Konkordatoda Hakediş Blokesi – Ankara BAM 21. HD 2026/750

Bir inşaat şirketi, nakit sıkışıklığı içinde konkordato talep ediyor ve 08.10.2018 tarihinde üç aylık geçici mühlet alıyor. Aynı gün kredi kullandığı banka, hesapları kat ediyor. İki hafta sonra iş yaptığı bir anonim şirketten 417.000,00 TL hakediş ödemesi şirketin hesabına geliyor; ancak şirket bu paraya dokunamıyor. Birkaç ay sonra gelen 375.000,00 TL’lik ikinci hakediş de aynı akıbete uğruyor. Şirketin itirazı nettir: Mahkeme hesaplara tedbir koymamışken, üstelik konkordato mühleti devam ederken bankanın blokesi hukuka aykırıdır. Bankanın cevabı da aynı açıklıktadır: Genel kredi sözleşmesindeki rehin, mahsup ve hapis hakkı, bu bloke ve mahsubu baştan kabul edilmiş bir yetki hâline getirmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 11.06.2026 tarihli ve E.2023/1649, K.2026/750 sayılı kararıyla, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin davayı reddeden kararına karşı davacı şirketin istinaf başvurusunu HMK 353/1-b.1 uyarınca esastan reddetmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiş, Yargıtay’da temyiz yolu açık bırakılmıştır.
🏗️ Mühlet kararı, kat ihtarı ve gelen hakedişler
Davacı, bir inşaat taahhüt şirketidir ve davalı bankayla 07.09.2015 tarihinde 2.000.000,00 TL, 27.07.2017 tarihinde 4.000.000,00 TL limitli iki genel kredi sözleşmesi imzalamıştır. Bu sözleşmelere dayanarak şirkete hem nakdi kredi hem de teminat mektubu ve çek gibi gayrinakdi krediler kullandırılmıştır.
Şirketin konkordato talebi üzerine Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 08.10.2018 tarihinde üç ay süreyle geçici mühlet vermiş ve İİK 288/1, 294, 295, 296 ve 297. maddelerindeki önlemlere hükmetmiştir. Davacının vurguladığı nokta, bu kararda şirket hesapları üzerinde tasarrufu kısıtlayan ayrı bir tedbirin bulunmamasıdır.
Banka aynı gün, Ankara 40. Noterliği aracılığıyla gönderdiği ihtarnameyle kredi hesaplarını kat etmiştir. Karar metnine yansıyan sonraki gelişmeler şöyledir:
- 23.10.2018: Bir anonim şirket, davacının hesabına 417.000,00 TL hakediş ödemesi yatırmıştır. Banka bu tutardan 101.924,36 TL’yi kredi geri ödemelerine kesmiş, kalan tutarları 23.10.2018 ve 25.10.2018 tarihlerinde virmanla başka bir hesaba aktarmıştır.
- 25.10.2018: Aktarılan toplam 315.075,64 TL’ye bloke konulmuştur.
- 12.02.2019: Başka bir anonim şirketin yatırdığı 375.000,00 TL hakedişe de bloke konulduğu davacı tarafından ileri sürülmüştür.
- 23.10.2018–17.10.2019: Blokeli hesaptan kredi taksitlerine karşılık toplam 282.402,03 TL borç kaydedilmiş, hesap bakiyesi 32.673,61 TL’ye inmiştir.
- Sonraki aşama: Konkordato talebi Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/700 E., 2020/136 K. sayılı kararıyla reddedilmiştir.
- 02.03.2022: Haksız bloke nedeniyle alacak davası açılmış, ilk derece mahkemesi 22.12.2022 tarihinde davayı reddetmiştir.
📑 Şirketin dört talebi ve bankanın savunması
Dava dilekçesinde, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şu talepler ileri sürülmüştür:
- Hesaplardaki blokenin kaldırılması,
- Yoksun kalınan faiz geliri için şimdilik 2.500 TL’nin, ihtarnamenin tebliğ edildiği 26.10.2018 tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsili,
- Hesapta para varken kredi borcunun bir kerede kapatılmayıp taksitle tahsil edilmesi nedeniyle haksız alındığı ileri sürülen anapara faizi için şimdilik 2.000 TL,
- Hesaptan ihtarname masrafı olarak tahsil edilen 573,59 TL’nin 20.12.2019 tarihinden itibaren ticari faiziyle iadesi.
Banka ise taleplerin zamanaşımına uğradığını, kredi borcunun muaccel olduğunu, davacının gayrinakdi riski bankaya depo etmediğini ve sözleşme gereği gayrinakdi risk devam ettiği sürece risk tutarı kadar bloke koyma yetkisinin bulunduğunu savunmuştur. Bankaya göre borçlu talep etmedikçe taksitli tahsilden başka bir yönteme geçilemezdi.
İstinaf aşamasında davacı ayrıca bilirkişi raporunun eksik olduğunu ve sözleşmedeki rehin şartının genel işlem koşulu niteliği taşıdığını, bu nedenle blokeyi hukuka uygun hâle getiremeyeceğini ileri sürmüştür.
🔢 Bilirkişi raporundaki rakamlar
İlk derece mahkemesinin aldığı 07.07.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporu, uyuşmazlığın sayısal zeminini oluşturmuştur. Rapora göre:
- 08.10.2018 kat tarihinde toplam borç 1.912.228,01 TL’dir; bunun 299.028,01 TL’si nakdi, 1.613.200,00 TL’si gayrinakdi kredilerden kaynaklanmaktadır.
- 27.06.2022 inceleme tarihinde nakdi kredi borcu kalmamıştır.
- Aynı tarihte 224.000,00 TL gayrinakdi borç devam etmektedir: 420.000,00 TL’lik bir teminat mektubuna karşılık 210.000,00 TL kısmi ödeme yapıldıktan sonra kalan 210.000,00 TL mektup riski ve iade edilmeyen çeklerden doğan 14.000,00 TL.
- Şirketin diğer mevduat hesabına 23.08.2018–30.11.2021 arasında 1.014.070,07 TL yatırılmış, 660.583,93 TL çekilmiş; 22.02.2022 itibarıyla bakiye 353.486,14 TL’dir.
Rapor, sözleşmenin 11. maddesine dayanarak alacak talebini yerinde görmemiştir.
⚖️ Dairenin değerlendirmesi
Daire, önce sözleşmenin üç maddesini aktarmıştır. 24. madde temerrüt hâlinde bankanın tüm kredileri muaccel kılabileceğini, 25. madde muaccel alacak için takip ve ihtiyati tedbir yoluna gidebileceğini düzenlemektedir. Belirleyici olan ise 11. maddedir. Bu maddeye göre müşteri, banka nezdindeki her türlü hak ve alacağı, mevduat ve döviz hesapları ile lehine gelecek havaleler üzerinde bankanın rehin ve hapis hakkı bulunduğunu; bankanın kendisine bilgi vererek bunları bloke etmeye ya da ihbarsız takas ve mahsup etmeye yetkili olduğunu kabul etmiştir.
Daire bu maddeye dayanarak davacının banka nezdindeki hak ve alacaklarının rehinli olduğunu kabul etmiş ve rehnin TMK’da sınırlı ayni haklar arasında düzenlendiğini hatırlatmıştır. Ardından konkordato bakımından şu noktaların altını çizmiştir:
- Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur; İİK 294–297’deki sonuçlar geçici mühletle başlar.
- İİK 295’e göre mühlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar için rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir; yalnızca muhafaza tedbiri alınamaz ve rehinli mal satılamaz.
- Davacının konkordato talebi sonradan reddedilmiştir; bu durum uyuşmazlık konusu değildir ve sonuç olarak taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uygulanacaktır.
Bu tespitlerle Daire, tacir olan davacının sözleşmede rehin, mahsup ve hapis hakkını kabul ettiğini, bankanın kat ihtarı kapsamındaki alacaklarını tahsil etmek amacıyla dava dışı şirketlerin yatırdığı hakediş tutarlarına bloke koymasında ve rehin ile mahsup işlemleri yapmasında usulsüzlük bulunmadığını kabul etmiştir. Bilirkişi raporu hükme ve denetime elverişli bulunmuş, rapora yönelik itirazlar reddedilmiştir.
📘 Konkordato hükümleri ne söylüyor?
Kararda anılan İcra ve İflas Kanunu hükümleri, mühletin alacaklılar üzerindeki etkisini farklı alacak türlerine göre ayırır:
- İİK m.288/1: Geçici mühlet, kesin mühletin sonuçlarını doğurur.
- İİK m.294/1: Mühlet içinde borçlu aleyhine hiçbir takip yapılamaz, başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz.
- İİK m.294/3: Tasdik edilen proje aksini öngörmedikçe kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işlemesi durur.
- İİK m.294/4: Takas, İİK 200 ve 201. maddelere tabidir; bu maddelerin uygulanmasında geçici mühletin ilanı tarihi esas alınır.
- İİK m.295/1: Rehinle temin edilmiş alacaklar için rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilir; ancak muhafaza tedbiri alınamaz ve rehinli mal satılamaz.
Davacının yaklaşımı, 294. maddedeki genel takip ve tedbir yasağına dayanıyordu: Mühlet sürerken alacaklı banka mahkeme kararı olmadan hesapları dondurmamalıydı. Daire ise uyuşmazlığı 295. maddedeki rehinli alacak rejimi üzerinden okumuş, sözleşmeyle kurulan rehin ve hapis hakkını, bankanın kendi nezdindeki mevduat üzerindeki bloke ve mahsubu bakımından belirleyici saymıştır. Gerekçede 294/4’teki takas kuralı ayrıca tartışılmamıştır.
Benzer bir sözleşme hükmünün farklı bir bağlamda ele alındığı rehinli döviz mevduatının krediye mahsubu yazısında konkordato yoktu; uyuşmazlık mahsubun kendisine ilişkindi. Konkordato tasdikinden sonraki aşamayı ise konkordato bozulunca konan haciz yazısı ele almaktadır. Eldeki kararın farkı, blokenin tam da geçici mühlet döneminde ve bankanın kendi elindeki mevduat üzerinde uygulanmış olmasıdır.
🔍 Kararı okurken dikkat çeken noktalar
Kararın sonucunu etkileyen unsurlar şunlardır:
- Konkordatonun reddi: Daire, konkordato talebinin reddedilmiş olmasını ve bunun sonucunda sözleşme hükümlerinin uygulanacak olmasını gerekçesinin dayanakları arasında saymıştır. Konkordatonun tasdik edildiği bir dosyada değerlendirmenin aynı kalıp kalmayacağı bu kararla cevaplanmış değildir.
- Tacir sıfatı: Gerekçede rehin hakkının “tacir olan davacı yanca” kabul edildiği özellikle belirtilmiştir. Genel işlem koşulu itirazı bu tespit karşısında ayrıca tartışılmamıştır.
- Devam eden gayrinakdi risk: Nakdi borç kapanmış olsa da 224.000,00 TL’lik teminat mektubu ve çek riski inceleme tarihinde sürmektedir. Blokenin bu risk karşılığı tutulduğu savunması dosyada karşılık bulmuştur.
- Tarih yazımı: Gerekçenin bir cümlesinde geçici mühlet için 28.05.2021 tarihi geçmektedir; karar metninin diğer bütün bölümlerinde geçici mühlet tarihi 08.10.2018 olarak yer almaktadır.
Bankanın kendi müşterisinin hesabına koyduğu blokeyi farklı bir gelir türü bakımından ele alan emekli maaşına banka blokesi yazısında tartışma, kanunla korunan bir aylık üzerindeki takas-mahsup yetkisinin sınırına ilişkindi. Bu dosyada ise korunan bir gelir değil, tacirler arasındaki iş ilişkisinden doğan ticari hakediş söz konusudur.
❓ Merak edilenler
Geçici mühlet, bankanın hesaplara bloke koymasını engellemez mi?
Bu kararda Daire, bankanın sözleşmeden doğan rehin ve hapis hakkına dayandığını, İİK 295 gereğince rehinli alacaklar için mühlet döneminde de rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabildiğini kabul etmiştir. Konkordato talebinin sonradan reddedilmiş olması da sonuca etkili görülmüştür.
Hesaba üçüncü kişinin yatırdığı hakediş de rehnin kapsamına girer mi?
Sözleşmenin 11. maddesi, müşteri lehine gelmiş veya gelecek havaleler üzerinde de bankanın rehin ve hapis hakkı bulunduğunu düzenlemektedir. Daire, dava dışı şirketlerin yatırdığı hakediş tutarlarına konulan blokeyi bu kapsamda değerlendirmiş ve usulsüz bulmamıştır.
Nakit kredi borcu bittiği hâlde bloke neden sürdü?
Bilirkişi raporuna göre 27.06.2022 itibarıyla nakit kredi borcu kalmamış, ancak teminat mektubu ve iade edilmeyen çeklerden kaynaklanan 224.000,00 TL gayrinakdi risk devam etmiştir. Sözleşme, iade olunmamış gayrinakdi kredi riskleri için de rehin hakkı tanımaktadır.
Karar kesinleşmiş midir?
Hüküm fıkrasına göre gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay’da temyiz yolu açıktır. Kaynak sistemde karar “kesinleşmedi” olarak görünmektedir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan taraf iddialarına, bilirkişi raporunun özetine ve ilk derece kararına dayanır. Karar istinaf aşamasında verilmiş olup temyiz yolu açıktır. Sözleşme hükümleri, konkordatonun tasdik veya reddi, borcun türü ve blokenin zamanı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



