Yetkisiz Hatta SMS ile Kredi – İstanbul BAM 13. HD 2026/1167

Şirket hesabına tanımlı kredili mevduat limiti, bir sabah birkaç dakika içinde üçüncü kişilerin hesaplarına aktarılıyor; işlemleri onaylayan tek kullanımlık şifreler ise şirketin artık çalışmayan bir personelinin şahsi telefonuna düşüyor. Banka “şifre de SMS de doğru girildi, yetkiyi iptal ettirmek için ıslak imzalı talimat vermediniz” diyor; şirket ise “bizim bildirdiğimiz numara bu değildi” karşılığını veriyor. Kredi borcu ödendikten sonra açılan davada sorumluluk kimde kalır?
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 12.06.2026 tarihli ve E.2024/22, K.2026/1167 sayılı kararıyla, internet bankacılığı dolandırıcılığıyla kullandırılan kredi tutarlarının istirdadına ilişkin davayı “müşteri ıslak imzalı talimat vermedi” gerekçesiyle reddeden İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi kararını kaldırmış ve dosyayı ek araştırma için ilk derece mahkemesine geri göndermiştir. Karar, HMK m.362/1-g uyarınca kesin olarak verilmiştir.
📱 Olay: bir günde çekilen kredi ve eski çalışanın telefonu
Karar metnine yansıyan olgular, kurumsal internet bankacılığında kullanıcı yetkilerinin nasıl yönetildiği sorusunu merkeze taşıyor. Bölge adliye mahkemesinin tespit ettiği vakıalar şöyle sıralanabilir:
- Davacı iki şirket ile banka arasında 16.10.2017 tarihinde genel kredi, temel bankacılık hizmetleri ve ticari kart sözleşmeleri imzalanmış; şirketlere mevduat ve kredi hesapları tanımlanmıştır.
- Şirketler, 16.10.2017 ve 18.10.2017 tarihli internet bankacılığı yetki formlarıyla yetkili kullanıcıların isim, telefon ve kimlik bilgilerini bankaya bildirmiştir.
- Muhasebe çalışanının işten ayrılması üzerine, kullanıcı yetkisinin iptali için 16.10.2019 tarihinde bankaya e-posta ile talimat gönderilmiş; ancak yetkinin iptal edilmediği tarafların kabulündedir.
- 22.02.2021 tarihinde şirketlerden birinin hesabından 98.000 TL, diğerinin hesabından 124.000 TL ve 26.000 TL üçüncü kişilere gönderilmiştir. Tutarların tamamı şirketlere tanımlı kredili mevduat limitlerinden çıkmıştır.
- İşlemlere ait bilgilendirme ve onay SMS’lerinin tamamı eski çalışanın şahsi telefon hattına gönderilmiştir.
Bankanın müzekkere cevabında, eski çalışanın bankaya verdiği beyan da aktarılmıştır: İşlem günü kendisini arayan kişileri eski iş yerinden sandığını ve telefonuna gelen SMS’leri bu kişilerle paylaştığını söylemiştir. Bankanın açıklamasına göre bu telefon numarası, çalışanın 30.09.2020 tarihinde kendi adına kullandığı bir tüketici kredisi sırasında banka sistemine girilmiş ve güncellenmiştir.
🏢 İlk derece mahkemesi neden reddetti?
İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, 26.09.2023 tarihli ve 2021/485 Esas, 2023/699 Karar sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Mahkemenin dayandığı temel gerekçe, bankacılık prosedürüne göre internet bankacılığı kullanıcı kimliklerindeki değiştirme, silme ve güncelleme işlemlerinin ıslak imzalı talimata bağlı olması ve şirket yetkililerinin böyle bir talimat vermemesidir. Mahkeme, işlemlerin SMS ve şifrelerle yapıldığını, bankaya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığını kabul etmiştir.
Banka da savunmasında benzer bir çizgi izlemiştir: Müşteri numarası, parola ve kayıtlı telefona gelen SMS şifresi girildiği için güvenliği sağlama yükümlülüğü müşteriye aittir; zarar varsa müşterinin ağır kusurundan doğmuştur ve dava, parayı alan üçüncü kişilere yöneltilmelidir.
⚖️ Bölge adliye mahkemesinin kaldırma gerekçesi
Daire, ilk derece mahkemesinin “ıslak imzalı talimat” gerekçesini tek başına yeterli görmemiştir. Kararın belirleyici tespiti, telefon numarasıyla ilgilidir:
- Bankanın dosyaya sunduğu 18.10.2017 tarihli yetkilendirme formunda, çalışana tanımlanacak telefon numarası olarak şirketin bildirdiği hat yer almaktadır.
- Banka, çalışana 20.10.2017 tarihinde farklı bir hat üzerinden erişim izni verildiğini belirtmiş; ancak bu numara formdakiyle aynı değildir.
- Banka, telefon numarası değişikliği için şirketlerin bir talimatı bulunduğuna dair delil sunmamıştır.
- Şirket hesaplarındaki kredili mevduat limitlerinden yapılan havale ve EFT’lerin onay SMS’leri, şirketin verdiği numaraya değil, çalışanın şahsi müşteri numarası üzerinden kendi işlemi için sisteme tanımlanan telefona gönderilmiştir.
Daire ayrıca, taraflar arasındaki temel bankacılık hizmetleri sözleşmesinin “Elektronik Bankacılık” başlıklı beşinci maddesi yönünden bir değerlendirme yapılmadığını ve SMS şifrelerinin bildirilmeyen bir numaraya gittiğine ilişkin iddia ile bilirkişi raporuna yöneltilen itirazların tartışılmadığını belirtmiştir. Bu nedenle davacıların istinaf başvurusu haklı bulunmuş, ilk derece kararı HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırılmıştır.
🏦 Mevduatın niteliği ve ispat yükü
Kararın hukuki çerçevesi, Yargıtay’ın bankacılık uyuşmazlıklarında yerleşik hâle gelen yaklaşımına dayanır. Daire bu çerçeveyi şöyle kurmuştur:
- 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m.61: Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mevduat sahiplerine istendiğinde veya belli bir vadede ayni ya da misli olarak iade etmekle yükümlüdür.
- Kendine özgü sözleşme: Mevduat, ödünç (TBK m.386) ile düzensiz tevdi (TBK m.570) sözleşmelerinin niteliklerini taşır.
- Zarar bankaya aittir: Düzensiz tevdide paranın nef’i ve hasarı saklayana geçtiğinden, usulsüz işlemle çekilen paralar esasen bankanın zararı niteliğindedir; mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam eder.
- Müşteri kusuru ve mahsup: Usulsüz işlemde mevduat sahibinin kusuru ispatlanırsa, banka bu kusur oranında alacaktan mahsup isteyebilir.
- İspat yükü: Mevduat sahibinin zararın doğumunda kusurlu olduğunu ispat yükü bankadadır.
Somut olayın özelliği, çekilen paranın mevcut bir mevduat değil, kredili mevduat hesabı limiti olmasıdır; yani şirketlerin hesabı boşaltılmamış, adlarına borç doğmuştur. Daire, bu farklılığa rağmen değerlendirmeyi aynı ilkeler üzerinden yapmış ve bankanın kusur savunmasının dosyadaki somut delillerle (yetki formu, telefon kaydının kaynağı, sözleşme hükmü) sınanması gerektiğini vurgulamıştır. Bankanın sorumluluğuna ilişkin genel ilkeler, serideki Hukuk Genel Kurulu kararında da ele alınmıştır.
🔍 Yeniden yapılacak araştırmanın kapsamı
Daire, ilk derece mahkemesinin eksik bıraktığı noktaları tek tek saymıştır. Bu liste, benzer uyuşmazlıklarda hangi delillerin belirleyici görüldüğünü göstermesi bakımından dikkat çekicidir:
- İşlemlerin gerçekleştiği kredili mevduat hesaplarına ait hesap dökümlerinin getirtilmesi (bilirkişi raporlarında bu hareketler incelenmemiştir),
- Dolandırıcılık eylemine ilişkin olarak Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ceza dosyasının (2023/499 Esas) getirtilmesi,
- SMS’lerin gittiği telefon hattının işlem tarihi itibarıyla kimin adına kayıtlı olduğunun GSM şirketinden sorulması,
- Bankacı bilirkişiye banka bilgisayarı ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmesi,
- Şirketlerin her birinin bankaya yaptığı geri ödemelerin tarih ve tutarlarının ayrı ayrı tespit ettirilmesi,
- Bankanın ıslaha karşı ileri sürdüğü zamanaşımı def’inin değerlendirilmesi,
- Sözleşme hükümleri de gözetilerek her bir davacının istirdat isteminin yerinde olup olmadığının ve miktarının gerekçeli biçimde belirlenmesi.
Bu liste, kaldırma kararının davayı kabul etmediğini, yalnızca eksik incelemeyi tamamlatmak amacı taşıdığını da gösteriyor. Uyuşmazlığın esası, yapılacak araştırma sonucunda ilk derece mahkemesince yeniden karara bağlanacaktır.
🔄 Menfi tespitten istirdada: davanın dönüşümü
Kararın usule ilişkin yönü de öğreticidir. Şirketler davayı başlangıçta, dolandırıcılar tarafından çekilen kredinin henüz ödenmemiş kısmından (135.757,92 TL) borçlu olmadıklarının tespiti ve o tarihe kadar ihtirazi kayıtla ödenen tutarların geri verilmesi istemiyle açmıştır. Karar metnine göre şirketler, kredi itibarlarının ve risk kayıtlarının zarar görmemesi için yargılama sırasında borcu bankaya ödemek zorunda kalmıştır.
Bunun üzerine 19.09.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle davanın istirdat davası olarak devamı istenmiş; şirketlerden biri için 115.852,44 TL, diğeri için 172.068,36 TL olmak üzere faiziyle birlikte toplam 287.920,80 TL’nin iadesi talep edilmiş ve eksik harç tamamlanmıştır. Bölge adliye mahkemesi de uyuşmazlığı bu hâliyle, yani “bilgi ve rıza dışında kullandırılıp üçüncü kişilere aktarılan ve bankaya ödenmek zorunda kalınan kredi tutarlarının istirdadı” olarak nitelendirmiştir.
Bankanın bu ıslaha karşı zamanaşımı def’inde bulunması ve Daire’nin bu def’in değerlendirilmesini ayrıca istemesi, davanın dönüşümünün beraberinde yeni tartışma alanları getirebildiğini gösteriyor.
💬 Merak edilenler
Kaldırma kararı, bankanın parayı iade edeceği anlamına mı geliyor?
Hayır. Daire, HMK m.353/1-a-6 uyarınca ilk derece kararını kaldırıp dosyayı geri göndermiştir. Hesap dökümleri, ceza dosyası, telefon hattı kaydı ve bilirkişi incelemesiyle eksiklikler giderildikten sonra, istirdat istemlerinin yerinde olup olmadığı ve miktarı ilk derece mahkemesince yeniden belirlenecektir.
Yetki iptalinin e-postayla bildirilmesi yeterli sayıldı mı?
Karar bu soruya doğrudan “evet” ya da “hayır” demiyor. İlk derece mahkemesi ıslak imzalı talimat verilmemesini belirleyici görmüştü. Daire ise asıl sorunun, SMS’lerin şirketin bildirdiği numaraya değil başka bir hatta gitmesi olduğunu vurgulamış; sözleşmenin elektronik bankacılık hükmünün ve bu iddianın tartışılmadan sonuca varılamayacağını belirtmiştir.
Eski çalışanın SMS’leri paylaşması şirketin kusuru sayılır mı?
Kararda bu konuda nihai bir kusur oranı belirlenmemiştir. Daire’nin aktardığı ilkeye göre mevduat sahibinin kusurunu ispat yükü bankadadır ve kusur ispatlanırsa banka bu oranda mahsup isteyebilir. Eski çalışanın beyanı, telefon numarasının sisteme nasıl girdiği ve sözleşme hükümleri, kusur dağılımında birlikte değerlendirilecek unsurlardır.
Ceza davasının varlığı hukuk davasını nasıl etkiliyor?
Daire, dolandırıcılık eylemine ilişkin ağır ceza dosyasının getirtilmesini istemiştir. Ceza dosyası burada bir delil kaynağı olarak görülmüş; paranın hangi hesaplara aktarıldığı ve eylemin nasıl gerçekleştirildiği gibi olguların tespitinde kullanılması amaçlanmıştır. Hukuk mahkemesi, bankanın sözleşmesel sorumluluğunu kendi delilleriyle ayrıca değerlendirecektir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin yayımlanmış kararından derlenmiştir. Karar, ilk derece kararını kaldırıp dosyayı yeniden inceleme için geri gönderen bir istinaf kararıdır ve uyuşmazlığın esasına ilişkin nihai bir hüküm içermez. Her dosya kendi sözleşme hükümleri, delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



