Rekabet yasağında görevli mahkeme – Yargıtay 9. HD 2026/3579

Bir mühendis, on yılı aşkın süredir çalıştığı şirketten 2023 yılının Mart ayında ayrılıyor. İşveren ise ayrılıştan önceki döneme, yani iş sözleşmesinin hâlâ yürürlükte olduğu günlere işaret ediyor: dava dilekçesine göre çalışan, firmaya ait çizimleri iş sözleşmesi devam ederken, şirketin eski çalışanları tarafından kurulan başka bir firmaya usulsüz şekilde iletmiş; dava dışı o şirket de bu çizimler doğrultusunda ürün üretmiştir. İşverenin elinde taraflar arasında imzalanmış “Rekabet Yasağı ve Fikri-Sınai Haklara İlişkin Taahhütname” başlıklı bir belge vardır ve dava, bu belgeye dayanan cezai şartın tahsili istemiyle açılmıştır. Dosyadaki bilgilere göre çalışma 07.02.2013 tarihinde başlamış, iş sözleşmesi 28.03.2023 tarihinde Kod (46) çıkış koduyla sona ermiş, dava ise 23.06.2023 tarihinde açılmıştır.
Dosyada işin esasına, yani çizimlerin gerçekten iletilip iletilmediğine ve cezai şartın istenebilir olup olmadığına hiç sıra gelmemiştir; çünkü önce bambaşka bir soru öne çıkmıştır: bu uyuşmazlığa hangi mahkeme bakacaktır? İlk derece mahkemesi görevsizlik kararı vermiş, bölge adliye mahkemesi bu kararı yerinde bulmuş; Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise 21.04.2026 tarihli ve E.2026/3969, K.2026/3579 sayılı kararıyla her iki kararı da ayakta bırakmamıştır. Dairenin ayrımı tek cümlede özetlenebilir: iş sözleşmesi devam ederken rekabet etmeme borcu sadakat borcunun bir görünümüdür ve iş yargılamasına aittir; iş ilişkisi sona erdikten sonra işleyen rekabet yasağı ise başka bir görev kuralına tabidir.
- Çizimler, taahhütname ve cezai şart talebi
- İlk derece ve istinaf: dosya görev yönünden kapandı
- Sözleşme devam ederken: sadakat borcunun bir görünümü
- Sözleşme sona erdikten sonra: TBK m. 444 rejimi
- İçtihadı Birleştirme kararı neyi kapsıyor?
- Dairenin sonucu: görev yönünden bozma
- Kararın pratikteki anlamı
- Sıkça sorulan sorular
⚙️ Çizimler, taahhütname ve cezai şart talebi
Davacı işveren vekili dava dilekçesinde; davalının müvekkili şirkette 07.02.2013 tarihi itibarıyla mühendis olarak çalışmaya başladığını, 28.03.2023 tarihinde Kod (46) (istifa) uyarınca işten çıkarıldığını, davalının müvekkili firmaya ait çizimleri iş sözleşmesi devam ederken firmanın eski çalışanları tarafından kurulan bir firmaya usulsüz şekilde ilettiğini ve dava dışı bu şirket tarafından da bu çizimler doğrultusunda ürünlerin üretildiğini belirtmiştir. İşverene göre davalı, taraflar arasında imzalanan rekabet yasağı taahhütnamesine aykırı davranmıştır; dava, haksız rekabet sebebiyle cezai şart istemiyle açılmıştır.
Davalı işçi vekili ise cevap dilekçesinde taahhütnamenin nasıl imzalandığına odaklanan bir savunma geliştirmiştir. Savunmaya göre müvekkili, yeni iş aramak için ihbar önelini kullanacağını işverene bildirmiş; bu süreçte kendisine haksız rekabete ilişkin taahhütname imzalatılmış ve işe devam edeceği bildirilmiştir. İmzadan sonra ise iş sözleşmesi feshedilmiştir. Davalı, rekabet yasağı sözleşmesinin “iş sözleşmesi devam edecek” denilerek hileli bir şekilde imzalatıldığını ve iş ilişkisinin bu şekilde sonlandırıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. Böylece dosyada, taahhütnamenin geçerliliği bakımından bir irade sakatlığı iddiası da gündeme gelmiştir; ancak bu iddia, görev sorunu nedeniyle esastan tartışılamamıştır.
🧭 İlk derece ve istinaf: dosya görev yönünden kapandı
İlk derece mahkemesi, dosyaya sunulan mesaj dökümlerini değerlendirmiş; mesaj kayıtlarının incelenmesinde davalı tarafından projelerin ve çizimlerin gönderildiği mesajlaşmaların bulunduğunu ve taraflar arasında “Rekabet Yasağı ve Fikri-Sınai Haklara İlişkin Taahhütname” başlıklı belgenin imzalandığını tespit etmiştir. Mahkeme buradan hareketle uyuşmazlığı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 444. maddesi kapsamında kalan ve iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki talepleri içeren bir uyuşmazlık olarak nitelendirmiştir.
Bu nitelendirmenin sonucu doğrudan görev kuralına bağlanmıştır. Mahkeme, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı kararına dayanarak, 6098 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri kapsamında düzenlenen rekabet yasağından kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin asliye mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir. Karar metninde ilgili asliye mahkemesinin adı, yayımlanan içtihat metnindeki anonimleştirme nedeniyle “…” biçiminde geçmektedir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesi, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle başvuruyu esastan reddetmiştir. Davacı vekili bu kararı temyiz etmiş; temyiz dilekçesinde, dayanak alınan İçtihadı Birleştirme kararının iş sözleşmesinin sona ermesinden sonraki rekabet yasağı ihlallerine ilişkin olduğunu, iş sözleşmesi devam ederken sadakat borcuna aykırılık hâlinde ise iş mahkemelerinin görevli olduğunu ve somut olayda ihlalin sözleşme devam ederken gerçekleştiğinin açık olduğunu ileri sürmüştür.
🤝 Sözleşme devam ederken: sadakat borcunun bir görünümü
Daire, değerlendirmesine uyuşmazlığın çerçevesini çizerek başlamıştır: dava, rekabet yasağının ihlalinden doğduğu ileri sürülen cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir ve öncelikle dikkate alınması gereken husus, uyuşmazlığın 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığıdır.
Kararda bundan sonra maddi hukuk bakımından belirleyici olan tespit yapılmaktadır: işçi, iş sözleşmesi devam ederken işverenle rekabet oluşturacak davranışlarda bulunamaz. İşçinin sözleşme devam ederken rekabet etmeme borcu, sadakat borcunun özel bir görünümüdür; bu borca aykırı davranan işçi, sadakat borcuna aykırı davranmış olur. Daire ayrıca, iş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek olmadığını belirtmiştir. Rekabet yasağının ihlali hâlinde işveren, iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebilecektir.
Bu yaklaşım, mevzuattaki düzenlemeyle örtüşmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 396. maddesinde işçinin özen ve sadakat borcu düzenlenmiş; maddenin üçüncü fıkrasında işçinin, hizmet ilişkisi devam ettiği sürece sadakat borcuna aykırı olarak bir ücret karşılığında üçüncü kişiye hizmette bulunamayacağı ve özellikle kendi işvereniyle rekabete girişemeyeceği belirtilmiştir. Aynı maddenin dördüncü fıkrası, işçinin iş gördüğü sırada öğrendiği üretim ve iş sırları gibi bilgileri hizmet ilişkisinin devamı süresince kendi yararına kullanamayacağını ve başkalarına açıklayamayacağını düzenlemektedir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II/e bendinde ise işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması ve işverenin meslek sırlarını ortaya atması gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışları, işveren bakımından haklı nedenle derhal fesih sebebi olarak sayılmıştır.
📜 Sözleşme sona erdikten sonra: TBK m. 444 rejimi
Buna karşılık 6098 sayılı Kanun’un 444. maddesi, tamamen farklı bir zaman dilimini düzenlemektedir. Maddeye göre fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Maddenin ikinci fıkrasında ayrıca, rekabet yasağı kaydının ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerli olacağı belirtilmiştir.
İki rejim arasındaki fark sadece zamana ilişkin değildir: sözleşme devam ederken rekabet etmeme borcu kanundan doğar ve ayrı bir anlaşmaya ihtiyaç göstermez; sözleşme sonrası rekabet yasağı ise ancak yazılı bir kayıtla ve kanunun aradığı ek koşullar varsa doğar. Dosyada düğüm de buradadır: belgenin varlığı değil, iddia edilen aykırı davranışın hangi dönemde gerçekleştiği belirleyici olmuştur.
⚖️ İçtihadı Birleştirme kararı neyi kapsıyor?
Kararda, ilk derece mahkemesinin gerekçesine dayanak yaptığı içtihadı birleştirme kararının kapsamı açıkça sınırlandırılmaktadır. Daire, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı kararı ile 6098 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri uyarınca rekabet yasağına aykırılık sebebiyle açılacak davalarda asliye mahkemelerinin görevli olduğuna karar verildiğini belirtmiştir. Ardından kararın kapsamına ilişkin belirleyici cümle gelmektedir: İçtihadı Birleştirme Kararı, taraflar arasındaki iş ilişkisinin sona ermesinden sonra meydana gelen rekabet koşullarına aykırılık hâlinde asliye mahkemesinin görevli olduğu noktasındadır.
İçtihadı birleştirme kararları 2797 sayılı Yargıtay Kanunu uyarınca bağlayıcıdır; ancak bu bağlayıcılık, kararın çözdüğü hukuki sorunun sınırları içinde geçerlidir. Daire bu dosyada kararın varlığını değil, somut uyuşmazlığa uygulanabilir olup olmadığını denetlemiştir.
🔨 Dairenin sonucu: görev yönünden bozma
Somut olayda Daire; dava konusu uyuşmazlığın, taraflar arasında iş ilişkisi devam ederken davacı işveren ile davalı işçi arasında rekabet yasağına ilişkin düzenlenmiş olan sözleşme maddesi uyarınca tarafların talep edebilecekleri cezai şarta ilişkin olduğunu, bu nedenle davada görevli mahkemenin iş mahkemeleri olduğunu belirlemiş ve kararın görev yönünden bozulması gerektiği sonucuna varmıştır. Bu sonuç, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesindeki görev kuralıyla da uyumludur; anılan maddede iş mahkemelerinin, işçiler ile işveren veya işveren vekilleri arasında iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığına bakacağı düzenlenmiştir.
Hüküm fıkrasında Daire; temyiz olunan, ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının usulden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine ve bozma kararının bir örneğinin bölge adliye mahkemesine gönderilmesine 21.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar vermiştir. Bozma usulden olduğu için uyuşmazlığın esası hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır; dosya, görevli olduğu belirlenen iş mahkemesinde yeniden görülecektir.
🎯 Kararın pratikteki anlamı
Karar, rekabet yasağı uyuşmazlıklarında görev sorununun belgenin başlığına göre değil, iddia edilen aykırı davranışın zamanına göre çözüldüğünü göstermektedir. Taraflar arasında “rekabet yasağı taahhütnamesi” adını taşıyan bir belge bulunması, uyuşmazlığı kendiliğinden sözleşme sonrası rekabet yasağı rejimine taşımamaktadır. Dosyada dava dilekçesindeki anlatım, çizimlerin iş sözleşmesi devam ederken iletildiği yönünde olduğundan uyuşmazlık, sadakat borcuna aykırılık ekseninde iş yargılamasının alanında kalmıştır.
İkinci olarak karar, içtihadı birleştirme kararlarının uygulanmasında kapsam denetiminin önemini göstermektedir: bir kararın bağlayıcı olması, her benzer görünümlü uyuşmazlığa uygulanacağı anlamına gelmemektedir. Bu tür dosyalarda ihlal tarihleri, mesaj kayıtları ve iş sözleşmesinin sona erme tarihi bir arada değerlendirilmektedir.
Üçüncü olarak, görev bakımından verilen bu sonuç davanın esasını etkilememektedir; taahhütnamenin hile ile imzalatıldığı yönündeki savunma da, cezai şartın koşulları da görevli mahkemede tartışılacaktır. Serideki haklı fesihte altı iş günlük süre ve öğrenme anına ilişkin karar ile belediyede alt işveren muvazaasına ilişkin karar da iş yargılamasında benzer nitelendirme tartışmalarını içermektedir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
İş sözleşmesi devam ederken rekabet etmeme borcu için ayrı bir sözleşme gerekir mi?
Kararda, iş sözleşmesi devam ederken işçinin sadakat borcu gereği zaten rekabet yasağı bulunduğundan bu konuda ayrı bir anlaşmanın varlığına gerek olmadığı belirtilmiştir. 6098 sayılı Kanun’un 396. maddesinin üçüncü fıkrasında da işçinin hizmet ilişkisi devam ettiği sürece kendi işvereniyle rekabete girişemeyeceği düzenlenmiştir.
İçtihadı Birleştirme kararı bu dosyada neden uygulanmamıştır?
Daire, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 13.06.2025 tarihli ve 2023/1 Esas, 2025/3 Karar sayılı kararının, iş ilişkisinin sona ermesinden sonra meydana gelen rekabet koşullarına aykırılık hâlinde asliye mahkemesinin görevli olduğu noktasında olduğunu belirtmiştir. Dosyadaki iddia ise iş ilişkisi devam ederken gerçekleşen bir davranışa ilişkin olduğundan uyuşmazlık, anılan kararın kapsamı dışında görülmüştür.
Sadakat borcuna aykırılık hâlinde işverenin hangi seçenekleri bulunmaktadır?
Kararda, rekabet yasağının ihlali hâlinde işverenin iş sözleşmesine aykırı davranıştan ötürü sözleşmeyi haklı nedenle feshedebileceği gibi, varsa zararının tazminini de isteyebileceği belirtilmiştir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesinin II/e bendinde, işverenin güvenini kötüye kullanmak ve işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi davranışlar derhal fesih sebepleri arasında sayılmaktadır.
Usulden bozma kararı dosyayı nasıl etkilemektedir?
Bozma görev yönünden ve usulden verildiği için uyuşmazlığın esası hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır. Dairenin kararıyla bölge adliye mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmiştir; yargılama görevli mahkemede bu doğrultuda sürdürülecektir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Görev yönünden verilen bozma kararı uyuşmazlığı kesin olarak sonuçlandırmaz; yargılama bu doğrultuda devam eder. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



