Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorÜcretsiz sorun →
Emsal KararlarForex Hukukuİdare ve Kamu Personeli Hukuku

SPK’ya Hizmet Kusuru Davası – Danıştay 13. D 2022/4959

Borsada işlem gören bir spor şirketinin paylarını iki yıl boyunca adım adım toplayan, bedelli sermaye artırımına da katılan bir yatırımcı, sonunda paylarını zararına satarak ortaklıktan ayrılır. Zararının sorumlusu olarak yalnızca şirketi değil, sermaye artırımlarına izin veren ve izahnameyi onaylayan Sermaye Piyasası Kurulunu da görür ve idareye karşı tam yargı davası açar. Bir izahnamenin Kurulca onaylanmış olması, yatırımcının zararından Kurulu sorumlu kılar mı? Kurulun sonradan ceza verdiği aykırılıklar, sermaye artırımına izin verilirken bilinmesi gereken hususlar mıydı?

Danıştay 13. Dairesi, 22.12.2022 tarihli ve E.2016/3806, K.2022/4959 sayılı kararıyla, yatırımcının 109.740,00 TL’lik tazminat istemini reddeden idare mahkemesi kararını gerekçesini değiştirerek onamıştır. Daire, idare mahkemesinin hizmet kusurunu bilirkişiye sormasını usule aykırı bulmuş, ancak kendi gerekçesini yazarak Kurulun gerekli tedbirleri zamanında aldığı ve iddia edilen zararla uygun illiyet bağı bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Kısa özet: Yatırımcı, 2012-2014 yılları arasında bir spor şirketinin paylarını almış, 2012’deki bedelli sermaye artırımına 63.000,00 TL ödeyerek katılmış ve paylarını 03.03.2014-06.03.2014 tarihleri arasında satarak ortaklıktan ayrılmıştır. Sermaye artırımı süreçlerinde küçük yatırımcının korunması için gerekli önlemlerin alınmadığını ileri sürerek SPK’dan 109.740,00 TL tazminat istemiştir. İdare mahkemesi bilirkişi raporlarına dayanarak davayı reddetmiş; Danıştay hizmet kusurunun hukuki bir mesele olduğunu, bilirkişiye sorulamayacağını belirtmiş, fakat kendi gerekçesiyle ret kararını onamıştır.

🗓️ Pay alımları ve sermaye artırımlarının kronolojisi

Danıştay kararının “maddi olay” bölümü, uyuşmazlığı ayrıntılı bir zaman çizelgesiyle ortaya koymaktadır. Öne çıkan aşamalar şunlardır:

09.02.2012 Şirket, kulübün stat VIP koltuk ve loca pazarlama haklarının 2014-2030 dönemine ait kısmını devralacağını ve kulübe 218.436.440,00 TL borçlanacağını kamuya açıkladı.
13.02.2012 Yatırımcı 550 adet payı 177,50 TL’den satın aldı.
29.02.2012 Kayıtlı sermaye sistemine geçiş başvurusu duyuruldu; pay değeri 260,00 TL’ye kadar yükseldi.
16.05.2012 Yatırımcı 80 adet payı 194,50 TL’den aldı; toplam 630 pay.
14.06.2012 %400 bedelli sermaye artırımı izahnamesi yayımlandı; yatırımcı 63.000,00 TL ödeyerek katıldı ve 3.150 paya ulaştı.
10.08.2012 Kurul, zamanında yapılmayan 9 özel durum açıklaması için savunma alınmasına ve futbol şirketiyle birleşmede kamunun doğru bilgilendirilmemesi nedeniyle yönetim kurulu aleyhine dava açılabileceğinin duyurulmasına karar verdi.
2012-2013 Finansal tablolar, özel durum açıklamaları ve genel kuruldan alınan pay satış yetkisinin açıklanmaması nedeniyle şirkete ve yöneticilere idari para cezaları verildi; %300 bedelli artırım başvurusu işlemden kaldırıldı.
03.03.2014-06.03.2014 Yeni sermaye artırımına onay verilmesi ve ayrılma hakkının doğmadığına karar verilmesinin ardından yatırımcı paylarını satarak ortaklıktan ayrıldı.

Kararda ayrıca yatırımcının 2013 yılında farklı fiyatlardan 3.000’er adet ve 2.500 adet pay alım-satımı yaptığı da yer almaktadır.

📣 Yatırımcının hizmet kusuru iddiaları

Davacı, sermaye artırımı süreçlerinde küçük yatırımcının korunması için alınması gereken önlemlerin alınmadığını ve Kurulun hizmet kusuru bulunduğunu ileri sürmüştür. Temyiz dilekçesindeki başlıca iddialar şunlardır:

  • Şirketin teknik iflas hâlinde olduğunun Kurulca bilinmesine rağmen kamuya açıklanmadığı ve buna rağmen birinci bedelli sermaye artırımına çok hızlı izin verildiği,
  • Futbolcu sözleşmelerinin feshine ilişkin finansal tablo açıklamalarının gerçeği yansıtmadığı ve 9 özel durum açıklamasının yapılmadığı,
  • Kulüp ile futbol şirketi arasındaki gelir paylaşım oranının birleşme açıklamasında yer almadığı,
  • Bağımsız yönetim kurulu üyelerinin bağımsız olmadığı ve devir protokolünün mevzuata aykırı olduğu,
  • Genel kuruldan alınan pay satış, repo ve rehin yetkisinin KAP’ta duyurulmadığı ve payların baskı altında tutulduğu,
  • Bilirkişi raporunun hukuka aykırı ve mahkeme kararının gerekçesiz olduğu.

Kurul ise izahnamenin onaylanmasının bilgilerin Kurulca tekeffülü anlamına gelmediğini, risklerin kamuya açıklandığını, borsada oluşan fiyat düşüşlerinin Kurulca tazminine ilişkin bir düzenleme bulunmadığını, her yatırımcının kendi iradesiyle risk üstlendiğini ve illiyet bağı kurulamayacağını savunmuştur.

🔍 Hizmet kusuru bilirkişiye sorulabilir mi?

İdare mahkemesi, Kurulun sermaye piyasası mevzuatı ve TTK çerçevesinde hareket edip etmediğini, kusurunun bulunup bulunmadığını ve varsa davacının parasal kaybını bilirkişiye sormuş; ilk rapor ve ek rapora dayanarak davayı reddetmiştir.

Danıştay, 6100 sayılı HMK’nın 266. maddesi ile 6754 sayılı Bilirkişilik Kanunu’nun 3. maddesine dayanarak şu ayrımı yapmıştır: Zararın hesaplanması muhasebe bilgisini ilgilendirdiği için bilirkişiden yararlanılabilir; ancak idarenin mevzuata uygun davranıp davranmadığı ve hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı, hâkim tarafından hukuk bilgisiyle çözülmesi gereken bir husustur. Bu konunun bilirkişiye sorulması usule aykırıdır.

Danıştay tetkik hâkimi, bu usul aykırılığı ve gerekçe eksikliği nedeniyle kararın bozulması gerektiği görüşündeydi. Daire ise farklı bir yol izlemiştir: Davanın hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini dikkate alarak usul aykırılığının bozmayı gerektirmediğini kabul etmiş; ancak gerekçeli karar hakkı çerçevesinde, davacının iddialarının mahkeme kararında yeterince karşılanmadığını tespit ederek kendi gerekçesini karara eklemiştir. Daire bu konuda Anayasa Mahkemesinin 2013/1235 başvuru numaralı kararına ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına atıf yapmıştır.

📎 Karar metni: Danıştay 13. Dairesinin 22.12.2022 tarihli, E.2016/3806, K.2022/4959 sayılı kararının tam metni PDF olarak buradan incelenebilir.

📄 İzahname onayı tekeffül değildir

Daire, hem 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu hem de mülga 2499 sayılı Kanun uyarınca izahnamelerin kamunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla Kurulca incelenip onaylandığını, ancak bu onayın izahnamedeki hususların Kurulca tekeffülü anlamına gelmediğini vurgulamıştır. İzahnameden doğan sorumluluk, şirket yetkililerine ve izahnameyi düzenleyen ve denetleyenlere aittir.

SPKn m.6/1’in son cümlesi de bu ilkeyi açıkça düzenler: İzahnamenin onaylanması, izahnamede yer alan bilgilerin doğru olduğunun Kurulca tekeffülü anlamına gelmeyeceği gibi, ilgili sermaye piyasası aracına ilişkin bir tavsiye olarak da kabul edilemez. SPKn m.32 ise izahname ve özel durum açıklaması gibi kamuyu aydınlatma belgelerindeki yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgilerden doğan zararlardan bu belgeleri imzalayanları müteselsilen sorumlu tutmaktadır.

Somut olayda Kurul, 07.05.2012 tarihli artırım başvurusunu; yeni bir değerleme raporu hazırlanması, Kurul yaptırımlarına karşı açılan davalar hakkında bilgi verilmesi, kulübün alacaklarını takas ederek artırıma katılacağı ve 2014-2030 müsabaka gelirlerine ilişkin bilgilerin izahnameye eklenmesi şartıyla olumlu karşılamıştır. Danıştay bu şartları, Kurulun kamuyu aydınlatmak için gerekli tedbirleri aldığının göstergesi olarak değerlendirmiştir. Kamuyu aydınlatma belgelerindeki eksiklikler nedeniyle doğan tazminat sorumluluğunun özel hukuk boyutu için KAP açıklaması ve tazminat yazısına bakılabilir.

🔗 Gözetim, denetim ve illiyet bağı

Danıştay, idarenin tazminat sorumluluğu için kişisel bir hakkın idari işlem veya eylemle ihlal edilmesi, zarar doğması, ihlalin kural olarak idarenin kusurundan kaynaklanması ve zarar ile işlem arasında uygun illiyet bağı bulunması gerektiğini hatırlatmıştır. Daireye göre somut olayda bu koşullar oluşmamıştır:

  • Kurulun gözetim faaliyeti yanında denetim faaliyeti de bulunmaktadır; denetim, niteliği gereği hukuka aykırı fiil işlendikten sonra yaptırım uygulanmasını kapsar.
  • Özel durum açıklamaları, finansal tablolar ve yönetim kurulu başkanına yönelik yaptırımlar, inceleme tamamlandıktan sonra uygulanmıştır; mevzuat uyarınca bu hususlar sermaye artırımına engel değildir.
  • 07.05.2012 tarihli artırım sırasında nakit dışı varlıklardan doğan borcun sermaye borcundan mahsup edilemeyeceğine dair bir Kurul kararı bulunmamaktadır; her Kurul kararı tesis edildiği tarihteki mevzuata göre denetlenmelidir.
  • Bağımsız yönetim kurulu üyeleri hakkında olumsuz görüş bildirilmemesi eleştirilebilir olsa da bu durumla iddia edilen zarar arasında uygun illiyet bağı yoktur.
  • Sonraki artırım başvuruları ya mevzuata aykırılık nedeniyle reddedilmiş ya da makul sürede sonuçlandırılmıştır; payların baskı altında tutulduğu iddiası yerinde görülmemiştir.

Bu gerekçelerle davacının temyiz istemi reddedilmiş, idare mahkemesi kararı belirtilen gerekçeyle onanmıştır. Karar oybirliğiyle verilmiş ve kararda, kararın düzeltilmesi yolunun 15 gün içinde açık olduğu belirtilmiştir.

💡 Yatırımcı açısından kararın önemi

Karar, borsadaki pay kayıplarında sorumluluğun kime yöneltilebileceği konusunda önemli bir çerçeve çizmektedir. Daireye göre izahname onayı ve sermaye artırımına izin, Kurulu şirketin finansal durumunun güvencesi hâline getirmez; kamuyu aydınlatma belgelerindeki yanlışlıklardan doğan sorumluluk öncelikle belgeleri hazırlayan ve imzalayanlara aittir. Kurulun sonradan yaptırım uygulamış olması da kendiliğinden hizmet kusuru anlamına gelmemektedir.

Kararın usul boyutu da dikkat çekicidir: Hizmet kusurunun varlığı bilirkişiye bırakılamayacak bir hukuki değerlendirmedir ve derece mahkemesi bu değerlendirmeyi kendisi yapmalıdır. Danıştay, eksik gerekçeyi bozma yerine kendi gerekçesini ekleyerek tamamlamıştır. İzahnameye aykırılığın farklı bir görünümü için halka arz fonu ve izahname yazısı incelenebilir.

❓ Sorular ve cevaplar

SPK'nın onayladığı izahnamedeki bilgiler yanlış çıkarsa Kurul sorumlu olur mu?

Bu kararda Danıştay, izahname onayının içerikteki bilgilerin Kurulca tekeffülü anlamına gelmediğini ve izahnameden doğan sorumluluğun şirket yetkilileri ile izahnameyi düzenleyen ve denetleyenlere ait olduğunu belirtmiştir. SPKn m.6/1 de aynı ilkeyi içermektedir. Kurulun ayrıca kusurlu bir işlem veya eylemi ve bununla zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadıkça tazminat sorumluluğu doğmamaktadır.

Kurulun sonradan şirkete ceza vermesi, önceki izinlerin kusurlu olduğunu gösterir mi?

Danıştay bu dosyada bu sonuca varmamıştır. Daireye göre denetim faaliyeti, niteliği gereği hukuka aykırı fiil işlendikten sonra yaptırım uygulanmasını kapsar; yaptırımlar incelemenin tamamlanmasıyla uygulanmıştır ve mevzuat uyarınca bu hususlar sermaye artırımına engel değildir.

İdare mahkemesinin bilirkişiye hizmet kusurunu sorması neden sorun oldu?

HMK m.266 ve Bilirkişilik Kanunu m.3 uyarınca hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz. Danıştay, idarenin mevzuata uygun davranıp davranmadığının ve hizmet kusurunun hukuki bir mesele olduğunu belirtmiş; zarar hesabında ise bilirkişiden yararlanılabileceğini kabul etmiştir.

Usule aykırılık varken karar neden bozulmadı?

Daire, davanın hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle reddedildiğini dikkate alarak bu usul aykırılığının bozmayı gerektirmediğini değerlendirmiştir. Gerekçe eksikliği ise Dairenin kendi gerekçesini karara eklemesiyle giderilmiş ve karar “belirtilen gerekçeyle” onanmıştır. Tetkik hâkimi ise bozma yönünde görüş bildirmişti.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, sermaye piyasası uyuşmazlıklarına ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan kararından ve kararda özetlenen idare mahkemesi gerekçesinden derlenmiştir. Kaynakta taraf, şirket ve kulüp adları anonimdir; karar metnindeki doktrin atıfları PDF’te kısaltılmıştır. Karar, kendi dosyasının olgularına ve 2012-2014 döneminde uygulanan mevzuata dayanır; benzer görünen bir tazminat uyuşmazlığında sonuç, Kurul işlemlerinin içeriğine, zararın niteliğine ve illiyet bağına ilişkin delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud