Teyitsiz Kâr Marjı Beyanı – Danıştay VDDK 2026/35

Vergi incelemesinde şirket yetkilisine sıradan görünen bir soru sorulur: “Bu işte ortalama kârınız ne kadar?” Yetkili önce “belli bir kâr marjımız yok, yıldan yıla değişiyor” der, ardından yaklaşık bir oran verir. İnceleme elemanı bu oranı maliyete ekler, ulaştığı “olması gereken hasılatı” beyan edilen hasılatla karşılaştırır ve aradaki farkı kayıt dışı kabul eder. Yıllar süren davanın sonunda Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, başka hiçbir veriyle desteklenmeyen bu tür bir beyanın tarhiyatı taşıyıp taşıyamayacağını değerlendirmiştir.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 28.01.2026 tarihli ve E.2024/141, K.2026/35 sayılı kararıyla, mükellef yetkilisinin teyit edilmeyen kâr marjı beyanına ve gerekçesiz bir gider dağıtımına dayanılarak bulunan matrah farkı üzerinden yapılan cezalı kurumlar vergisi tarhiyatını kaldıran bölge idare mahkemesi ısrar kararını oyçokluğuyla onamıştır.
🧮 Vergi tekniği raporunun hesap yöntemi
Davacı limited şirket, uyuşmazlık döneminde ağırlıklı olarak yaş sebze-meyve ticareti yapmakta; bunun yanında karayoluyla yük taşımacılığı ile aspir, bitkisel yağ, pas ve korozyon önleyici yağ ve kontör ticaretiyle de uğraşmaktadır. Şirketin 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ait hesapları incelenmiş ve bir vergi tekniği raporu düzenlenmiştir.
Raporda kayıt dışı hasılat üç aşamada hesaplanmıştır:
- Gerçek maliyet: Araçlara ait motorin ve şoför giderlerinin tamamı “770-Genel Yönetim Giderleri” hesabında izlendiği için bu giderler ayrıştırılmış; şirket yetkilisinin ifadesine dayanılarak %35’i sebze-meyve maliyetine, %65’i nakliye hizmeti maliyetine eklenmiştir. Diğer emtiada maliyet, dönem başı stok + alışlar − dönem sonu stok formülüyle bulunmuştur.
- Olması gereken hasılat: Bu maliyetlere, yine yetkilinin beyanından alınan kâr oranları uygulanmıştır: sebze-meyve, aspir, bitkisel yağ ve pas önleyici yağda %10, nakliyede %15, kontörde %4,5.
- Fark: Bulunan hasılat ile beyan edilen hasılat arasındaki müspet fark, vergilendirilmemiş matrah farkı sayılmıştır.
Tespitler, vergi müfettişi ile şirket yetkilisinin birlikte imzaladığı 25.05.2016 tarihli tutanağa dayanmaktadır. Rapordaki tespitler esas alınarak VUK m.30’un ikinci fıkrasının (3), (4) ve (6) numaralı bentleri uyarınca vergi inceleme raporu düzenlenmiş; 2013 yılı için resen kurumlar vergisi tarh edilmiş, verginin bir katı tutarında ve tekerrür hükmü uygulanarak artırılan vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Temyiz dilekçesine göre raporla tespit edilen toplam kayıt dışı hasılat 878.517,85 TL‘dir.
🥕 Vergi mahkemesi: yalnız sebze-meyve kısmı kalktı
Vergi mahkemesi tarhiyatı iki parçaya ayırarak incelemiştir. Sebze-meyve ticaretinden kaynaklanan kısım yönünden, müfettişliğin ticaret odasından sebze-meyvedeki fire oranlarına ilişkin bilgi istediğini, yetkiliden de bu konuda bilgi aldığını, ancak raporun sonuç kısmında fire oranlarını hiç dikkate almadığını tespit etmiş; hesaplamayı eksik incelemeye dayalı bulmuş ve bu kısmı kaldırmıştır.
Diğer ticari faaliyetler yönünden ise tespitlerin davacının defter, kayıt, envanter dökümleri ve beyanlarına dayandığını, hükme esas alınabilir yeterlilikte olduğunu kabul ederek davayı reddetmiştir. Tekerrür artırımını da hukuka uygun görmüştür; dayanak alınan ceza 2011 Aralık dönemine ilişkindir, 06.03.2012‘de tebliğ edilmiş ve dava konusu edilmeyerek kesinleşmiştir.
📑 Bölge idare mahkemesi: tarhiyat tamamen kalktı
Her iki tarafın istinafı üzerine vergi dava dairesi, davalı idarenin istinafını gerekçe değiştirerek reddetmiş, davacının istinafını kabul ederek ret kısmını kaldırmış ve davanın tamamen kabulüne karar vermiştir. Gerekçenin ana halkaları şunlardır:
- Yetkilinin ifadesi delil olabilir, ama bütün olarak: Tutanaktaki bilgilerin kullanılması, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık olan şirket yetkilisinden alındığı için kendiliğinden kanuna aykırı değildir. Ancak ifade bir bütün olarak değerlendirilmeli; birbirini teyit etmeyen veya birbirine aykırı unsurlar varsa başka delillerle doğrulanmadan kullanılmamalıdır.
- Gider dağıtımı ile ifade çelişiyor: Yetkili, esas işlerinin sebze-meyve ticareti olduğunu, nakliyeyi ancak bazı müşterilerin işi görülsün diye yaptıklarını söylemiştir. Buna karşın motorin ve şoför giderlerinin %65’i nakliyeye, yalnız %35’i esas faaliyete yüklenmiştir; matrah farkı da bu dağıtımdan doğmuştur.
- Kâr oranı başka veriyle desteklenmiyor: Ticaret odası yazısına göre sebze-meyvede kâr oranı arz-talebe göre değişkendir, zaman zaman zarar edilebilir ve bir oran belirlemek çok zordur. Yetkili de önce “belli bir kâr marjı yoktur” demiştir. Bu koşullarda teyit edilmeyen %10 oranının esas alınması VUK m.3/B’ye uygun görülmemiştir.
- Maliyete ekleme ilişkisi kurulmamış: VUK m.262 uyarınca maliyet bedeline emtiayla ilişkilendirilebilen ve hesaplanabilen giderler katılabilir; raporda sebze-meyve ile motorin-işçilik giderleri arasında böyle bir ilişkinin varlığına veya ölçüsüne dair tespit yoktur.
- Fire gerekçesi de isabetsiz: Şirketin envanter kaydı bulunmadığından fire oranlarından yola çıkılarak kayıt dışı hasılat tespit edilemez; ilk derece kararının bu gerekçesi değiştirilmiştir.
- Bitkisel yağ: Bitkisel yağ satışlarında 550,00 TL hasılat farkı saptanmışsa da davacı ilgili yılda 279.244,06 TL zarar beyan ettiğinden bu fark nedeniyle kurumlar vergisi çıkmayacaktır.
🔁 Dördüncü Daire bozması ve ısrar
İdarenin temyizi üzerine Danıştay Dördüncü Dairesi 12.04.2022 tarihli, E.2018/2067, K.2022/2467 sayılı kararıyla bölge idare mahkemesi kararını bozmuştur. Daireye göre inceleme davacının beyanlarına ve defter kayıtlarına dayanmaktadır; VUK m.3/B karşısında yetkilinin bildirdiği kârlılık oranının tek başına veri olarak alınması hukuka aykırı değildir ve bu oranın objektif ölçütlere göre yanlış olduğunu ispat yükü bu aşamada davacıya düşmektedir. Tekerrür uygulaması ile diğer mallara ilişkin matrah farkının da yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bölge idare mahkemesi aynı hukuki nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir. Böylece uyuşmazlık, ısrar kararlarını inceleyen Vergi Dava Daireleri Kuruluna taşınmıştır.
🏛️ Kurul kararı ve karşı oy
Davalı idare, raporla 878.517,85 TL kayıt dışı hasılat tespit edildiğini ve tarhiyatın hukuka uygun olduğunu ileri sürmüştür. Kurul, bölge idare mahkemesi kararlarının ancak 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesindeki sebeplerden birinin varlığı hâlinde bozulabileceğini hatırlatmış; temyizen incelenen ısrar kararını usul ve hukuka uygun bulmuş, temyiz dilekçesindeki iddiaları bozmayı gerektirecek nitelikte görmemiştir.
Sonuçta davalının temyiz isteminin reddine ve ısrar kararının onanmasına 28.01.2026 tarihinde oyçokluğuyla, kesin olarak karar verilmiştir. Karşı oyda, ısrar kararının Dördüncü Dairenin bozma kararındaki gerekçeyle bozulması gerektiği belirtilmiştir. Kararın kısa gerekçesi nedeniyle Kurulun benimsediği değerlendirme, onanan ısrar kararının gerekçesinden okunmaktadır.
⚖️ İspat yükü açısından ne söylüyor?
Dosyadaki asıl çatışma, VUK m.3/B’nin iki cümlesi arasındadır. Bir yanda vergiyi doğuran olay yemin hariç her türlü delille ispatlanabilir ve olayla ilgisi tabii ve açık olan ifade delil olarak kullanılabilir. Öte yanda olağan ve mutat olmayan bir durumu iddia eden, onu ispatla yükümlüdür. Dördüncü Daire, yetkilinin kendi verdiği oranı yeterli veri saymış ve aksini ispat yükünü mükellefe yüklemiştir. Onanan ısrar kararı ise şu noktalara ağırlık vermiştir:
- Yetkilinin beyanı tek parça hâlinde okunmuştur; “kâr marjımız yok” ile “ortalama %10” bir arada bulunduğunda oran, ancak dış bir veriyle doğrulanırsa kullanılabilir.
- Ticaret odası gibi bağımsız bir kaynağın oranın belirlenemeyeceğini bildirmesi, teyit ihtiyacını güçlendirmiştir.
- Matrah farkını yaratan asıl unsur olan %35-%65 gider dağıtımı, yetkilinin işin ağırlığına ilişkin kendi anlatımıyla çelişmiştir.
- Maliyete gider eklenebilmesi için VUK m.262 çerçevesinde emtia ile gider arasındaki ilişkinin raporda gösterilmesi beklenmiştir.
Karar oyçokluğuyla verildiği için tartışmanın tamamen kapandığını söylemek güçtür; ancak kayıt dışı hasılatın yalnız inceleme tutanağındaki yaklaşık oranlarla kurulduğu dosyalarda, ifadenin iç tutarlılığı ve dış verilerle desteklenip desteklenmediği belirleyici hâle gelmektedir. Kayıt dışı hasılat varsayımına ilişkin farklı bir Kurul kararı için ortaklara borç hesabı ve varsayım yazısına, resen tarhiyatta süre boyutu için takdire sevk ve zamanaşımı kararına bakılabilir.
💬 Sık sorulan sorular
İnceleme tutanağında verilen ifade mükellef aleyhine kullanılamaz mı?
Fire oranlarının dikkate alınmaması neden sonuca etki etmedi?
Danıştay Dördüncü Dairesi neden farklı düşünmüştü?
Kurul kararı hangi vergi ve dönemle sınırlı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında bulunmaktadır; vergi uyuşmazlıklarına ilişkin diğer yüksek mahkeme kararları Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar oyçokluğuyla verilmiş olup belirli bir mükellefin 2013 yılı kurumlar vergisi tarhiyatına ve o dosyadaki inceleme tutanağına dayanır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; envanter kayıtlarının varlığına, ifadenin içeriğine, dış verilerin bulunup bulunmadığına ve gider dağıtımının dayanağına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




