Emsal KararlarForex Hukukuİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Vekilin Piyasa Bozucu İşlemi – Danıştay 13. D 2025/620

İki yatırımcı, aracı kurumlardaki hesaplarında işlem yapması için bir kişiye vekâlet verir. Vekil, iki haftalık bir dönemde bir tekstil şirketinin paylarında yoğun alım satım yapar; Sermaye Piyasası Kurulu bu işlemleri piyasa bozucu eylem sayar ve hesaplarda oluşan yaklaşık 5,67 milyon TL net menfaatin iki katı olan 11,3 milyon TL’yi aşan idari para cezasını hesap sahiplerine değil, işlemleri yapan vekile keser. Vekilin itirazı basittir: “Kazanç benim hesabıma girmedi; elde etmediğim bir menfaatin iki katından neden sorumlu tutuluyorum?” İdare mahkemesi bu itirazı haklı bulmuş, bölge idare mahkemesi ve Danıştay ise farklı düşünmüştür.

Danıştay 13. Dairesi, 05.02.2025 tarihli ve E.2023/644, K.2025/620 sayılı kararıyla, idare mahkemesinin iptal kararını kaldırarak davayı reddeden bölge idare mahkemesi kararını oybirliğiyle ve kesin olarak onamıştır. Tetkik hâkimi de onama yönünde görüş bildirmiştir.

Kısa özet: Kurul, 07.01.2020-20.01.2020 döneminde bir tekstil şirketinin pay piyasasında yapılan işlemlerin VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği’nin 5/1-(a) ve (f) bentlerine aykırı olduğunu belirterek, işlemleri iki yatırımcının hesabında vekâleten yapan davacıya 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 104. maddesi uyarınca net realize menfaatin iki katı olan 11.333.698,28 TL idari para cezası vermiştir. İdare mahkemesi, menfaat davacıya değil hesap sahiplerine ait olduğu için cezayı iptal etmiştir. Bölge idare mahkemesi, Kanun’da menfaatin kim tarafından elde edildiği yönünden bir ayrım bulunmadığını belirterek iptal kararını kaldırmış ve davayı reddetmiş; Danıştay bu kararı onamıştır.

🗂️ İki hesap, bir vekil, on dört gün

Karar metnine göre iki yatırımcı, aracı kurumlardaki yatırım hesapları üzerinden borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda işlem yapma yetkisini davacıya vermiştir. Davacı bu yetkiye dayanarak 07.01.2020 ile 20.01.2020 arasında, borsada işlem gören bir tekstil şirketinin paylarında, yatırımcıların adına ve hesabına işlemler gerçekleştirmiştir. Aynı dönemde payda olağan dışı fiyat ve miktar hareketleri yaşanmış ve Kurul inceleme başlatmıştır.

Denetleme raporunda, piyasa bozucu faaliyetler sonucunda toplam 5.666.849,14 TL net menfaat elde edildiği tespit edilmiştir. Bu tutarın 5.124.061,00 TL‘si yatırımcılardan birine, 541.788,04 TL‘si diğerine aittir. Dosyanın dikkat çeken yönlerinden biri, hesap sahiplerinin savunmalarında işlemlerin kendi bilgileri dışında davacı tarafından yapıldığını beyan etmeleridir. Bunun üzerine savunması alınan davacı, işlemleri kendisinin yaptığını kabul etmiştir.

Kurul, davacıya 6362 sayılı Kanun’un 104. maddesi uyarınca elde edilen net menfaatin iki katı tutarında, yani 11.333.698,28 TL idari para cezası vermiştir. Dava, Kurul kararının bu cezaya ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.

💼 Menfaat kimin cebinde?

Uyuşmazlığın düğüm noktası, 104. maddenin son cümlesidir. Kanun’a göre piyasa bozucu eylemi gerçekleştiren kişilere Kurulca idari para cezası verilir; ancak bu suretle menfaat temin edilmişse ceza miktarı bu menfaatin iki katından az olamaz. Metin, “eylemi gerçekleştiren kişi” ile “menfaat temin edilmiş olması” arasında açık bir şahıs bağı kurmaz. Dolayısıyla soru, menfaatin cezalandırılan kişinin malvarlığına girmesinin şart olup olmadığıdır.

İki yorum karar metninde açıkça karşı karşıya gelmiştir:

  • Kişisel menfaat yorumu (idare mahkemesi): Davacı işlemleri yatırımcıların adına ve hesabına, vekâletname kapsamında yapmıştır. Menfaat kendisine değil hesap sahiplerine aittir. Kendisinin elde etmediği bir menfaatin iki katı tutarında cezadan sorumlu tutulması 104. maddeye ve hakkaniyete aykırıdır.
  • Eyleme bağlı menfaat yorumu (bölge idare mahkemesi): Eylemin piyasa bozucu sayılması için menfaat elde edilmesi şart değildir. Menfaat, yalnızca cezanın miktarının belirlenmesinde ve artırılmasında dikkate alınır. Kanun, menfaatin kim tarafından elde edildiği konusunda bir ayrım yapmamıştır. Piyasa bozucu eylemi kendi işlemleriyle gerçekleştiren kişi, bu eylemden doğan menfaat esas alınarak cezalandırılabilir.

Bölge idare mahkemesi gerekçesinde ilginç bir ayrıntı da vardır: Somut olayda menfaati “kimin temin ettiği belirlenememekle birlikte” eylemi gerçekleştiren davacının sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Yani mahkeme, menfaatin nihai olarak kimde kaldığını araştırmayı cezanın hukuka uygunluğu için gerekli görmemiştir. Ölçü, eylemin kim tarafından yapıldığı ve bu eylemle ne kadar menfaat oluştuğudur.

🏛️ İdare mahkemesinden Danıştay’a

  1. İdare mahkemesi – iptal: Mahkeme, davacının işlemleri yaptığının sabit olduğunu kabul etmiş; ancak menfaatin vekâletname kapsamında hesap sahiplerinin adına ve hesabına elde edildiğini, bu nedenle cezanın iki kat menfaat üzerinden belirlenemeyeceğini belirtmiştir. Kararda ayrıca idarenin yeni bir işlem kurabileceği yol da gösterilmiştir: Davacının kendisinin bir menfaat elde ettiği araştırmayla ortaya konulursa bu menfaat dikkate alınabilecek, ortaya konulamazsa Kanun’daki alt ve üst sınırlar içinde ceza verilebilecektir.
  2. Bölge idare mahkemesi – kaldırma ve ret: Kurulun istinaf başvurusu kabul edilmiş, ilk derece kararı kaldırılmış ve 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca esastan incelenen dava reddedilmiştir. Gerekçe, işlemlerin piyasa bozucu nitelikte olduğunun denetleme raporuyla, davacı tarafından yapıldığının ise davacının kendi beyanıyla sabit olmasıdır.
  3. Danıştay – onama: Davacı temyizde, savunmasının alınmadan ceza verildiğini ve fiillerin piyasa bozucu nitelikte olup olmadığı için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürmüştür. Daire, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesindeki bozma sebeplerinden hiçbirinin bulunmadığını belirterek kararı oybirliğiyle ve kesin olarak onamıştır.

Danıştay’ın kararı kısa bir onama kararıdır; menfaat meselesine ilişkin ayrıntılı gerekçe bölge idare mahkemesine aittir. Bununla birlikte Danıştay, bu gerekçeyle verilen ret kararında bozma sebebi görmeyerek eyleme bağlı menfaat yorumunu sonuç itibarıyla benimsemiştir.

📎 Karar metni: Danıştay 13. Dairesinin kararı mevzuat.adalet.gov.tr kaynağından alınmış ve Yargıtay Karar Arama sistemindeki aynı belge numaralı metinle karşılaştırılmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

📏 Kanun metni ve kararın sınırları

6362 sayılı Kanun’un 104. maddesinin birinci fıkrası, makul bir ekonomik veya finansal gerekçeyle açıklanamayan ve piyasaların güven, açıklık ve istikrar içinde çalışmasını bozacak nitelikteki eylem ve işlemleri, suç oluşturmadıkları takdirde piyasa bozucu eylem sayar. Bu eylemleri gerçekleştiren kişilere Kurul tarafından idari para cezası verilir ve menfaat temin edilmişse ceza bu menfaatin iki katından az olamaz.

Karardan çıkarılabilecek sonuçlar ve sınırları şöyle özetlenebilir:

  • Muhatap, işlemi yapan kişidir: Bölge idare mahkemesine göre ceza, piyasa bozucu eylemi “kendi işlemleriyle” gerçekleştiren kişiye verilir. Hesabın başkasına ait olması ve işlemlerin geçerli bir vekâletnameye dayanması bu sonucu değiştirmemiştir.
  • Menfaat, ceza miktarının ölçüsüdür: Menfaat eylemin unsuru değildir; yalnızca cezanın alt sınırını yükselten bir ölçüdür. Mahkeme bu ölçünün hesaplanmasında menfaatin kimin malvarlığına girdiğini ayırt etmemiştir.
  • Davacının ikrarı belirleyici olmuştur: Hesap sahipleri işlemlerin bilgileri dışında yapıldığını beyan etmiş, davacı da işlemleri kendisinin yaptığını kabul etmiştir. İşlemlerin failinin tartışmasız olması, sorumluluğun davacıda toplanmasını kolaylaştırmıştır.
  • Hesap sahiplerinin durumu karar konusu değildir: Karar metni, hesap sahipleri hakkında ayrıca bir işlem yapılıp yapılmadığına ilişkin bilgi içermez. Bu nedenle karardan hesap sahiplerinin sorumluluğu hakkında bir sonuç çıkarılamaz.
  • Temyiz iddiaları ayrıca tartışılmamıştır: Savunma alınmadığı ve bilirkişi incelemesi yapılmadığı yönündeki iddialar, Danıştay tarafından genel bir değerlendirmeyle bozma sebebi görülmemiştir. Karar metninde davacının savunmasının alındığı ve işlemleri kabul ettiği de aktarılmaktadır.

Vekâletle başkası adına işlem yapma ilişkisinin özel hukuk boyutu farklı bir tartışmadır. Vekile verilen yetkiyle yapılan borsa işlemlerinden doğan zararın kime ait olacağı sorusu için sitedeki vekâletle borsa işleminde zarara katlanma yazısına bakılabilir. Danıştay kararındaki mesele ise idari yaptırımın muhatabı ve tutarıdır.

🔗 Sitedeki diğer piyasa bozucu kararlarla ilişkisi

Bu karar, aynı Dairenin sitede incelenen iki kararıyla birlikte okunduğunda daha net bir tablo verir. Başkasının hesabıyla borsa işlemi yazısında ele alınan 2025/334 sayılı kararda, noterde düzenlenmiş vekâletname olmaksızın başkasının hesabının kullanılması başlı başına piyasa bozucu eylem sayılmıştı. 2025/620 sayılı kararda ise vekâlet ilişkisi mevcuttur; sorun, vekâlete dayanan işlemlerin piyasa bozucu nitelik taşıması hâlinde menfaatin iki katı kuralının vekile uygulanıp uygulanamayacağıdır.

Öte yandan zarardaki yatırımcıya ceza yazısında incelenen kararda, menfaat elde edilmemiş, hatta zarar edilmiş bir durumda cezanın alt ve üst sınır arasında nasıl belirleneceği tartışılmıştı. Bu kararlar birlikte değerlendirildiğinde, Daire uygulamasında menfaatin piyasa bozucu eylemin unsuru olmadığı, yalnızca cezanın tutarını belirleyen bir ölçü olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Menfaat yoksa ceza kanuni sınırlar içinde belirlenmekte; menfaat varsa, 2025/620 sayılı karara göre bu menfaatin kimin hesabında kaldığına bakılmaksızın iki kat kuralı işletilebilmektedir.

Kararın yatırım ilişkileri açısından önemi de buradadır. Bir yakınının veya müşterisinin hesabında vekâleten işlem yapan kişi, kazancın kendisine geçmemesine rağmen, piyasa bozucu nitelikteki işlemlerin oluşturduğu menfaatin iki katı tutarında yaptırımla karşılaşabilir. Somut dosyada bu tutar, hesaplarda oluşan net menfaatin tamamı üzerinden hesaplanmıştır.

❔ Akla gelen sorular

Vekil, hesap sahibi adına elde edilen menfaatin iki katından sorumlu tutulabilir mi?

Bu dosyada tutulmuştur. Bölge idare mahkemesi, 6362 sayılı Kanun’un 104. maddesinde menfaatin kim tarafından elde edildiği yönünden bir ayrım bulunmadığını belirtmiş; Danıştay da bu gerekçeyle verilen ret kararını onamıştır.

Piyasa bozucu eylem için menfaat elde edilmesi şart mı?

Karara göre şart değildir. Bölge idare mahkemesi, menfaatin yalnızca cezanın miktarının belirlenmesinde ve artırılmasında dikkate alındığını, eylemin piyasa bozucu sayılması için aranmadığını belirtmiştir.

İdare mahkemesi cezayı neden iptal etmişti?

İdare mahkemesi, davacının işlemleri vekâletname kapsamında yatırımcıların adına ve hesabına yaptığını, menfaatin kendisine değil hesap sahiplerine ait olduğunu ve elde etmediği bir menfaatin iki katından sorumlu tutulmasının Kanun’a ve hakkaniyete aykırı olduğunu kabul etmişti. Bu karar istinafta kaldırılmıştır.

Karara karşı başka bir yargı yolu var mı?

Karar metnine göre Danıştay 13. Dairesinin onama kararı kesin olarak verilmiştir. Kararın bireysel başvuruya konu edilip edilmediğine ilişkin bilgi kaynakta yer almamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr kaynağında yayımlanan kararından derlenmiştir. Taraf adları, pay ihraççısının unvanı ve ilk derece ile istinaf mahkemelerinin künyeleri kaynakta anonimdir. Karar kesin olarak verilmiştir. Kanun hükmüne ilişkin açıklamalar, maddenin mevzuat bilgi sistemindeki güncel metnine dayanır; olay tarihinde yürürlükte olan metin ile güncel metin arasında fark bulunabilir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu