Geçmiş Tarihli Cezai Şart – Yargıtay 9. HD 2026/3452

Bir birliğin yönetimi mahkeme kararıyla kayyım heyetine geçmek üzereyken, çalışanlara işten çıkarılmaları hâlinde ağır bir cezai şart öngören yeni iş sözleşmeleri imzalatılıyor; sözleşmelerin üzerine ise bir yıl öncesinin tarihi yazılıyor. Sorumlu müdür olarak çalışan davacı, iş sözleşmesi feshedilince bu sözleşmeye dayanarak cezai şart da istiyor. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, sözleşmenin şeklen geçerli olduğunu kabul ederek cezai şartı kısmen hüküm altına alıyor. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise sözleşmenin işvereni zarara uğratmak kastıyla geçmiş tarihli olarak imzalandığını, bunun sözleşme özgürlüğünün kötüye kullanılması olduğunu ve böyle bir cezai şart hükmünün işçiye hak vermeyeceğini belirterek kararı bozuyor.
Karar Arama sayfasında “Danıştay tazminata faiz yürütülmesi” araması yapan okuyucular için bağlamı kısaca kuralım: Bu karar idari yargıdan değil, adli yargıdan, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinden çıkmıştır ve bir işçilik alacağı davasına ilişkindir. Kararın ana konusu faiz değil cezai şarttır; ancak dosyada tazminata ve işçilik alacaklarına faiz yürütülmesi de tartışılmış, bölge adliye mahkemesi ilk kaldırma kararında “ıslahla faiz türünün değiştirilemeyeceğini” belirtmiş, dava sırasında ödenen alacaklar için faiz türü ve başlangıcı ayrıca belirlenmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 16.04.2026 tarihli ve E.2026/870, K.2026/3452 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🏢 Olay: Kayyım öncesi imzalanan sözleşmeler
Davacı, davalı birlik bünyesinde 2006 yılından 25.06.2018 tarihine kadar sorumlu müdür olarak çalışmıştır. Dava dilekçesine göre birliğin yönetim kurulu görevden alınmış, bu işlem mahkemece iptal edilmiş ve birliğin yönetimi için kayyım heyeti görevlendirilmiştir. Davacı, bu süreçte 2018 yılının şubat-haziran aylarına ait ücretlerinin ödenmediğini, yeni yönetimin eski personelle çalışmak istemediğini ve işçilerin kendiliğinden işi bırakması için ücretlerin bilerek ödenmediğini ileri sürmüştür. İş sözleşmesinin bildirimsiz ve haksız feshedildiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili, genel tatil, ücret, kötüniyet tazminatı, cezai şart, iş arama izni, ilave tediye ve asgari geçim indirimi alacaklarını talep etmiştir.
Davalı birlik ise yönetimin 30.05.2018’den itibaren kayyım heyetinde olduğunu, bir kısım çalışanın herhangi bir yönetim kararı olmaksızın yüksek ücretle çalıştırıldığını, dava dilekçesine eklenen iş sözleşmesinin birlik kayıtlarında bulunmadığını, sözleşmede işveren adına kimin imza attığının bile belirlenemediğini savunmuştur. Birlik, sözleşmelerle ilgili Cumhuriyet başsavcılığına suç duyurusunda bulunduğunu, feshin haklı nedene dayandığını ve davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını da ileri sürmüştür.
⚖️ İlk derece ve istinaf aşaması
İş mahkemesi ilk kararında (01.03.2022) feshin haklı nedene dayanmadığını, bakiye yıllık izin, fazla çalışma, hafta tatili ve iş arama izni alacaklarının bulunduğunu kabul etmiş; cezai şartın ise tek taraflı ve kötüniyetli düzenlendiği gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. Dava açıldıktan sonra ödenen ücret ve asgari geçim indirimi alacakları yönünden konusuz kalma kararı verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi 21.11.2024 tarihli kararıyla dosyayı geri göndermiştir. Gerekçede; davacının iş güvencesine tabi olup olmadığının araştırılması, tabi ise cezai şart talebinin reddi, tabi değilse cezai şartın iş güvencesi tazminatı miktarını geçmemek üzere hüküm altına alınması gerektiği belirtilmiş; kötüniyet tazminatı koşullarının oluşmadığı ve ıslahla faiz türünün değiştirilemeyeceği vurgulanmıştır.
Yeniden yapılan yargılamada iş mahkemesi, davacının iş güvencesine tabi olmadığını ve cezai şart düzenlemesinin şeklen geçerli olduğunu kabul ederek 37.760,90 TL cezai şart alacağına hükmetmiştir. Dava sırasında ödenen alacaklar yönünden ise arabuluculuk tarihinden ödeme tarihine kadar ücret için en yüksek banka mevduat faizi, asgari geçim indirimi için yasal faiz işletilmiştir. Bölge adliye mahkemesi, cezai şartın brüt ücret üzerinden hesaplandığını belirterek tarafların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
🧩 Yargıtay’ın değerlendirmesi: Cezai şart neden geçersiz?
Daire, uyuşmazlığı öncelikle sözleşmedeki cezai şart hükmüne değer verilip verilemeyeceği noktasında toplamıştır. Davalı, birliğin eski yönetiminin kendi ekibini korumak ve birliği zarara uğratmak amacıyla, fesih hâlinde işçi lehine ağır ve tek taraflı cezai şart içeren eski tarihli sözleşmeler hazırlayıp personele dağıttığını savunmuştu. Yargıtay bu savunmayı dosyadaki delillerle birlikte şu adımlarla değerlendirmiştir:
- Tanık beyanları: Davalı tanıklarından biri, “ikinci sözleşmeyi” 2018 yılının mayıs veya haziran ayında imzaladıklarını ve kendisini imzaya davacının çağırdığını anlatmıştır. Diğer tanık, davacının sözleşmenin “işlerine geleceğini”, işten çıkarılırlarsa bu sözleşmeyle tazminat alabileceklerini söylediğini beyan etmiştir.
- Savcılığa şikâyet: Kayyım heyetinin sözleşmeler hakkında Cumhuriyet savcılığına yaptığı şikâyet dosyaya yansımıştır.
- Tarih ile gerçek imza zamanının çelişkisi: 02.01.2017 tarihli görünen sözleşmenin gerçekte 2018 yılı içinde, geçmiş tarih atılarak imzalandığı sonucuna varılmıştır.
- Kast: İmzanın, birliği zarara uğratmak kastıyla yapıldığı kabul edilmiştir.
- Sonuç: Daireye göre somut olayda “sözleşme özgürlüğünün kötüye kullanımı” söz konusudur; kötüniyetle yapılan sözleşmedeki cezai şart hükmü geçersizdir ve davacıya hak talebinde bulunma imkânı vermez. Bu nedenle cezai şartın kısmen kabulü yerine tümden reddi gerekir.
Kararın hukuki zemini, TMK 2’de yer alan dürüstlük kuralı ve “bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” ilkesiyle birlikte okunabilir. Cezai şart TBK 179 ve devamında düzenlenmiştir; TBK 182/2’ye göre asıl borç herhangi bir sebeple geçersizse cezanın ifası istenemez. Daire, bu dosyada tartışmayı cezai şartın miktarı veya indirimi düzeyinde bırakmamış, hükmün kendisine değer verilemeyeceğini belirtmiştir. İlk derece mahkemesinin yaptığı “şeklen geçerli” değerlendirmesi, sözleşmenin hangi koşullarda ve hangi amaçla imzalandığına dair delilleri karşılamadığı için yeterli görülmemiştir.
Bu yaklaşım, iş sözleşmelerinde cezai şartın geçerliliği konusundaki genel tartışmadan ayrıdır. Yargıtay’ın yalnız işçi aleyhine öngörülen cezai şartların geçersizliğine ilişkin yerleşik görüşü için yalnız işçi lehine cezai şart yazısına bakılabilir. Bu kararda ise cezai şart işçi lehinedir; sorun, sözleşmenin kurulma biçimi ve amacıdır.
Davalı ayrıca birlik çalışanları arasındaki yakınlık ilişkilerine, eski yönetimle bağlantılı vekillik ilişkisine ve aynı işyerinde çalışan bir başka kişi hakkında verilen mahkûmiyet kararına dayanarak feshin haklı nedene dayandığını ileri sürmüştür. Daire, bozma sebepleri dışında kalan bu temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir; yani feshin haklı nedene dayanmadığı yönündeki kabul bozma kapsamında değildir.
📐 İkinci bozma sebebi: Taleple bağlılık
Davacı vekili 24.09.2021 tarihli dilekçesinde tüm taleplerin 25.12.2015-26.05.2018 dönemine ilişkin olduğunu açıkça beyan etmiştir. Buna rağmen bilirkişi hesabına dayanılarak fazla çalışma ve hafta tatili alacakları 2013 yılından itibaren hesaplanmıştır. Daire, bunun HMK 26’da düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu belirterek ayrı bir bozma sebebi yapmıştır. Mahkeme, tarafın kendi sınırladığı dönemin dışına çıkarak hüküm kuramaz.
💹 Dosyadaki faiz tartışması
Kararın faizle bağlantısı, Karar Arama sayfasındaki “tazminata faiz yürütülmesi” aramasıyla bu karara ulaşan okuyucular için ayrıca not edilmelidir. Dosyada iki faiz meselesi görünür:
- Bölge adliye mahkemesi ilk kaldırma kararında, ıslah yoluyla faiz türünün değiştirilemeyeceğini belirtmiştir.
- Dava açıldıktan sonra ödenen alacaklar için ilk derece mahkemesi, arabuluculuk tarihinden ödeme tarihine kadar ücret alacağına en yüksek banka mevduat faizi, asgari geçim indirimi alacağına ise yasal faiz işletmiştir.
Yargıtay’ın bozma gerekçesi bu faiz kabullerine ayrıca değinmemiştir; bozma, cezai şart ve taleple bağlılık noktalarındadır. Faize faiz yürütülmesi ve kıdem tazminatında faiz başlangıcı gibi konularda daha doğrudan kararlar için kıdem tazminatının faizine faiz yazısına bakılabilir.
🆕 Sonraki mevzuat değişikliği: Belirsiz alacak
Davalı, cevap dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını savunmuştu. Bu karar 2018’de açılmış bir davaya ilişkindir. Sonradan HMK 107’deki belirsiz alacak davası düzenlemesi, 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Aynı Kanun’un 20. maddesiyle HMK 109’a eklenen dördüncü fıkraya göre, alacağın yalnız bir kısmının dava edildiği durumlarda talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sonuna kadar artırılabilir; artırılan kısım bakımından zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Yeni düzenlemenin görülmekte olan davalara etkisi, geçiş hükümleri çerçevesinde ayrıca değerlendirilir.
🙋 Sorular ve cevaplar
Geçmiş tarihli imzalanan iş sözleşmesindeki cezai şart istenebilir mi?
Cezai şart şeklen geçerliyse mahkeme yine de reddedebilir mi?
Danıştay tazminata faiz yürütülmesi aramasıyla bu karar neden çıkıyor?
Taleple bağlılık ilkesi işçilik alacaklarının hesabını nasıl etkiler?
Belirsiz alacak davası hâlâ açılabilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, iş hukukuna ilişkin diğer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Tarafların ve tanıkların kimliği kaynakta anonimdir. Kararda yer alan tutarlar ve tarihler ilgili dosyaya özgüdür. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



