Aile HukukuEmsal Kararlar

Tek Taraflı Raporla Görüş Kısıtı – Yargıtay 2. HD 2026/6482

Boşanma sonrasında çocukla kurulan kişisel ilişki, çoğu zaman ilk kararla son bulmaz; velayet sahibi ebeveyn görüşmelerin çocuğa zarar verdiğini ileri sürerek ilişkinin kaldırılmasını veya daraltılmasını isteyebilir. Mahkemenin bu talep karşısında başvurduğu en önemli araç, uzman raporlarıdır. Peki yalnızca bir ebeveyn ve çocukla görüşülerek hazırlanmış, diğer ebeveynin hiç dinlenmediği bir sosyal inceleme raporu, babanın çocukla yatılı görüşme hakkını sınırlamaya yeterli midir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, bu soruya olumsuz cevap vermiş ve kişisel ilişkinin kısıtlanması için hangi incelemenin yapılması gerektiğini somut olarak tarif etmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.06.2026 tarihli ve E.2026/3045, K.2026/6482 sayılı kararıyla, babayla kişisel ilişkinin yatısız ve refakatçi eşliğinde kurulmasına ilişkin ilk derece kararını ve bu karara yönelik istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını eksik inceleme gerekçesiyle ortadan kaldırarak ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Kısa özet: Velayet hakkına sahip anne, babayla kurulan kişisel ilişki nedeniyle 2016 doğumlu çocuğun huzurunun bozulduğunu, çocuğun babadan korktuğunu ve görüşmelere ağlayarak gittiğini ileri sürerek kişisel ilişkinin kaldırılmasını, olmazsa sınırlandırılmasını istemiştir. Düziçi Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi, alınan rapora dayanarak kişisel ilişkinin yatısız ve refakatçi eşliğinde kurulmasına karar vermiş; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, baba hakkında sosyal inceleme raporu alınmadığını, mevcut raporun baba ile görüşülmeden tek taraflı hazırlandığını ve babanın rapora itirazının değerlendirilmediğini belirterek kararı bozmuştur.

👩‍👧 Annenin talebi ve ileri sürülen olgular

Karar metnine göre velayet hakkı annede bulunan çocuk ile baba arasında daha önce kişisel ilişki tesis edilmiştir. Anne, bu ilişki nedeniyle çocuğun huzurunun bozulduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Dava dilekçesinde dayanılan olgular şöyle özetlenmiştir:

  • Çocuğun davalı babadan korktuğu ve onunla gitmek istemediği,
  • Görüşmelere ağlayarak ve bağırarak gittiği,
  • Babanın çocuğa anne hakkında olumsuz sözler söylediği ve psikolojik şiddet uyguladığı,
  • Babanın çocukla ilgilenmediği ve çocuğun görüşmek istemediği.

Anne bu gerekçelerle öncelikle kişisel ilişkinin tamamen kaldırılmasını, bu talep kabul edilmezse görüşme süresinin sınırlandırılmasını talep etmiştir. Böylece dava, TMK m.324’te düzenlenen kişisel ilişkinin reddi veya kısıtlanması çerçevesinde görülmüştür.

🏛️ Derece mahkemeleri: yatısız ve refakatli görüşme

Düziçi Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi, 2022/901 E., 2024/16 K. sayılı kararında dosyaya giren rapora dayanmıştır. Karar metninde aktarıldığına göre raporda şu tespitler yer almıştır:

  • Çocuğun anne ile baba arasındaki çatışmalardan etkilendiği,
  • Baba tarafından psikolojik şiddet gördüğü,
  • Baba ile yatılı ilişki tahsis edilmemesi gerektiği; yatılı ilişkinin sürmesi hâlinde geri dönüşü olmayan travmalar yaratabileceği,
  • Çocuğun yüksek yararı gözetilerek günübirlik ve çocuğun güvendiği bir kişinin refakatinde görüşmenin uygun olacağı.

Mahkeme bu rapor doğrultusunda kişisel ilişkinin kaldırılması talebini değil, sınırlandırma talebini esas alarak ilişkinin yatısız ve refakatçi eşliğinde kurulmasına karar vermiştir. Babanın istinaf başvurusu, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 2024/685 E., 2025/3219 K. sayılı kararıyla esastan reddedilmiştir. Baba vekili, kabul edilen dava ve düzenlenen kişisel ilişki yönünden kararı temyiz etmiştir.

⚖️ Yargıtay’ın bozma gerekçesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı esastan sonuçlandırmamış; kararın dayandığı delil temelinin yetersiz olduğunu tespit etmiştir. Dairenin tespitleri üç noktada toplanmaktadır:

  1. Baba hakkında sosyal inceleme raporu alınmamıştır.
  2. Anne ve çocuk hakkında alınan 21.01.2023 tarihli sosyal inceleme raporu, baba ile görüşülmeden tek taraflı hazırlanmış olup çocuğun ve davacı annenin beyanlarına dayanmaktadır.
  3. Davalı baba bilirkişi raporuna itiraz etmiş, ancak mahkeme bu talebi değerlendirmemiştir.

Daire, bu hâliyle raporun kişisel ilişkinin sınırlandırılmasını gerektirecek yeterlikte olmadığını açıkça belirtmiştir. Yapılması gereken ise şöyle tarif edilmiştir: Psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşacak bir uzman heyetinden, her iki ebeveyn ve çocukla görüşülerek rapor alınmalı; temyiz inceleme tarihi itibarıyla idrak çağında bulunan çocuğun gerektiğinde mahkemece bizzat görüşü alınmalı; tüm bu deliller birlikte değerlendirildikten sonra karar verilmelidir.

Bu nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

📎 Karar metni: Tam metin, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle aktarılmıştır; taraf ve çocuk adları kaynakta anonimdir.

📜 TMK 323 ve 324: hak ve sınırları

Türk Medeni Kanunu’nun 323. maddesine göre ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Yargıtay da kararında, ayrı yaşayan ebeveynlerle düzenli kişisel ilişki kurulmasının ve sürdürülmesinin çocuk için bir hak olduğu kadar ana ve baba için de bir hak olduğunu vurgulamıştır.

Bu hakkın sınırları TMK m.324’te çizilmiştir. Maddenin ikinci fıkrasına göre kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer, ana ve baba bu haklarını birinci fıkradaki yükümlülüklerine (diğerinin çocukla kişisel ilişkisini zedelememe, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini engellememe) aykırı kullanır, çocukla ciddi olarak ilgilenmez ya da başka önemli sebepler bulunursa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden alınabilir. Maddenin üçüncü fıkrası ise velayet kendisine bırakılan ebeveynin kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerini yerine getirmemesi hâlinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini öngörmektedir.

Daire, kişisel ilişkinin ancak çocuğun yüksek yararı gerektirdiği takdirde TMK m.324 uyarınca kısıtlanabileceğini veya kaldırılabileceğini hatırlatmıştır. Annenin ileri sürdüğü olgular, kanundaki “çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi” sebebine karşılık gelmektedir; ancak bu sebebin varlığı, tarafların iddiasıyla değil, yeterli bir incelemeyle ortaya konmalıdır.

🧪 Kısıtlama için nasıl bir rapor gerekir?

Kararın uygulamaya en çok yansıyacak yönü, kişisel ilişkiyi daraltan bir hükmün dayanabileceği uzman incelemesine ilişkin asgari çerçeveyi belirlemesidir. Karar metninden çıkan ölçütler şöyle özetlenebilir:

  • Heyet yapısı: Rapor psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan bir uzman heyetinden alınmalıdır.
  • İki taraflı görüşme: Heyet her iki ebeveynle ve çocukla görüşmelidir; yalnızca bir ebeveynin ve çocuğun anlatımına dayanan rapor yeterli sayılmamıştır.
  • İtirazın karşılanması: Ebeveynin rapora yönelik itirazı değerlendirilmeden hüküm kurulması eksiklik olarak görülmüştür.
  • Diğer delillerle birlikte değerlendirme: Rapor tek başına değil, dosyadaki tüm delillerle birlikte ele alınmalıdır.

Dikkat çekici olan, raporun içeriğinin (psikolojik şiddet, travma riski gibi) ağır tespitler barındırmasına rağmen Yargıtay’ın bu tespitleri yeterli bulmamasıdır. Daire, raporun sonucunu değil, hazırlanış biçimini sorgulamıştır: Baba hiç dinlenmeden ulaşılan bir sonuç, babanın kişisel ilişki hakkını sınırlamanın dayanağı olamaz. Bu yaklaşım, hukuki dinlenilme hakkının aile yargılamasındaki yansıması olarak da okunabilir.

Uzman raporu ile çocuğun beyanı arasındaki ilişkinin farklı bir boyutu için serideki velayette çocuğun görüşü ile uzman raporu çelişkisine ilişkin karar, büyükanne ve büyükbabaların kişisel ilişki talebi için ise torunla kişisel ilişki kararı incelenebilir.

🗣️ İdrak çağındaki çocuğun dinlenmesi

Daire, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. maddesine ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 3. ve 6. maddelerine atıf yaparak idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşünün alınması ve bu görüşe gereken önemin verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda çocuk 2016 doğumludur ve Daire, temyiz inceleme tarihi itibarıyla çocuğun idrak çağında olduğunu kabul etmiştir.

Bununla birlikte karar, çocuğun görüşünü mutlak bir belirleyici olarak görmemektedir. Daireye göre çocuğun üstün yararı gerektirdiği takdirde, çocuğun görüşünün aksine de karar verilebilir. Ana ve babanın boşanmadaki kusurları, ahlaki değer yargıları ve sosyal konumları gibi durumları ise yalnızca çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde dikkate alınır. Dolayısıyla yeniden yapılacak yargılamada çocuğun beyanı, iki taraflı uzman raporu ve diğer delillerle birlikte tartılacaktır.

❓ Soru ve cevaplar

Yargıtay babanın yatılı görüşme hakkını geri mi verdi?

Hayır. Daire, kişisel ilişkinin nasıl düzenleneceğine kendisi karar vermemiş; yalnızca kararın dayandığı incelemenin eksik olduğunu tespit ederek ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Yeni rapor ve çocuğun görüşü alındıktan sonra mahkeme yeniden karar verecektir.

Rapor neden yetersiz bulundu?

Karar metnine göre baba hakkında sosyal inceleme raporu alınmamış, mevcut rapor baba ile görüşülmeden yalnızca anne ve çocuğun beyanlarına dayanılarak hazırlanmış ve babanın rapora itirazı değerlendirilmemiştir. Daire bu hâliyle raporun kişisel ilişkinin sınırlandırılmasına yeterli olmadığını belirtmiştir.

Kişisel ilişki hangi hâllerde kısıtlanabilir?

TMK m.324/2’ye göre kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girerse, ebeveyn hakkını kanundaki yükümlülüklerine aykırı kullanırsa, çocukla ciddi olarak ilgilenmezse veya başka önemli sebepler varsa kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir ya da ebeveynden alınabilir. Yargıtay, bu yetkinin ancak çocuğun yüksek yararı gerektirdiğinde kullanılabileceğini vurgulamıştır.

Çocuk görüşmek istemiyorsa ilişki mutlaka kaldırılır mı?

Kararda, idrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması ve bu görüşe önem verilmesi gerektiği, ancak çocuğun üstün yararı gerektirdiğinde görüşünün aksine de karar verilebileceği açıklanmıştır. Çocuğun isteği, diğer delillerle birlikte değerlendirilen bir unsurdur.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, aile hukukuna ilişkin diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metninden derlenmiştir. Karar, uyuşmazlığı esastan çözmeyen, eksik inceleme nedeniyle verilmiş bir bozma kararıdır; kişisel ilişkinin nihai olarak nasıl düzenleneceği, bozmadan sonra yapılacak yargılamada alınacak uzman raporu, çocuğun görüşü ve diğer delillere göre belirlenecektir. Kişisel ilişkinin kısıtlanması veya kaldırılması; çocuğun yaşına, ebeveynlerle ilişkisinin niteliğine ve dosyaya yansıyan olgulara göre her somut olayda farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu