Zamanaşımında Beraat mi Düşme mi? – Yargıtay CGK 2026/106

On yılı aşan bir ceza yargılamasının sonunda sanık beraat etmiş, beraat kararı Yargıtay’da da onanmıştır. Buna rağmen dosya kapanmamış; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dava zamanaşımı çoktan dolduğu için beraatin değil düşme kararının verilmesi gerektiğini ileri sürerek itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu bu itirazı haklı bulmuş ve yalnızca bir dosyanın değil, iki yıl önce kendi benimsediği bir içtihadın da yönünü değiştirmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.02.2026 tarihli ve E.2025/562, K.2026/106 sayılı kararıyla, silahla tehdit suçundan verilen beraat hükmünü onaylayan Özel Daire kararını kaldırmış; dava zamanaşımı gerçekleştiği ve derhâl beraati gerektiren bir durum bulunmadığı için beraat hükmünü bozarak kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine oy çokluğuyla karar vermiştir. Genel Kurul bu kararla, 27.09.2023 tarihli ve 7-481 sayılı kararından dönerek “önce düşme” şeklindeki eski uygulamaya geri dönmüştür.
🗓️ On bir yıllık dosyanın kronolojisi
Olay, 16.03.2015 tarihinde yaşanmıştır. İddiaya göre sanık, katılana “seni öldüreceğim” diyerek tehdit etmiş ve bıçakla yaralamıştır. Dosyanın izlediği yol karar metnine göre şöyledir:
- 10.09.2015: Kırşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi (350-320), sanığı silahla tehdit suçundan TCK 106/2-a ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırmıştır.
- 22.11.2021: Yargıtay 4. Ceza Dairesi (5201-27227), tehdit edip bıçakla yaralama eyleminin bir bütün hâlinde silahla kasten yaralama suçunu oluşturduğunu gözetmeden tehditten hüküm kurulmasını isabetsiz bularak hükmü bozmuştur.
- 15.02.2022: Bozmaya uyan yerel mahkeme (710-151), sanığın silahla tehdit suçundan CMK 223/2-a uyarınca beraatine karar vermiştir.
- 03.07.2025: Katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi (2561-7151) beraat hükmünü onamıştır.
- 11.07.2025: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği görüşüyle itiraz etmiştir.
- 23.10.2025: 6. Ceza Dairesi (4308-8890) itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.
- 18.02.2026: Ceza Genel Kurulu itirazı oy çokluğuyla kabul etmiştir.
⚖️ Genel Kurulun önüne gelen soru
Uyuşmazlık, karar metnindeki ifadeyle, “dava zamanaşımının gerçekleştiği bir durumda Yargıtay Ceza Dairesince hükmün esastan incelenerek beraat kararının onanmasının mümkün olup olmadığı” sorusudur.
Zamanaşımı hesabı tartışmasızdır. Silahla tehdit suçunun yaptırımı suç tarihi itibarıyla iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıdır. TCK 66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis cezası gerektiren suçlarda asli dava zamanaşımı 8 yıldır; TCK 67/4 gereğince kesilme hâlinde süre en fazla yarısı kadar uzayarak 12 yıla ulaşabilir. Zamanaşımını kesen son işlem 10.09.2015 tarihli mahkûmiyet hükmüdür. Genel Kurul, bu tarihten Özel Dairenin inceleme yaptığı 03.07.2025’e kadar geçen süre içinde, asli zamanaşımının 10.09.2023 tarihinde dolduğunu tespit etmiştir.
Dolayısıyla asıl mesele süre değil, zamanaşımı dolmuş bir dosyada mahkemenin hangi hükmü kurması gerektiğidir: sanığın lehine görünen beraat mi, yoksa kovuşturma engelini tespit eden düşme mi?
🔄 2010, 2023 ve 2026: içtihadın salınımı
Kararın önemi, Ceza Genel Kurulunun kısa aralıklarla iki kez yön değiştirmesinden kaynaklanmaktadır.
- Eski çizgi (CGK 23.11.2010, 136-229 ve devamı): Derhâl beraati gerektiren hâller dışında, zamanaşımı gerçekleşmişse öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilir.
- 2023 dönüşü (CGK 27.09.2023, 7-481): CMK 223/9’daki “derhâl” ibaresi yargılamanın başını değil dosyanın mevcut durumunu ifade eder. Mevcut delillere göre araştırma gerekmeksizin beraat verilebilecekse, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı gereği düşme yerine beraat verilmelidir.
- 2026 geri dönüşü (bu karar): 2023 kararındaki hak ihlali endişeleri isabetli bulunmamış; “istikrar kazanmış uygulamaya rücu edilmesi” gerektiği sonucuna varılmıştır.
Genel Kurul bu dönüşte ağırlıklı olarak Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarına dayanmıştır. Karar metninde aktarıldığı üzere Anayasa Mahkemesi; adil yargılanma hakkının ceza davasının mutlaka bir mahkûmiyet veya beraat hükmüyle sonuçlandırılmasını isteme hakkını içermediğini, düşme kararının suçlayıcı bir ifade taşımadığını ve adli sicile işlenmediğini, bu nedenle masumiyet karinesi ile mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarının dayanaktan yoksun olduğunu belirtmiştir.
Genel Kurul ayrıca zamanaşımının gerçekleşmemiş olmasını bir kovuşturma şartı olarak nitelemiş; zamanaşımının resen gözetileceğini, sanığın zamanaşımından vazgeçemeyeceğini ve bu konuda taraf iradelerine değer verilmediğini vurgulamıştır.
🔍 “Derhâl beraat” ne demek?
CMK 223/9 hükmüne göre, “Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.” Kararın kilit noktası bu istisnanın dar mı geniş mi yorumlanacağıdır.
Genel Kurul, maddenin gerekçesine atıf yaparak istisnayı dar yorumlamıştır: fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hâller. Somut dosyada bu nitelikte bir durumun bulunmadığı ve eylemin daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturma ihtimalinin de olmadığı tespit edilmiştir. Yerel mahkemenin beraat gerekçesi CMK 223/2-a olsa da Genel Kurul, dosyanın derhâl beraati gerektiren bir görünümde olmadığını kabul etmiştir.
Sonuç olarak Genel Kurul;
- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul etmiş,
- 6. Ceza Dairesinin onama kararını kaldırmış,
- Yerel mahkemenin beraat hükmünü zamanaşımı nedeniyle bozmuş,
- Yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesi uyarınca doğrudan TCK 66/1-e ve CMK 223/8 gereğince kamu davasının düşmesine karar vermiştir.
🗣️ Karşı oyun gerekçesi: lekelenmeme hakkı
Karar oy çokluğuyla verilmiştir. İki üye ortak bir muhalefet şerhi yazmış, bir üye de benzer düşüncelerle karşı oy kullanmıştır. Muhalefet şerhinin ana tezleri şunlardır:
- Beraat, sanığın ceza davasından aklanması sonucunu doğuran tek hükümdür; düşme ise teknik bir sona erme hâlidir ve maddi anlamda suçsuzluk tespiti içermez.
- Beraati gereken bir sanık hakkında düşme kararı verilmesi, hukuki durumu belirsiz bırakır, suç şüphesini ortadan kaldırmaz ve idari ya da mesleki aleyhe sonuçlar doğurabilir.
- Bu durum AİHS m.6/2’deki masumiyet karinesiyle bağlantılı olarak lekelenmeme hakkını ve adil yargılanma hakkını ihlal eder.
- Yeni bir araştırma yapılmadan mevcut delillerle beraat verilebiliyorsa, CMK 223/9 gereği düşme kararı verilemez.
Çoğunluk ise makul sürede yargılanma hakkının uzun süren yargılamalarda ihlal edilebileceğini kabul etmekle birlikte, bu ihlalin giderilmesi için düşme kararı vermemenin “etkin ve yeterli bir yöntem olmayacağını” belirtmiştir.
🧭 Kararın uygulamaya yansıması
Ceza Genel Kurulunun bu kararla eski içtihadına dönmesi, uzun süren ceza yargılamalarında hükmün türünü doğrudan etkileyecek niteliktedir. Karardan çıkan başlıca sonuçlar şöyle özetlenebilir:
- Zamanaşımı önce gelir: Temyiz aşamasında zamanaşımı dolmuşsa Yargıtay, kural olarak hükmün esasına girmeden düşme kararı verecektir.
- Beraatin onanması da bozulabilir: Özel Dairenin beraati onaması, itiraz yoluyla kaldırılabilmektedir; bu dosyada sonuç tam olarak bu olmuştur.
- İstisna dar: Düşmeye rağmen beraat ancak fiilin suç olmaması veya suç olmaktan çıkarılması gibi araştırma gerektirmeyen hâllerde gündeme gelir.
- Makul süre ayrı bir mesele: Çoğunluk, uzun yargılama sorununun hükmün türüyle değil, makul sürede yargılanma hakkı çerçevesinde ele alınması gerektiğini ima etmektedir.
Kararın konusu, zamanaşımı ile beraat arasındaki öncelik ilişkisidir; tehdit suçunun unsurlarına veya silahla tehdit ile silahla yaralama arasındaki ilişkiye dair esasa yönelik bir değerlendirme içermemektedir. Ceza Genel Kurulunun kast ve taksir ayrımına ilişkin farklı bir kararı için olası kast mı bilinçli taksir mi kararı; CMK 308 itiraz yolunun başka bir uygulaması için onama sonrası bozma ve CMK 308 itirazı kararı incelenebilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası ve Emsal Kararlar arşivi üzerinden ilgili içeriklere ulaşılabilir.
❓ Merak edilenler
Sanık beraat ettiği hâlde neden düşme kararı verildi?
Ceza Genel Kurulu, zamanaşımının gerçekleşmemiş olmasını bir kovuşturma şartı saymış ve zamanaşımı dolduğunda kural olarak düşme kararı verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Beraat ancak araştırma gerektirmeyen “derhâl beraat” hâllerinde öncelik taşır; Genel Kurul somut dosyada böyle bir durum görmemiştir.
Zamanaşımı neden 12 yıl değil 8 yıl üzerinden hesaplandı?
TCK 67/3 uyarınca kesilen zamanaşımı, son kesme nedeninden itibaren yeniden işlemeye başlar. Karara göre son kesme nedeni 10.09.2015 tarihli mahkûmiyet hükmüdür; bu tarihten itibaren 8 yıllık asli süre 10.09.2023’te dolmuştur. 12 yıllık uzamış süre ise suç tarihinden itibaren aşılamayacak üst sınırdır.
Düşme kararı adli sicile işlenir mi?
Genel Kurulun aktardığı Anayasa Mahkemesi kararlarında, zamanaşımı nedeniyle verilen düşme kararının suçlayıcı veya cezai bir ifade barındırmadığı ve adli sicile işlenmediği belirtilmiştir. Genel Kurul, bu değerlendirmeyi 2023 tarihli kararından dönmesinin gerekçelerinden biri olarak kullanmıştır.
Karar oy birliğiyle mi verildi?
Hayır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir. İki üye ortak muhalefet şerhinde lekelenmeme hakkı ve masumiyet karinesi gerekçesiyle beraatin onanması gerektiğini savunmuş, bir üye de benzer düşüncelerle karşı oy kullanmıştır.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yayımlanmış kararı ile kararda aktarılan önceki içtihatlar ve muhalefet şerhinden derlenmiştir. Zamanaşımı hesabı; suçun niteliğine, suç tarihine ve dosyadaki kesme nedenlerine göre her somut olayda farklı sonuç verebilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



