri
Karar, yatırım hesabı zararlarına ilişkin davalarda kısmi dava ile ek dava arasındaki ilişkiyi açık biçimde ortaya koymaktadır. İlk davada kesinleşen zarar miktarı ve kusur dağılımı, ek davada iki taraf için de bağlayıcı kabul edilmiştir. Bu durum hem yatırımcının daha yüksek bir kusur oranı veya daha geniş bir zarar kalemi elde etme imkânını hem de aracı kurumun sorumluluğu bütünüyle reddetme imkânını sınırlamıştır.
Kararın bir diğer yönü, ilk istinaf kararında bankanın sorumluluğuna ilişkin tespittir. Kredi kullandırılmış olsa bile alım satım işlemlerini aracı kurum yaptığı için banka bakımından kusur bulunmadığı kabul edilmiş ve ek dava yalnızca aracı kuruma yöneltilmiştir. Kredili işlemlerde zararın kime yükletilebileceği sorusu, bu nedenle işlemi kimin gerçekleştirdiğine sıkı sıkıya bağlı görünmektedir.
Zamanaşımı yönünden ise Daire, kısmi ilk davanın açıldığı tarih ile ek davanın açıldığı tarihi birlikte gözeterek sürenin dolmadığı sonucuna ulaşmıştır. Gerekçede uygulanan sürenin ayrıca adlandırılmadığı dikkate alındığında, kararın bu yönünün somut dosyanın tarihleriyle sınırlı olarak okunması yerinde olur.
❓ Sık sorulan sorular
Kısmi davada belirlenen kusur oranı ek davada değiştirilebilir mi?
Bu dosyada değiştirilmemiştir. Daire, önceki kesin kararını ek dava bakımından taraflar yönünden kesin delil saymış ve tarafların kusurunun kesinleştiğini belirterek aracı kurumun kusursuzluk itirazlarını reddetmiştir. Davacının tam kusur iddiası da ilk derece mahkemesince bu tespitle bağlı kalınarak karşılanmamıştır.
Kredi kullandıran banka da zarardan sorumlu tutuldu mu?
Hayır. İlk istinaf kararında, yatırım hesabındaki alım satım işlemlerinin aracı kurum tarafından yapıldığı ve bankanın bu yönde bir işleminin bulunmadığı belirtilerek banka hakkındaki dava reddedilmiştir. Ek dava yalnızca aracı kuruma karşı yürütülmüştür.
Ek dava neden zamanaşımına uğramış sayılmadı?
Daire, yatırım danışmanlığı sözleşmesinden kaynaklanan zarar için kısmi ilk davanın 06/10/2016’da, ek davanın 17/05/2021’de açıldığını tespit etmiş ve ek dava yönünden dava tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin henüz dolmadığını kabul etmiştir. Aracı kurumun beş yıllık sürenin geçtiğine dayanan itirazı bu nedenle yerinde görülmemiştir.
Bu karara karşı temyiz yoluna gidilebilir mi?
Karar metnine göre hayır. Daire, uyuşmazlık konusu miktarı dikkate alarak kararı HMK 362. madde gereğince kesin olarak vermiştir. İlk kısmi davadaki istinaf kararına yönelik temyiz istemleri de Yargıtay 11. Hukuk Dairesince kesinlik nedeniyle reddedilmişti.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan kararından ve bu kararda aktarılan önceki istinaf ilamından derlenmiştir. Değerlendirme, kısmi davada zarar ve kusur oranı kesinleşmiş somut bir ek davaya dayanmaktadır; sözleşme türü, işlem kayıtları, önceki yargılamanın sonucu ve dava tarihleri farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Bölge adliye mahkemesi kararları Yargıtay içtihadı niteliği taşımaz. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



