Fotoğrafı Silmek İçin Telefon Almak – Yargıtay CGK 2026/54

Bir cep telefonu, sahibinin elinden zorla ya da habersizce alınıyor; ancak alan kişinin derdi telefonun kendisi değil, içindeki birkaç fotoğraf. Telefon sonradan kırılıp atılıyor. Bu tablo, ağır cezalık bir suç olan nitelikli yağma mıdır, yoksa kasten yaralama, tehdit ve mala zarar verme gibi daha hafif suçların bir araya gelmesi mi? Dosya, dört ayrı kararın ardından sonunda Yargıtay Ceza Genel Kurulunun önüne gelmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21.01.2026 tarihli ve E.2024/344, K.2026/54 sayılı kararıyla, telefonu içindeki fotoğrafları silmek amacıyla alan sanıklarda faydalanma kastı bulunmadığını, bu nedenle nitelikli yağma suçunun manevi unsuru itibarıyla oluşmadığını kabul etmiş ve ilk derece mahkemesinin direnme hükmünü oy çokluğuyla bozmuştur.
📱 Sahte hesap, market ve alınan telefon
Ceza Genel Kurulunun “Olay ve Olgular” bölümünde özetlenen iddiaya göre olay 09.05.2016 tarihinde yaşanmıştır. Kararda aktarılan olay akışı şöyledir:
- Sanıklar evli bir çifttir. Mağdur, kadın sanığın evlilik öncesindeki eski erkek arkadaşıdır.
- Sanıkların savunmasına göre mağdur, çiftin fotoğraflarını kullanarak sosyal medyada kadın sanık adına hesap açmış ve bu hesaptan “Ben evliyim ama hâlen ona aşığım” gibi paylaşımlar yapmıştır. Hesap bir kez kapatılmış, kısa süre sonra yeniden açılmıştır.
- Sanıklar, yaşadıkları ilden mağdurun yaşadığı Ankara’ya gelmiş, mağduru bir markete girerken görmüşlerdir.
- Kadın sanık, mağdurun arkasından yaklaşarak elindeki cep telefonunu içindeki kendisine ait fotoğrafları silmek amacıyla almıştır.
- Olayın devamında çıkan tartışmada kadın sanığın mağdura tokat attığı, erkek sanığın ise “adam toplayıp evini basacağım” şeklinde sözler söylediği iddia edilmiştir.
- Sanıklar telefonla birlikte olay yerinden ayrılmış; erkek sanık, telefonda eşine ait fotoğrafları görünce öfkelenerek telefonu kırıp atmıştır.
Mağdurun anlatımı kolluk ile mahkeme arasında değişmiştir. Kollukta telefonun tokat atılarak zorla alındığını söyleyen mağdur, mahkemede telefonun çekip alınması sırasında kendisine cebir uygulanmadığını, tehdidin ve tokadın sonradan yaşandığını beyan etmiş; 20.12.2018 tarihli oturumda şikâyetinden vazgeçmiştir. Sanıklar ise telefonu yalnızca fotoğrafları ve sahte hesabı silmek için aldıklarını, sonrasında sinirle kırdıklarını savunmuştur.
⚖️ Dört karar, iki direnme: dosyanın yolculuğu
Dosya, başlangıçta tehdit, kasten yaralama ve mala zarar verme suçlarından asliye ceza mahkemesinde açılmıştır. Sonraki süreç, aynı olaya ilişkin hukuki nitelendirmenin ne kadar tartışmalı olduğunu göstermektedir:
- Ankara 8. Asliye Ceza Mahkemesi (19.12.2016): Eylemin nitelikli yağma olabileceği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiştir.
- Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi (20.12.2018): Sanıkları TCK m.149/1-a, c ve d, 168/3 ve 62. maddeleri uyarınca nitelikli yağmadan 5 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırmıştır.
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi (14.09.2020): İstinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi (23.02.2022, oy çokluğu): Sahte hesap açılmasının oluşturduğu haksız fiil nedeniyle sanıklar lehine haksız tahrik (TCK m.29) indirimi yapılması gerektiğini belirterek bozmuştur. Kararda bir üye yağma kastının bulunmadığını, iki üye ise yağmanın tahrikle bağdaşmadığını belirterek farklı yönlerden karşı oy yazmıştır.
- Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi (30.01.2023): Bozmaya direnmiştir.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi (11.10.2023): Direnme gerekçesinin yeni ve farklı olduğunu kabul ederek hükmü yeni hüküm olarak incelemiş; bu kez güvenlik kamerası kaydını da değerlendirerek telefon alınırken cebir kullanılmadığını, sanıkların saikinin kayıtları yok etmek olduğunu ve eylemlerin mala zarar verme ve kasten yaralama suçlarını oluşturduğunu belirterek bozmuştur.
- Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi (04.03.2024): Yeniden direnerek önceki gibi nitelikli yağmadan mahkûmiyet kararı vermiştir.
- Yargıtay 6. Ceza Dairesi (03.07.2024, oy çokluğu): Direnmeyi yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.
🏛️ Ceza Genel Kurulunun gerekçesi
Ceza Genel Kurulu iki uyuşmazlık belirlemiştir: Nitelikli yağma suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığı ve oluşmadığı kabul edilirse sanıklar hakkında şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilip verilemeyeceği.
Kurul, birinci uyuşmazlıkta 17.09.2025 tarihli ve 556-346 ile 30.10.2025 tarihli ve 473-447 sayılı kendi kararlarına atıfla şu ilkeleri ortaya koymuştur:
- Yağma, kasten işlenebilen bir suçtur; failin cebir veya tehdidi malın alınmasına veya teslimine yönelik olmalıdır.
- TCK m.148’in lafzında özel bir saikten söz edilmese de hırsızlık, bileşik bir suç olan yağmanın unsurudur. Bu nedenle hırsızlık için aranan faydalanma kastı, yağma için de aranır.
- Bu kast, malın sahiplenilmesiyle sınırlı değildir; geçici kullanma kastı da yeterlidir. Failin maldan fiilen yararlanıp yararlanmaması sonuca etki etmez.
- Buna karşılık sigara içen çocuğuna tokat atıp sigarasını alan ebeveyn, şaka amacıyla malı alan kişi ya da polisi aramasını engellemek için mağdurun telefonunu alan fail örneklerinde faydalanma kastı yoktur; yağmanın manevi unsuru oluşmaz.
Somut olayda Kurul, dosyadaki delillerden telefonun kadın sanığa ait fotoğrafları silmek amacıyla alındığının anlaşıldığını, sanıkların faydalanma kastının bulunmadığını ve nitelikli yağma suçunun manevi unsuru itibarıyla oluşmadığını kabul etmiştir. Kurula göre sanıkların eylemleri kasten yaralama, tehdit ve mala zarar verme suçlarını oluşturmaktadır.
Bu gerekçeyle Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.03.2024 tarihli ve 549-90 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükümleri bozulmuş, dosya ilk derece mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş; bir Genel Kurul üyesi, direnme gerekçesinin isabetli olduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
🧠 Faydalanma kastı neden belirleyici?
Kararın önemi, yağma suçunda yalnızca “zorla alma” hareketine değil, failin malı neden aldığına bakılması gerektiğini açıkça ortaya koymasıdır. Nitelendirme farkı yaptırıma doğrudan yansır: TCK m.149’daki nitelikli yağma on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörürken, kasten yaralama, tehdit ve mala zarar verme suçlarının cezaları çok daha düşüktür ve bir kısmı şikâyete bağlıdır.
- Saik somut delille belirlenir: Kurul, telefonun fotoğrafları silmek amacıyla alındığı sonucuna dosyadaki delillerden ulaşmıştır. Sanıkların savunması, mağdurun mahkemedeki anlatımı ve 6. Ceza Dairesinin güvenlik kamerası kaydına ilişkin tespitleri bu tabloyu desteklemiştir.
- Malın sonradan imha edilmesi: Telefonun alındıktan sonra kırılıp atılması, faydalanma kastına değil, malın zarar görmesine ilişkin bir olgu olarak değerlendirilmiş ve mala zarar verme suçunun konusu kabul edilmiştir.
- Cebir ve tehdidin yönü: Tokat ve tehdit sözleri, malın alınmasına değil, olayın devamında mağdura yönelik öfkeye bağlanmıştır. Bu nedenle ayrı suçlar olarak ele alınmıştır.
- Geçici kullanma yine yağmadır: Karar, faydalanma kastını dar yorumlamamaktadır. Telefonun kısa bir süre kullanılmak üzere zorla alınması hâlinde de yağma oluşabilir; belirleyici olan, malın bir yarar sağlamak amacıyla alınıp alınmadığıdır.
Genel Kurulun daha önce ele aldığı bir başka ayrım, borç tahsili amacıyla cebir ve tehdit kullanılmasıdır. Alacağın tahsili için yapılan tehdidin hangi suçu oluşturduğu serinin alacak için tehdit ve yağma kararında incelenmiştir. İki karar birlikte okunduğunda, yağmanın her “zorla alma” olayında kendiliğinden kabul edilmediği, failin amacının ve alınan şeyle kurduğu ilişkinin ayrıca değerlendirildiği görülmektedir.
📝 Şikâyetten vazgeçme ve düşme ihtimali
İkinci uyuşmazlık konusu, yağma oluşmadığı kabul edildiğinde sanıklar hakkında şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilip verilemeyeceğidir. Kurul bu noktada CMK m.223/8 hükmünü hatırlatmıştır: Soruşturma veya kovuşturma şikâyete bağlıysa ve şikâyet koşulu gerçekleşmezse davanın düşmesine karar verilir.
Somut olayda mağdur 20.12.2018 tarihli oturumda şikâyetinden vazgeçmiş, vekâletnamelerinde bu konuda özel yetki bulunan sanıklar müdafii de vazgeçmeyi kabul etmiştir. Kurul, iddianamede sair tehdit ve kasten basit yaralamadan söz edildiğini, olayın iddianamedeki gibi kabulü hâlinde mala zarar verme suçunun yanı sıra bu suçlardan da şikâyet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilebileceğini mümkün görmüştür. Ancak mağdurun öldürmekle tehdit ve şişeyle saldırı iddiaları da bulunduğundan bu değerlendirmenin ilk derece mahkemesince yapılması gerektiğini belirterek ikinci uyuşmazlık hakkında görüş bildirmemiştir.
Dolayısıyla karar, sanıkların hiçbir suçtan sorumlu olmadığı anlamına gelmemektedir. Bozma sonrasında ilk derece mahkemesi, eylemleri kasten yaralama, tehdit ve mala zarar verme yönünden yeniden değerlendirecek; tehdidin ve yaralamanın hangi hâlinin gerçekleştiğini belirleyerek şikâyetten vazgeçmenin sonuçlarını tartışacaktır.
🔍 Kararın uygulamaya etkisi
Özellikle eski ilişkilerden, özel fotoğraflardan veya sosyal medya paylaşımlarından kaynaklanan kavgalarda telefonun el değiştirmesi sık görülen bir durumdur. Bu tür dosyalarda iddianamenin yağma üzerinden kurulması, yargılamayı ağır ceza mahkemesine taşır ve öngörülen cezayı katlar. Ceza Genel Kurulu kararı, böyle bir nitelendirmede şu soruların yanıtlanmasını gerekli kılmaktadır:
- Mal, faydalanmak, kullanmak ya da ekonomik bir yarar sağlamak amacıyla mı alındı, yoksa içindeki veriye erişimi engellemek veya kayıtları yok etmek amacıyla mı?
- Cebir veya tehdit, malın alınmasına mı yöneldi, yoksa olayın başka bir aşamasında mı gerçekleşti?
- Mağdurun farklı aşamalardaki anlatımları ile kamera kaydı, tanık beyanı gibi objektif deliller birbiriyle uyumlu mu?
- Yağma oluşmazsa geriye kalan suçlar şikâyete bağlı mı ve şikâyetten vazgeçme var mı?
Kararın oy çokluğuyla verilmiş olması ve Özel Daire içinde de farklı görüşlerin bulunması, saike ilişkin değerlendirmenin her dosyada delil durumuna göre değişebileceğini göstermektedir. Kasıt türlerinin ayrımına ilişkin diğer bir Genel Kurul kararı serinin olası kast ve bilinçli taksir yazısında yer almaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Merak edilenler
Bir telefonu zorla almak her durumda yağma suçu mudur?
Ceza Genel Kuruluna göre hayır. Yağmada, hırsızlıkta olduğu gibi faydalanma kastı aranır. Bu kararda telefonun içindeki fotoğrafları silmek amacıyla alındığı kabul edilmiş ve faydalanma kastı bulunmadığından yağmanın manevi unsurunun oluşmadığı sonucuna varılmıştır.
Telefonun sonradan kırılması hangi suç kapsamında değerlendirildi?
Kurul, sanıkların eylemlerinin kasten yaralama, tehdit ve mala zarar verme suçlarını oluşturacağını kabul etmiştir. Telefonun kırılıp atılması, mala zarar verme suçu kapsamında ele alınmıştır.
Malı kısa süreliğine kullanmak için almak da yağma olabilir mi?
Olabilir. Kararda, yararlanma kastının malın sahiplenilmesiyle sınırlı olmadığı, geçici kullanma kastıyla hareket edilmesi hâlinde de eylemin yağma suçunu oluşturacağı açıkça belirtilmiştir. Yararın geçici ya da sürekli olması sonucu değiştirmemektedir.
Mağdurun şikâyetten vazgeçmesi dava sonucunu nasıl etkiler?
Kurul, olayın iddianamedeki gibi kabulü hâlinde mala zarar verme ile sair tehdit ve kasten basit yaralama suçlarından şikâyet yokluğu nedeniyle düşme kararı verilebileceğini mümkün görmüş; ancak bu değerlendirmenin ilk derece mahkemesince yapılması gerektiğini belirtmiştir. Sonuç, mahkemenin hangi suç tiplerinin gerçekleştiğine ilişkin kabulüne bağlıdır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yayımlanmış oy çokluğuyla verilmiş bozma kararından derlenmiştir. Bozma kararı sanıkların sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; eylemlerin yeniden nitelendirilmesi ve şikâyetten vazgeçmenin sonuçları ilk derece mahkemesince değerlendirilecektir. Her dosya kendi delil durumuna göre değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, şikâyet ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



