ATM’de Unutulan Kartla Para Çekmek – Yargıtay CGK 2026/28

Bir bankamatikte işlemini bitirip kartını cihazda unutan kişinin hesabından, sıradaki kişinin para çekmesi… Türk ceza hukukunda on yıldır tartışılan bu tablo, hırsızlık mı yoksa banka kartının kötüye kullanılması mı sayılacak? Sorunun pratik önemi büyük: iki suçun cezası da, zamanaşımı süresi de, uzlaştırma kapsamında olup olmadığı da farklı. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 14.01.2026 tarihli ve E.2024/199, K.2026/28 sayılı kararıyla bu tartışmaya özel norm–genel norm ilişkisi üzerinden bir çizgi çekti.
Dosyanın hikâyesi son derece sade, hukuki düğümü ise değil. Yerel mahkeme eylemi banka kartının kötüye kullanılması saymış, Yargıtay 8. Ceza Dairesi bunu basit hırsızlık olarak nitelendirip bozmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise bilişim sistemi kullanıldığı için nitelikli hırsızlık olduğu görüşüyle itiraz etmişti. Ceza Genel Kurulu, üç seçenekten hiçbirini olduğu gibi kabul etmedi.
🏧 Bankamatikteki bir dakika: olayın oluşu
Karardaki kabule göre mağdur, 22.07.2014 tarihinde bir bankamatiğe gelerek banka kartını takmış, şifresini girmiş ve saat 15.23’te 150 TL çekmiştir. Cihazın çalışma sistemi gereği işlemi sonlandırıp kartını alması gerekirken bunu yapmamış, banka kartını cihazda unutarak ayrılmıştır.
Kısa süre sonra aynı bankamatiğe gelen sanık, kartın cihaz içinde kaldığını ve hesabın açık vaziyette olduğunu fark ederek işleme devam etmiş, saat 15.24’te 500 TL çekmiş ve olay yerinden uzaklaşmıştır. İki işlem arasında yalnızca bir dakika bulunmaktadır ve bu olgular konusunda Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında bir uyuşmazlık yoktur; tartışma tamamen eylemin hukuki nitelendirmesindedir.
🔀 Üç farklı nitelendirme, üç farklı sonuç
Erdemli 1. Asliye Ceza Mahkemesi 28.01.2016 tarihli ve 703-107 sayılı kararıyla sanığı TCK’nın 245/1-5, 168/1, 62, 50/1-a ve 52/2-4. maddeleri uyarınca cezalandırmış; hapisten çevrilen 6.000 TL ile doğrudan verilen 100 TL adli para cezası toplanarak 6.100 TL adli para cezasına ve taksitlendirmeye hükmetmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 21.11.2023 tarihli ve 9372-8823 sayılı kararıyla hükmü bozmuştur. Dairenin gerekçesi, eylemin TCK’nın 141. maddesinin birinci fıkrasındaki basit hırsızlık suçunu oluşturduğu; bu suçun ise 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik CMK’nın 253. maddesi kapsamında uzlaştırmaya tabi hâle geldiğidir. Bu nitelendirmenin bir diğer sonucu, dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ayrıca değerlendirilmesi zorunluluğudur.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 12.01.2024 tarih ve 291961 sayı ile itiraz etmiştir. İtirazın dayanağı şudur: ATM üzerinden gerçekleştirilen eylemde bilişim sistemi kullanılmış, parayı temsil eden veriler üzerinde yine bilişim sistemi kullanılmak suretiyle bir değişiklik yapılarak haksız çıkar elde edilmiştir; dolayısıyla TCK’nın 142/2-e maddesindeki nitelikli hırsızlık oluşmuştur. Özel Daire 20.03.2024 tarihli ve 159-2617 sayılı kararıyla itiraz nedenini yerinde görmeyince dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiştir.
💳 TCK 245/1 neyi suç sayıyor?
Kararda anılan hüküm şöyledir: “Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.”
Genel Kurul, madde gerekçesine de atıf yapmaktadır: düzenleme, banka veya kredi kartlarının hukuka aykırı olarak kullanılması suretiyle bankaların veya kart sahiplerinin zarara sokulmasını ve bu yolla çıkar sağlanmasını önlemek amacıyla kaleme alınmıştır. Gerekçede ayrıca, aslında hırsızlık, dolandırıcılık, güveni kötüye kullanma ve sahtecilik suçlarının koruma amaçlarının tümünü içeren bu fiillerin, duraksamaları ve içtihat farklılıklarını önlemek amacıyla bağımsız suç hâline getirildiği belirtilmektedir.
Kararda, TCK’nın 158/1-f maddesinde bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılığın, 142/2-e maddesinde bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle hırsızlığın düzenlendiği bir sistemde ayrıca 245. maddeye yer verilmiş olmasının kendi başına anlamlı olduğu vurgulanmaktadır.
⚖️ Görünüşte içtima ve özel normun önceliği
Genel Kurul, tek fiille birden fazla ceza normunun ihlali hâlinde sorunun ya farklı neviden fikri içtima (TCK m. 44) ya da görünüşte içtima ilkesiyle çözüleceğini belirtmektedir. Fikri içtimada, tek fiille birden fazla farklı suç gerçekten oluşur ve fail en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır; bu, non bis in idem kuralının bir yansımasıdır.
Görünüşte içtimada ise durum farklıdır: çeşitli normlar aynı fiille ilgili görünmesine rağmen aslında bunlardan yalnız biri uygulanabilir. Kararda bu fark şöyle ifade edilmektedir: görünüşte içtimada gerçekte sadece bir norm ihlal edilmekte, diğer normların ihlali yalnızca görünüştedir; gerçekte uygulanacak norm, haksızlık muhtevası itibarıyla diğerlerini tüketmektedir. Bu nedenle bir fiil bakımından önce görünüşte içtima ilişkisinin bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, böyle bir ilişki varsa fikri içtima hükmü uygulanmamalıdır.
Kararın kilit ölçütü ise özel normun önceliği ilkesidir: genel norm ile aynı hukuki yararı koruyan özel norm, genel normun tüm unsurlarını taşımakla birlikte onda yer almayan bazı özel unsurları da içerir; bu durumda somut olaya genel norm değil özel norm uygulanır. Genel Kurul bu ilkeyi uygulayarak, eylemin nitelikli hırsızlığı düzenleyen TCK 142/2-e maddesine görünüşte benzese de özel norm olan 245/1. madde gereğince cezalandırılması gerektiğini belirtmiştir.
🔓 Kart cihazda unutulunca zilyetlik ne oluyor?
Kararın hırsızlık tartışmasını kapatan ikinci halkası zilyetliktir. Genel Kurul, kartını cihazda unutarak ve hesabını da açık vaziyette bırakarak bankamatikten ayrılan mağdurun banka kartı üzerindeki fiilî hâkimiyetinin/zilyetliğinin sona erdiğini kabul etmektedir. Hırsızlık suçunun temelinde başkasının zilyetliğindeki taşınır malın rızası olmaksızın bulunduğu yerden alınması bulunduğundan, zilyetliğin sona erdiği bu noktada hırsızlık tipikliğinin tartışılması güçleşmektedir.
Buna karşılık TCK’nın 245/1. maddesi, kartı “her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran” kişiyi kapsamına almaktadır. Kararda sanığın, hem bilişim sistemini hem de ele geçirdiği mağdura ait banka kartını rızası olmaksızın kullanarak mağdurun hesabından para çekmek suretiyle kendisine yarar sağladığı tespit edilmiştir.
🧩 Genel Kurulun vardığı sonuç
Ceza Genel Kurulu, sanığın eyleminin TCK’nın 245/1. maddesinde düzenlenen banka kartının kötüye kullanılması suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu kabulün usuli sonucu şudur: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı değişik gerekçeyle kabul edilmiş, Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 21.11.2023 tarihli bozma kararı kaldırılmış ve dosya uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdi edilmiştir. Karar 14.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla verilmiş; çoğunluğa katılmayan dört üye, eylemin banka kartının kötüye kullanılması suçunu oluşturmayacağı görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
“Değişik gerekçe” ifadesi önemlidir: Başsavcılığın istediği sonuç eylemin nitelikli hırsızlık sayılmasıydı; Genel Kurul ise hırsızlık nitelendirmesini tümüyle reddederek yerel mahkemenin uyguladığı maddeye dönmüştür.
📌 Kararın pratikteki yansıması
Kararın ilk yansıması suç vasfının istikrar kazanmasıdır. Kart sahibinin rızası dışında kullanılan bir banka kartıyla haksız yarar sağlanması hâlinde kural olarak TCK 245 devreye girmekte; hırsızlık ve dolandırıcılık hükümleri bu özel norm karşısında geri çekilmektedir. Kararda, Ceza Genel Kurulunun 30.03.2010 tarihli ve 17-65 sayılı ile 11.12.2024 tarihli ve 202-405 sayılı kararlarına da atıf yapılarak bu çizginin süreklilik taşıdığı gösterilmiştir.
İkinci yansıma usule ilişkindir. Eylem hırsızlık sayılsaydı uzlaştırma ve dava zamanaşımı tartışmaları gündeme gelecek, dosyanın kaderi tümüyle değişebilecekti. Suç vasfının doğru belirlenmesinin yalnızca ceza miktarını değil, muhakemenin yürüyüşünü de belirlediği açıkça görülmektedir. Kartın rızasız kullanımının başka bir görünümü için serideki kartını verenin sorumluluğuna ilişkin karar da karşılaştırmalı olarak okunabilir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Genel Kurul eylemi neden hırsızlık saymadı?
Kararda iki gerekçe yer almaktadır. Birincisi, kartını cihazda unutup hesabı açık bırakarak ayrılan mağdurun kart üzerindeki fiilî hâkimiyetinin sona ermiş olmasıdır. İkincisi ve belirleyici olanı, TCK’nın 245/1. maddesinin nitelikli hırsızlığı düzenleyen 142/2-e maddesi karşısında özel norm niteliği taşımasıdır; özel normun önceliği ilkesi uyarınca somut olaya özel norm uygulanır.
Görünüşte içtima ile fikri içtima arasındaki fark nedir?
Kararda belirtildiği üzere, her ikisinde de tek ve aynı fiil bulunur. Fikri içtimada sebebiyet verilen suç tiplerine ilişkin normların hepsi uygulanabilir niteliktedir ve fail en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır. Görünüşte içtimada ise gerçekte yalnızca bir norm ihlal edilmiştir; diğerlerinin ihlali sadece görünüştedir. Bu nedenle önce görünüşte içtima ilişkisinin varlığı araştırılır.
TCK 245/1’in cezası nedir?
Kararda aktarılan madde metnine göre, başkasına ait banka veya kredi kartını her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimsenin, hak sahibinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine ya da başkasına yarar sağlaması hâlinde üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası öngörülmektedir.
Ceza Genel Kurulu kararı dosyayı kesin olarak bitirir mi?
Bu dosyada Genel Kurul, Başsavcılık itirazını değişik gerekçeyle kabul ederek Özel Dairenin bozma kararını kaldırmış ve dosyayı uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdi etmiştir. Yani suç vasfı belirlenmiş, dosyanın kalan yönlerinin incelenmesi ise Özel Daireye bırakılmıştır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



