Emeklilik Belgesi ve Kıdem Faizi – Yargıtay 9. HD 2026/1168

Kamu hastanelerinde, ihaleyle hizmet alınan şirketler değiştikçe aynı mutfakta yıllarca çalışan bir işçi, emeklilik nedeniyle işten ayrılıyor ve kıdem tazminatı ile diğer işçilik alacakları için asıl işveren Bakanlığa karşı dava açıyor. Mahkemeler alacakları kabul ediyor ve kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi yürütüyor. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise emeklilik nedeniyle ayrılan işçinin, emekliliğe ilişkin başvurusunu işverene belgelediği ispatlanmadıkça faizin fesih tarihinden değil, arabuluculuk son tutanak tarihinden başlaması gerektiğini belirterek kararı bozuyor.
Karar Arama sayfasında “Danıştay tazminata faiz yürütülmesi” araması yapan okuyucular için baştan belirtelim: Davalı bir Bakanlık olsa da uyuşmazlık iş sözleşmesine dayandığı için iş mahkemesinde görülmüş, temyiz incelemesini Danıştay değil Yargıtay yapmıştır. Kararın bu aramayla doğrudan bağlantısı, kıdem tazminatına faiz yürütülmesinin başlangıç tarihidir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 12.02.2026 tarihli ve E.2026/433, K.2026/1168 sayılı kararıyla ilk derece mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🏥 Olay: Değişen alt işverenler, aynı hastane
Davacı, bir Bakanlığa bağlı hastanelerde yemek pişirme ve dağıtım hizmeti için ihaleyle hizmet alınan şirketlerin işçisi olarak aşçı yardımcısı görevinde çalıştığını, hizmet alım sözleşmelerinin muvazaalı olduğunu ve asıl işverenin Bakanlık olduğunu ileri sürmüştür. Haftanın altı günü sabah 05.00’ten 14.30’a kadar çalıştığını, haftanın dört günü polikliniklere yemek dağıtımı için bir saat daha kaldığını, genel tatillerde de çalıştığını ve izinlerinin tamamını kullanamadığını belirterek kıdem tazminatı, fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile yıllık izin ücreti istemiştir.
Bakanlık ise hastane ile şirketler arasında personel çalıştırılmasına dayalı bir hizmet alım sözleşmesi bulunmadığını, işçilik alacaklarından yüklenici şirketlerin sorumlu olduğunu ve talep edilen faiz oranlarının fahiş olduğunu savunmuştur.
⚖️ İlk derece ve istinaf kararları
İş mahkemesi, davacının üç dönem hâlinde toplam 6668 gün çalıştığını kabul etmiştir: 01.11.1996-01.09.1997 arası 301 gün, 02.11.1998-01.05.2002 arası 1275 gün ve 01.11.2007-17.10.2021 arası 5092 gün. Bakanlık ile yükleniciler arasında İş Kanunu 2/6’ya uygun asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulduğu ve Bakanlığın asıl işveren olarak sorumlu olduğu belirtilmiştir.
Mahkeme ayrıca işten ayrılış bildirgesinde ayrılış kodunun “Kod 8” yani emeklilik olarak bildirildiğini, sosyal güvenlik kayıtlarına göre davacının 22.10.2021’de yaşlılık aylığı talebinde bulunduğunu ve 01.11.2021’den itibaren aylık bağlandığını tespit etmiş; davacının 1475 sayılı Kanun’un 14. maddesi kapsamında kıdem tazminatına hak kazandığını kabul etmiştir. Zamanaşımına uğrayan ilk iki dönem dışında kalan çalışmaya göre yıllık izin hesabı yapılmış, haftalık 10 saat fazla çalışma ve genel tatil çalışması kabul edilerek dava kabul edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle Bakanlığın istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
💹 Kıdem tazminatına faiz ne zaman yürür?
Kararın “tazminata faiz yürütülmesi” bakımından en dikkat çekici kısmı üçüncü bozma sebebidir. Daire, kıdem tazminatına faiz konusundaki yerleşik ilkeleri şöyle özetlemiştir:
- Faiz türü: Kıdem tazminatının gününde ödenmemesi hâlinde ödenecek faiz, mevduata uygulanan en yüksek faizdir.
- Genel kural: Faizin başlangıcı fesih tarihidir.
- Emeklilik istisnası: Yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için işten ayrılmada işçinin, bağlı bulunduğu kurum veya sandığa başvurduğunu belgelemesi şarttır. Bu durumda faiz, bu belgenin işverene verildiği tarihten başlar.
- Belge yoksa: Dosyada işçinin emeklilik başvurusunu ve yasal şartları taşıdığını işverene belgelediğine dair delil bulunmuyorsa, kıdem tazminatına fesih tarihinden değil, arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren faiz yürütülür.
Somut olayda ilk derece mahkemesi kurum kayıtlarından davacının emekli olduğunu tespit etmiştir; ancak Daireye göre önemli olan, emeklilik başvurusunun ve şartların işverene belgelenmiş olmasıdır. Kurum kayıtlarında aylık bağlandığının görünmesi, işverenin temerrüdü için aranan bu belgelendirmenin yerine geçmemiştir. Bu nedenle fesih tarihinden faiz yürütülmesi bozma sebebi sayılmıştır.
1475 sayılı Kanun’un 14. maddesinin birinci fıkrasının 4 numaralı bendi, işçinin bağlı olduğu kurum veya sandıktan yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla sözleşmeyi feshetmesini kıdem tazminatı sebepleri arasında saymaktadır. Kararda yer alan “belgeleme” şartı, bu fesih türünde işverenin ne zaman temerrüde düştüğünü belirleyen ölçüt olarak işlev görmektedir. Faiz konusunda bir diğer güncel bozma kararı için kıdem tazminatının faizine faiz yürütülemeyeceğine ilişkin yazıya, emeklilik ve kıdem ilişkisi için emeklilik sonrası kıdem tazminatı yazısına bakılabilir.
🔍 Hizmet süresi nasıl belirlenmeli?
Daire’nin ilk bozma sebebi, hizmet süresinin belirlenme yöntemidir. Bilirkişi raporu davacının üç dönemde toplam 6668 gün çalıştığını kabul etmiş; ancak sigorta kayıtlarında görünen işverenlerin gerçekten Bakanlığın ihaleyle hizmet aldığı firmalar olup olmadığını açıklamamıştır. Örneğin ilk dönem çalışmasının geçtiği işverenin Bakanlığın alt işvereni olduğunun nasıl belirlendiğine dair raporda açıklama yoktur.
Daireye göre yapılması gereken şudur:
- Hizmet cetvelinde görünen işverenlerin, Bakanlığın hizmet ihalesini alan alt işverenler olup olmadığı Bakanlıktan sorulmalıdır.
- Gerekirse davacının istihdamına dayanak olan hizmet alım sözleşmeleri getirtilmelidir.
- Böylece davacının Bakanlığın asıl işverenliği kapsamında geçen hizmet süresi tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.
Eksik incelemeye dayalı karar bozmayı gerektirmiştir. Asıl işverenin sorumluluğu, ancak alt işverenle arasındaki ilişkinin her dönem için kurulduğu ölçüde doğar; bu nedenle hizmet süresinin her parçası için bağlantının ayrıca ortaya konması gerekir. Kamu kurumlarında alt işveren ilişkisi ve muvazaa tartışması için belediyede alt işveren muvazaası yazısı da incelenebilir.
🧾 Harç muafiyeti çelişkisi
Son bozma sebebi yargılama giderlerine ilişkindir. 492 sayılı Harçlar Kanunu’nun 13. maddesinin (j) bendi, genel bütçeye dahil idarelerin Kanun’un 1 ve 3 sayılı tarifelerine giren işlemlerini harçtan muaf tutar. İlk derece mahkemesi Bakanlığın harçtan muaf olduğunu belirtmiş, fakat hemen sonraki bentte davacının yatırdığı 2.293,70 TL harcın Bakanlıktan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. Daire, hükümdeki bu çelişkiyi de isabetsiz bulmuştur.
🔗 Aynı gün verilen ikinci karar
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi aynı gün verdiği E.2026/428, K.2026/1167 sayılı kararda, yine bir Bakanlığa bağlı hastanede alt işverenler nezdinde çalışıp emeklilik nedeniyle ayrılan bir işçi için kıdem tazminatı faizinin başlangıcı konusunda aynı gerekçeyle bozma yapmıştır. O kararın ayrıca yıllık izin ücretinin ispatı ve hâkimin davayı aydınlatma ödevi yönünden önemli tespitleri vardır: belgesiz yıllarda yıllık izin.
🙋 Sorular ve cevaplar
Emeklilik nedeniyle ayrılan işçinin kıdem tazminatına faiz hangi tarihten yürütülür?
Kıdem tazminatına hangi faiz uygulanır?
Danıştay tazminata faiz yürütülmesi aramasıyla bu karar neden çıkıyor?
Sigorta kayıtlarında emekli görünmek faiz başlangıcı için yeterli mi?
Alt işveren işçisinin hizmet süresinde Bakanlık hangi dönemlerden sorumludur?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, iş hukukuna ilişkin diğer kararlara Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Kararda yer alan tutarlar ve tarihler ilgili dosyaya özgüdür. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



