Açılan Vasiyetname Tebliğ Edilmeli – Yargıtay 7. HD 2026/216

Vasiyetnamenin sulh hâkimi önünde açılıp okunması, çoğu mirasçının gözünde bir formalite gibi görünür: Hâkim zarfı açar, metni okur, tutanak düzenlenir ve dosya kapanır. Oysa bu kısa işlem, vasiyetnameye itiraz etmek isteyen mirasçılar bakımından hak düşürücü sürelerin başlangıcını belirleyen bir eşiktir. Duruşmaya gelmeyen ve vasiyetnamenin örneği kendisine hiç tebliğ edilmeyen mirasçının durumu ise ayrı bir sorundur. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 2008 yılında açılıp okunan bir vasiyetnameye ilişkin tespit kararını, yaklaşık on sekiz yıl sonra bu noktadan bozmuştur.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 14.01.2026 tarihli ve E.2025/5879, K.2026/216 sayılı kararıyla, vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespitine ilişkin sulh hukuk mahkemesi kararını, temyiz eden mirasçılara vasiyetnamenin tebliğ edildiği anlaşılamadığı için hukuki dinlenilme hakkı gereğince bozmuştur. Açılış duruşmasına katılan mirasçıya ilişkin temyiz itirazları ise reddedilmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş, bir üye karşı oy yazmıştır.
📜 2003 tarihli vasiyetname ve 2008 açılışı
Mirasbırakan 28.02.2008 tarihinde vefat etmiştir. Ölümünden sonra, 30.07.2003 tarihli vasiyetnamesi bir ihbar dilekçesiyle, açılıp okunmak üzere yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine gönderilmiştir. Mahkeme 2008/516 esas sayılı dosyada yaptığı işlem sonunda, 2008/1266 karar sayılı kararıyla vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespitine karar vermiştir.
Kararın temyizi uzun yıllar sonra Yargıtay önüne gelmiştir. Karar 2008 yılında verildiğinden, temyiz incelemesi 6100 sayılı HMK’nın geçici 3/2. maddesi atfıyla, mülga 1086 sayılı HUMK’un 428. ve 439/2. maddeleri çerçevesinde yapılmıştır. Kararda dikkat çeken bir ayrıntı da ilk derece dosyasının imha edilmiş olmasıdır; Daire, tebliğ işlemlerinin yapılıp yapılmadığını bu nedenle mevcut kayıtlardan tespit edememiştir.
📮 Mirasçıların temyiz gerekçeleri
Bir kısım mirasçılar vekili temyiz dilekçesinde üç noktaya dayanmıştır:
- Bir mirasçıya gerekçeli karar tebliğinin usulsüz yapıldığı; mirasçının fiilen oturduğu adres yerine oturmadığı bir adrese tebligat çıkarıldığı,
- Mirasçılara duruşma gününü bildiren tebligatların çıkarıldığı, ancak vasiyetname ekli tebliğin yapılmadığı,
- Vasiyetnamede vasiyet alacaklısı olarak görünen kişiye ne duruşma günü ne de vasiyetnamenin tebliği için herhangi bir tebligat çıkarıldığı.
Temyiz itirazlarının özü, açılış işleminin kendisinden çok, açılıştan sonra mirasçılara vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı örneğinin gönderilmemesidir.
⚖️ Dairenin iki ayrı sonucu
7. Hukuk Dairesi, temyiz eden mirasçıları iki gruba ayırarak değerlendirmiştir:
Duruşmaya katılan mirasçı: Mirasçılardan birinin mahkemenin 29.07.2008 tarihli duruşmasına katıldığı ve orada okunan vasiyetnameden haberdar olduğu anlaşılmıştır. Bu mirasçı hakkındaki temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Başka bir ifadeyle, açılış sırasında hazır bulunan mirasçı yönünden ayrıca tebliğ eksikliği bozma nedeni sayılmamıştır.
Diğer temyiz eden mirasçılar: Daire, imha edilen dosyada bu mirasçılara vasiyetnamenin tebliğ edildiğinin anlaşılamadığını tespit etmiştir. HMK m.27’de düzenlenen hukuki dinlenilme hakkı gereğince bu mirasçılara vasiyetnamenin tebliğinin sağlanması gerektiğinden, hüküm bozulmuştur. Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine ve dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
🏛️ Sulh hâkiminin görevi nerede biter?
Daire, kararında vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kanuni çerçeveyi ayrıntılı biçimde hatırlatmıştır:
- TMK m.596: Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın, tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi tarafından açılır. Bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer, diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere çağrılır ve vasiyetname okunur.
- TMK m.550/3: Vasiyetnamede vasiyeti yerine getirme görevlisi atanmışsa, görev kendisine sulh hâkimi tarafından bildirilir.
- TMK m.597: Açılıştan sonra mirasta hak sahibi her birine, vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı bir örneği tebliğ olunur; adresi belli olmayanlara ilanen tebliğ yapılır.
- TMK m.595/3: Sulh hâkimi gerekli koruma önlemlerini alır; olanak varsa ilgilileri dinleyerek terekenin yasal mirasçılara geçici olarak teslimine ya da resmen yönetilmesine karar verir.
Daire, Hukuk Genel Kurulunun 1991 tarihli bir kararına da atıfla sulh hâkiminin görevini; vasiyetnameyi açmak, ilgililere tebliğ etmek, istek hâlinde mirasçılık belgesi vermek ve terekeyi geçici olarak teslim etmek ya da resmî yönetimi emretmekten ibaret görmüştür. Vasiyetnamenin geçerliliği bu aşamada tartışılmaz; ancak tebliğ, kanunun sulh hâkimine yüklediği görevin parçasıdır. Daire bu nedenle tebliğ işlemini, hukuki dinlenilme hakkı bakımından yerine getirilmesi gereken bir ön koşul olarak nitelendirmiştir.
Vasiyetnamenin şekline ilişkin farklı bir tartışma için okuma yazma bilmeyenin resmî vasiyetnamesi kararına; açılış sürecinin genel işleyişi için vasiyetnamenin açılması ve okunması yazısına bakılabilir.
🗣️ Karşı oy: tespit işlemi bozulabilir mi?
Kararın en tartışmalı yönü, karşı oyda ortaya konulmuştur. Karşı oy yazan üye, Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzük’ün 36. maddesindeki usulü de aktararak şu görüşü savunmuştur:
- Vasiyetnamenin açılması bir yargılama faaliyeti değil, vasiyetnamenin varlığını ve hazır bulunanların içeriği öğrendiğini belgeleyen bir tespit işlemidir; geçerlilik itirazları bu aşamada tartışılmaz ve bekletici mesele yapılmaz.
- Kanun, tebliğde eksiklik ya da iade olsa, hatta davet edilenlerin hiçbiri gelmese bile vasiyetnamenin belirlenen günde açılıp okunmasını emreder.
- Tebliğ eksikliği, usulüne uygun tebligat almış mirasçıları da etkileyecek şekilde tespit işleminin bozulmasıyla değil, eksik tebliğ edilen mirasçı bakımından hak düşürücü sürenin tebliğ veya öğrenme tarihinden başlatılmasıyla giderilmelidir.
- Bu nedenle temyiz dilekçesinin reddi gerekir.
Çoğunluk ise bu görüşe katılmamış; tebliğ yapılmadığı anlaşılan mirasçılar yönünden kararın bozulmasını ve tebliğin sağlanmasını tercih etmiştir.
⏱️ Hak düşürücü süre bakımından önemi
Tebliğ meselesinin pratik ağırlığı, ölüme bağlı tasarrufun iptali davasındaki sürelerden kaynaklanır. TMK m.559’a göre iptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.
Karşı oyda da vurgulandığı gibi, bir yıllık süre açılışta hazır bulunan mirasçı için açılma tarihinden, hazır bulunmayan mirasçı için ise vasiyetname örneğinin kendisine tebliğ edildiği tarihten işlemeye başlar. Bu dosyada açılış 2008’de yapılmış, karar 2026’da bozulmuştur; aradaki süre, tebliğ yapılıp yapılmadığı sorusunu mirasçılar açısından belirleyici hâle getirmektedir. Çoğunluk görüşüne göre tebliğin sağlanması tespit kararının sağlıklı biçimde kesinleşmesi için gereklidir; karşı oya göre ise eksiklik, ileride açılacak iptal veya tenkis davasında sürelerin başlangıcı belirlenirken dikkate alınmalıdır.
Mirasçılık ilişkisinde usule ilişkin bir başka güncel karar için mirasçılıktan çıkarmada husumet kararı incelenebilir.
💬 Sık sorulan sorular
Vasiyetnamenin açılmasında geçerlilik tartışılır mı?
Açılış duruşmasına katılan mirasçıya ayrıca tebliğ gerekir mi?
Tebliğ yapılmamışsa iptal davası süresi nasıl hesaplanır?
Dosyanın imha edilmiş olması sonucu nasıl etkiledi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; miras ve vasiyetname uyuşmazlıklarına ilişkin diğer Yargıtay kararları Emsal Kararlar sayfasında incelenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Karar, 2008 yılında açılan bir vasiyetnameye ve mülga 1086 sayılı HUMK hükümlerine göre yapılan bir temyiz incelemesine dayanır; dosyanın imha edilmiş olması da değerlendirmeyi etkilemiştir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; tebligatların içeriğine, mirasçının açılışta hazır bulunup bulunmadığına ve öğrenme tarihine ilişkin delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




