Emsal KararlarForex HukukuVergi Hukuku

GYO’dan Gelen Bedelsiz Hisse – Danıştay 3. D 2025/359

Portföyünde gayrimenkul yatırım ortaklığı payları bulunan bir şirket için en sessiz gelişme, iştirakin geçmiş yıl kârlarını sermayeye ekleyip ortaklarına bedelsiz pay dağıtmasıdır. Kasaya nakit girmez, pay oranı değişmez; değişen tek şey elde tutulan pay adedidir. Peki vergi idaresi açısından bu bedelsiz paylar “hiçbir şey” midir, yoksa nominal değeri kadar elde edilmiş bir kâr payı mı? Ve bu kâr payı, iştirak kazançları istisnasıyla vergi dışında kalabilir mi?

Danıştay Üçüncü Dairesi, 04.02.2025 tarihli ve E.2023/3830, K.2025/359 sayılı kararıyla, bir bankanın gayrimenkul yatırım ortaklığından (GYO) aldığı bedelsiz hisseler nedeniyle tahakkuk eden 4.181.529,00 TL kurumlar vergisine yönelik davayı reddeden vergi mahkemesi kararını ve istinafı reddeden bölge idare mahkemesi kararını oyçokluğuyla ve kesin olarak onamıştır. Karara katılmayan üyeler ortak bir karşı oy yazmıştır.

Kısa özet: Bir banka, iştiraki olan GYO’nun geçmiş yıl kârlarını sermayeye eklemesiyle edindiği bedelsiz hisselerin itibari değerinin kurum kazancına eklenmemesi gerektiğini ihtirazi kayıtla beyan etmiştir. Vergi mahkemesi, kâr yedeklerinden yapılan sermaye artırımında bedelsiz pay verilmesini fiilî kâr dağıtımı saymış; Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesi gereği yatırım ortaklığı paylarından elde edilen bu kâr payının iştirak kazançları istisnasından yararlanamayacağını kabul etmiştir. Danıştay temyiz itirazlarını kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görmemiştir. Karşı oyda ise öz kaynaktan yapılan sermaye artırımının ortağın malvarlığını artırmadığı ve vergilendirilebilir bir kazanç doğmadığı savunulmuştur.

🏢 Uyuşmazlığın çerçevesi

Davacı, bir bankadır. Bankanın iştiraki olan gayrimenkul yatırım ortaklığı, geçmiş yıl kârlarını sermayesine ekleyerek sermaye artırımına gitmiş ve ortaklarına bedelsiz hisse senedi vermiştir. Banka, bu bedelsiz hisse senetlerinin itibari değeri üzerinden hesaplanan tutarın kurum kazancına dahil edilmemesi gerektiği çekincesiyle 2018 yılı kurumlar vergisi beyannamesini ihtirazi kayıtla vermiştir.

Vergi idaresi bu çekinceye itibar etmeden tahakkuk yapmıştır. Banka, tahakkuk eden 4.181.529,00 TL kurumlar vergisinin kaldırılması ve ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle iadesi istemiyle dava açmıştır. Uyuşmazlığın düğüm noktası iki sorudan oluşur:

  1. Kâr yedeklerinden yapılan sermaye artırımında ortağa verilen bedelsiz pay, vergi hukuku bakımından kâr payı mıdır?
  2. Kâr payı ise, payın bir yatırım ortaklığından gelmesi, iştirak kazançları istisnasından yararlanmayı engeller mi?

🧮 Vergi mahkemesinin kurduğu denklem

Vergi mahkemesi davayı reddetmiştir. Karar metninde özetlenen gerekçe birkaç adımdan oluşur:

  • Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesinin 6/b-i ve 6/b-ii alt bentlerinde yer alan “kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz” kuralı, yalnızca bu bentlerde sayılan kişi ve kurumlara yönelik, yani vergi tevkifatına ilişkin bir hükümdür.
  • Kâr yedekleriyle sermaye artıran şirketin ödenmiş sermayesi artar; ortak açısından hem pay adedi hem iştirakin değeri artar. Bu durumun doğrudan kâr payı dağıtımından farkı yoktur.
  • Pay “bedelsiz” olarak adlandırılsa da gerçekte bir bedel içerir; bu bedel, ortağa nakit yerine pay olarak verilen tutarın nominal değeridir.
  • Kâr payı niteliğindeki bu iştirak kazancı kural olarak kurum kazancına dahildir. Ancak davacının iştiraki bir gayrimenkul yatırım ortaklığı olduğundan, elde edilen kazanç Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesindeki istisna kapsamına giren kazançlar arasında yer almamaktadır.

Mahkeme bu nedenle ihtirazi kaydın kabul edilmemesiyle yapılan tahakkukta hukuka aykırılık görmemiştir. Bölge idare mahkemesi de istinaf başvurusunu 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddetmiştir.

🛡️ Banka ne dedi, idare ne savundu?

Temyiz dilekçesinde banka, bedelsiz hisselerin ekonomik açıdan gelir sayılamayacağını, gerek sermaye gerek kâr yedeklerinden bedelsiz pay verilmesinin ortağın malvarlığını artırmadığını ileri sürmüştür. Bankaya göre Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 07.02.2018 tarihli, E.2017/626, K.2018/51 sayılı kararı uyarınca kâr yedeklerinden gelen bedelsiz paylar tam mükellef kurumlar için kâr payı sayılırken diğer mükellefler için sayılmamaktadır; bu ayrım eşitlik ilkesine aykırıdır. Banka ayrıca aksi yorumun kanunilik ilkesine aykırı olduğunu savunmuştur.

İdarenin savunması ise bir ayrıma dayanmıştır:

  • Sermaye yedeklerinden yapılan artırımda bedelsiz pay için kayıt gerekmez.
  • Kâr yedeklerinden yapılan artırım fiilî kâr dağıtımıdır; paylar nominal bedelle iştirakler hesabında izlenir ve normal şartlarda iştirak kazançları istisnası nedeniyle vergilendirilmez.
  • Ancak istisna, girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ile girişim sermayesi yatırım ortaklığı paylarından elde edilen kâr paylarını kapsarken, diğer fon ve yatırım ortaklıklarının payları ve katılma paylarından elde edilen kâr paylarını kapsamaz. Bu nedenle diğer yatırım ortaklıklarında kârın sermayeye eklenmesiyle alınan bedelsiz paylar vergilendirilir.

Tetkik hâkimi de onama görüşündedir.

⚖️ Danıştay’ın onama kararı

Daire, bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulmasının ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesindeki sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğunu hatırlatmış; incelenen kararın usul ve hukuka uygun olduğunu, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirecek nitelikte olmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak temyiz istemi reddedilmiş, Vergi Dava Dairesi kararı onanmıştır. Karar oyçokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.

Daire ayrı bir gerekçe yazmadığı için kararın içeriğini vergi mahkemesinin gerekçesi ve idarenin savunmasıyla birlikte okumak gerekir. Onama sonucunda, kâr yedeklerinden yapılan sermaye artırımında yatırım ortaklığından alınan bedelsiz payın kurumlar vergisi matrahına dahil edilmesi bu dosya bakımından kesinleşmiştir.

📎 Karar metni: Danıştay Üçüncü Dairesinin kararı resmî kaynakta yayımlanan metinden derlenmiştir; taraflar ve iştirak edilen ortaklık kaynakta anonimdir.

📌 GYO kâr payı neden istisna dışında kaldı?

Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, kurumların tam mükellef başka bir kurumun sermayesine katılımlarından elde ettikleri kazançları kurumlar vergisinden istisna eder. Aynı bent, girişim sermayesi yatırım fonu katılma payları ve girişim sermayesi yatırım ortaklığı paylarından elde edilen kâr paylarını açıkça istisnaya dahil eder. Bendin son cümlesi ise diğer yatırım fonu katılma payları ile yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kâr paylarını istisnanın dışına çıkarır.

Bu yapının arka planında yatırım fonları ve ortaklıklarının kendi kazançlarının aynı maddenin (d) bendiyle kurum düzeyinde istisna tutulması yatar. Gayrimenkul yatırım ortaklıklarının kazançları da (d) bendinin (4) numaralı alt bendinde sayılmıştır. Kurum düzeyinde vergilenmeyen bir kazancın ortak düzeyinde de istisna edilmesi, iştirak kazançları istisnasının amacı olan mükerrer vergilemenin önlenmesiyle örtüşmez. Davadaki tahakkuk bu mantığa dayanmaktadır.

Kararın yatırımcı açısından okunabilecek sonuçları şöyle özetlenebilir:

  • Kâr yedeklerinden yapılan sermaye artırımında verilen bedelsiz pay, ilk derece gerekçesine göre fiilî kâr dağıtımı olarak değerlendirilmiştir.
  • “Kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz” kuralı, tevkifata ilişkin bir kural olarak yorumlanmış; kurumlar vergisi matrahına etkisi yönünden belirleyici görülmemiştir.
  • Sermaye yedeklerinden yapılan artırım ile kâr yedeklerinden yapılan artırım arasında idare açık bir ayrım gözetmiştir.
  • Bedelsiz payı veren şirketin yatırım ortaklığı olması, iştirak kazançları istisnasına erişimi kapatan unsur olmuştur.

GYO’ların kurumsal kısıtları ve iştirak ilişkileri hakkında sitede yer alan GYO’nun helikopter iştiraki kararı farklı bir açıdan bilgi verir. İştirak paylarından doğan zararların kurum kazancındaki yerine ilişkin bir başka Danıştay kararı için tasfiye edilen iştirakin zararı yazısına bakılabilir.

🗣️ Karşı oydaki farklı bakış

Karşı oy, bedelsiz payın kazanç sayılmasına doğrudan itiraz eder. Karşı oya göre anonim şirkette pay sahipliği yalnız sermayeye değil şirketin tüm malvarlığına ortak olmayı ifade eder. Öz kaynaklarla yapılan artırımda şirkete dışarıdan katkı girmediği için ortağın malvarlığı artmaz. Bedelsiz paylar ortaklara payları oranında dağıtıldığından pay adedi artsa bile ortaklık oranı değişmez.

Karşı oy, 1 Seri No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin 5.6.2.4.3 numaralı bölümüne de dayanır: Sermaye yedeklerinden verilen bedelsiz paylar iştirak edenin aktif ve pasifinde artış yaratmaz, yalnızca pay adedi değişir. Karşı oydaki üyelere göre kârın sermayeye eklenmesi ile sermaye yedeklerinin kullanılması ya da hiç artırıma gidilmemesi arasında ortağın malvarlığı bakımından fark yoktur. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Gelir Vergisi Kanunu’nun 94. maddesindeki “kârın sermayeye eklenmesi kâr dağıtımı sayılmaz” ifadeleri de kanun koyucunun sermayeye eklenen kârı ortak için kazanç saymadığını gösterir. Karşı oy bu nedenle bozma yönündedir.

🔄 Kanun metninde sonradan neler değişti?

Uyuşmazlık 2018 yılına ilişkindir ve karar, o dönemde yürürlükte bulunan metne dayanır. Mevzuat bilgi sistemindeki güncel metinde iki değişiklik dikkat çekmektedir:

  • 7456 sayılı Kanun (14.07.2023): 5. maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinin son cümlesi değiştirilmiştir. Bugünkü metne göre diğer yatırım fonu katılma payları ile yatırım ortaklıklarının hisse senetlerinden elde edilen kâr payları istisnadan yararlanamaz; ancak (d) bendindeki istisnadan yararlanamayan fon ve ortaklıklardan elde edilen kâr payları bu sınırlamanın dışında tutulmuştur.
  • 7524 sayılı Kanun (28.07.2024): (d) bendine eklenen paragrafla, fon ve ortaklıkların (emeklilik yatırım fonları hariç) istisnadan yararlanabilmesi için sahip oldukları taşınmazlardan elde ettikleri kazançların en az %50’sini belirli süre içinde kâr payı olarak dağıtmaları şartı getirilmiştir.

Bu değişiklikler, GYO payından elde edilen kâr payının iştirak kazancı istisnası karşısındaki konumunun her dönem için ayrıca ve o dönemin metnine göre değerlendirilmesini gerektirir. Danıştay kararı, 2018 dönemine ilişkin bir uyuşmazlıkta verilmiştir.

❓ Merak edilenler

Her bedelsiz pay vergiye tabi kâr payı mı sayılıyor?

Bu dosyada ayrım, sermaye artırımının kaynağına göre yapılmıştır. İdare, sermaye yedeklerinden verilen bedelsiz paylarda kayıt gerekmediğini, kâr yedeklerinden yapılan artırımı ise fiilî kâr dağıtımı saydığını belirtmiştir. Mahkeme gerekçesi de kâr yedeklerinden yapılan artırıma ilişkindir.

Bedelsiz pay normal bir anonim şirketten gelseydi sonuç ne olurdu?

İdarenin savunmasına göre kâr yedeklerinden gelen bedelsiz paylar iştirak hesaplarında nominal bedelle izlenir ve iştirak kazançları istisnası nedeniyle kurumlar vergisine tabi tutulmaz. Bu dosyada vergilendirmeyi doğuran unsur, payı veren şirketin yatırım ortaklığı olmasıdır.

Danıştay neden ayrıntılı gerekçe yazmadı?

Daire, temyiz incelemesinde bölge idare mahkemesi kararını usul ve hukuka uygun bulmuş ve 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesindeki bozma sebeplerinin oluşmadığını belirterek onamakla yetinmiştir. Gerekçenin içeriği ilk derece kararından ve tarafların beyanlarından anlaşılmaktadır.

Karar oybirliğiyle mi verildi?

Hayır. Karar oyçokluğuyla verilmiş; karşı oydaki üyeler bedelsiz payın ortağın malvarlığını artırmadığı ve iştirak kazancı sayılamayacağı görüşüyle bozma yönünde karşı oy kullanmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay Üçüncü Dairesinin resmî kaynakta yayımlanan kararından derlenmiştir. Daire ayrı bir gerekçe yazmadan onama kararı verdiğinden, yazıdaki değerlendirmeler karar metninde özetlenen vergi mahkemesi gerekçesine, tarafların iddia ve savunmalarına ve karşı oya dayanır; davacı banka ile iştirak edilen ortaklık kaynakta anonimdir. Kanun hükümlerine ve sonraki değişikliklere ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı dönemlere ve olgulara ilişkin uyuşmazlıklarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu