Firar Girişiminde Kamera ve Keşif – Yargıtay CGK 2026/317

Akşam sayımı için koğuş kapısı açıldığında üç hükümlü infaz koruma memurlarının üzerine yürür, anahtarları ister, mutfak bıçaklarıyla tehdit eder; birkaç dakika sonra biri kapıya kelepçelenmiş, biri çatıya çıkmış, biri koğuşa geri dönmüştür. Yerel mahkeme bu olaydan üç ayrı suç çıkarır: görevi yaptırmamak için direnme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs ve hükümlünün kaçmasına teşebbüs. İtiraz eden Başsavcılık suçların fikri içtima ilişkisinde olduğunu savunur. Ceza Genel Kurulu ise bu tartışmaya geçmeden önce çok daha temel bir soruyu sorar: olay gerçekten nasıl yaşandı?
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.05.2026 tarihli ve E.2024/40, K.2026/317 sayılı kararıyla, dosyada bulunan güvenlik kamera görüntülerinin hiç incelenmediğini ve olay yerinde keşif yapılmadığını tespit etmiş; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazını değişik gerekçeyle kabul ederek 8. Ceza Dairesinin onama kararını kaldırmış ve yerel mahkeme hükümlerini eksik araştırma nedeniyle oy birliğiyle bozmuştur.
🔑 Akşam sayımında yaşananlar
Olay, 01.10.2014 tarihinde Gelibolu’daki A3 tipi kapalı ceza infaz kurumunun birinci koğuşunda yaşanmıştır. Sanıklar ve dosyada inceleme dışı kalan bir başka hükümlü, o gün duruşmadan dönmüş ve yüksek cezalar aldıklarını öğrenmiştir. İnfaz koruma memuru olan iki katılan, saat 19.05 sıralarında akşam sayımını yapmak ve koğuş bahçe kapısını kapatmak için ara malta kapısını açmıştır.
Katılanların olay tutanağına ve beyanlarına göre hükümlüler kapıyı itip üzerlerine çullanmış, anahtarları vermezlerse bıçaklayacaklarını söylemiştir. Ellerinde mutfakta kullanılmak üzere verilen bıçaklar bulunduğu ileri sürülmüştür. Katılanlar personel mutfağı olarak kullanılan bölüme götürülmüş, çamaşır ipiyle bağlanmak istenmiş, ancak direndikleri için bağlanamamıştır. Anahtarları alamayacaklarını anlayan iki hükümlü koğuş bahçesine yönelmiş; geride kalan sanık etkisiz hâle getirilerek demir kapıya kelepçelenmiş, katılanlar diğerlerinin kaçmasını önlemek için ara malta kapısını kilitlemiştir.
İnceleme dışı hükümlü bu sırada koğuş penceresinden cezaevi çatısına çıkmış, dış güvenlikteki jandarmanın fark etmesi üzerine dışarı atlayamamış, olay yerine gelen Cumhuriyet savcısı ve başmemur tarafından ikna edilerek koğuşa alınmıştır. Adli muayene raporlarına göre katılanların yaralanmaları basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek düzeydedir. Vukuat raporunda hükümlülerin cezaevi dış kapısı kapalı olduğu için kaçamadıkları belirtilmiştir.
Sanıkların anlatımı ise bambaşkadır. Bir sanık, aldığı ceza nedeniyle kendine zarar vermek istediğini, memurların kendisini darbettiğini ve kamera kayıtlarının izlenmesini istediğini söylemiştir. Diğer sanık, arkadaşını sakinleştirmek için dışarı çıktığını, kimseye vurmadığını ve bıçak çekmediğini savunmuştur. İnceleme dışı hükümlü de kaçma niyeti olmadığını, korktuğu için çatıya çıktığını ifade etmiştir.
📜 Yerel mahkeme hükümleri ve onama
Gelibolu 1. Asliye Ceza Mahkemesi 29.02.2016 tarihli ve 1067-152 sayılı kararıyla sanıklar hakkında üç ayrı mahkûmiyet hükmü kurmuştur:
- Görevi yaptırmamak için direnme: TCK m.265/1-3-4, 43/2-1 ve 62/1 uyarınca hapis cezası.
- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılmaya teşebbüs: TCK m.109/2, 109/3-a-b-c ve son fıkra ile m.35 uyarınca iki kez 1 yıl 15 gün hapis cezası.
- Hükümlü veya tutuklunun kaçmasına teşebbüs: TCK m.292/2-3, 35, 62/1 ve 50/1-a uyarınca 3.240 TL adli para cezası ve taksitlendirme.
Hak yoksunluğu (TCK m.53) ve mükerrirlere özgü infaz rejimi (TCK m.58) de uygulanmıştır. Sanıkların temyizi üzerine Yargıtay 8. Ceza Dairesi 12.06.2023 tarih ve 5922-4511 sayıyla hükümleri onamıştır.
⚖️ Başsavcılık itirazı: fikri içtima tezi
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 18.07.2023 tarihinde CMK m.308 uyarınca itiraz yoluna başvurmuştur. İtiraza göre görevi yaptırmamak için direnme ile hürriyetten yoksun kılma ve yine direnme ile kaçma suçları arasında, zaman ve mekân bakımından birlikte gerçekleşen cebir ve tehdit fiilleri kısmen çakışmakta, suçların icra hareketleri kısmi ayniyet göstermektedir. Başsavcılık bu nedenle farklı neviden fikri içtima bulunduğunu, TCK m.109’daki suçun haksızlık içeriğinin m.265’teki suçu da kapsadığını ve sanıklara direnme suçundan ayrıca ceza verilmemesi gerektiğini savunmuştur.
8. Ceza Dairesi 19.12.2023 tarih ve 2669-10248 sayıyla itirazı yerinde görmemiş ve dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir. Uyuşmazlığın görünen konusu, üç suçtan gerçek içtima kurallarına göre ayrı ayrı ceza verilmesinin isabetli olup olmadığıdır.
🧭 Ceza Genel Kurulunun ön sorunu
Ceza Genel Kurulu, Yargıtay İç Yönetmeliğinin 27. maddesine dayanarak içtima tartışmasından önce birbiriyle bağlantılı tüm suçlar yönünden eksik araştırma bulunup bulunmadığını ön sorun olarak ele almıştır. Kurul, 18.06.2025 tarihli ve 540-264 sayılı kendi kararına atıfla şu ilkeleri hatırlatmıştır:
- Ceza muhakemesinin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır; bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.
- Mahkeme önce fiilin sanık tarafından işlenip işlenmediğini, yani maddi sorunu çözmeli; hukuki niteleme ancak bundan sonra yapılabilir.
- Sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru belirlenmiş olmasıdır.
- Eksik soruşturma ve araştırmanın bulunduğu durumlarda mahkûmiyet kararı verilemeyeceği gibi beraat kararı da verilemez (YCGK 01.05.2007, 2007/1-43 E., 2007/101 K.).
Kurul, somut dosyada soruşturma ve kovuşturma evrelerinde dosyada bulunan güvenlik kamera görüntülerinin incelenmediğini ve olay yerinde keşif yapılmadığını saptamıştır. Bu durumda olayın gerçekleşme biçimi denetlenebilir şekilde ortaya konulamamıştır. Hangi suçun oluştuğu ve suçların birbirine göre içtima ilişkisi, ancak sanıkların her birinin hangi aşamada hangi eylemi yaptığı belli olduktan sonra tartışılabilir.
🎥 Yapılması gereken araştırmalar
Kararın en somut kısmı, yerel mahkemeye yeniden yargılamada neleri araştırması gerektiğini sıralayan bölümdür. Ceza Genel Kurulu şu adımları zorunlu görmüştür:
- Kamera görüntülerinin izlenmesi: Sanıkların her birinin olayın hangi aşamasında hangi eylemi gerçekleştirdiğinin görüntülerden belirlenmesi.
- Kapatılmış kurumda keşif: Kurum olaydan kısa süre sonra kapatılmış olsa da bina hâlen mevcuttur; keşfin, daha önce bu kurumda çalışmış bir görevlinin katılımıyla yapılması.
- Bilirkişi raporu: Birinci koğuş, ara malta kapısı ve personel mutfağının birbirine ve kurumun çıkış kapılarına göre konum ve mesafelerinin tespiti.
- Güvenlik düzeni: Dış güvenlikten sorumlu olanların görev yerleri ile varsa firarı önlemeye yönelik diğer fiziki tedbirlerin belirlenmesi.
- Anahtarların işlevi: Katılanların üzerindeki anahtarların hangi kapıları açtığının araştırılması.
Son madde, kaçma suçunun teşebbüs aşamasına ulaşıp ulaşmadığı bakımından belirleyicidir. Kurul, anahtarların ele geçirilmesinin tek başına firara imkân verebilecek bir hareket olup olmadığının ve dolayısıyla hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun icrasına elverişli hareketlerle başlanıp başlanmadığının tartışılması gerektiğini belirtmiştir. TCK m.35’e göre teşebbüs için suçun icrasına elverişli hareketlerle doğrudan doğruya başlanmış olması aranır. Anahtarlar yalnız iç kapıları açıyorsa ve dış kapı ayrıca kapalıysa, hareketin kaçma suçu bakımından hangi aşamada kaldığı farklı değerlendirilebilecektir.
Bu gerekçeyle Ceza Genel Kurulu Başsavcılık itirazını değişik gerekçeyle kabul etmiş, 8. Ceza Dairesinin onama kararını kaldırmış ve yerel mahkeme hükümlerini bozmuştur. Karar 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
🔍 Kararın ceza yargılamasına etkisi
Karar, itirazın konusu olan fikri içtima meselesini çözmemiştir; Kurul bu tartışmanın erken olduğunu kabul etmiştir. Bu yönüyle kararın taşıdığı mesaj içtima kurallarından çok ispat ve araştırma ödevine ilişkindir:
- Tutanak yeterli görülmemiştir: Olay tutanağı ve vukuat raporu katılan görevliler veya kurum tarafından düzenlenmiştir. Sanıklar olayı farklı anlatmış ve kamera kayıtlarına dayanmıştır. Dosyada bulunan objektif delil izlenmeden yalnız tarafların anlatımıyla hüküm kurulması yeterli sayılmamıştır.
- Zamanın geçmesi araştırmayı ortadan kaldırmaz: Olay 2014 yılındadır ve kurum kapatılmıştır. Kurul buna rağmen binanın mevcut olduğunu açık kaynaklardan tespit etmiş ve keşfin hâlâ mümkün olduğunu kabul etmiştir.
- Üç suç birlikte değerlendirilmiştir: Bozma, itirazın kapsamı itibarıyla birbirine bağlı tüm hükümleri kapsamaktadır. Bir suçun vasfını etkileyen vakıa, diğerlerinin oluşup oluşmadığını da etkileyebilir.
- Teşebbüs sınırı fiziki koşullara bağlıdır: Kaçma suçunda icra hareketlerine başlanıp başlanmadığı soyut olarak değil, kapıların, anahtarların ve güvenlik düzeninin somut durumuna göre belirlenecektir.
Kamera kaydının izlenmemesinin sonuca etkisi, ceza infaz kurumu bağlamında Anayasa Mahkemesinin izlenmeyen kamera kaydıyla verilen disiplin cezası kararında da tartışılmıştır. Ceza Genel Kurulunun maddi vakıanın eksik belirlenmesine ilişkin başka bir değerlendirmesi için yabancı sanığın kimlik tespiti kararına bakılabilir.
❓ Merak edilen sorular
Ceza Genel Kurulu fikri içtima itirazını kabul etti mi?
Kapatılmış bir cezaevinde keşif nasıl yapılacak?
Anahtarların hangi kapıları açtığı neden önemli?
Bu bozma sanıkların beraat edeceği anlamına mı geliyor?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; Ceza Genel Kurulunun diğer güncel kararlarına ilişkin değerlendirmeler Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Karar, 2014 yılında yaşanan bir olaya ve dosyadaki delil durumuna ilişkindir; Ceza Genel Kurulu suçların içtimaı konusunda nihai bir değerlendirme yapmamış, eksik araştırma nedeniyle hükümleri bozmuştur. Benzer görünen bir dosyada sonuç; kamera kayıtlarının içeriğine, keşif ve bilirkişi bulgularına, tanık anlatımlarına ve sanıkların her birinin eylemine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




