Onaylanmış Alacak Temliki ve Mülkiyet – AYM 2020/11163

Proje finansmanında bankalar, kredinin geri ödenmesini çoğu zaman projenin kendi nakit akışına bağlar: Santral elektrik üretir, üretimden doğan alacaklar krediyi veren bankaya temlik edilir. Bu yapının güvencesi, temlikin borçlu konumundaki kurum nezdinde kayda alınmasıdır. Peki temlik onaylandıktan sonra kurum değişir ve yeni kurum “onay bende değil, yeniden başvurun” derse ne olur? Anayasa Mahkemesi, aynı gün verdiği iki kararla bu soruya, temlikin önceki kurumca onaylanıp onaylanmadığına göre farklı cevaplar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 05.05.2026 tarihli ve 2020/11163 başvuru numaralı kararıyla, piyasa işletmecisi değişikliği gerekçe gösterilerek daha önce onaylanmış bir alacak temlikinin yeni işletmeci kayıtlarına işlenmemesini ölçüsüz bulmuş ve Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili idare mahkemelerine gönderilmiştir. Aynı gün incelenen ve onay süreci tamamlanmamış bir temlike ilişkin 2020/11020 numaralı başvuruda ise ihlal bulunmamıştır.
🏦 Kredi, temlik ve iki farklı işletmeci
Karar metnine göre başvurucu banka ile bir elektrik üretim şirketi arasında 13.10.2010 tarihinde kredi sözleşmesi ve buna ek olarak aynı tarihli alacak temlik sözleşmesi imzalanmıştır. Proje finansman kredisi kapsamında bir hidroelektrik santrali projesinden doğacak, elektrik piyasası dengeleme ve uzlaştırma faaliyetleriyle ilgili doğmuş ya da doğacak alacakların tamamı, 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun 162. maddesi uyarınca bankaya devredilmiştir.
Olayların sıralaması, kararın sonucunu belirleyen unsurdur:
- 21.03.2014: Banka temlik sözleşmesini noter aracılığıyla o tarihte piyasa işletmecisi olan TEİAŞ’a göndermiştir.
- 21.07.2014: TEİAŞ, temlikin uygun bulunduğunu ve 01.08.2014 itibarıyla işleme alınacağını bildirmiş; temlikten önce ulaşan haciz ihbarnamelerinin ödenmesinden sonra ödeme yapılacağını belirtmiştir.
- 01.09.2015: 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca piyasa işletmeciliği EPİAŞ’a geçmiştir. EPİAŞ, bu tarihten önce TEİAŞ’ça onaylanan temliklerin işlem görebilmesi için taraflarca imzalanan taahhütname ve zeyilnamelerin gönderilmesi gerektiğini duyurmuştur.
- 20.10.2015: Banka, TEİAŞ nezdindeki işlemlere ait bilgi ve belgelerin EPİAŞ’a devredilmesini ve sürecin kesintisiz devam ettirilmesini talep etmiştir.
- 11.12.2015: EPİAŞ, TEİAŞ nezdindeki işlemlerin kendisi için hukuken bağlayıcı olmadığını, kendi koşullarına uygun yeni bir temlik sözleşmesi gönderilirse konunun yeniden değerlendirileceğini bildirmiştir.
Temlik sözleşmesinin ekinde ise dengeleme ve uzlaştırma faaliyetlerinin başka bir tüzel kişiye devredilmesi hâlinde temlik işlemlerinin yeni piyasa işletmecisi tarafından yerine getirileceği açıkça yazılıdır.
🧭 Görev uyuşmazlığından ret kararına
Banka, EPİAŞ’ın 11.12.2015 tarihli işleminin iptali için İstanbul 12. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Yargılama şu aşamalardan geçmiştir:
- 28.01.2016: İdare mahkemesi, EPİAŞ’ın özel hukuk hükümlerine tabi bir şirket olduğunu ve işlemin idari işlem niteliği taşımadığını belirterek davayı görev yönünden reddetmiştir.
- 29.09.2016: Danıştay 13. Daire bu kararı bozmuştur. Daireye göre EPİAŞ statü olarak özel hukuka tabi olsa da piyasa işletmecisi sıfatıyla dengeleme ve uzlaştırma mevzuatı çerçevesinde kamu gücü kullanarak tek yanlı idari işlem tesis edebilir.
- 23.01.2019: Bozmaya uyan mahkeme, 01.09.2015’ten itibaren piyasa işletmecisinin EPİAŞ olduğunu, temliknamenin EPİAŞ’ın onayı alınmadan akdedildiğini belirterek davayı reddetmiş; karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
Banka nihai kararı 25.03.2020’de öğrenmiş ve 26.03.2020’de bireysel başvuruda bulunmuştur. Aynı konudaki 2021/37622 numaralı başvuru da bu dosyayla birleştirilmiştir.
💼 Temlik alınan alacak neden “mülk” sayıldı?
Adalet Bakanlığı görüşünde, piyasa işletmecisinin onayı alınmadan yapılan temlike dayanılarak alacak talep edilmesine imkân veren bir mevzuat hükmü veya yerleşik içtihat bulunmadığı, bu nedenle bankanın mülkiyet hakkı kapsamında bir mal varlığı ya da meşru beklentisi olmadığı ileri sürülmüştür.
Anayasa Mahkemesi bu görüşü benimsememiştir. Mahkemeye göre temlik konusu alacak, ekonomik değer taşıyan ve parayla ölçülebilen bir mal varlığı hakkıdır; devredilebilir ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Belirleyici olan, temlikin TEİAŞ nezdinde kabul edilmesi ve işleme alınacağının bildirilmesidir. Bu bildirimle bankanın alacağa yönelik hakkı belirli bir kesinlik ve icra kabiliyeti kazanmış, Anayasa’nın 35. maddesi anlamında mülk niteliğine ulaşmıştır.
Temlikin EPİAŞ onayına tabi kılınması ise mülkiyet hakkına müdahale olarak nitelendirilmiş ve müdahale, devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etme yetkisi kapsamında incelenmiştir.
⚖️ Kanunilik ve meşru amaç geçti, ölçülülük geçmedi
Mahkeme, müdahaleyi üç aşamalı testten geçirmiştir:
- Kanunilik: Mülga BK m.162, kanun, sözleşme veya işin niteliği gereği borçlunun rızasının aranmasına izin verir. Piyasa işletmecisinin hazırladığı tip sözleşme ve dengeleme yönetmeliği, bu alacakların temlikini işletmecinin onayına bağladığından müdahalenin kanuni dayanağı olduğu kabul edilmiştir.
- Meşru amaç: Elektrik piyasasında dengeleme ve uzlaştırma faaliyetlerinin sağlıklı yürütülmesi ve alacak-borç ilişkilerinin ihtilafsız sürdürülmesi meşru bir amaçtır.
- Ölçülülük: Onay şartı elverişli ve gerekli görülmüş, ancak somut olayda orantılı bulunmamıştır.
Orantılılık değerlendirmesinde Mahkeme dört noktaya dikkat çekmiştir. Birincisi, banka piyasa işletmecisinin aradığı şartlarda sözleşme hazırlamış ve yetkili işletmecinin onayını almıştır; üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiştir. İkincisi, onaylanmış bir temlik için ikinci kez onay istenmesi sonradan getirilen yeni bir yükümlülüktür. Üçüncüsü, EPİAŞ’ın duyurusunun yalnızca 01.09.2015’ten sonraki temliklere uygulanması yerine geçmişe etkili uygulanması hukuki güvenlik ilkesini ihlal etmiştir. Dördüncüsü, işletmeci değişikliğinin sonuçları hakkında piyasa aktörlerinin uygun zamanda ve yöntemle bilgilendirilmemesi, idarenin iyi yönetişim yükümlülüğüyle bağdaşmamaktadır.
Mahkeme ayrıca, temlik ekindeki “yeni piyasa işletmecisi tarafından yerine getirilecektir” hükmüne rağmen ikinci onayın zorunlu sayılmasını başvurucu açısından öngörülebilir bulmamıştır. Sonuçta usule ilişkin güvencelerin sağlanmadığı, adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu kabul edilmiştir. Bir üye ihlal sonucuna katılmakla birlikte, müdahalenin daha ilk aşamada, yani kanunilik ölçütü yönünden Anayasa’ya aykırı olduğunu belirten farklı gerekçe yazmıştır.
🔀 Aynı gün iki karar: ihlal ve ihlal yok
Aynı banka tarafından yapılan ve aynı EPİAŞ uygulamasına yönelen 2020/11020 numaralı başvuru da 05.05.2026 tarihinde karara bağlanmış, ancak bu dosyada mülkiyet hakkının ihlal edilmediği oyçokluğuyla sonucuna varılmıştır. İki kararı ayıran fark, temlikin TEİAŞ döneminde onaylanıp onaylanmadığıdır:
- 2020/11163 (ihlal): TEİAŞ, 21.07.2014’te temliki uygun bulmuş ve işleme alacağını bildirmiştir. Banka, işletmeci değişikliğinden önce süreci tamamlamıştır.
- 2020/11020 (ihlal yok): TEİAŞ, temlik eden şirketin henüz piyasa katılımcısı olmaması ve geçmişe dönük alacakların temlik edilemeyeceği gibi şekli eksiklikler nedeniyle temliknameyi iade etmiş; EPİAŞ’ın 01.09.2015’te görevi devralmasıyla sözleşme yine iade edilmiştir. Mahkemeye göre bu durumda TEİAŞ kayıtlarına işlenmiş bir temlik bulunmadığından EPİAŞ onayının istenmesi aşırı bir külfet oluşturmamaktadır.
Bu karşılaştırma, kararın “işletmeci değişikliğinde her temlik korunur” şeklinde genellenemeyeceğini göstermektedir. Koruma, önceki yetkili makamca kabul edilip işleme alınacağı bildirilmiş, yani belirli bir kesinlik kazanmış alacak hakkı için tanınmıştır.
📊 Finans kuruluşları açısından çıkan sonuçlar
Karar, bankalar ve diğer finans kuruluşlarının teminat yapılarında kamu otoritesi veya düzenleyici kurum nezdinde kayda alınan alacaklar bakımından önemli ölçütler ortaya koymaktadır. Kararda öne çıkan unsurlar şöyle özetlenebilir:
- Temlik sözleşmesindeki “görev devri hâlinde temlik yeni kurum tarafından yerine getirilir” kaydı, Mahkemenin öngörülebilirlik değerlendirmesinde doğrudan dikkate alınmıştır.
- Yetkili makamın yazılı onayı ve işleme alma tarihi, alacak hakkının “mülk” sayılmasında belirleyici olmuştur.
- Kurumsal yapı değişikliklerinde yeni kurumun koyduğu şartların geçmişe etkili uygulanması, hukuki güvenlik ilkesi yönünden sorun oluşturmuştur.
- Görev uyuşmazlığı da ayrıca dikkat çekicidir: Özel hukuk şirketi statüsündeki bir piyasa işletmecisinin işlemleri, kamu gücü kullanılarak tesis edildiğinde idari yargının denetimine tabi tutulmuştur.
Bugün yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 183. maddesi de mülga BK m.162 ile aynı doğrultuda, kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacağın borçlunun rızası aranmaksızın devredilebileceğini düzenlemektedir. Banka ve yatırım bağlamlı diğer anayasal başvurular için serideki el konulan bankada hissedar tazminatının değer kaybı ve perde aralama ve banka hissesi kararları incelenebilir.
💡 Merak edilenler
Anayasa Mahkemesi temlikin onaya bağlanmasını Anayasa’ya aykırı mı buldu?
Hayır. Mahkeme, piyasa alacaklarının temlikinin işletmeci onayına bağlanmasının kanuni dayanağı ve meşru amacı bulunduğunu kabul etmiştir. İhlal, onaylanmış bir temlik için yeni işletmecinin ikinci kez onay istemesinin somut olayda ölçüsüz olmasından kaynaklanmıştır.
Bankaya tazminat ödenmesine karar verildi mi?
Başvurucu yalnızca ihlalin tespiti ve yeniden yargılama talep etmiştir. Mahkeme, kararın yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 12. İdare Mahkemesi ile Ankara 7. İdare Mahkemesine gönderilmesine ve 934,50 TL harç ile 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.934,50 TL yargılama giderinin ödenmesine hükmetmiştir.
Aynı banka neden diğer başvurusunda haklı bulunmadı?
2020/11020 numaralı dosyada temlikname TEİAŞ tarafından şekli eksiklikler nedeniyle iade edilmiş ve işletmeci değişikliğinden önce kayda alınmamıştır. Mahkeme, kayda alınmış bir temlik bulunmadığından yeni işletmecinin onayını aramasını aşırı bir külfet saymamıştır. Bu karara bir üye karşıoy yazmıştır.
Farklı gerekçe neyi savunuyor?
Farklı gerekçeye göre mülga BK m.162, daha önce yetkili işletmeci nezdinde süreci başlatılmış bir temlik için yalnızca işletmecinin değişmesi nedeniyle yeniden rıza aranmasına dayanak olamaz; yönetmelik hükümleri kanunda öngörülmeyen yeni bir sınırlamanın bağımsız dayanağı sayılamaz. Bu nedenle ihlalin ölçülülükten önce kanunilik yönünden tespit edilmesi gerektiği savunulmuştur.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer içtihat özetlerine Emsal Kararlar bölümünden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan 2020/11163 ve 2020/11020 numaralı bireysel başvuru kararlarından derlenmiştir. İhlal kararı, uyuşmazlığın esası hakkında hüküm kurmamakta, yeniden yargılama yapılmasını öngörmektedir; yeniden yargılamanın sonucu henüz belli değildir. Bir alacak temlikinin korunup korunmayacağı; temlikin hangi makamca ve hangi tarihte kabul edildiğine, sözleşme hükümlerine ve uygulanacak mevzuata göre her dosyada farklı sonuç doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



