Çırak Kaydında Hizmet Tespiti – Yargıtay HGK 2026/222

Kırk yılı aşkın bir süre önce bir halı ve kilim atölyesinde çalışmaya başlayan bir kişi, o yıllardaki emeğinin Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik bildirildiğini ileri sürerek hizmet tespiti davası açar. Tanıklar onun tezgâh başında üretime katıldığını anlatır, mahkeme de çalışmayı büyük ölçüde kabul eder. Ancak Kurum kayıtlarında bir ayrıntı durmaktadır: İşverenin verdiği ilk işe giriş bildirgesinde meslek hanesine “Çırak” yazılmıştır. Bu kayıt, tanık beyanlarına rağmen ayrıca araştırılmalı mıdır?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 08.04.2026 tarihli ve E.2025/254, K.2026/222 sayılı kararıyla, çalışmanın çıraklık statüsünde geçip geçmediği yeterince araştırılmadan verilen direnme kararını bozmuştur. Genel Kurul, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin bozma gerekçesini benimsemiş; karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
🧵 Davacının talebi ve tarafların tutumu
Davacı vekili, müvekkilinin davalı halıcılık şirketine ait işyerinde 01.02.1979-31.01.1984 tarihleri arasında ayda 30 gün çalıştığını, ancak bu çalışmanın Kuruma eksik bildirildiğini ileri sürmüştür. Talep, Kuruma bildirilen süreler dışında kalan dönem için asgari ücret üzerinden çalışmanın tespitidir.
Davalı şirket, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiştir. Davaya fer’î müdahil olarak katılan Sosyal Güvenlik Kurumu ise iki temel savunma ileri sürmüştür:
- Hak düşürücü sürenin geçtiği,
- Kurum kayıtlarıyla çelişen tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı.
🗂️ Dosyanın geçtiği aşamalar
Uyuşmazlık Hukuk Genel Kuruluna gelinceye kadar dört aşamadan geçmiştir:
| İş mahkemesi (01.04.2021, E.2018/142 K.2021/124) | Taraf tanıkları ve resen belirlenen bordro tanıklarının beyanlarına göre işe başlama tarihi 01.11.1979 kabul edilmiş; 01.11.1979-31.01.1984 arasında asgari ücretle 1530 gün çalışmanın tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. |
| Bölge adliye mahkemesi (22.03.2023, E.2021/1516 K.2023/786) | Kurumun istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. |
| Yargıtay 10. Hukuk Dairesi (05.07.2023, E.2023/6380 K.2023/7541) | Davacıya ait 06.11.1979 tarihli ilk işe giriş bildirgesinin “Çırak” olarak verildiği tespit edilerek, çıraklık statüsünün araştırılması için karar bozulmuştur. |
| Direnme kararı (iş mahkemesi, E.2023/747 K.2024/185) | Tanık beyanlarına göre davacının çırak olarak değil, üretime katkı sağlayan işçi olarak çalıştığı ve bu konuda yeterli araştırma yapıldığı gerekçesiyle önceki hükümde direnilmiştir. |
Direnme kararını Kurum temyiz etmiştir. Kurum temyiz dilekçesinde Kurum kayıtlarının aksinin yazılı delillerle ispatlanması gerektiğini, çalışmanın kesintisiz olduğunun kabulünün eksik araştırmaya dayandığını, talep edilen dönemin hak düşürücü süreye uğradığını ve Kurum aleyhine yargılama gideri ile vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür.
📚 Dönemin mevzuatı: 506 ve 2089 sayılı Kanunlar
Dava konusu dönem 1979-1984 yıllarını kapsadığından, Genel Kurul önce uygulanacak hukuku belirlemiştir. 5510 sayılı Kanun’un geçici 7. maddesinin birinci fıkrası, bu Kanunun yürürlüğünden önceki sigortalılık başlangıçları ile hizmet sürelerinin tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirileceğini öngörür. Bu nedenle davanın yasal dayanağı mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunudur.
- 506 sayılı Kanun m.79/10: Belgeleri işverence verilmeyen veya Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak alacakları ilamla ispatlayabilirler.
- 506 sayılı Kanun m.2 ve 6: Sigortalılık niteliği, hizmet akdinin kurulması ve çalışmaya başlanmasıyla kazanılır.
- 506 sayılı Kanun m.3/II-B: Özel kanunda tarifi ve nitelikleri belirtilen çıraklar hakkında, çıraklık devresi sayılan süre içinde analık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları ile Kanunun 35. maddesi hükümleri uygulanmaz.
Son hüküm, uyuşmazlığın kilit noktasıdır: Davacı o dönemde gerçekten kanuni anlamda bir çırak ise, çıraklık devresinde uzun vadeli sigorta kollarının uygulanmaması sonucu doğabilir. Bu nedenle çıraklık statüsünün tespiti, hizmet tespiti talebinin kapsamını doğrudan etkileyen bir meseledir.
Çıraklığın tanımı için Genel Kurul, dava döneminde yürürlükte olan ve 05.07.1977’de yürürlüğe giren, daha sonra yürürlükten kaldırılan 2089 sayılı Çırak, Kalfa ve Ustalık Kanununa başvurmuştur. Bu Kanun’a göre:
- m.4: Çırak, kanuna tabi bir sanatı, o sanat için düzenlenen teorik ve pratik öğrenim programına göre işyerinde öğrenmek amacıyla bir çıraklık sözleşmesiyle işyeri sahibinin hizmetine giren kimsedir.
- m.5: Çırak olabilmek için kural olarak en az ilköğrenimi bitirmek, 12 yaşından küçük ve 18 yaşından büyük olmamak ve seçilen sanatın gerektirdiği niteliklere sahip olmak gerekir.
- m.16: İşyeri sahibi, çırak adayını çalıştırmaya başlamadan önce velisi veya kanuni temsilcisiyle üç örnek yazılı çıraklık sözleşmesi yapmak zorundadır.
- m.20: Sözleşmenin bir örneğinin mahalli çıraklık eğitimi komitesine, derneğe kayıtlı ise ilgili derneğe veya odaya verilmesi ve sicil numarası alınarak sözleşmeye yazılması gerekir.
🔎 Çırak ile işçiyi ayıran ölçüt
Genel Kurul, bir kişiye çırak denebilmesi için durumunun kanundaki tarif ve nitelendirmeye uyması gerektiğini vurgulamıştır. İlişkinin niteliği belirlenirken çalışma ilişkisinin gerçekte nasıl yürüdüğüne bakılmalıdır.
Gerekçenin en öğretici cümlesi şudur: Çıraklık sözleşmesinde ilişkinin üstün niteliği çalışma olgusu değil, bir meslek ve sanatın öğretilmesidir. Ancak çırak işyerinde üretimle ilgili çalışmalara bilfiil katılıyor ve meslek ve sanat eğitimi arka planda kalıyorsa, artık çıraklık ilişkisinden söz edilemez. Genel Kurul bu ilkenin daha önce de 17.11.2022 tarihli, 2021/10-554 E., 2022/1537 K. ve 23.06.2020 tarihli, 2016/21-1524 E., 2020/442 K. sayılı kararlarda benimsendiğini belirtmiştir.
Bu ölçüt ilk bakışta direnme kararını destekler gibi görünebilir; zira iş mahkemesi de davacının üretime katkı sağlayan bir işçi olduğunu kabul etmiştir. Fark, bu sonuca hangi araştırmayla ulaşıldığındadır.
🏛️ Direnme kararı neden bozuldu?
Genel Kurul somut dosyada şu olgulara dikkat çekmiştir:
- İşyeri tescil bilgilerine göre davalı işyerinde halı ve kilim imalatı yapılmaktadır.
- Davalı işverence düzenlenen ve Kurum kayıtlarına giren ilk işe giriş bildirgesi “Çırak” olarak verilmiştir.
- Davacı, tespitini istediği dönemin başında kanundaki çıraklık yaş sınırları içindedir.
Bu olgular karşısında Genel Kurul, davacının resmî kayıtlara ve beyanlara göre çıraklık statüsünde olup olmadığının, yukarıdaki ilkeler ışığında araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Direnme kararı yalnızca tanık beyanlarına dayanarak bu araştırmanın daha önce yeterince yapıldığını kabul etmişti. Genel Kurul ise Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken direnilmesini doğru bulmamış ve direnme kararını HMK m.371 uyarınca bozmuştur. Dosya, HMK m.373/1 uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.
Kararda Kurumun hak düşürücü süre ve yargılama giderine ilişkin itirazları ayrıca tartışılmamıştır; Genel Kurul, Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerle bozma yapmıştır.
🧮 Hizmet tespitinde ispat açısından değerlendirme
Karar, eski tarihli hizmet tespiti davalarında sık görülen bir gerilimi yansıtmaktadır: Bir yanda yıllar sonra dinlenen tanıkların anlatımı, öte yanda dönemin resmî kayıtları. Karardan çıkarılabilecek başlıca noktalar şunlardır:
- Resmî kayıttaki unvan göz ardı edilmemiştir: İşverence verilen bildirgedeki “Çırak” ibaresi, hizmet tespitinin kapsamını etkileyebilecek bir veri olarak ayrıca araştırılması gereken bir olgu sayılmıştır.
- Kanuni çıraklığın şekli unsurları vardır: 2089 sayılı Kanun döneminde yazılı çıraklık sözleşmesi ve bu sözleşmenin ilgili komiteye veya odaya verilmesi öngörülmüştür. Bu kayıtların bulunup bulunmadığı, statünün belirlenmesinde önem taşıyabilir.
- Fiilî durum belirleyici ölçüttür: Çıraklık sözleşmesi bulunsa bile, eğitim arka planda kalıp kişi üretime bilfiil katılıyorsa çıraklık ilişkisinden söz edilemeyeceği Genel Kurulca tekrar edilmiştir.
- Tanık beyanı tek başına yeterli görülmemiştir: Mahkemenin tanık anlatımlarına dayanarak yaptığı nitelendirme, resmî kayıtla çelişen durumda bu kaydın kaynağı araştırılmadan yeterli sayılmamıştır.
Hizmet tespiti davalarında işe başlama tarihine ilişkin araştırmanın kapsamı için 18 yaş öncesi çalışmanın tespiti yazısına, Kurum kayıtlarıyla çelişen belgelerin değerlendirilmesine ilişkin farklı bir örnek için işten çıkarılma korkusuyla imza yazısına bakılabilir.
❔ Sorular ve cevaplar
Çırak olarak bildirilen bir kişinin çalışması sigortalı hizmet sayılmaz mı?
Mahkeme tanıkları dinlemişken neden yeniden araştırma istendi?
Davacının 1530 günlük çalışması bu kararla reddedildi mi?
1979-1984 dönemi için neden 5510 sayılı Kanun değil, 506 sayılı Kanun uygulandı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, iş ve sosyal güvenlik hukukuna ilişkin diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararından ve kararda özetlenen ilk derece, bölge adliye mahkemesi ve Özel Daire kararlarından derlenmiştir. Kaynakta taraf kimlikleri anonimdir; davacının doğum tarihi ve işyeri sicil bilgisi gibi kişisel veriler yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar, kendi dosyasının olgularına ve resmî kayıtlarına dayanır; benzer görünen bir hizmet tespiti uyuşmazlığında sonuç, dönemin mevzuatına, kayıtlara ve toplanan delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




