Olası Kast mı Bilinçli Taksir mi? – Yargıtay CGK 2025/597

Seyir hâlindeki bir aracın içinde silah ateş alır ve yolcu hayatını kaybeder. Sürücü ölümü göze mi almıştır, yoksa “olmaz” diye mi düşünmüştür? Ceza hukukunda bu iki cevap arasındaki mesafe yıllarca hapis farkı demektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.12.2025 tarihli ve E.2023/121, K.2025/597 sayılı kararıyla bu ayrımı somut bir olayda tartışmış ve ilk derece mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün gerekçesini isabetli bulmuştur.
Karar, olası kast ile bilinçli taksir arasındaki sınırın hangi somut verilerle çizildiğini göstermesi bakımından öğreticidir: olay yeri inceleme bulguları, otopsi raporundaki mermi yolu, kamera kayıtları ve failin olaydan sonraki davranışı birlikte değerlendirilmiştir.
🚗 Olayın gelişimi
Kararda kabul edilen olaya göre; sanık ile ölen arkadaştır ve aralarında herhangi bir husumet bulunmamaktadır. Olay gecesi birlikte alkol almışlar, ardından bir eğlence mekânına gitmişler, hesap nedeniyle çıkan tartışmada mekân çalışanlarıyla kavga etmişlerdir. Kararda, sanığın sol gözünde periorbital ekimoz tespit edildiği belirtilmiştir.
Daha sonra ölenin aracıyla, aracı sanık kullanarak yeniden yola çıkmışlardır. Seyir hâlindeyken ölen silahını istemiş; silahı alarak aracın camını açıp havaya iki el ateş etmiş, ardından silahı araç içinde sağa sola ve sanığa doğrultmaya başlamıştır. Sanık bir eliyle direksiyonu tutarken diğer eliyle ölenin bileğini kavrayıp silahı almaya çalıştığı sırada silah ateş almış; mermi ölenin sol uyluğuna isabet etmiştir.
Sanık aracı bir hastanenin önüne çekmiş, ağır yaralı durumdaki öleni araç içinde bırakarak silahla birlikte olay yerinden ayrılmıştır. Otopsi raporuna göre ölen, ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasına bağlı büyük damar hasarından gelişen dış kanama sonucu hayatını kaybetmiştir.
🗣️ Sanığın anlatımı
Sanık aşamalarda; ölenle yaklaşık bir buçuk yıl önce arkadaş ortamında tanıştığını, olay gecesi birlikte içki içtiklerini, mekândaki kavgadan sonra tekrar yola çıktıklarını, yolda ölenin silahını istediğini, camı açıp havaya iki el ateş ettiğini, sonra silahı kendisine doğrulttuğunu, bir yandan aracı kullanırken diğer eliyle silahı almak için ölenin bileğini tuttuğu sırada silahın bir anda patladığını savunmuştur.
Sanık ayrıca; aracı hemen kenara çektiğini, yaralanmanın bacağın üst kısmında olduğunu tahmin ettiğini, hastane önünde bulunmaları nedeniyle birilerinin müdahale edebileceğini düşündüğünü, ölenin öleceğini hiç düşünmediğini beyan etmiştir. Kovuşturma evresinde silahın eski olması nedeniyle tetiğinin yumuşak olduğunu, bileği çektiği sırada silahın patladığını eklemiştir.
🔬 Olay yeri, otopsi ve kamera bulguları
Olay yeri inceleme raporu: Hastane önünde park hâlindeki aracın kapılarının kapalı, anahtarının üzerinde takılı ve sağ ön camının yarıya kadar açık olduğu; sağ ön koltukta oturan kişinin hayatını kaybettiği; araç içinde iki adet ateşli silah kovanı ile açık bira kutusu ve içki şişeleri bulunduğu tespit edilmiştir.
Otopsi raporu: Vücutta tespit edilen tek ateşli silah yaralanmasının tek başına öldürücü nitelikte olduğu, atışın bitişik atış mesafesi dışından yapıldığı, elbiseli bölgeye isabet nedeniyle kesin atış mesafesi tahmini yapılamadığı; ölenin kanında yüksek düzeyde alkol ve uyarıcı madde tespit edildiği; merminin sol uyluk ön yüzden girip femoral arter ve vende tam kat yırtık oluşturarak arka yüzden çıktığı belirtilmiştir.
Kriminal raporlar: İncelenen silahın 9 mm çaplı, el yapısı, yarı otomatik bir tabanca olduğu ve ele geçirilen iki kovanın bu tabancadan atıldığı saptanmıştır. Ölende ve sanıkta atış artığına rastlanmamış; raporda, ellerin yıkanması, olay anından uzun süre geçmesi, ellerin kanlı olması, silahın cinsi ve tutuş şekli gibi nedenlerle atış artığının bulunmayabileceği açıklanmıştır.
Oto inceleme ve kamera: Merminin koltuğu, paspası ve alt kaportayı delerek aracı terk ettiği, çarpma açısının 45 derece olduğu belirlenmiştir. Kamera kayıtlarına göre araç saat 06.32.00’da trafik ışıklarında altı saniye bekledikten sonra normal seyirle dönüş alarak hastane önüne park etmiş; ışık ve piksel değişimlerinden araç içinde el-kol-beden hareketleriyle tartışma yaşandığı anlaşılmıştır. Yoldan geçen bir kişi saat 06.32.56’da sesi duyarak irkilmiş, ardından hastaneye yönelerek güvenlik görevlisine durumu bildirmiştir.
🔁 Bozma ve direnme süreci
İlk derece mahkemesi 12.09.2019 tarihli hükmüyle sanığı bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan cezalandırmış, bölge adliye mahkemesi 13.12.2019 tarihinde istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 28.01.2021 tarihinde oy çokluğuyla hükmü bozmuştur. Bozma gerekçesinde; sanığın araç içinde silahın patlayabileceğini öngördüğü, yoğun şekilde kan kaybeden öleni havanın karanlık olduğu bir zaman diliminde, aracın kapıları kapalı şekilde kendi hâline terk ettiği, böylece öngördüğü ölüm neticesine kayıtsız kalıp neticeyi kabullendiği, ayrıca neticeyi engellemek için herhangi bir önlem almadığı belirtilerek olası kastla öldürme suçundan hüküm kurulması gerektiği ifade edilmiştir. Bir daire üyesi ise eylemin kasten öldürme suçunu oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
İlk derece mahkemesi 05.07.2021 tarihinde direnmiştir. Direnme gerekçesinde; husumetin bulunmaması karşısında neticenin istenmesine kayıtsız kalma değerlendirmesine varılamayacağı, istenmeyen sonucun öngörülmesi nedeniyle bilinçli taksir fiilinin sübuta erdiği belirtilmiştir. Özel Daire direnmeyi yerinde görmeyince dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiştir.
⚖️ Olası kast ile bilinçli taksirin ayrımı
Ceza Genel Kurulu, kendi müstakar uygulamalarına atıfla ayrımı şöyle ortaya koymuştur:
- Olası kast: Failin neticeyi istememekle beraber neticenin meydana gelmesinin muhtemel olduğunu bilmesine rağmen duruma kayıtsız kalarak hareketini sürdürmesi ve muhtemel neticeyi kabullenmesi hâlinde olası kast söz konusu olur.
- Bilinçli taksir: Failin neticeyi öngörmesine rağmen becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenip neticenin meydana gelmeyeceğine inanarak, gerektiğinde muhtemel neticenin gerçekleşmemesi için önlem de almak suretiyle hareketini sürdürmesi hâlinde bilinçli taksirden söz edilir.
- Kısaca: Kararda ölçüt, “öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması” ile “meydana gelmesinin istenmemesine rağmen engellenememesi” arasındaki farka bağlanmıştır.
- Maddi sorunu çözme yetkisi: Kararda, geçmişte yaşanan vakıayı delillerle doğrudan muhatap olarak tespit etme yetkisinin münhasıran olay mahkemesine ait olduğu vurgulanmıştır.
Türk Ceza Kanunu’nun 21/2. maddesinde olası kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen fiili işleme olarak tanımlanır. 22/3. maddede ise bilinçli taksir, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın neticenin meydana gelmesi hâli olarak düzenlenmiş ve bu hâlde taksirli suça ilişkin cezanın üçte birden yarısına kadar artırılacağı öngörülmüştür.
🧩 Genel Kurulun somut değerlendirmesi
Ceza Genel Kurulu, dosyadaki verileri sanığın savunmasıyla karşılaştırarak şu tespitleri yapmıştır:
Ölenin silahla havaya ateş ettiği yönündeki savunma, aracın sağ ön camının yarıya kadar açık olması ve araç içinde iki kovan ele geçirilmesi bulgularıyla desteklenmektedir. Sanığın bir eliyle silahı almaya çalıştığı iddiası, hükme esas alınan raporda yer alan araç içi el-kol-beden hareketlerine ilişkin tespitlerle örtüşmektedir. Otopsi raporuna yansıyan mermi yolu ve çarpma açısı da olay kabulü ile savunmayı olası kılmaktadır.
Kararda ayrıca, sanığın “vatandaşlarca olaya müdahale edileceği” yönündeki düşüncesine uygun şekilde, olay yerinden geçmekte olan bir kişinin hastane görevlilerine durumu haber verdiği vurgulanmıştır. Genel Kurul, sanığın savunmalarının aksini kanıtlayan ve ölüm neticesini kabullendiğini ortaya koyan hiçbir delile rastlanmadığını belirtmiştir.
Bununla birlikte, bir yandan araç kullanırken diğer yandan alkol ve uyuşturucu madde etkisi altındaki kişinin elinden almaya çalıştığı silahın patlayabileceğini ve yaralı vaziyetteki kişiyi araçta bırakması hâlinde ölüm neticesinin meydana gelebileceğini öngören sanığın, buna rağmen silahı almaya çalışmak ve olaydan sonra çevredeki kişilerin müdahale edebileceğine güvenmek suretiyle ölüm neticesine yol açtığı ve bilinçli taksirle hareket ettiği kabul edilmiştir.
🆕 “Eksik araştırma” itirazı
Müzakere sırasında bazı Genel Kurul üyeleri, eksik araştırmayla hüküm kurulup kurulmadığının tartışılması gerektiğini ileri sürmüştür. Kararda, doktrin ve uygulamada istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere eksik soruşturma ve araştırmanın söz konusu olduğu durumlarda ne mahkûmiyet ne de beraat kararı verilebileceği hatırlatılmıştır.
Genel Kurul, sanığın olayın hemen ardından hastane görevlilerine haber vermesi hâlinde ölüm neticesinin meydana gelmeme olasılığının araştırılmasının esasen kesin bir şekilde tespiti mümkün olmayan bir husus olduğunu belirterek, bu yönden eksik araştırmayla hüküm kurulduğundan söz edilemeyeceği sonucuna varmıştır.
Sonuç olarak direnme kararına konu hükmün gerekçesi isabetli bulunmuş, dosya uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir. Karar oy çokluğuyla alınmış; iki üye eksik araştırma, bir üye ise direnme gerekçesinin isabetsizliği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
Öldürme suçlarında suç vasfının belirlenmesine dair bir başka örnek için serideki öldürme kastı ile yaralama ayrımına ilişkin karar incelenebilir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Olası kast ile bilinçli taksiri ayıran temel ölçüt nedir?
Kararda, öngörülen muhtemel neticenin meydana gelmesine kayıtsız kalınması durumunda olası kastın; neticenin meydana gelmesinin istenmemesine rağmen engellenemediği hâllerde ise bilinçli taksirin söz konusu olacağı belirtilmiştir. Bilinçli taksirde fail, becerisine, şansına, tecrübesine ya da başka bir etkene güvenerek neticenin gerçekleşmeyeceğine inanmaktadır.
Failin olaydan sonra olay yerinden ayrılması tek başına kabullenme sayılır mı?
Somut olayda Özel Daire, yaralıyı araçta terk etmeyi neticeyi kabullenmenin göstergesi saymıştı. Ceza Genel Kurulu ise sanığın çevredeki kişilerce müdahale edileceğine güvendiğini ve nitekim yoldan geçen bir kişinin hastane görevlilerine haber verdiğini tespit ederek, savunmanın aksini kanıtlayan ve neticeyi kabullendiğini ortaya koyan delil bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Bilinçli taksirin cezaya etkisi nedir?
Türk Ceza Kanunu’nun 22/3. maddesi uyarınca bilinçli taksir hâlinde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Bu karara konu dosyada ilk derece mahkemesi TCK’nın 85/1 ve 22/3. maddeleri uyarınca 5 yıl 8 ay hapis cezasına hükmetmiştir.
Eksik araştırma varsa mahkeme beraat kararı verebilir mi?
Kararda, doktrin ve uygulamada istikrarlı biçimde kabul edildiği üzere eksik soruşturma ve araştırmanın bulunduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemeyeceği belirtilmiştir. Her dosya kendi delilleriyle değerlendirilir; detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



