İstihkakta Kira Savunması – Yargıtay 12. HD 2025/7408

Haciz memuru bir fabrikaya girdiğinde, tezgâhların üzerinde kimin adı yazdığı görünmez. Görünen tek şey, malın kimin elinde bulunduğudur. İcra ve İflas Kanunu da tam bu noktadan hareket eder: elde bulundurma, mülkiyetin karinesidir. Peki haczedilen makinenin başkasına ait olduğunu söyleyen üçüncü kişi, elinde noterden düzenlenmiş bir kira sözleşmesi ve bir fatura tutuyorsa bu belgeler karineyi çürütmeye yeter mi? Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 19.11.2025 tarihli, 2025/5750 E. ve 2025/7408 K. sayılı kararı, cevabı tek bir kelimeye bağlıyor: denetlenebilirlik.
🔍 Mülkiyet Karinesi Haczin Yapıldığı Yere Göre Değişir
İstihkak uyuşmazlıklarında ilk ve belirleyici soru şudur: haciz sırasında mal kimin elindeydi? İİK’nın 97/a maddesi, “bir taşınır malı elinde bulunduran kimse onun maliki sayılır” diyerek zilyetliğe bağlı bir mülkiyet karinesi kurar. Aynı madde, borçlu ile üçüncü kişinin malı birlikte ellerinde bulundurmaları hâlinde dahi malın borçlu elinde sayılacağını, karinenin aksini ispat külfetinin ise iddia eden kişiye düştüğünü belirtir.
Bu karine, uygulamada iki ayrı usul yolunu doğurur. Mal borçlunun elinde kabul ediliyorsa İİK’nın 96 ve 97. maddeleri işler: istihkak iddiasını ileri süren üçüncü kişi, icra mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde istihkak davası açmaya mecburdur. Mal üçüncü kişinin elinde ise İİK’nın 99. maddesi devreye girer: bu kez icra müdürü, üçüncü kişi aleyhine dava açması için alacaklıya yedi gün süre verir; bu sürede dava açılmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır.
Fark, sadece davacının kim olacağıyla sınırlı değildir. Karine kimin yararına işliyorsa, ispat yükü de karşı tarafa geçer. İncelenen kararda haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği ve takip dayanağı senette yer alan adreste yapılmıştır. Daire bu tespitten hareketle, İİK’nın 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunu belirtmiş; karinenin aksini inandırıcı ve güçlü delillerle ispat yükünü davalı üçüncü kişiye yüklemiştir.
🏭 Karara Konu Uyuşmazlığın Seyri
Karar metninden çıkan tablo şudur: alacaklı, borçlu şirket aleyhine başlattığı takipte haciz yaptırmış; hacze konu makine üzerinde üçüncü kişi şirket mülkiyet iddiasında bulunmuştur. Haciz, üçüncü kişinin yedieminliğinde bırakıldığından, alacaklı İİK’nın 99. maddesi uyarınca istihkak iddiasının reddi istemiyle dava açmıştır.
Davalı üçüncü kişi şirketin savunması iki ayaklıdır. Birincisi, işyerinin mülkiyeti kendisine aittir ve borçluya kiralanmıştır; buna ilişkin adi yazılı bir taşınmaz kira sözleşmesi sunulmuştur. İkincisi, makineler de kendisine ait olup borçluya kiralanmıştır; bunun için farklı tarihlerde noterde düzenlenen taşınır kira sözleşmeleri ve haczedilen makineye ilişkin bir fatura dosyaya konulmuştur. Kararda açıkça anılan sözleşme, bir noterlikçe düzenlenen 24.11.2020 tarihli kira sözleşmesidir.
Dosyada yer alan tek teknik inceleme ise, icra takip dosyasında haczedilen makinenin değerinin belirlenmesi amacıyla alınmış bir bilirkişi raporudur. Yani dosyaya giren bilirkişi raporu, mülkiyet ilişkisini değil, kıymet takdirini konu almaktadır.
⚖️ Derece Mahkemeleri Belgeleri Neden Yeterli Gördü?
İlk derece mahkemesi davayı reddetmiştir. Gerekçesi şudur: haciz, borçluya ödeme emri tebliğ edilen adreste yapılmış olduğundan mülkiyet karinesinin aksinin davalı üçüncü kişi tarafından ispatı gerekir; hacze konu makine üçüncü kişi tarafından borçluya kiralanmıştır. Mahkeme, bu kiralama olgusunu ispatlanmış saymıştır.
Bölge adliye mahkemesi de aynı yönde karar vererek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. İstinaf gerekçesinde, üçüncü kişi şirketin sunduğu fatura ile noterde düzenlenen kira sözleşmesinin makinenin mülkiyetinin üçüncü kişiye ait olduğunu ispatladığı ve hacze konu makinenin, üçüncü kişi tarafından borçlu şirkete kiralanan makineler arasında yer aldığı belirtilmiştir.
Kısacası iki derece mahkemesi de, belgenin varlığını ispatın kendisi olarak kabul etmiştir. Yargıtay’ın müdahale ettiği nokta tam burasıdır.
📊 Yargıtay’ın İstediği İnceleme Kalemleri
12. Hukuk Dairesi, dosyada yalnızca kıymet takdirine ilişkin bilirkişi raporuyla yetinilerek karar verildiğini tespit etmiş ve bozma ilamında yapılması gereken araştırmayı kalem kalem saymıştır. Karar metninde sayılan inceleme başlıkları şunlardır:
- Davalı üçüncü kişi ile borçlu şirkete ait ticari defterlerin getirtilmesi ve bu defterler üzerinde araştırma yapılması,
- Sunulan faturaların ticari defter kayıtlarında yer alıp almadığının ve mahcuzlarla uyumlu olup olmadığının netleştirilmesi,
- Kira ilişkisinin denetlenmesi bakımından kira bedeli ödemelerinin defter kayıtlarında görünüp görünmediğinin belirlenmesi,
- Kira sözleşmesinin ilgili Vergi Dairesine bildirilip bildirilmediğinin araştırılması,
- Şirketin kira parası ve stopaj ödemesi yapıp yapmadığının tespiti,
- İncelenen defterlerin açılış ve kapanış tasdikinin yapılıp yapılmadığının belirlenmesi,
- Tüm bu hususlarda makine mühendisi ile mali müşavir bilirkişilerce rapor düzenlettirilmesi.
Daire, bu doğrultuda elde edilecek bilgilerin dosyadaki diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırmayla davanın reddedilmesini bozma sebebi saymıştır. Bozma, İİK’nın 364/2. maddesinin göndermesiyle HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca gerçekleşmiş; bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
🧾 Fatura ve Kira Sözleşmesi Tek Başına Neden Yetmiyor?
İİK’nın 97/a maddesinin ikinci fıkrası, istihkak davacısına iki ayrı yük yükler: malı ne suretle iktisap ettiğini göstermek ve borçlunun elinde bulunmasını gerektiren hukuki ve fiili sebepleri ortaya koymak. Karara konu olayda üçüncü kişi, birinci yük için fatura, ikinci yük için kira sözleşmesi sunmuştur. Yargıtay’ın yaklaşımı, bu iki belgenin de dışarıdan doğrulanabilir olması gerektiği yönündedir.
Faturanın doğrulaması ticari defterden geçer: fatura gerçekten bir alım işlemine karşılık geliyorsa hem düzenleyenin hem de alanın kayıtlarında görünmeli ve haczedilen makineyle eşleşmelidir. Kira sözleşmesinin doğrulaması ise ödeme ve vergi ayağından geçer: kira bedeli fiilen ödeniyorsa defterde iz bırakır, sözleşme vergi dairesine bildirilmişse kayıt doğar, stopaj yükümlülüğü yerine getirilmişse beyan görünür. Defterlerin açılış ve kapanış tasdikinin sorulması da aynı mantığın devamıdır; tasdiksiz defter, sahibi lehine delil değeri taşımaz.
Bu ispat disiplini, icra hukukunda karinelerin nasıl işlediğini gösteren diğer kararlarla da uyumludur; benzer bir yaklaşımın haciz ve şikâyet ilişkisinde nasıl kurulduğuna dair bir örnek için meskeniyet şikâyetinde satış avansı ve haczin düşmesine ilişkin Hukuk Genel Kurulu kararı incelenebilir.
🆕 Kararın İcra Uygulamasındaki Karşılığı
Karar, istihkak uyuşmazlıklarında sık rastlanan bir savunma kalıbını doğrudan hedef almaktadır: borçlunun kullandığı makine ve teçhizatın, haciz öncesinde düzenlenmiş bir kira sözleşmesiyle üçüncü kişiye ait gösterilmesi. Daire, böyle bir savunmanın peşinen reddedilmesini istememekte; aksine denetlenmesini istemektedir. Kira ilişkisi gerçekse, defter ve vergi kayıtlarında karşılığı bulunacaktır.
İkinci olarak karar, icra takip dosyasında alınmış kıymet takdiri raporunun istihkak yargılamasında mülkiyet ilişkisini aydınlatan bir delil sayılamayacağını ortaya koymaktadır. Değer tespiti ile aidiyet tespiti ayrı uzmanlık alanlarıdır; bu nedenle Daire, makine mühendisi ve mali müşavir olmak üzere iki ayrı uzmanlık dalından bilirkişi incelemesi öngörmüştür.
Üçüncü olarak, bozmanın alacaklı lehine gerçekleştiği unutulmamalıdır. İİK 99 yolunda davayı alacaklı açar; ancak haczin borçlunun bilinen adresinde yapılmış olması, karineyi yine alacaklı yararına çevirmektedir. Haczin yapıldığı adresin tutanakta doğru ve ayrıntılı biçimde saptanması, bu nedenle uyuşmazlığın kaderini belirleyen ilk halkadır.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
İİK 96-97 ile İİK 99 arasındaki fark nedir?
Fark, haczedilen malın kimin elinde kabul edildiğine bağlıdır. Mal borçlu elinde sayılıyorsa İİK’nın 96 ve 97. maddeleri uygulanır ve istihkak davasını üçüncü kişi açar. Mal üçüncü kişi nezdinde bulunuyorsa İİK’nın 99. maddesi uyarınca icra müdürü, istihkak davası açması için alacaklıya yedi gün süre verir; bu sürede dava açılmazsa üçüncü kişinin iddiası kabul edilmiş sayılır.
Noterde düzenlenen kira sözleşmesi mülkiyet karinesini çürütür mü?
Karara konu olayda tek başına yeterli görülmemiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, noterde düzenlenen kira sözleşmesi ve faturaya rağmen; kira bedeli ödemelerinin defter kayıtlarında yer alıp almadığının, sözleşmenin vergi dairesine bildirilip bildirilmediğinin ve stopaj ödenip ödenmediğinin araştırılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur.
Mülkiyet karinesi kimin lehine işler?
İİK’nın 97/a maddesine göre taşınır malı elinde bulunduran kimse malik sayılır; borçlu ile üçüncü kişi malı birlikte ellerinde bulundursalar bile mal borçlu elinde kabul edilir. İncelenen kararda haciz, borçluya ödeme emrinin tebliğ edildiği ve takip dayanağı senette yazılı adreste yapıldığından karine borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına kabul edilmiştir.
İstihkak davasında hangi bilirkişilerden rapor alınır?
Bu karara göre incelemenin konusuna göre birden fazla uzmanlık dalı gerekebilir. Daire, haczedilen makinenin mahcuzlarla uyumu ile ticari defter, kira ödemeleri, vergi dairesine bildirim ve stopaj hususlarının aydınlatılması için makine mühendisi ile mali müşavir bilirkişilerce rapor düzenlettirilmesini öngörmüştür. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



