Tanıtım Filminde Yazılı Devir – Yargıtay 11. HD 2026/2985

Büyük bir liman projesinin açılışı yaklaşırken organizasyon şirketi, tanıtım filmlerini çekmesi için bir prodüksiyon şirketiyle anlaşır. Taslak sözleşme hazırlanır, e-postalar gidip gelir, filmler çekilir ve teslim edilir; ancak sözleşme hiçbir zaman imzalanmaz, bedel de ödenmez. Film bir süre sonra projeyi üstlenen inşaat şirketinin internet sitesinde yayımlanır. Prodüksiyon şirketi dava açtığında karşısına çıkan savunma tanıdıktır: “İşi biz sipariş ettik, haklar bize aittir.” Mahkemeler bu savunmayı, mali hakların devrinde aranan yazılı şekil üzerinden değerlendirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 14.05.2026 tarihli ve E.2025/5462, K.2026/2985 sayılı kararıyla, FSEK m.52’ye uygun yazılı devir bulunmadığı için filmi internet sitesinde yayımlayan şirketin yapımcının çoğaltma ve yayma haklarını ihlal ettiğini, FSEK m.68 uyarınca 348.268,50 TL telif tazminatı ödenmesi gerektiğini, ancak bu tazminata hükmedildiği için men ve ref taleplerinin reddedileceğini kabul eden Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi kararını oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır.
🎬 Liman açılışı ve teslim edilen filmler
Bir bakanlık, uluslararası bir liman projesinin inşaatını davalı inşaat şirketine yaptırmıştır. Limanın açılışı 02.05.2018 tarihinde yapılmıştır. İnşaat şirketi, açılış töreni ve organizasyonu işinin tamamı için diğer davalı organizasyon şirketiyle 02.03.2018 tarihli bir hizmet sözleşmesi imzalamıştır. Organizasyon şirketi de tanıtım filmlerinin yapımı için davacı prodüksiyon şirketiyle anlaşmıştır.
Davacıya göre kendisi, projenin reklam ve tanıtım video ve filmlerinin yanı sıra teknik çizim, modelleme, açılışta verilecek hediyelere ilişkin tasarımlar ve grafik tasarım işlerini de hazırlayıp teslim etmiştir. Ne yapım bedeli ne de telif bedeli ödenmiştir. Buna karşın filmler davalıların web sayfaları ve sosyal medya hesapları dahil çeşitli mecralarda, davacının adı belirtilmeden kullanılmış ve çoğaltılmıştır. Davacı, haklarının devredildiğine dair yazılı bir belge veya sözleşme bulunmadığını vurgulamıştır.
Dava; tecavüzün tespiti, men’i ve ref’i ile şimdilik 1.000,00 TL telif tazminatı ve 30.000,00 TL manevi tazminat istemiyle açılmış, telif tazminatı talebi yargılama sırasında ıslahla 348.268,50 TL‘ye yükseltilmiştir.
🛡️ Davalıların iki savunma hattı
İki davalı farklı savunmalar ileri sürmüştür.
- İnşaat şirketi: Davacıyla hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, davaya konu işlerin FSEK kapsamında eser niteliği taşımadığını ve davacının eser sahipliğini ispat etmesi gerektiğini savunmuştur.
- Organizasyon şirketi: İşlerin eser niteliği taşımadığını, davacının eser sahibi olmadığını, taleplerin TBK m.470 ve devamındaki eser sözleşmesi kapsamında kaldığını, bu nedenle görevli mahkemenin başka bir mahkeme olduğunu, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, işlerin yapılması için anlaşıldığını ve yazılı sözleşmenin davacıdan kaynaklanan sebeplerle yapılamadığını, tüm hakların kendisine ait olduğunu ileri sürmüştür.
Böylece uyuşmazlık iki eksende toplanmıştır: Filmler FSEK anlamında eser midir, eserse mali haklar yazılı bir sözleşme olmadan sipariş verene geçebilir mi?
📽️ Fikri ve sınai haklar mahkemesi
Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (2021/104 E., 2023/1 K.) önce davanın konusunu daraltmıştır: inceleme yalnız liman projesinin reklam/tanıtım video filmleriyle sınırlıdır. Ardından şu tespitleri yapmıştır:
- Tanıtım filmi sinema eseri niteliğindedir.
- Film davacı şirketin çalışanları tarafından yapılmıştır; FSEK m.18/2 gereğince mali hakları kullanma yetkisi davacıdadır.
- Davacı ile organizasyon şirketi arasında taslak sözleşme hazırlanmış ve çalışanlar arasında e-postalaşmalar olmuşsa da, mali hakların devredilmiş sayılması için FSEK m.52’nin aradığı yazılı şekil sağlanmamıştır.
- Bu nedenle organizasyon şirketi mali hakları geçerli biçimde kullanma yetkisi kazanamamış; onun aracılığıyla filmi kendi internet adresinde yayımlayan inşaat şirketinin eylemi, davacının çoğaltma ve yayma haklarına tecavüz oluşturmuştur.
- Davacı tüzel kişidir; eser sahipliği ve manevi haklar ancak gerçek kişilere ait olabilir.
- Film 17.11.2020’de yayımlanmış, dava 07.04.2021’de açılmıştır; telif tazminatında zamanaşımı süresi 10 yıl olduğundan dolmamıştır.
Mahkeme davayı kısmen kabul etmiş; tecavüzün tespitine, men ve ref’ine, 348.268,50 TL telif tazminatının 17.11.2020’den itibaren reeskont faiziyle davalılardan müteselsilen tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine hükmetmiştir.
🔁 İstinaf: farazi sözleşme ve men-ref
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi (2023/889 E., 2025/1089 K.) ilk derece mahkemesinin esasa ilişkin değerlendirmelerine büyük ölçüde katılmıştır. Daireye göre mali hakları davacıya ait eserin, davacının izni dışında organizasyon şirketi aracılığıyla inşaat şirketinin internet sitesinde yayımlanması çoğaltma ve yayma hakkını ihlal etmiştir; FSEK m.52’ye uygun bir devir sözleşmesi yoktur. Ayrıca:
- Davacı ile organizasyon şirketi arasındaki sözleşmede belirlenen bedelin rayiç bedel olarak kabul edilip telif tazminatının buna göre belirlenmesinde isabetsizlik yoktur.
- Dava, niteliği gereği belirsiz alacak davası olarak açılabilir.
Daire hükmü yalnız bir noktada değiştirmiştir. Hak sahibi FSEK m.68’e göre telif tazminatı istediğinde ve mahkeme buna hükmettiğinde, taraflar arasında farazi bir sözleşme yapılmış gibi bir hukuki durum doğar; davalının eylemi bu farazi sözleşme kapsamında yasal kullanıma dönüşür. Hak sahibi, farazi sözleşmenin kapsadığı kullanımın men’ini ve ref’ini isteyemez. Bu nedenle ilk derece kararı kaldırılmış; 348.268,50 TL telif tazminatına aynı faizle yeniden hükmedilmiş, manevi tazminat ile men ve ref talepleri reddedilmiştir.
🏛️ Yargıtay: kesin onama
Kararı yalnız davalı inşaat şirketi temyiz etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi davayı, eser sahipliğinden kaynaklanan hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı tecavüzün tespiti, men’i, ref’i ile maddi ve manevi tazminat istemi olarak nitelendirmiştir.
Daire, bölge adliye mahkemesinin HMK m.355 ve devamı kapsamında esastan verdiği kararda uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırılık bulunmadığını, HMK m.369/1 ve 371’in uygulanmasını gerektiren nedenlerin de olmadığını belirterek temyiz itirazlarını reddetmiş ve kararı HMK m.370/1 uyarınca ONAMIŞTIR. Karar 14.05.2026 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
✍️ Yazılı şekil neden belirleyici oldu?
FSEK m.52, mali haklara ilişkin sözleşme ve tasarrufların yazılı olmasını ve konusu olan hakların ayrı ayrı gösterilmesini şart koşar. Bu dosyada tarafların bir iş ilişkisi kurduğu, taslak sözleşme hazırlandığı ve yazışmalar yapıldığı tartışmasızdır; yine de mahkemeler bu belgeleri mali hakların devri için yeterli görmemiştir.
Onanan kararın öne çıkan yönleri şunlardır:
- Sipariş vermek hak kazandırmaz: Filmi sipariş eden organizasyon şirketi, yazılı devir olmadığı için mali hakları geçerli biçimde kullanma yetkisi elde edememiştir.
- Zincirin sonundaki kullanıcı da sorumludur: Davacıyla doğrudan ilişkisi olmadığını savunan inşaat şirketi, filmi kendi sitesinde yayımladığı için diğer davalıyla birlikte müteselsilen tazminattan sorumlu tutulmuştur.
- Taslak sözleşme rayiç bedelin ölçüsü olabilir: İmzalanmamış sözleşmedeki bedel, devir aracı olarak değil, telif tazminatının hesabında rayiç bedel olarak kullanılmıştır.
- Tazminat ile men-ref birlikte istenemeyebilir: FSEK m.68 tazminatı farazi sözleşme doğurduğundan, bu sözleşmenin kapsadığı kullanım artık yasal kullanım sayılmıştır.
Bu son nokta uygulamada önemlidir. FSEK m.68’in son fıkrası, bedel talebinde bulunan kişinin tecavüz edene karşı onunla sözleşme yapmış olsaydı sahip olacağı bütün hak ve yetkileri ileri sürebileceğini belirtir. Bölge adliye mahkemesi bu yapıdan, tazminata hükmedilen kullanımın artık yasaklanamayacağı sonucunu çıkarmış; Yargıtay da bu değerlendirmeyi onamıştır.
🏢 Tüzel kişi yapımcı ve manevi haklar
Dosyanın ikinci öğretici yönü, mali haklar ile manevi haklar arasındaki ayrımdır. Filmi davacı şirketin çalışanları yaratmıştır. FSEK m.18/2’ye göre, aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki haklar onları çalıştıranlarca kullanılır. Bu nedenle mali hakları kullanma yetkisi şirkete tanınmıştır.
Ne var ki ilk derece mahkemesi, eser sahipliğinin ve manevi hakların yalnız gerçek kişilere ait olabileceğini belirterek tüzel kişi davacının manevi tazminat talebini reddetmiş; bu sonuç istinafta ve Yargıtay’da değişmemiştir. Davacının “filmler şirketin adı anılmadan kullanıldı” şikâyeti bu nedenle manevi tazminata dönüşmemiştir.
Benzer meselelerin farklı görünümleri için, yeni bir yayın mecrasında mali hak kullanımının ayrıca ücrete bağlandığı çizgi film seslendirmesi kararına ve izinsiz kullanılan bir filmin televizyon haberindeki yerini tartışan haber bülteninde izinsiz tez filmi kararına bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Tanıtım filmini sipariş eden şirket, filmin haklarını otomatik olarak kazanır mı?
Telif tazminatı nasıl hesaplandı?
Tazminata hükmedildiği hâlde filmin kullanımı neden durdurulmadı?
Prodüksiyon şirketi neden manevi tazminat alamadı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında yer almaktadır; fikri mülkiyet ve marka uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından takip edilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Yargıtay ayrı bir ilke cümlesi kurmamış, yalnız davalı inşaat şirketinin temyizi üzerine bölge adliye mahkemesi kararını yerinde bulmuştur. Benzer bir uyuşmazlıkta sonuç; eserin niteliğine, eseri kimin yarattığına, taraflar arasındaki yazılı belgelerin içeriğine, devredilen hakların ayrı ayrı gösterilip gösterilmediğine, kullanımın kapsamına ve rayiç bedelin tespitine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




