Kayyımlı İntifa Sahibinde Terkin – Yargıtay 7. HD 2025/5176

Tapu kayıtlarında, onlarca yıl önce konulmuş ve lehtarı artık kimsenin tanımadığı şerhlere sıkça rastlanır. Taşınmazı yıllar sonra satın alan malik, kaydın bir köşesinde duran “yasal intifa hakkı vardır” ibaresiyle karşılaştığında mülkiyetin tam olarak kendisine ait olmadığını fark eder. Hak sahibinin kimliği bilinmiyor, yaşayıp yaşamadığı belli değil ve taşınmazı fiilen kullanmıyorsa, bu şerh mahkeme kararıyla kaldırılabilir mi? Hak sahibi adına sulh hukuk mahkemesince bir kayyım atanmış olması, terkin için yeterli bir dayanak sayılır mı?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 04.12.2025 tarihli ve E.2025/1588, K.2025/5176 sayılı kararıyla bu sorulara açık bir çerçeve çizmiştir. Daire, intifa hakkı sahibine kayyım atanmış olmasının ölüm ya da gaiplik sonucu doğurmayacağını belirtmiş; terkin için ya ölümün kayden ispatlanması ya da TMK 32 vd. maddeleri uyarınca gaiplik kararı alınması gerektiğine hükmetmiştir. Davayı kabul eden ilk derece kararı ve bu kararı onaylayan istinaf kararı kaldırılarak bozulmuş; karar oy çokluğuyla verilmiş, bir üye karşı oy yazmıştır.
📜 Tapudaki eski şerh ve davanın açılması
Karardaki anlatıma göre davacı, dava konusu taşınmazı 05.03.2013 tarihinde satın almıştır. Dava dilekçesinde, tapu kaydında 14.02.1949 tarihli ve “yasal intifa hakkı vardır” şeklinde bir şerh bulunduğu, intifa lehtarının taşınmazda hiçbir eylemli kullanımının olmadığı ve kimlik bilgilerinin tespit edilemediği ileri sürülmüştür. Davacı başlangıçta, hak sahibinin ölmüş olduğunun karine olarak kabulüyle şerhin terkinini istemiş; 08.11.2023 tarihli dilekçesiyle de taşınmazda aynı kişi lehine iki ayrı intifa şerhi bulunduğunu belirterek her ikisinin terkinini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesinin tespitlerine göre tapu kaydında, aynı kişi adına 29.05.2000 tarihli yevmiyeyle işlenmiş iki ayrı intifa şerhi yer almaktadır. Kimliği belirlenemeyen hak sahibi için İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 04.04.2019 tarihli ve 2017/363 Esas, 2019/266 Karar sayılı kararıyla kayyım atanmış, bu karar 15.04.2022 tarihinde kesinleşmiştir. Dava hem bu kayyıma hem de bir başka davalıya yöneltilmiştir.
İntifa hakkı, TMK 794 uyarınca hak sahibine konusu olan şeyden yararlanma hakkı veren bir irtifak hakkıdır. Kişiye sıkı sıkıya bağlı niteliği nedeniyle, hak sahibinin ölümü hakkın sona erme sebeplerinden biridir. Ancak taşınmazlarda bu sona erme kendiliğinden tapuya yansımaz; TMK 796’nın ikinci fıkrası, sürenin dolması, vazgeçme veya ölüm gibi sebeplerin malike yalnızca terkini isteme yetkisi verdiğini düzenler. Davanın özü de bu yetkinin hangi ispat düzeyinde kullanılabileceğidir.
🏛️ İlk derece ve istinaf aşaması
| Merci | Değerlendirme | Sonuç |
|---|---|---|
| İstanbul 32. Asliye Hukuk Mahkemesi (17.11.2023, E.2022/22 K.2023/405) | Kadastro tutanakları ve tedavüllü tapu kayıtlarına göre lehtarın yaşadığına ya da hakkı kullandığına dair delil yok; intifanın devamında hukuki yarar görülmedi; intifa hakkının değeri yönünden bilirkişi raporlarına itibar edildi. Davalılardan biri yönünden pasif husumet yokluğu (HMK 114/1-d). | Kayyım yönünden kabul, iki şerhin ayrı ayrı terkini; diğer davalı yönünden usulden ret |
| İstanbul BAM 7. Hukuk Dairesi (18.12.2024, E.2024/4195 K.2024/2835) | İlk derece kararı hukuka uygun bulundu. | Davacı ve kayyım vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi |
| Yargıtay 7. Hukuk Dairesi (04.12.2025, E.2025/1588 K.2025/5176) | Kayyım atanması ölüm ya da gaiplik sonucu doğurmaz; hak sahibinin kimliği ve ölümü araştırılmalı, gerekirse gaiplik kararı beklenmeli. | BAM kararının kaldırılması, ilk derece kararının bozulması (oy çokluğu, kesin) |
Kayyım vekili temyizde; kayyımlığın kaldırılması nedeniyle hasım sıfatının kalmadığını, husumetin Hazineye yöneltilmesi gerektiğini ve intifa bedeline hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Daire ise terkin şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğine odaklanmıştır.
🔍 Dairenin gerekçesi: kayyım ölüm yerine geçmez
Daire önce TMK 796’yı ele almış ve somut intifa hakkının süreye bağlı olmadığını, hak sahibinin vazgeçtiğine dair bir durumun da bulunmadığını saptamıştır. Geriye kalan tek sona erme sebebi hak sahibinin ölümüdür. Daireye göre ölümün ispatı hâlinde intifanın tapudan terkin edileceği konusunda tereddüt yoktur; sorun, ölümün ispat edilmemiş olmasıdır.
Bu noktada Daire, TMK 32’de düzenlenen gaiplik kurumuna ve gaiplik kararının sonuçlarını belirleyen TMK 35’e dikkat çekmiştir. TMK 35 uyarınca gaipliğe karar verildiğinde, ölüme bağlı haklar aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılır. Kayyım atanması ise bir temsil tedbiridir; ilgilinin öldüğü veya gaip olduğu yönünde bir hüküm içermez. Daire bu ayrımı şu sonuca bağlamıştır:
- Mahkemece öncelikle intifa hakkı sahibinin kim olduğu konusunda kapsamlı bir araştırma yapılmalıdır.
- Hak sahibinin kayden öldüğü ispatlanırsa davanın kabulüne karar verilebilir.
- Ölüm tespit edilemezse, davacının hukuki yararı bulunduğundan, TMK 32 vd. uyarınca gaiplik kararı istemesi için davacıya süre ve yetki verilmelidir.
- Gaiplik hükmen ilan edilirse yine davanın kabulüne karar verilebilir; aksi hâlde TMK 796’nın şartları oluşmamış sayılacaktır.
Daire, bu araştırma yapılmadan kayyım atanmış olmasıyla yetinilerek davanın kabul edilmesini eksik inceleme olarak nitelendirmiştir. Sonuçta Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararı ortadan kaldırılmış, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya ilk derece mahkemesine gönderilmiştir. Karar kesin olarak ve oy çokluğuyla verilmiştir.
🗣️ Karşı oy: yasal intifa ve temyizle bağlılık
Kararı değerli kılan unsurlardan biri, iki ayrı eksende itiraz yükselten karşı oy yazısıdır. Karşı oydaki üye, ilk derece kararının ve onu onaylayan istinaf kararının onanması gerektiği görüşündedir.
Birinci itiraz usule ilişkindir. Karşı oya göre kayyım vekili, temyiz dilekçesinde intifa bedeline hükmedilmemesini ve kayyımlığın kaldırılması nedeniyle hasım sıfatının bulunmadığını ileri sürmüş; terkin kararının kendisine yönelik açık bir temyiz itirazında bulunmamıştır. İstinaf dilekçesinde ise taşınmazın satış yoluyla devredildiği ve satış bedellerinin Hazineye aktarıldığı belirtilmiştir. Açıkça temyiz konusu yapılmayan bir hususun resen bozma nedeni yapılması, karşı oya göre HMK 361 ve devamı maddelerine aykırıdır.
İkinci itiraz hakkın niteliğine ilişkindir. Karşı oyda, intifa hakkının 29.01.1949 tarihli “Mülkiyet Tablosu” başlıklı belge ile oluşturulduğu ve 14.02.1949 tarihli komisyon kararıyla kesinleştiği; belgede yalnızca bir mirasçıya intikal etmek üzere murisin uhdesinde kaldığı yönünde ifade bulunduğu, ilgililerin kim olduğuna dair başka bilgi yer almadığı vurgulanmıştır. Karşı oya göre bu intifa hakkı sözleşmeden değil, 743 sayılı eski Medeni Kanun’un miras hükümlerinden doğmuş bir yasal intifa hakkıdır. TMK 796/1’e göre yasal intifa hakkı, sebebinin ortadan kalkmasıyla sona erer; dolayısıyla ölümün veya gaipliğin ayrıca ispatına gerek olmadan terkin gerekir.
Karşı oy ayrıca, intifa hakkı sahiplerinin taşınmazda zilyet olduğuna dair bilgi bulunmadığını, davacı TMK 713/2 uyarınca tescil talebinde bulunmuş olsaydı davasının muhtemelen kabul edileceğini not etmiştir. Ölü veya gaip kişi adına kayıtlı taşınmazlarda olağanüstü zamanaşımı ile tescil konusu, sitedeki ölü malik adına kayıtlı taşınmazda zilyetlik yazısında ayrıca ele alınmıştır.
🧾 Terkin davasında ispatın üç yolu
Çoğunluk görüşü, intifa şerhinin terkini davasında ispatın hangi araçlarla yapılabileceğini dolaylı olarak sıralamaktadır. Kararın bütününden çıkan tablo şöyledir:
- Kayden ölüm: Hak sahibinin kimliği belirlenebilir ve nüfus kayıtlarında ölümü görülürse, TMK 796/2 kapsamında terkin talebi kabul edilebilir.
- Gaiplik kararı: Kimlik belirlenemiyor veya ölüm kayıtlarda görünmüyorsa, TMK 32-35 kapsamında gaiplik kararı ölüme bağlı hakların kullanılmasını mümkün kılar; Daire bu yolun davacı açısından hukuki yarar taşıdığını açıkça belirtmiştir.
- Yasal intifanın sebebinin ortadan kalkması: Çoğunluk bu yolu tartışmamış, ancak karşı oy hakkın yasal niteliğini öne çıkararak bu sona erme sebebinin uygulanabileceğini savunmuştur.
Çoğunluk görüşüne göre kayyım kararı, hakkın sona erdiğini gösteren bir ispat aracı değildir; kayyımın davaya katılması taraf teşkilini sağlasa da ölüm veya gaiplik şartının yerine geçmez.
🏠 Taşınmaz alım satımına yansımalar
Karar, özellikle eski tarihli kadastro tespitlerinden gelen şerhlerin bulunduğu taşınmazlar bakımından önem taşımaktadır. Kararın sonuçları şöyle özetlenebilir:
- Lehtarı bilinmeyen intifa şerhinin varlığı, uzun süre geçmiş olsa da kendiliğinden hükümsüz sayılmamaktadır.
- Hak sahibinin taşınmazı kullanmaması ve kimliğinin belirlenememesi, Dairenin çoğunluk görüşüne göre tek başına terkin için yeterli görülmemiştir.
- Kayyım atanmış olması, davada taraf teşkilini kolaylaştırsa da ölüm veya gaiplik kararı yerine geçmemektedir.
- Terkin süreci, gaiplik davası gibi ayrı bir yargılamayı gerektirebileceğinden uzayabilmektedir.
Kararın sınırları da dikkate alınmalıdır. Daire, intifa hakkının yasal mı yoksa iradi mi olduğu sorusunu ayrıca tartışmamış; bu tartışma yalnızca karşı oyda yer almıştır. Kayyımın hasım sıfatı ve Hazinenin husumeti gibi temyiz itirazları da kararın gerekçesinde ayrıca cevaplanmamıştır. Ayrıca karar, dosyayı yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine göndermiş olup, şerhlerin sonuçta terkin edilip edilmeyeceği yapılacak araştırmaya bağlıdır.
❔ Merak edilenler
Kayyım ile gaiplik kararı arasındaki fark bu davada neden belirleyici oldu?
İntifa hakkı hak sahibinin ölümüyle sona ermektedir. Kayyım atanması kişinin öldüğünü göstermez; yalnızca mal varlığının yönetimi ve temsili için bir tedbirdir. TMK 35 ise gaiplik kararının ölüme bağlı hakların, ölüm ispatlanmış gibi kullanılmasını sağladığını düzenler. Daire bu nedenle kayyım kararını yeterli görmemiş, ölümün kayden ispatını veya gaiplik kararını aramıştır.
Daire davanın reddine mi karar verdi?
Hayır. Daire davanın esası hakkında nihai bir sonuca varmamış, eksik inceleme gerekçesiyle ilk derece kararını bozmuştur. Yeniden yapılacak yargılamada hak sahibinin kimliği ve ölümü araştırılacak, ölüm tespit edilemezse davacıya gaiplik kararı istemesi için süre ve yetki verilecektir. Gaiplik hükmen ilan edilirse davanın kabulü mümkün görülmüştür.
Karşı oydaki “yasal intifa” görüşü neyi değiştirirdi?
TMK 796/1’e göre yasal intifa hakkı, sebebinin ortadan kalkmasıyla sona erer. Karşı oy, hakkın 1949 tarihli kadastro belgesine göre eski Medeni Kanun’un miras hükümlerinden kaynaklandığını kabul ederek, sebebin ortadan kalktığı ve terkinin ölüm ya da gaiplik ispatı aranmadan yapılabileceği görüşüne varmıştır. Çoğunluk ise bu niteleme üzerinde durmamıştır.
Temyiz dilekçesinde terkine açıkça itiraz edilmemesi bozmayı engellemedi mi?
Karşı oy yazısı tam olarak bu noktayı eleştirmiş ve açıkça temyiz edilmeyen bir hususun resen bozma nedeni yapılmasının HMK 361 ve devamı maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Çoğunluk görüşü ise bu konuda ayrı bir açıklama yapmamış, uyuşmazlığı terkin şartları yönünden incelemiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından ve karşı oy yazısından derlenmiştir. Değerlendirme, lehtarının kimliği belirlenemeyen ve adına kayyım atanmış bir kişi lehine konulmuş intifa şerhlerinin bulunduğu somut dosyaya dayanmaktadır; hakkın kaynağı, süresi, hak sahibine ilişkin kayıtlar ve davanın tarafları farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



