Basit Yargılama Zamanaşımını Keser – Yargıtay CGK 2026/420

Duruşma yapılmadan, savcı görüşü alınmadan ve dosya üzerinden verilen bir mahkûmiyet hükmü, ceza hukukunun en katı sürelerinden birini, dava zamanaşımını durdurup yeniden başlatabilir mi? Tehdit ve huzur bozma suçlarından açılan bir dosyada Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu soruya “hayır” demiş ve kamu davasını zamanaşımı nedeniyle düşürmüştü. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine konuyu ele alan Ceza Genel Kurulu ise basit yargılama usulüyle kurulan hükmün de gerçek bir mahkûmiyet hükmü olduğunu ve zamanaşımını kestiğini kabul etti.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.06.2026 tarihli ve E.2026/315, K.2026/420 sayılı kararıyla, Başsavcılık itirazını kabul ederek 12. Ceza Dairesinin düşme kararını kaldırmış ve hükümlerin esasının incelenmesi için dosyayı Özel Daireye göndermiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş, iki Genel Kurul üyesi itirazın reddi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.
⏳ Dosyanın on yıllık kronolojisi
Uyuşmazlığı anlamak için tarihlerin sırası belirleyicidir. Karar metninden çıkan akış şöyledir:
- 22.03.2016: Erzurum 3. Asliye Ceza Mahkemesi sanığı tehdit suçundan (TCK 106/1-2. cümle) 25 gün, kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan (TCK 123/1-2. cümle) 2 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırmış, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar vermiştir.
- 27.11.2023: Sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi, dosyanın basit yargılama usulü yönünden yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu bulunduğu gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
- 18.03.2024: Bozmaya uyan yerel mahkeme basit yargılama usulünü uygulamış; CMK 251/3’teki indirimle tehditten 18 gün, huzur bozmadan 1 ay 26 gün hapis cezası vermiştir.
- 28.01.2025: Sanık müdafiinin CMK 252 uyarınca itirazı üzerine dosya Erzurum 10. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmiş; bu mahkeme genel hükümlere göre yargılama yaparak indirimsiz biçimde yeniden 25 gün ve 2 ay 15 gün hapis cezası kurmuştur.
- 05.01.2026: Sanığın temyizi üzerine 12. Ceza Dairesi, zamanaşımının dolduğunu kabul ederek CMK 223/8 ve 322 uyarınca kamu davasını düşürmüştür.
- 19.02.2026 – 24.06.2026: Başsavcılık itiraz etmiş, Daire 09.03.2026’da itirazı yerinde görmeyince dosya Ceza Genel Kuruluna gelmiş ve 24.06.2026’da karara bağlanmıştır.
Daire’nin esas aldığı 22.03.2016 tarihinden itibaren sekiz yıllık süre 22.03.2024’te dolacaktı. Basit yargılama hükmü ise bu tarihten yalnızca dört gün önce, 18.03.2024’te verilmişti. Dolayısıyla bütün sonuç, bu hükmün zamanaşımını kesip kesmediğine bağlıydı.
⚖️ Daire ile Başsavcılık neden ayrıştı?
12. Ceza Dairesine göre, basit yargılama usulüyle verilen hükme itiraz edilince bu hüküm kaldırılmış ve genel hükümlere göre yeni bir hüküm kurulmuştu. Bu nedenle 18.03.2024 tarihli karar, CMK 223/1’de sayılan bir mahkûmiyet hükmü niteliği taşımıyordu. Zamanaşımını kesen son işlem 22.03.2016 tarihli mahkûmiyetti ve TCK 66/1-e’deki sekiz yıllık süre 28.01.2025’ten önce dolmuştu.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına göre ise mevzuatta basit yargılama usulüyle verilen mahkûmiyetin zamanaşımını kesmeyeceğine dair özel bir düzenleme yoktu. TCK 67/2-d, mahkûmiyet kararının hangi usulle verildiği konusunda bir ayrım yapmıyordu. İtiraz yazısında ayrıca 20.07.2015 tarihli bir mahkûmiyet hükmünden de söz edilmiş ve zamanaşımının 18.03.2024 tarihli hükümle yeniden kesildiği ileri sürülmüştür.
Genel Kurul, Özel Daire görüşünün özünü de açıkça tespit etmiştir: Duruşma gibi temel unsurları barındırmayan bir usulle verilen kararın, mahkûmiyet hükmünün sonuçlarını doğurmasının sanığın adil yargılanma hakkına orantısız bir müdahale oluşturabileceği endişesi.
🧭 Ceza Genel Kurulunun altı gerekçesi
Genel Kurul çoğunluğu bu endişeyi paylaşmamış ve sonuca şu adımlarla ulaşmıştır:
- Meşru amaç: Basit yargılama usulü, Anayasa’nın 141/4. maddesindeki davaların en az giderle ve süratle sonuçlandırılması görevinin gereği olarak öngörülmüş pratik bir usuldür.
- Güvenceli yapı: Usul hafif suçlarla sınırlıdır, uygulanması mahkemenin takdirindedir, mahkeme delil toplar ve gerekirse her aşamada genel hükümlere dönebilir; sanığın itirazı hâlinde yargılama genel hükümlere tabi olur.
- Yüksek mahkeme içtihatları: Anayasa Mahkemesinin usule ilişkin kararları ve AİHM’nin, daha hafif ceza almaya dayalı usullerin belirli güvencelerle adil yargılanma hakkını tek başına ihlal etmediği yönündeki yaklaşımı aynı doğrultudadır.
- Hükmün niteliği: CMK 251/3’e göre mahkeme, 223. maddede sayılan kararlardan birini verir; mahkûmiyet de bunlardan biridir (CMK 223/1).
- Yasal boşluk yok: Ne TCK 66 vd. ne de CMK 251 vd. maddelerinde, bu usulle verilen mahkûmiyetin zamanaşımını kesmeyeceğine dair bir hüküm vardır. CMK 251 ve devamı yargılamanın yöntemini düzenler, sonuçlarını değil. Ceza indirimi öngören bir usulün ayrıca zamanaşımını da kesmemesi, kanun koyucunun ikinci bir “atıfet” tanıdığı anlamına gelirdi ki bu yaptırım teorisine uygun düşmez.
- Ağırlık karşılaştırması: Savcı huzurunda ifade, tutuklama kararı veya iddianame gibi işlemler zamanaşımını keserken, basit yargılama usulüyle kurulan mahkûmiyet hükmünün bunlardan daha hafif bir muhakeme işlemi olduğu düşünülemez.
Sonuç olarak Genel Kurul, 18.03.2024 tarihli hükmün dava zamanaşımını kestiğini ve incelemeye konu mahkûmiyet hükmü kurulduğunda olağan ve olağanüstü zamanaşımının henüz dolmadığını kabul etmiştir.
📚 Basit yargılama usulü kısaca
Basit yargılama usulü, 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle yeniden düzenlenen CMK 251’de yer alır. Temel özellikleri şunlardır:
- Yalnız asliye ceza mahkemesinde, iddianamenin kabulünden sonra, adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren suçlarda uygulanabilir (CMK 251/1).
- İddianame sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilir; beyan ve savunmaların iki hafta içinde yazılı olarak bildirilmesi istenir (CMK 251/2).
- Duruşma yapılmadan ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmadan hüküm kurulabilir; mahkûmiyette sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir (CMK 251/3).
- Koşulları varsa seçenek yaptırım, erteleme veya sanığın yazılı itirazı yoksa hükmün açıklanmasının geri bırakılması mümkündür (CMK 251/4).
- Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve soruşturması izne ya da talebe bağlı suçlarda uygulanmaz (CMK 251/7).
Genel Kurul ayrıca geçiş hükmüne de değinmiştir: CMK geçici 5/1-d’deki “kovuşturma evresine geçilmiş” ve “hükme bağlanmış” ibareleri Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, bugün yalnız 01.01.2020 itibarıyla kesinleşmiş dosyalarda basit yargılama uygulanmamaktadır. Somut dosyanın 2023’te bozulup basit yargılama yönünden yeniden değerlendirilmesinin nedeni de budur.
🔗 Zamanaşımını kesen işlemler
TCK 66/1-e’ye göre beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlarda kamu davası sekiz yıl geçmesiyle düşer. TCK 67/2 ise bu sürenin kesilme sebeplerini sayar:
- Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
- Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararı verilmesi,
- Suçla ilgili iddianame düzenlenmesi,
- Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa mahkûmiyet kararı verilmesi.
Kararın önemi dördüncü bentle ilgilidir. Genel Kurul, bu bentteki “mahkûmiyet kararı” kavramını usul türüne göre daraltmamış; basit yargılama hükmünü de bu kapsamda saymıştır. Zamanaşımının düşme ile beraat arasındaki tercihe etkisi için sitedeki zamanaşımında beraat mi düşme mi kararına, lehe kanunla zamanaşımı hesabına ilişkin bir örnek için de kaçak akaryakıtta lehe kanun ve zamanaşımı yazısına bakılabilir.
🆕 7499 sayılı Kanun sonrası itiraz düzeni
CMK 252, 02.03.2024 tarihli 7499 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilmiştir. Güncel metne göre basit yargılama hükmüne itiraz edildiğinde dosya, o yerde birden fazla asliye ceza mahkemesi varsa tevzi kriterlerine göre belirlenen başka bir asliye ceza mahkemesine gönderilir; bu mahkeme duruşma açarak genel hükümlere göre yargılamaya devam eder (CMK 252/2). Somut dosyada Erzurum 3. Asliye Ceza Mahkemesinin hükmüne yapılan itirazın Erzurum 10. Asliye Ceza Mahkemesince incelenmesi bu düzenin bir yansımasıdır.
Aynı değişiklikle CMK 252/3’e, itiraz üzerine hüküm veren mahkemenin basit yargılama hükmüyle bağlı olmadığı kuralı eklenmiştir; itiraz sanık dışındaki kişilerce yapılmışsa dörtte bir indirim yine uygulanır. Somut olayda itiraz sanık tarafından yapıldığından 28.01.2025 tarihli hükümde indirim uygulanmamıştır. Ceza Genel Kurulu kararı, itiraz üzerine yeni bir hüküm kurulmasının, önceki basit yargılama hükmünün zamanaşımını kesmiş olduğu gerçeğini ortadan kaldırmadığını ortaya koymaktadır.
Bunlara ek olarak CMK 251/1’e 7331 sayılı Kanun’la eklenen cümle uyarınca, CMK 175/2 kapsamında duruşma günü belirlendikten sonra basit yargılama usulü uygulanamaz.
📌 Kararın uygulamaya yansıması
Karar, basit yargılama usulünün uygulandığı ve ardından itirazla genel hükümlere dönülen çok sayıda dosyada zamanaşımı hesabının nasıl yapılacağına açıklık getirmektedir. Genel Kurul çoğunluğuna göre basit yargılama hükmüne itiraz edilmesi, o hükmün kurulduğu tarihte zamanaşımının kesilmiş olduğu sonucunu değiştirmez; süre bu tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
Öte yandan karar, sanığın suçlu olduğuna dair bir değerlendirme içermez. Düşme kararı kaldırılmış, hükümlerin esası henüz incelenmemiştir. Dosya bu inceleme için 12. Ceza Dairesine gönderilmiştir. Kararın oy çokluğuyla verilmiş olması da Özel Daire görüşünün Genel Kurul içinde de taraftar bulduğunu göstermektedir.
❓ Merak edilenler
Basit yargılama hükmüne itiraz edilince bu hüküm yok mu sayılır?
Sekiz yıllık süre hangi tarihten hesaplandı?
Karar oy birliğiyle mi verildi?
Sanık bu kararla mahkûm olmuş sayılır mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Sanığın kimliği kaynakta anonimdir. Ceza Genel Kurulu yalnızca dava zamanaşımı uyuşmazlığını çözmüş, hükümlerin esası hakkında bir değerlendirme yapmamıştır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar, yazının hazırlandığı tarihteki mevzuat metinlerine dayanır ve bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



