Ceza HukukuEmsal KararlarForex Hukuku

Sahte TOKİ Belgesiyle Kâr Payı – Yargıtay 11. CD 2025/4113

Kredi kullanmak istemediğini, bu yüzden işine ortak aradığını söyleyen bir kişi, çevresindeki insanlardan “kâr payı” karşılığında para topluyor. Anlattığı iş somut ve güven verici: Bir fabrikadan inşaat malzemesi alıp Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (TOKİ) satmak. Dosyada TOKİ antetli, ihale dairesi başkanının imzasını taşıyan bir sözleşme örneği bile bulunuyor. İlk aylarda kâr payları ödeniyor, sonra para gönderenler muhataplarına ulaşamıyor. Ceza yargılamasının cevaplaması gereken iki soru var: Bu belge gerçek mi, değilse eylem hangi suç tipine girer? Ve on kişiden para alan sanık tek bir suç mu, yoksa her mağdura karşı ayrı bir suç mu işlemiştir?

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 09.04.2025 tarihli ve E.2022/8737, K.2025/4113 sayılı kararıyla, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin sanığı zincirleme şekilde basit dolandırıcılıktan cezalandıran hükmünü, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Sanığın, TOKİ’ye malzeme satarak kâr elde ettiğini ve kredi kullanmak istemediğini söyleyerek katılanlardan kâr payı karşılığında para topladığı, ilk başta güven için kâr payı ödeyip sonra ulaşılamaz hâle geldiği iddia edilmiştir. İlk derece mahkemesi her katılan yönünden ayrı cezalar vermiş, bölge adliye mahkemesi ise tek bir zincirleme dolandırıcılık suçu kabul ederek 5 yıl 10 ay hapis cezası kurmuştur. Yargıtay iki nedenle bozmuştur: (1) Dosyadaki TOKİ antetli sözleşmenin gerçek olup olmadığı ve sanığın yetkilisi göründüğü şirketin var olup olmadığı araştırılmadan, eylemin TCK 158/1-d ve 158/1-h kapsamında kalıp kalmadığı tartışılmamıştır. (2) Sanıkla yüz yüze görüştükten veya telefonla konuştuktan sonra da para göndermeye devam eden katılanlar yönünden ayrı ayrı dolandırıcılık suçunun oluştuğu gözetilmemiştir.

🏗️ Olay: Faizsiz ortaklık ve TOKİ hikâyesi

Karar metninde iddia ve kabul olunan olay şöyle özetlenmiştir: Sanık, çalıştığı bir fabrikadan inşaat malzemesi satın alıp bu malzemeleri TOKİ’ye satarak kâr payı elde ettiğini anlatmıştır. Dini hassasiyetleri nedeniyle kredi kullanmak istemediğini belirterek katılanlardan kâr payı karşılığında bu işe para yatırmalarını istemiştir. Katılanlar farklı miktarlardaki paraları sanığın hesabına göndermiş veya elden teslim etmiştir.

Kurgunun en dikkat çekici yanı, güvenin nasıl inşa edildiğidir. Sanık ilk başta katılanlara kâr payı ödemiş, böylece yatırımın gerçek olduğu izlenimini güçlendirmiştir. Daha sonra katılanlar sanığa ulaşamamıştır. Dosyada ayrıca TOKİ antetli, bir limited şirketin yetkilisi sıfatıyla sanığın ve İhale Dairesi Başkanının imzalarını taşıyan, ihalesi yapılmış veya yapılacak 34 projenin gaz beton ve bims ihtiyacının 5 yıl süreyle karşılanacağına dair bir sözleşme örneği bulunmaktadır.

Sanık savunmasında katılanları tanımadığını, katılanların akrabası olan bir kişinin arkadaşları olduğunu ve paraları bu kişi aracılığıyla gönderdiklerini ileri sürmüştür. Bu kişinin ifadesi ise dosyada yer almamaktadır.

⚖️ Derece mahkemeleri: Ayrı cezalardan tek suça

Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesi (08.04.2021, E.2020/318, K.2021/159), sanığı her katılan yönünden ayrı ayrı basit dolandırıcılık suçundan TCK 157 uyarınca cezalandırmıştır. Hükmedilen cezalar katılanlara göre 2 yıl 6 ay ile 3 yıl 4 ay arasında hapis ve 10.000 TL ile 70.000 TL arasında değişen adli para cezalarından oluşmuştur.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi (17.11.2021, E.2021/721, K.2021/1610), sanık müdafiinin istinaf başvurusunu kabul ederek duruşma açmış, ilk derece hükümlerini kaldırmış ve sanığı zincirleme şekilde dolandırıcılık suçundan TCK 157, 43/2, 62 ve 52/2-4 maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis ve 116.660 TL adli para cezası ile cezalandırmıştır.

Katılanlar vekili her katılan için ayrı ceza verilmesini, sanık ve müdafii ise delil yetersizliği ve eksik araştırma gerekçesiyle bozmayı istemiştir. Tebliğname görüşü esastan ret yönündedir.

🔎 Birinci bozma nedeni: Sözleşme hile aracı mı?

Yargıtay, önce eksik araştırma üzerinde durmuştur. Daireye göre maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için şu işlemler yapılmalıdır:

  • Sanığın, paraların kendisi aracılığıyla geldiğini söylediği akrabasının, CMK 48 uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi,
  • Sözleşmede adı geçen limited şirketin gerçekte var olup olmadığının ve sanığın bu şirketin yetkili temsilcisi olup olmadığının araştırılması,
  • TOKİ’ye, dosyadaki sözleşmenin gerçek olup olmadığının sorulması,
  • Sanığın bu sözleşmeyi katılanlara e-posta yoluyla gönderip göndermediğinin tespit edilmesi.

Kararın asıl önemi bu araştırmanın sonucuna bağladığı hukuki değerlendirmededir. Sözleşmenin bir hile unsuru olarak kullanıldığı anlaşılırsa, eylemin TCK 158/1-d’de düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ile TCK 158/1-h’de düzenlenen tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçlarını oluşturup oluşturmadığı karar yerinde tartışılmalıdır. Bölge adliye mahkemesi ise eylemi doğrudan TCK 157 kapsamında basit dolandırıcılık olarak nitelendirmiş, bu ihtimali hiç tartışmamıştır.

Bu ayrım, cezanın sınırlarını doğrudan değiştirir. Mevzuat metnine göre TCK 158/1’de sayılan nitelikli hâllerde üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası öngörülmektedir. Kamu kurumunun adı ve belgesi, yatırımcının güvenini kazanmak için kullanıldığında, artık yalnızca bir kişinin yalanı değil, kamu kurumuna duyulan güvenin istismarı söz konusudur.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 09.04.2025 tarihli, E.2022/8737, K.2025/4113 sayılı bozma kararının resmî metnine PDF olarak buradan ulaşabilirsiniz.

👥 İkinci bozma nedeni: Temas sonrası her mağdur ayrı

Daire, “kabule göre de” diyerek ikinci bir hukuka aykırılığa işaret etmiştir. Bölge adliye mahkemesi bütün katılanlara yönelik eylemleri tek bir suç işleme kararının icrası olarak görüp zincirleme suç hükmünü uygulamıştı. Yargıtay ise katılanların ifadelerine tek tek bakmıştır:

  • İki katılan, sanığın bu işi yaptığını arkadaşlarından öğrendiklerini, sanıkla görüşmeden para yatırmaya başladıklarını, ancak sanıkla yüz yüze görüştükten veya telefonla konuştuktan sonra da para göndermeye devam ettiklerini anlatmıştır.
  • Bir katılan, sanıkla görüşmeden para yatırmaya başladığını, sonrasında ne kadar para gönderdiği ve ne kadar kâr elde ettiği konusunda sanıkla mesajlaştığını söylemiştir.
  • Sanıkla ilk kez 2017 yılının Mart ayında yüz yüze geldiğini belirten bir katılanın, dekontlara göre Nisan ve Haziran aylarında da sanığın hesabına para gönderdiği tespit edilmiştir.

Daireye göre sanık, bu dört katılanla yüz yüze görüştükten veya telefonla irtibata geçtikten sonra da haksız menfaat temin etmeye devam ettiğinden, bu katılanlara yönelik ayrı ayrı dolandırıcılık suçu işlemiştir. TCK 43/1, zincirleme suçu “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı” aynı suçun birden fazla işlenmesi olarak tanımlar; ikinci fıkra ise aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesini düzenler. Her katılanla ayrı temas kurulup ayrı aldatma gerçekleştiğinde, farklı kişilere karşı tek fiilden söz etmek güçleşir.

Ceza miktarı açısından bunun anlamı açıktır: Tek zincirleme suç yerine birden fazla bağımsız suç ve her biri için ayrı ceza. Kâr payı vaadiyle para toplanan dosyalarda her mağdur yönünden ayrı değerlendirme gerektiğine ilişkin bir başka karar için saadet zincirinde her mağdurun ayrı değerlendirilmesi yazısına bakılabilir.

🧭 Suç vasfı açısından olası sonuçlar

Bozma kararından sonra yeniden yapılacak yargılamada, araştırmanın sonucuna göre üç farklı nitelendirme ihtimali gündeme gelebilir:

  • Sözleşme sahte ve hile aracı ise: TCK 158/1-d (kamu kurumunun araç olarak kullanılması) yönünden değerlendirme.
  • Sanık bir şirket adına ticari faaliyet görüntüsü altında hareket etmişse: TCK 158/1-h (tacir veya şirket adına hareket eden kişinin ticari faaliyeti sırasında dolandırıcılık) yönünden değerlendirme.
  • Belge gerçek, şirket ve iş mevcutsa: Eylemin basit dolandırıcılık mı yoksa başka bir hukuki nitelikte mi olduğu, toplanan delillere göre ayrıca tartışılacaktır.

Her üç ihtimalde de suç sayısı, katılanlarla kurulan bireysel temaslara göre ayrıca belirlenecektir.

📂 Araştırılması istenen deliller

Kararda dikkat çeken bir diğer nokta, katılanların “soyut beyanı” ile yetinilmemesi, savunmanın da araştırılmasıdır. Sanığın “paralar akrabam aracılığıyla geldi” savunması, aracı kişinin tanık olarak dinlenmesini gerektirmiştir. Aynı şekilde katılanların para gönderdiği tarihler, dekontlar üzerinden sanıkla ilk temas tarihleriyle karşılaştırılmıştır.

Kâr payı vaadi içeren dosyalarda dekontlar, yazışmalar, vaadi destekleyen belgelerin gerçekliği ve aracı kişilerin beyanları bu nedenle belirleyici olabilir. Basit yalanla nitelikli hile arasındaki ayrımın konu edildiği farklı bir dosya için kâr ödeyip sonra acındırma yazısına bakılabilir.

🆕 Gündem: TCK 158’e eklenen dördüncü fıkra

İncelenen karar 2025 tarihlidir; ancak TCK 158’in güncel metni karar tarihinden sonra değişmiştir. 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK 158’e eklenen dördüncü fıkraya göre, 158 ve 157. maddelerdeki suçlara iştirakin, haksız menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgi veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması hâlinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.

İncelenen dosyada paraların sanığın kendi hesabına gönderildiği belirtildiğinden, yeni fıkranın bu olaya bir etkisi karar metninden anlaşılmamaktadır; düzenleme, benzer kurgularda hesabını kullandıran kişiler yönünden önem taşır.

❓ Merak edilenler

Kamu kurumu antetli sahte bir belgeyle yatırım parası toplamak hangi suçu oluşturabilir?

Bu kararda Yargıtay, sözleşmenin hile unsuru olarak kullanıldığının tespiti hâlinde eylemin TCK 158/1-d’deki kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık ile TCK 158/1-h’deki tacir veya şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında dolandırıcılık suçlarını oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiğini belirtmiştir. Kesin nitelendirme, sözleşmenin gerçekliğine ilişkin araştırmanın sonucuna bağlıdır.

Birden fazla kişiden para alınması neden zincirleme suç sayılmadı?

Daire, sanığın bazı katılanlarla yüz yüze görüştükten veya telefonla irtibata geçtikten sonra da onlardan para almaya devam ettiğini tespit etmiş ve bu katılanlara yönelik ayrı ayrı dolandırıcılık suçu işlendiğini kabul etmiştir. Bölge adliye mahkemesinin tüm eylemleri tek bir zincirleme suç sayması hukuka aykırı bulunmuştur.

Başlangıçta kâr payı ödenmiş olması suçun oluşmasını engeller mi?

Kararda, sanığın ilk başta güven sağlayabilmek için katılanlara kâr payı gönderdiği olgusu, iddia ve kabul olunan olayın bir parçası olarak yer almaktadır. Yargıtay bu ödemeleri suçun oluşmasına engel bir durum olarak değerlendirmemiş, bozmayı suç vasfı ve suç sayısı yönünden yapmıştır.

Bozma kararından sonra dosya nereye gönderildi?

Dosya, CMK 304/2 uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir. Bölge adliye mahkemesi, bozma gerekçesindeki araştırmaları yaparak yeniden hüküm kuracaktır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Sanık ve katılanların kimliği kaynakta anonimdir; kararda anlatılan olaylar iddia ve kabul olunan olgular olup kesinleşmiş bir mahkûmiyeti ifade etmez. Bozma sonrasında yapılacak yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud