Velayette Çocuğun Görüşü – Yargıtay 2. HD 2026/4287

Velayet uyuşmazlıklarında hâkimin elinde çoğu zaman iki ayrı kaynak bulunur: çocuğun kendi ağzından söyledikleri ve uzmanların hazırladığı sosyal inceleme raporu. Peki bu ikisi birbirini tutmuyorsa hangisi esas alınacaktır? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 16.04.2026 tarihli, 2026/1871 E. ve 2026/4287 K. sayılı kararı, bu soruya “hiçbiri tek başına değil” yanıtını veriyor ve mahkemeye somut bir yol haritası çiziyor.
👨👩👦 Davanın Konusu ve Uyuşmazlığın Doğuşu
Uyuşmazlık, bir asliye hukuk (aile) mahkemesinde görülen karşılıklı boşanma davalarından doğmuştur. Yargılama sonunda mahkeme her iki davanın da kabulüne, tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine ve baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına karar vermiştir.
Karar her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmiş, bölge adliye mahkemesi başvuruları esastan reddetmiştir. Erkek vekilinin temyizi üzerine dosya ilk kez Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin önüne gelmiş ve Daire, 29.02.2024 tarihli kararıyla hükmü bozmuştur. Bu ilk bozmanın gerekçesi teknik ama son derece somuttur: idrak çağındaki çocuğun hâkim tarafından dinlenmesi, üç kişilik uzman heyetinden sosyal inceleme raporu alınması ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeyle hüküm kurulmuştur.
Görüldüğü üzere dosyanın ilk turdaki sorunu velayetin kime verildiği değil, velayetin hangi bilgiyle belirlendiğidir. Yargıtay, çocuğun kendisine hiç sorulmadan ve uzman değerlendirmesi alınmadan kurulan bir velayet hükmünü denetlenebilir bulmamıştır.
⚖️ Derece Mahkemeleri ve İkinci Temyiz İncelemesi
İlk derece mahkemesi bozma ilamına uymuş ve yargılamayı genişletmiştir. Bu kez 2015 doğumlu ortak çocuk duruşmada hâkim tarafından dinlenmiş, sosyal inceleme raporu da dosyaya girmiştir. Yargılamanın sonunda mahkeme yön değiştirmiş; velayeti babaya vermiş, anne ile çocuk arasında kişisel ilişki kurmuştur. Kararı bu kez kadın vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki iki delil şöyledir:
- Çocuğun duruşmadaki beyanı: Pazartesi, salı ve çarşamba günlerini annesiyle; perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günlerini babasıyla geçirdiğini, “annesinin kararını istediğini”, tercihinin annesinin fikirlerine uyarak bu düzenin devam etmesi olduğunu söylemiştir.
- Sosyal inceleme raporu: Uzmanlar, çocuğun görüşünün aksine, velayetin babaya verilmesinin uygun olacağını bildirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu iki kaynağın “birbiriyle çelişmekte” olduğunu tespit etmiş ve çelişki giderilmeden velayet hükmü kurulamayacağı sonucuna varmıştır. Karar, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle ve ilk derece mahkemesi kararının bozulması yönünde verilmiştir.
🧭 Çocuğun Üstün Yararı Ölçütü Nasıl Kurulur?
Kararın hukuki çerçevesi, velayet ve kişisel ilişki düzenlenirken göz önünde tutulacak temel ilkenin çocuğun üstün yararı olduğu tespitiyle başlar. Daire, bu ilkenin içeriğini şu unsurlarla doldurmaktadır:
- Çocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi,
- Ana ve babanın yararlarının, boşanmadaki kusurlarının, ahlaki değer yargılarının ve sosyal konumlarının yalnızca çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde dikkate alınması,
- Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 3. ve 6. maddeleri uyarınca idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması,
- Alınan görüşe gereken önemin verilmesi; buna karşılık üstün yarar gerektiriyorsa görüşün aksine de karar verilebilmesi.
Bu listedeki son iki unsur, uygulamada en çok karıştırılan noktadır. Çocuğun dinlenmesi bir formalite değildir; ancak çocuğun söylediği de mahkemeyi mutlak biçimde bağlamaz. Kararın asıl katkısı, bu iki ucun arasındaki dengeyi usul düzeyinde tarif etmesidir.
🗣️ İdrak Çağındaki Çocuk Nasıl Dinlenir?
Somut olayda çocuk dinlenmiştir; fakat Daire, beyanın net olmadığını vurgulamıştır. Çocuk kendi tercihini bağımsız biçimde ortaya koymak yerine “annesinin fikirlerine uyarak” mevcut düzenin sürmesini istediğini söylemiştir. Bu ifade, bir tercih beyanından çok bir uyum beyanı niteliğindedir ve velayet hükmüne dayanak yapılabilecek berraklıkta değildir.
Daire, bozma kararında mahkemeye şu işlemleri yapması gerektiğini göstermiştir: idrak çağındaki çocuğun görüşü net bir şekilde alınmalı, velayet konusundaki tercihi sorulmalı, çocuk kararın olası sonuçlarından bilgilendirilmeli, üç kişilik uzman heyetinden yeniden sosyal inceleme raporu alınmalıdır.
“Olası sonuçlardan bilgilendirme” ölçütü özellikle dikkat çekicidir. Çocuktan alınan görüşün anlamlı sayılabilmesi için çocuğun neyi seçtiğini ve bu seçimin günlük yaşamında ne değiştireceğini kavraması beklenmektedir. Aksi hâlde alınan beyan, biçimsel olarak tutanağa geçse de üstün yarar değerlendirmesine elverişli bir veri üretmez.
İspat ve delil değerlendirmesindeki benzer bir titizlik arayışı, aile hukukunun başka alanlarında da karşımıza çıkmaktadır; bu konuda ziynet alacağında ispat ve kusura ilişkin Yargıtay kararı karşılaştırmalı olarak incelenebilir.
🆕 Çocuğun Görüşünün Aksine Karar Verilebilir mi?
Kararın en pratik cümlesi burada gizlidir: çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşünün aksine karar verilmesi mümkündür. Ancak Daire buna bir koşul eklemektedir. Uzmanlar, çocuğun görüşünün aksine velayetin diğer ebeveyne verilmesi gerektiğinin gerekçelerini somut bir şekilde ortaya koymalıdır.
Böylece karar iki yönlü bir denetim ölçütü kurmaktadır:
- Çocuğun beyanı yönünden: Beyan net mi, bağımsız mı, bilgilendirilmiş mi?
- Uzman raporu yönünden: Rapor, çocuğun tercihinden ayrılmayı gerektiren olguları somut olarak gösteriyor mu?
Her iki sorunun da yanıtı dosyadan açıkça çıkmıyorsa, mahkemenin “beyan ile rapor çelişiyor” diyerek birini seçmesi yeterli görülmemektedir. Mevcut koşullar ve tüm deliller hep birlikte değerlendirilmeli, çocuğun üstün yararı dikkate alınarak sonuca gidilmelidir.
📐 Velayet ve Kişisel İlişkide Güncel Yasal Çerçeve
Velayetin boşanmada düzenlenmesinin dayanağı 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 182. maddesidir. Maddeye göre mahkeme, boşanma veya ayrılığa karar verirken olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten sonra tarafların haklarını ve çocukla kişisel ilişkilerini düzenler; velayet kendisine verilmeyen eşin kişisel ilişkisi belirlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur.
Maddeye 24.11.2021 tarihli 7343 sayılı Kanun ile eklenen ikinci fıkra ise ayrı bir aşamaya işaret eder: mahkeme kararında, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder. Velayetin kamu düzenine ilişkin niteliği, koşullar değiştiğinde konunun yeniden ele alınmasını mümkün kılar.
Ayrıca 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun uyarınca psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyetinden inceleme istenebilmesi, bu kararda görüldüğü gibi velayet dosyalarının temel delil kaynaklarından biridir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Çocuğun mahkemede söyledikleri velayeti doğrudan belirler mi?
Bu kararda, idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınmasının ve görüşe gereken önemin verilmesinin zorunlu olduğu, ancak çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde görüşünün aksine de karar verilebileceği belirtilmiştir.
Çocuğun beyanı ile sosyal inceleme raporu çelişirse ne olur?
Karara göre çelişki tek başına bir tercih yapılarak aşılamaz; çocuğun görüşü net biçimde yeniden alınmalı, üç kişilik uzman heyetinden yeniden rapor istenmeli ve tüm deliller birlikte değerlendirilmelidir.
Uzman raporunun çocuğun tercihinden ayrılması için ne gerekir?
Kararda, çocuğun görüşünün aksine velayetin diğer ebeveyne verilmesi gerektiğinin gerekçelerinin uzmanlarca somut bir şekilde ortaya konulması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu karar her velayet dosyasında aynı sonucu doğurur mu?
Yargıtay kararları benzer uyuşmazlıklarda yol gösterici olmakla birlikte her dosya kendi delilleri ve somut koşullarıyla değerlendirilir. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



