Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal KararlarGayrimenkul Hukuku

2/B Arazisinde Mükerrer Muvafakat – Yargıtay HGK 2026/356

Orman sınırları dışına çıkarılarak Hazine adına tescil edilen, ancak tapunun beyanlar hanesinde onlarca yıldır aynı ailenin kullanımında olduğu yazılı bir tarla düşünün. Kullanıcı ölmüş, mirasçılarından biri, kendisine geçen satın alma hakkını noterde düzenlenen bir muvafakatnameyle önce bir kişiye, birkaç ay sonra aynı noterlikte ikinci bir muvafakatnameyle başka bir kişiye devretmiştir. İdare, aynı hak için iki talip çıkınca mahkeme kararı olmadan işlem yapmayacağını bildirir. Hak, hangi muvafakatnamenin sahibine aittir; mirasçı, diğer mirasçılar olmadan bu hakkı tek başına devredebilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.06.2026 tarihli ve E.2025/509, K.2026/356 sayılı kararıyla, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin direnme kararını oy birliğiyle uygun bulmuştur. Kurula göre 6292 sayılı Kanun kapsamındaki hak sahipliği noterde devredilebilir, ancak aynı hak birden fazla kişiye devredilemez; ilk devirden sonra yapılan ikinci devir geçerli değildir. Muvafakatname aynî değil şahsi bir hak sağladığından, elbirliği mülkiyetteki birlikte hareket etme zorunluluğu da bu devirlerde aranmaz.

Kısa özet: 6831 sayılı Kanun’un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan bir taşınmazda kullanıcı şerhi bulunan kişinin mirasçısı, kendisine intikal eden 6292 sayılı Kanun kapsamındaki hakkını 24.10.2016’da davacının eşine, 22.02.2017’de ise davalıya noterde muvafakatnameyle devretmiştir. Davacı hak sahipliğinin tespitini istemiştir. İlk derece mahkemesi davayı husumetten reddetmiş, bölge adliye mahkemesi ikinci devri geçersiz sayarak davayı kabul etmiştir. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi kararı bozmuş, bölge adliye mahkemesi direnmiş; Hukuk Genel Kurulu direnmeyi uygun bularak dosyayı sair temyiz itirazları için Özel Daireye göndermiştir.

🌲 Aksu’daki 2/B parseli ve iki muvafakatname

Uyuşmazlık, Antalya’nın Aksu ilçesinde bulunan bir parselin, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan sahada kalan kısmıyla ilgilidir. Tapunun beyanlar hanesinde parselin 1977 yılından beri bir kişinin kullanımında olduğuna dair belirtme bulunmaktadır. 08.10.2015 tarihinde yapılan 2/B güncelleme çalışmasında bu kullanıcı şerhi korunmuş, şerh 23.02.2018 tarihinde tapuya işlenmiştir.

Kullanıcı şerhi sahibi vefat etmiş, noterlikçe düzenlenen mirasçılık belgesine göre mirasçıları arasında 4/48 paya sahip bir mirasçı da yer almıştır. Dosyadaki kayıtlara göre devir zinciri şöyledir:

  • 24.10.2016: Mirasçı, Antalya 19. Noterliğinde düzenlenen muvafakatnameyle, taşınmazda kendisine intikal eden 6292 sayılı Kanun kapsamındaki hakkının tamamını davacının eşine devretmiştir.
  • 22.02.2017: Aynı mirasçı, yine aynı noterlikte düzenlenen ikinci bir muvafakatnameyle aynı hakkın tamamını bu kez davalıya devretmiştir.
  • 31.10.2017: Davacının eşi, dava dilekçesine göre maddi sıkıntı nedeniyle alınan borcun teminatı olarak hakkı üçüncü bir kişiye devretmiştir.
  • 23.11.2017: Borcun ödenmesi üzerine hak, davacı adına geri alınmıştır.

Davacı, 6292 sayılı Kanun kapsamında taşınmazın mülkiyetini satış yoluyla almak için idareye başvurmuş; ancak aynı hak için davalıya da muvafakatname verilmiş olması nedeniyle, mükerrerlik gerekçesiyle işlem yapılamayacağı bildirilmiştir. Davacı, kendisinden önce yapılmış bir devir bulunmadığını, davalıya yapılan devrin bu nedenle geçersiz olduğunu ileri sürerek payın hak sahipliğinin kendi adına tespitini istemiştir.

🗣️ Davalının ve Hazinenin savunması

Davalı; payı 22.02.2017’de satın alıp zilyetliğini de devraldığını, aldığı muvafakatnameyle idareye başvurduğunu, satın alma sırasında davacının taşınmazda zilyetliği bulunmadığını savunmuştur. Davalıya göre davacının sözleşmeden doğan hakkı şahsi bir haktır ve ancak sözleşmenin karşı tarafı olan mirasçıya yöneltilebilir; kendisine husumet düşmez.

Davaya dahil edilen Hazine ise, mirasçıya intikal eden payın birden fazla kişiye muvafakatnameyle devredilmesiyle aynı taşınmazda birden fazla akdî halef oluştuğunu, Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 21.09.2012 tarihli yazısına göre bu hâlde mahkeme kararı olmadıkça işlem tesis edilemeyeceğini, yasal hasım olduğu için aleyhine yargılama giderine hükmedilemeyeceğini belirtmiştir.

🔁 Husumetten ret, kabul, bozma ve direnme

İlk derece mahkemesi (26.02.2020, 2018/240 E., 2020/58 K.), 6292 sayılı Kanun kapsamında zilyetlik tespiti istenebilmesi için davanın beyanlar hanesinde lehine şerh bulunan kişiye veya mirasçılarına yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle davayı pasif husumet yokluğundan reddetmiştir.

Bölge adliye mahkemesi (28.06.2021, 2021/629 E., 2021/709 K.) bu nitelendirmeye katılmamıştır. Dairenin gerekçesinin ana hatları şunlardır:

  • Davada zilyetlik tespiti değil, kullanıcı şerhi sahibinin mirasçısının birden fazla kişiye muvafakatname vermesi nedeniyle hak sahipliğinin tespiti istenmektedir; muvafakatname verilen davalıya husumet yöneltilmesi doğrudur.
  • Hak sahipliği noter huzurunda devredilebilir, ancak birden fazla kişiye devredilemez; ilk devirden sonra mirasçının devredebileceği bir hakkı kalmadığından ikinci devir geçerli değildir.
  • Hazinenin davaya resen dahil edilmesi hatalıdır; taraf sıfatı bulunmayan Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilemez.

Daire, ilk derece kararını kaldırarak davayı kabul etmiştir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi (25.04.2024, 2021/17239 E., 2024/2930 K.) ise kararı bozmuştur. Özel Daireye göre dava kullanım kadastrosuna ilişkindir. Güncelleme işlemine karşı açılan davalarda davacının güncellemeden önceki bir hakka dayanması gerekir; davacı ise güncellemeden sonraki bir satın almaya dayandığından idareye başvurma olanağı varken açtığı davanın dinlenme olanağı yoktur. Daire ayrıca elbirliği mülkiyetinde maliklerin birbirlerine pay devredebileceğini, ancak paydaş olmayan üçüncü kişilere pay devrinin hukuken olanaklı olmadığını belirtmiştir.

Bölge adliye mahkemesi direnmiştir (2024/2135 E., 2024/2070 K.). Önceki gerekçesine ek olarak, 6292 sayılı Kanun’un 6/10. maddesi uyarınca noterce düzenlenen muvafakatnamelerin taşınmazı satın alma hakkı tanıyan şahsi hak niteliğinde olduğunu, taşınmazın aynına ilişkin bir hak vermediğini, bu yüzden elbirliği mülkiyetteki birlikte hareket zorunluluğunun bu muvafakatnameler için geçerli olmadığını vurgulamış; benzer bir olayda 8. Hukuk Dairesinin kabul kararını onadığına da işaret etmiştir.

🧭 Davanın gerçek niteliği

Hukuk Genel Kurulu önce davanın hukuki nitelendirmesini yapmıştır. HMK m.33 uyarınca maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hâkime aittir. Kurul, ön inceleme duruşma tutanağının yargılamanın seyrini gösteren bir “yol haritası” olduğunu belirtmiş (HMK m.140/3) ve bu tutanakta uyuşmazlığın “dava konusu taşınmazda davacının hak sahibi olup olmadığı” şeklinde belirlendiğini tespit etmiştir.

Dava dilekçesi, talep sonucu ve ön inceleme tutanağı birlikte değerlendirildiğinde Kurula göre dava, beyanlar hanesindeki kullanıcı şerhi sahibinin mükerrer satışından kaynaklanan, 6292 sayılı Kanun kapsamındaki hak sahipliğinin tespiti istemine ilişkindir. Davacı, kullanıcı şerhine itiraz etmemiş, şerh sahibinin değil kendisinin kullanıcı olduğunu ileri sürmemiştir. Bu nedenle ortada 2/B güncelleme işlemine karşı açılmış bir dava yoktur ve “güncellemeden sonraki bir hakka dayanıldığı için idareye başvurulmalı, dava dinlenmez” gerekçesi yerinde değildir.

📜 6292 sayılı Kanun’daki hak: mülkiyet değil öncelik

Kurul, 2/B alanlarının hukuki rejimini iki düzenleme üzerinden açıklamıştır:

  • 3402 sayılı Kadastro Kanunu ek m.4: Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınarak “kullanım kadastrosu” ile Hazine adına tescil edilir; taşınmazı kimin, ne zamandan beri kullandığı ve muhdesatın kime ait olduğu beyanlar hanesinde gösterilir.
  • 6292 sayılı Kanun m.6: Beyanlar hanesinde kullanıcı veya muhdesat sahibi olarak gösterilen hak sahiplerine, idareye başvurarak taşınmazı satın alma imkânı tanınmıştır.

Kurulun vurguladığı nokta, bu imkânın niteliğidir: Düzenleme kişiye taşınmazı öncelikli olarak satın alma konusunda şahsi bir hak tanır; doğrudan mülkiyet kazanımı sağlamaz. 6292 sayılı Kanun’un 6/10. maddesine göre hak sahibi olunmasında kanuni halefiyet, hak sahibinin veya mirasçılarının Kanun’un yürürlüğünden sonra noterce düzenlenecek muvafakatname vermesi hâlinde ise akdî halefiyet hükümleri uygulanır.

Bu çerçevede Kurul iki sonuca ulaşmıştır:

  • Öncelik ilk devirdedir: Hak sahipliğinin noter huzurunda devri mümkündür, fakat birden fazla kişiye devri mümkün değildir. Mirasçı hakkını önce davacı tarafa devrettiğinden, ikinci devir anında devredebileceği bir hakkı kalmamıştır; davalıya yapılan devir geçerli sayılamaz.
  • Tek mirasçı devredebilir: Muvafakatname aynî hak değil şahsi hak sağladığından, elbirliği mülkiyete tabi durumlarda tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi zorunluluğu, 6292 sayılı Kanun kapsamında verilen muvafakatnamelerde aranmaz.
📎 Kararın tam metni: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2026 tarihli, E.2025/509, K.2026/356 sayılı kararı PDF olarak buradan okunabilir.

✅ Kurulun sonucu ve kararın sınırları

Hukuk Genel Kurulu, bölge adliye mahkemesinin direnme kararını usul ve yasaya uygun bulmuştur. Ancak Özel Daire, davalının ve Hazinenin diğer temyiz itirazlarını incelemediğinden dosya, bu itirazların incelenmesi için Yargıtay 8. Hukuk Dairesine gönderilmiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

Kararın kapsamını doğru okumak için şu ayrımlar önemlidir:

  • Karar, kullanıcı şerhinin kendisine yönelik bir itiraz davası değildir; şerh sahibinin kim olduğu tartışmasızdır. Kullanıcı şerhine itiraz eden ve kendi zilyetliğine dayanan davalarda Özel Dairenin belirttiği “güncellemeden önceki hak” ölçütü ayrıca değerlendirilir.
  • Davalının temyizinde ileri sürdüğü ada-parsel hatası, zilyetliğin devralınmadığı ve tanık beyanlarına ilişkin itirazlar Hukuk Genel Kurulunca incelenmemiş, Özel Daireye bırakılmıştır. Hak sahipliğinin kime ait olduğu, bu incelemenin sonucuna göre kesinleşecektir.
  • Muvafakatnamenin şahsi hak niteliği, miras paylaşımına ilişkin genel kuralları ortadan kaldırmaz; Kurulun tespiti, 6292 sayılı Kanun’daki satın alma hakkının devriyle sınırlıdır.

Orman sınırı ve tapu ilişkisinin farklı bir görünümü için orman tapusunda TMK 1007 kararına; Hazine adına tespitte zilyetliğin ispatı için hava fotoğraflarıyla zilyetlik kararına bakılabilir.

🔎 Merak edilenler

2/B arazisinde kullanıcı şerhi mülkiyet hakkı sağlar mı?

Kararda belirtildiği üzere sağlamaz. 3402 sayılı Kanun’un ek 4. maddesi ve 6292 sayılı Kanun’un 6. maddesi, beyanlar hanesinde kullanıcı veya muhdesat sahibi olarak gösterilen kişilere taşınmazı öncelikli olarak satın alma konusunda şahsi bir hak tanır. Mülkiyet, idareye başvuru ve satış işlemiyle kazanılır.

Aynı hak iki kişiye devredilirse hangisi geçerli olur?

Hukuk Genel Kurulunun onayladığı direnme kararına göre hak sahipliği noterde devredilebilir, ancak birden fazla kişiye devredilemez. Bu dosyada mirasçı hakkını önce davacı tarafa devrettiğinden, sonraki tarihte davalıya yapılan devir geçerli sayılmamıştır.

Mirasçılardan biri diğerleri olmadan muvafakatname verebilir mi?

Kurul, 6292 sayılı Kanun kapsamındaki muvafakatnamenin aynî değil şahsi hak sağladığını, bu nedenle elbirliği mülkiyetteki birlikte hareket etme zorunluluğunun bu muvafakatnameler için bulunmadığını kabul etmiştir. Bu dosyada 4/48 paya sahip mirasçının kendisine intikal eden hakkı tek başına devretmesi bu çerçevede değerlendirilmiştir.

Bu davada Hazine taraf mıdır?

İlk derece mahkemesi Hazineyi yasal hasım olarak davaya dahil etmiştir. Bölge adliye mahkemesi ise davanın niteliğine göre Hazineye husumet düşmeyeceğini ve Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini belirtmiştir. Hazinenin temyiz itirazları, dosyanın gönderildiği Özel Dairece incelenecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; taşınmaz ve miras uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararından derlenmiştir. Kurul direnmeyi uygun bulmuş, ancak tarafların diğer temyiz itirazları incelenmek üzere dosyayı Özel Daireye göndermiştir; uyuşmazlığın nihai sonucu bu incelemeye bağlıdır. Benzer görünen bir olayda sonuç; kullanıcı şerhinin içeriğine, güncelleme tarihine, muvafakatnamelerin tarih ve kapsamına, zilyetlik durumuna ve idareye yapılan başvurulara göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud