E-Parada Yatır-Çek Sermaye – Danıştay 10. D 2025/1913

Kâğıt üzerinde altı milyon liralık ödenmiş sermaye ve yeminli mali müşavir raporu var; banka dökümünde ise hesaba yatırılan her tutarın kısa süre içinde geri çekildiği, hesapta neredeyse hiç bakiye kalmadığı görülüyor. Elektronik para kuruluşu olarak faaliyet izni alan bir şirketin bu tablosu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın şirketin iznini iptal etmesiyle sonuçlanmış ve uyuşmazlık üç yargı aşamasından geçmiştir. Danıştay’ın önündeki soru şuydu: Sermaye, izin sürecinde gerçekten şirket kasasında var mıydı, yoksa parçalı para hareketleriyle var gibi mi gösterilmişti?
Danıştay 10. Dairesi, 09.04.2025 tarihli ve E.2024/5451, K.2025/1913 sayılı kararıyla, izin iptal işlemini hukuka aykırı bularak iptal eden bölge idare mahkemesi kararını, davalı Merkez Bankası’nın temyizi üzerine oy çokluğuyla bozmuştur. Daireye göre asgari sermaye şartı baştan beri sağlanmamış, izin gerçeğe aykırı beyan ve belgelerle alınmıştır.
💳 İzin süreci ve hesap hareketleri
Davacı şirket, 19.09.2020 tarihli ve 31249 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Merkez Bankası kararıyla, 6493 sayılı Kanun’un 12. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerindeki ödeme hizmetleri ile 18. maddenin ikinci fıkrasındaki elektronik para hizmetlerini sunmak üzere elektronik para kuruluşu olarak faaliyet izni almıştır. Şirket, faaliyetlere 01.09.2021 itibarıyla başlayacağını idareye bildirmiştir.
İzin başvurusunda şirketin sermayesinin 6.000.000 TL olduğu ve tamamının ödendiği, 28.11.2019 tarihli yeminli mali müşavir raporu ve bir bağımsız denetim şirketinin 02.12.2019 tarihli yerinde inceleme raporuyla ortaya konmuştu. Ancak 31.12.2020 tarihli finansal tablolara ilişkin bağımsız denetim raporunda, ortaklardan alacakların aktif toplamın yüzde 94’üne karşılık geldiği saptanmıştır. Merkez Bankası’nın incelemesine göre ödenmiş sermaye, izin başvurusundan sonra şirketin tek pay sahibine borç olarak aktarılmış ve şirket nezdinde fon olarak bulunmamaktaydı.
İdare 04.08.2021 tarihli yazıyla, 6493 sayılı Kanun’un 21. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca bu borcun şirkete geri ödenmesini ve sermayenin nakden ve muvazaadan ari ödendiğini gösteren bir yeminli mali müşavir raporu sunulmasını istemiştir. Şirket raporları sunmuş; ancak dış denetim raporları ve banka dökümleri farklı bir tablo ortaya koymuştur:
- 06.11.2019-28.11.2019 arasında yapılan her para yatırma işleminin ardından yatırılan tutar çekilmiş, 28.11.2019 itibarıyla hesapta bakiye görünmemiştir.
- 6.000.000 TL’lik toplama, 1.500.000 TL’yi aşmadığı görülen bir tutarın yatırılıp çekilmesi ve yeniden yatırılmasıyla ulaşılmıştır.
- Kasım 2019’daki çekme kayıtları şirketin o döneme ait defter kayıtlarına yansıtılmamıştır.
- Geri ödeme için 06.08.2021-16.08.2021 arasında yapılan yatırmaların ardından da para çekilmiş, 17.08.2021 itibarıyla hesapta 30 TL bakiye kalmıştır.
İdare 14.06.2023 tarihli yazıyla şirketin savunmasını istemiş, savunma 13.07.2023 tarihinde verilmiştir. Ardından 22.11.2023 tarihli ve 32377 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Banka Meclisi kararıyla faaliyet izni, Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) ve (ç) bentleri uyarınca iptal edilmiştir.
🏛️ İdare mahkemesi ile bölge idare mahkemesinin ayrışması
İlk derece idare mahkemesine göre hesap hareketleri dış denetim raporu ve ekstrelerle sabittir; şirket, faaliyet izni aşamasındaki “yatır-çek-tekrar yatır” yöntemiyle sermayenin ödendiği izlenimini yaratmış, Kanun’un aradığı sermayeyi ödememiştir; bu nedenle izin şartlarını taşımayan şirketin izninin iptalinde hukuka aykırılık yoktur. Dava reddedilmiştir.
Bölge idare mahkemesi ise farklı bir değerlendirme yapmıştır. Kararın özetine göre şirket, pandemi nedeniyle faaliyete başlamayı ertelemiş ve sermayenin atıl kalmaması için faaliyete kadar çekilebileceği yönünde bağımsız denetim firmasından görüş almıştır. Ağustos 2021’de 5.000.000 TL ödenmiş sermaye hesaba yatırılmış, sermaye sonra 36.000.000 TL’ye ve 50.000.000 TL’ye çıkarılmıştır. Mahkeme; denetim raporlarının düzenli sunulduğunu, idarenin uzun süre usulsüzlük bildirmediğini ve sermayenin bir kısmının üçüncü kişilerce yatırılmasının mevzuata aykırı olmadığını belirterek iznin gerçeğe aykırı beyan ve belgeyle alındığından söz edilemeyeceği sonucuna varmış, istinafı kabul ederek işlemi iptal etmiştir.
⚖️ Danıştay’ın bozma gerekçesi
Daire, Merkez Bankası’na finansal sistemin istikrarı ve güvenliği amacıyla tanınan yetkileri hatırlatarak dış denetim raporu ile banka ekstrelerini birlikte değerlendirmiştir:
- Ödenmiş sermaye, izin başvurusundan sonra tek pay sahibine borç olarak aktarılmış ve şirket nezdinde fon olarak bulunmamıştır.
- İdarenin uyarısından sonra yapılan geri ödemede de yatırılan tutarlar ardından çekilmiş, şirket uhdesinde asgari sermaye bırakılmamıştır.
- Elektronik para kuruluşunda izin tarihinde aranan “nakden ve her türlü muvazaadan ari ödenmiş en az beş milyon TL sermaye” şartı aslında baştan beri hiç sağlanmamıştır.
- Gereken tutardan çok daha az bir paranın hesaba sürekli yatırılıp çekilmesiyle istenen meblağ sağlanmış gibi gösterilmiş, izin bu şekilde gerçeğe aykırı beyan ve belgelerle alınmıştır.
Bu tespitlere göre Daire, faaliyet izni için gerekli şartları taşımayan şirketin izninin iptalinde hukuka aykırılık bulunmadığını ve işlemi iptal eden bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet olmadığını belirtmiştir. Sonuçta davalı idarenin temyiz istemi kabul edilmiş, bölge idare mahkemesi kararı bozulmuş ve dosya yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Karar oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.
📑 6493 sayılı Kanun’daki çerçeve
Kararın dayandığı hükümler, mevzuat.gov.tr’deki güncel metinleriyle şöyledir:
- m.18/3-ç: Elektronik para kuruluşunun nakden ve her türlü muvazaadan ari ödenmiş sermayesinin en az beş milyon Türk lirası olması şarttır.
- m.19: Ödeme kuruluşları için öngörülen 15, 16 ve 17. maddeler elektronik para kuruluşlarına da uygulanır.
- m.16/1: Merkez Bankası faaliyet iznini, diğer hâllerin yanında, iznin gerçeğe aykırı beyan ve belgeyle alındığının tespiti (c), kuruluş şartlarının kaybedildiğinin tespiti (ç) ve faaliyetlerin sürmesinin ödemelerin güvenliğini tehdit ettiği sonucuna varılması (e) durumlarında iptal edebilir. İptal Resmî Gazete’de yayımlanır ve bu yayım tebligat hükmündedir.
- m.21/8: Merkez Bankası, tespit edilen hususlarda tedbir alınmasını istemeye, bunun için altı ayı geçmemek üzere makul süre tanımaya, bu sürede izni geçici durdurmaya ve tedbirler alınmazsa izni iptal etmeye yetkilidir.
Çoğunluk, izin daha başlangıçta gerçeğe aykırı belgelerle alınmışsa (c bendi) sonradan sermaye artırılmasının ve denetim raporlarının düzenli sunulmasının sonucu değiştirmediği görüşündedir.
🧩 Karşı oy ve aynı gün verilen 2025/1912 sayılı karar
Karşı oy yazısında, 21. maddenin sekizinci fıkrası uyarınca idarenin önce tespit edilen eksikliklerin giderilmesini istemesi, bunun için makul süre tanıması, gerekirse faaliyeti geçici durdurması ve tedbirler alınmazsa izni iptal etmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yapılmadan doğrudan iptale gidilmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığı görüşüyle bölge idare mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
Aynı Daire, aynı gün verdiği E.2024/5394, K.2025/1912 sayılı kararında başka bir ödeme kuruluşunun izin iptaline ilişkin davada ise idarenin temyiz istemini reddederek işlemi iptal eden kararı oy çokluğuyla onamıştır. O dosyadaki iptal işlemi 16. maddenin (ç) ve (e) bentlerine dayanıyordu; ilk derece mahkemesi, eksikliklerin giderilmesi için 21/8 uyarınca tedbir istenip süre verilmeden doğrudan izin iptaline gidilmesini hukuka uygun bulmamıştı; bu karardaki karşı oy ise 21. maddedeki yetkinin seçimlik olduğunu savunmuştur. İki karar birlikte okunduğunda, iptal sebebinin niteliğinin sonucu belirlediği görülmektedir: Gerçeğe aykırı belgeyle izin alınması tespiti, 1913 sayılı kararda tedbir süresi tanınmasını gerektirmeyen bir sebep olarak değerlendirilmiştir.
Elektronik para kuruluşlarının mali yapısı sitede daha önce e-para kuruluşunda devreden zarar yazısında, izinsiz ödeme hizmeti ise izinsiz ödeme kuruluşu faaliyeti yazısında ele alınmıştı. Bu karar, izinli bir kuruluşun iznini kuruluş aşamasındaki sermaye gerçeği nedeniyle kaybetmesine odaklanmasıyla onlardan ayrılır.
🔎 YMM raporu mu, banka ekstresi mi?
Dosyada şirketin elinde, sermayenin tamamen ödendiğini ve o tarihe kadar çekilmediğini belirten yeminli mali müşavir raporları ile bağımsız denetim raporları bulunmaktaydı. Danıştay ise bu raporlardaki tespitlerin, bankadan temin edilen hesap ekstreleri ve dekontlarla uyumlu olmadığını esas almıştır.
Bölge idare mahkemesinin önem verdiği olgular karşısında Danıştay’ın değerlendirmesi şöyle özetlenebilir:
- Sermayenin pandemi nedeniyle atıl kalmaması için çekildiği açıklaması, Daire kararında aktarılan denetim tespitine göre çekmelerin faaliyet izninin verildiği 10.09.2020’den önce, Kasım 2019’da yapıldığının ekstrelerden görülmesiyle bağdaşmamaktadır.
- Daire, sonraki sermaye artırımlarına, şirket değerlemesine ve idarenin denetim raporlarına uzun süre itiraz etmemesine ayrıca değinmemiş; sonucu, izin tarihinde aranan sermaye şartının baştan beri sağlanmadığı tespitine dayandırmıştır.
Kanun’un “nakden ve her türlü muvazaadan ari” ifadesi, Daire tarafından tek seferlik bir yatırma kaydıyla yetinmeyen, sermayenin şirket uhdesinde kalmasını arayan bir şart olarak yorumlanmıştır.
❓ Sık sorulan sorular
Danıştay şirketin iznini kesin olarak iptal etti mi?
Danıştay, izin iptal işlemini bizzat yeniden kurmamış; işlemi iptal eden bölge idare mahkemesi kararını bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine göndermiştir. Danıştay’a göre izin iptal işleminde hukuka aykırılık yoktur; bölge idare mahkemesinin yeni kararı bu yazının konusu değildir.
Sermayenin bir kısmının üçüncü kişilerce yatırılması sorun sayıldı mı?
Bölge idare mahkemesi bunun mevzuata aykırılık oluşturmadığını belirtmişti. Danıştay’ın bozma gerekçesi ise bu noktaya değil, yatırılan paraların hemen geri çekilmesine ve sermayenin şirket nezdinde fiilen bulunmamasına dayanmaktadır.
İzin iptalinden önce mutlaka süre verilmesi gerekir mi?
Bu konuda Daire içinde farklı görüşler bulunduğu iki karardaki karşı oylardan anlaşılmaktadır. 2025/1913 sayılı kararda çoğunluk, iznin gerçeğe aykırı belgeyle alındığı tespitinde 21/8’deki süreci aramamıştır; aynı gün verilen 2025/1912 sayılı kararda ise süre verilmeden yapılan iptali hukuka aykırı bulan karar onanmıştır.
Kararda cezai bir değerlendirme yapıldı mı?
Hayır. Karar, idari işlemin hukuka uygunluğuna ilişkindir. Daire, gerçeğe aykırı beyana ilişkin 30. maddeye mevzuat arasında yer vermiş, ancak kimse hakkında cezai değerlendirme yapmamıştır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 10. Dairesinin Bedesten sisteminde yayımlanan E.2024/5451, K.2025/1913 ve E.2024/5394, K.2025/1912 sayılı kararlarından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan idari tespitler, derece mahkemesi kararlarının özetleri ve Daire kabullerine dayanır; şirket ve kişi kimlikleri kaynakta veya derleme sırasında anonimleştirilmiştir. Kanun hükümleri mevzuat.gov.tr’deki güncel metinden aktarılmıştır. Bozma sonrasında verilecek yeni kararın içeriği bu yazının konusu değildir. Sermaye yapısı, iptal gerekçesi ve idari süreci farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



