Dilekçede Hakaret ve TCK 128 – Yargıtay 4. CD 2026/11744

Bir kişi, hakkında açılmış bir hakaret davasında mahkemeye savunma dilekçesi verir. Dilekçede karşı tarafla ilgili olumsuz sözler ve iddialar da yer alır. Bu kez o dilekçe yüzünden ikinci bir hakaret davası açılır ve kişi mahkûm edilir. Mahkemeye sunulan bir yazıdaki sözler, ne zaman cezalandırılabilir bir hakaret sayılır; ne zaman Türk Ceza Kanunu’nun 128. maddesindeki iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamında kalır?
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 22.06.2026 tarihli ve E.2024/5632, K.2026/11744 sayılı kararıyla sanık hakkında hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünü oy birliğiyle bozmuştur. Daireye göre dava konusu dilekçe bir bütün olarak ele alındığında sözler iddia ve savunma dokunulmazlığı kapsamındadır ve sanığın beraatine karar verilmesi gerekirdi. Karar, ayrıca “kabule göre” başlığı altında zincirleme suç ve hukuki kesinti konusunda ikinci bir bozma nedeni içermektedir.
📁 İki ceza dosyası ve bir dilekçe
Kararın anlattığı tablo, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tek bir yargılamayla sınırlı olmadığını gösteriyor. Sanık, aynı katılana yönelik hakaret suçundan Nazilli 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/963 Esas sayılı dosyasında yargılanmaktadır. Bu yargılama sırasında dosyaya 25.08.2021 tarihli bir dilekçe sunar. Eldeki davanın konusu, işte bu dilekçenin içeriğidir.
Karar metninde dilekçede kullanılan sözlerin kendisine yer verilmemiştir. Bilinen husus, dilekçenin sanığın sanık sıfatıyla yargılandığı bir ceza dosyasına, yani bir yargı merciine sunulduğu ve içeriğinin katılan tarafından hakaret olarak değerlendirildiğidir. Ayrıca sanık hakkında aynı katılana yönelik başka hakaret dosyaları da açılmış; bunlar Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/586 Esas sayılı dosyasında birleştirilmiş ve bu dosyada 04.06.2024 tarihinde 2024/415 Karar sayılı hüküm kurulmuştur.
⚖️ Bölge adliye mahkemesinin hükmü ve temyiz nedenleri
Dilekçe nedeniyle açılan davada Nazilli 2. Asliye Ceza Mahkemesi sanık hakkında hakaret suçundan mahkûmiyet kararı vermiştir. Sanık ve katılan bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi, CMK 280/1-g uyarınca duruşmalı inceleme yapmış, istinaf başvurularını kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış ve yeniden hüküm kurmuştur.
Yeni hükümde TCK 125/3-a ve 125/4 uygulanmıştır. Kanun metnine göre 125/3-a hakaretin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı işlenmesini, 125/4 ise hakaretin alenen işlenmesini düzenler; ilk hâlde cezanın alt sınırı bir yıldan az olamaz, ikinci hâlde ceza altıda bir oranında artırılır. Bölge adliye mahkemesinin bu kararı 2023/1769 Esas, 2024/336 Karar sayısını taşımaktadır.
Sanığın temyiz nedenleri karar metninde şöyle özetlenmiştir:
- Dilekçenin ifade özgürlüğü ve savunma dokunulmazlığı kapsamında sunulduğu,
- Hakaret kastının bulunup bulunmadığının ve dilekçedeki iddiaların gerçek olup olmadığının araştırılmadığı,
- Dilekçede uyuşmazlıkla bağlantılı ifadelerin bulunduğu ve TCK 128 gereğince beraat kararı verilmesi gerektiği.
Tebliğnamede onama görüşü bildirilmiştir; Daire ise bu görüşe aykırı olarak bozma yönünde karar vermiştir.
📜 TCK 128 hangi şartlarla uygulanır?
TCK 128’e göre yargı mercileri veya idari makamlar nezdinde yapılan yazılı ya da sözlü başvuru, iddia ve savunmalar kapsamında kişilerle ilgili somut isnatlarda veya olumsuz değerlendirmelerde bulunulması hâlinde ceza verilmez. Bunun için isnat ve değerlendirmelerin gerçek ve somut vakıalara dayanması ve uyuşmazlıkla bağlantılı olması gerekir.
Daire, kurumun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğüyle ilişkisine dikkat çekmiştir. Kararın ifadesiyle, böyle bir güvence olmasaydı söylenmesi gereken şeyler cezai yaptırım korkusuyla dile getirilemez ve yargılamanın hedeflediği “gerçeğe ulaşma” ve “adaletin gerçekleşmesi” mümkün olmazdı. Daire bu çerçevede şu ölçütleri sıralamıştır:
- Somut isnat ve olumsuz değerlendirme mümkündür: İddia ve savunma hakkı kullanılırken kişiler hakkında maddi vakıa ileri sürmek ya da olumsuz değerlendirmede bulunmak dokunulmazlığın doğal parçasıdır.
- Uyuşmazlıkla ilişki şarttır: İsnat ve değerlendirmeler uyuşmazlıkla ilgili olmalıdır; ancak uyuşmazlığın çözümüne faydalı olması aranmaz.
- Bağlantısız isnat korunmaz: Uyuşmazlıkla bağlantısı olmayan isnatlar gerçek olsa bile dokunulmazlıktan yararlanamaz.
- Bağlantısız değerlendirme de korunmaz: Somut vakıalara dayansa dahi uyuşmazlıkla alakası olmayan olumsuz değerlendirmeler bakımından iddia ve savunma hakkının kullanılmasından söz edilemez.
- Sınır aşılırsa: İddia ve savunma hakkıyla ilişkilendirilemeyen isnat ve değerlendirmeler hakaret, hatta iftira suçunu oluşturabilir.
🔍 Dairenin birinci bozma nedeni
Daire somut olayda, sanığın katılana yönelik hakaret suçundan yargılandığı dosyaya sunduğu 25.08.2021 tarihli dilekçe içeriğini bir bütün olarak ele almıştır. Bu değerlendirme sonucunda sözlerin TCK 128 kapsamında kaldığı sonucuna ulaşmış ve bunun gözetilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.
Kararın kurgusunda iki unsur öne çıkmaktadır. Birincisi, dilekçe sanığın kendisinin sanık olduğu bir ceza yargılamasında, yani savunma hakkının en yoğun kullanıldığı bir ortamda sunulmuştur. İkincisi, dilekçe tek tek cümleler üzerinden değil, bütünlüğü içinde değerlendirilmiştir. Bölge adliye mahkemesinin kamu görevlisine görevinden dolayı ve alenen işlenen hakaret hükümlerini uygulamış olması, Dairenin TCK 128 değerlendirmesini değiştirmemiştir.
Yargı mercilerine sunulan yazılı beyanlardaki sözlerin değerlendirilmesi, ceza yargılaması dışında da gündeme gelebilmektedir. Bir hâkimin reddi dilekçesindeki ifadeler nedeniyle hükmedilen tazminatın ifade özgürlüğü yönünden incelendiği hâkimin reddi dilekçesi ve tazminat kararı, aynı sorunun bireysel başvuru boyutuna ilişkin bir örnek sunmaktadır.
🔗 İkinci bozma nedeni: zincirleme suç ve hukuki kesinti
Daire, mahkûmiyet kabul edilse bile hükmün başka bir yönden de hatalı olduğunu “kabule göre” başlığıyla belirtmiştir. Burada TCK 43/1’deki zincirleme suç hükmü devreye girmektedir: Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde tek cezaya hükmedilir ve bu ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır.
Kararda Ceza Genel Kurulunun yerleşik görüşü aktarılmıştır. Buna göre “aynı suç işleme kararı”, önceden kurulmuş bir plan veya genel bir niyet olarak anlaşılmaktadır; iki eylem arasında makul sayılamayacak uzunlukta bir süre bulunması, failin çıkan fırsatlardan yararlandığını gösterebilir. Daire ayrıca hukuki kesinti kavramına değinmiştir:
- Hukuki kesinti, Cumhuriyet savcısının CMK 170 uyarınca iddianame düzenlemesiyle oluşur.
- İddianameden sonra aynı suçun tekrar işlenmesi yeni ve ayrı bir suçtur.
- İddianame düzenlenmeden önce aynı suç işleme kararıyla ve aynı mağdura karşı işlenen eylemler bakımından zincirleme suç hükümleri uygulanır.
Daire, UYAP üzerinden yaptığı incelemede Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2023/586 Esas sayılı dosyasında birleşen dosyaların iddianamelerinin 2022 yılında düzenlendiğini, eldeki dosyanın suç tarihinin ise 25.08.2021 olduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle dilekçe eylemi, o dosyadaki eylemlerle hukuki kesinti gerçekleşmeden işlenmiştir.
Daire, Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli, 2014/10-847 Esas, 2016/128 Karar sayılı kararına da atıf yapmıştır. Bu yaklaşıma göre zincirleme suça dâhil bir suçtan verilen mahkûmiyet kesinleşmişse, ikinci suç yönünden zincirleme suç hükümleri uygulanırken artırım oranı alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmeli ve kesinleşen hükümdeki ceza sonuç cezadan mahsup edilmelidir. Somut olayda Denizli dosyasının kesinleşip kesinleşmediği sorulmalı; kesinleşmişse mahsup yapılmalı, derdest ise dosyalar birleştirilerek sanığın hukuki durumu belirlenmelidir.
⏱️ Katılanın geç temyizi
Kararın usule ilişkin bir yönü de katılanın temyiz başvurusudur. Bölge adliye mahkemesi kararı, katılanın yokluğunda verilmiş ve 15.02.2024 tarihinde katılana usulüne uygun şekilde bizzat tebliğ edilmiştir. Katılan ise temyiz isteminde 13.03.2024 tarihinde bulunmuştur. Daire, CMK 291/1’deki kanuni sürenin geçtiğini belirterek bu temyiz istemini CMK 298/1 uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle reddetmiştir. Dosya, CMK 304 uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir.
🧭 Karardan çıkan değerlendirmeler
- Dilekçe bütün olarak okunur: Daire, dilekçedeki sözleri tek başına değil, dilekçenin bütünü içinde değerlendirmiştir.
- Ölçüt uyuşmazlıkla bağlantıdır: Sözün davaya faydalı olması aranmamakta; uyuşmazlıkla ilişkisi ve somut vakıaya dayanması belirleyici olmaktadır.
- Sanık sıfatıyla yapılan savunma da kapsamdadır: Dilekçe, sanığın yargılandığı bir ceza dosyasına sunulmuş ve TCK 128 kapsamında görülmüştür.
- Nitelikli hâl uygulaması tek başına belirleyici olmamıştır: TCK 125/3-a ve 125/4 uygulanarak kurulan hüküm, dokunulmazlık değerlendirmesi nedeniyle bozulmuştur.
- Birden fazla hakaret dosyasında hukuki kesinti tarihi önemlidir: İddianame tarihi, eylemlerin tek zincirleme suç mu yoksa ayrı suçlar mı sayılacağını etkileyebilir.
TCK 128’in uygulanması her dosyada dilekçenin içeriğine ve uyuşmazlıkla bağlantısına göre ayrıca değerlendirilir. Bu kararda Daire sözlerin bu sınırın içinde kaldığını kabul etmiştir; uyuşmazlıkla ilgisi bulunmayan isnatlar bakımından aynı korumanın bulunmadığını da açıkça belirtmiştir.
❓ Sorular ve cevaplar
Mahkemeye verilen dilekçedeki her söz TCK 128 kapsamında mıdır?
Sözlerin davanın çözümüne yararlı olması gerekir mi?
Bu dosyada Yargıtay neden zincirleme suçtan söz etti?
Katılanın temyiz başvurusu neden incelenmedi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; ceza yargılamasına ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Kaynakta sanık ve katılan kimlikleri anonimdir; karar metninde dava konusu dilekçedeki sözlere yer verilmediğinden yazıda da bu sözler aktarılmamıştır. Bozma kararından sonra dosya bölge adliye mahkemesine gönderilmiş olup yeniden yapılacak yargılamanın sonucu bu yazının kapsamı dışındadır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; dilekçenin içeriğine, sunulduğu yargılamaya ve sözlerin uyuşmazlıkla bağlantısına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




