Yurt Dışı Halka Arzda SPK Ücreti – Danıştay 13. D 2024/2168

Türkiye’de payları borsada işlem görmeyen bir anonim şirket, paylarını yabancı bir borsada halka arz etmek ister. Türk parasının kıymetini koruma mevzuatı bu satışı Sermaye Piyasası Kurulu kaydına bağladığı için şirket Kurul’a başvurur ve onay alır. Halka arz tamamlandığında ise Kurul, başvuru sırasında ödenen ücretin yetmediğini, nihai pay tutarı ile başvurudaki tutar arasındaki fark üzerinden de ücret yatırılması gerektiğini bildirir. Uyuşmazlığın özü şudur: Türkiye’de halka açık hâle gelmeyen bir şirket, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 130. maddesindeki Kurul ücretini ödemek zorunda mıdır?
Danıştay 13. Dairesi, 14.05.2024 tarihli ve E.2024/1054, K.2024/2168 sayılı kararıyla, Kurul ücretine ilişkin işleme karşı açılan davayı reddeden idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi kararını oy çokluğuyla onamıştır. Kararda bozma yönünde karşı oy bulunmaktadır.
🌍 Başvuru, şartlı onay ve fark tutarı
Davacı, payları Türkiye’de halka arz edilmemiş bir anonim şirkettir. Şirket, paylarının yurt dışında halka arzı için Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar’ın 15. maddesinin (b) bendi ile İzahname ve İhraç Belgesi Tebliği’nin 5. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 02.05.2021 tarihinde Kurul’a başvurmuştur.
Başvuruda halka arz edilmesi planlanan payların itibari değeri 10.000.000,00 TL olarak gösterilmiş ve bunun için 30.000,00 TL Kurul ücreti yatırılmıştır. Kurul, başvuruyu bir şartla onaylamıştır: halka arz edilecek nihai pay tutarı ile ücrete esas alınan tutar arasında fark çıkarsa, bu farkın Kurul ücreti olarak yatırılması.
Yurt dışındaki halka arz tamamlanmış ve Kurul kararına göre 20.531.567,00 TL‘lik fark doğmuştur. Şirket 30.07.2021 tarihli başvurusuyla Kurul kararının gözden geçirilmesini istemiş; ücretin yalnız ihraç edilen payların itibari değeri üzerinden alınmasını, bu kabul edilmezse fark için binde yarım oranının uygulanmasını talep etmiştir. Kurul bu talebi reddetmiş, şirket de ret kararının iptali için idare mahkemesinde dava açmıştır.
Dava dosyasında ilk ödenen 30.000,00 TL tartışma konusu yapılmamıştır. Uyuşmazlık yalnız nihai pay tutarı ile başvurudaki tutar arasındaki farktan doğan ücretin hesabına ilişkindir.
📚 Uyuşmazlıkta kullanılan kurallar
Kararda ve tetkik hâkimi düşüncesinde aktarılan başlıca kurallar şunlardır:
- SPKn m.2/1: Halka açık olmayan anonim ortaklıkların halka arz edilmeyen pay ihraçları Kanun kapsamı dışındadır.
- SPKn m.3/1-f ve h: Halka arz, sermaye piyasası araçlarının satın alınması için her türlü yoldan yapılan genel çağrı ve bu çağrı devamındaki satıştır; ihraççı, sermaye piyasası araçlarını ihraç eden, ihraç etmek üzere Kurul’a başvuran veya araçları halka arz edilen tüzel kişidir.
- SPKn m.130/3: İhraççılar veya halka arz edenler, satışı yapılacak sermaye piyasası araçlarının varsa nominal değerinden aşağı olmamak üzere ihraç değerinin binde üçü tutarında Kurul ücreti yatırmak zorundadır. Kurul, bu oranı aşmamak kaydıyla aracın niteliği, vadesi veya ihraççısına göre farklı oranlar belirleyebilir.
- 32 Sayılı Karar m.15/b: Türkiye’de yerleşik tüzel kişilerce ihraç veya halka arz olunacak sermaye piyasası araçlarının, sermaye piyasası mevzuatı çerçevesinde Kurul’a kaydettirilmesi koşuluyla yurt dışında satışı serbesttir.
- Anayasa m.73/3: Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır.
🏢 İdare mahkemesinin gerekçesi
İdare mahkemesi davayı reddetmiştir. Gerekçenin adımları şöyledir:
- Kanun’un kapsam dışı bıraktığı durum, halka arz edilmeyen pay ihraçlarıdır. Davacının payları Türkiye’de olmasa da halka arz edilmiştir; bu nedenle satış Kanun kapsamındadır.
- Bu sonucu, yurt dışı satışı Kurul kaydına bağlayan 32 Sayılı Karar’ın 15. maddesinin (b) bendi de desteklemektedir.
- Kanun’un 130. maddesi Kurul’a, binde üçü aşmamak şartıyla aracın niteliği, vadesi ve ihraççısını birlikte değerlendirerek farklı oran belirleme takdiri tanımıştır.
- Pay Tebliği’ndeki binde birlik oran, Tebliğ’in son fıkrası Kanun’un 130. maddesine atıf yaptığından Kurul’un farklı oran uygulamasını engellemez.
Mahkeme bu gerekçelerle binde üç oranında hesaplanan Kurul ücretinde ve dava konusu işlemde hukuka aykırılık görmemiştir. Bölge idare mahkemesi de kararı usul ve hukuka uygun bularak 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunu reddetmiştir.
🏛️ Danıştay’ın onama kararı
Şirket temyiz dilekçesinde özetle şunları ileri sürmüştür: Türkiye’de halka açık değildir; 6362 sayılı Kanun kendisine uygulanamaz ve bu durum Kurul kararında da belirtilmiştir; yurt dışında yapılan işleme Türk kanunu uygulanamaz; ücret alınacaksa oran binde iki olmalıdır; satışı yapanlar ortaklardır ve ücreti onlar ödemelidir.
Kurul ise savunmasında, halka açık olmayan şirketin yurt dışında halka arz edeceği pay ihraçlarının Kurul onayına tabi olduğunu, Kurul onayının ücreti doğuran olay olduğunu ve Pay Tebliği’nin 26. maddesi ile 24.06.2016 tarihli Kurul kararının yurt dışında halka arz edilecek paylar için düzenleme içermediğini belirtmiştir.
Danıştay 13. Dairesi, davacının duruşma istemini yerinde görmeyerek dosyayı incelemiş ve kısa bir gerekçeyle sonuca ulaşmıştır: Bölge idare mahkemesi kararlarının bozulması ancak 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesindeki sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür; temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygundur ve temyiz nedenleri bozmayı gerektirecek nitelikte değildir.
Daire bu gerekçeyle temyiz istemini reddetmiş, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararı ONAMIŞTIR. Karar 14.05.2024 tarihinde kesin olarak ve oy çokluğuyla verilmiştir.
⚖️ Tetkik hâkimi düşüncesi ve karşı oy
Çoğunluk görüşünün karşısında iki ayrı görüş yer almaktadır; sonucu değiştirmemişlerdir.
Tetkik hâkimi düşüncesi bozma yönündedir. Bu görüşe göre Kurul ücreti vergi benzeri bir mali yükümlülüktür ve Anayasa’nın 73. maddesindeki kanunilik ilkesine tabidir. Kanun’un 130. maddesi ücreti “ihraççı” ve “halka arz eden”e yüklemektedir. Kurul’un kendi kararında davacının yurt dışında yapacağı satışın 6362 sayılı Kanun’un 3. maddesi anlamında halka arz sayılmadığı ve davacının halka açık statüye geçmeyeceği belirtildiğine göre, davacı Türkiye’de bu sıfatları kazanmamıştır. 32 Sayılı Karar kapsamındaki inceleme için bir ücret alınacaksa bu ancak harç niteliğinde olabilir; 32 Sayılı Karar’da da böyle bir ücret düzenlenmemiştir. Bu nedenle 130. maddenin kıyas yoluyla uygulanması hukuka aykırıdır.
Karşı oy ise farklı bir yoldan aynı sonuca, yani bozmaya ulaşmıştır. Karşı oya göre Kurul, davacının halka açık hâle gelmediğini kabul ettiğinden Kanun uyarınca ücret talep edemeyeceği düşünülebilir; ücret talep edilecekse en azından Pay Tebliği’nin 26. maddesi ve ilgili Kurul kararındaki oranlar uygulanmalıdır. Kurul’un, münhasıran yurt dışında yapılan satışların yurt içi piyasanın gelişimini olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle binde üç oranını kullandığı savunması da yerinde değildir; zira Kurul 09.06.2022 tarihli kararıyla halka açık olmayan şirketlerin yurt dışındaki pay satışlarından Kurul ücreti alınmamasına karar vermiştir.
🔎 Kararın bıraktığı açık sorular
Danıştay’ın gerekçesi tek paragraflık bir onama gerekçesidir. Bu nedenle kararın içtihat değeri, onanan idare mahkemesi gerekçesi ile karşı görüşler birlikte okunduğunda ortaya çıkmaktadır:
- “Halka arz” ölçütü: Çoğunluğun onadığı gerekçede belirleyici olan, payların bir yerde halka arz edilmiş olmasıdır; arzın Türkiye’de yapılması aranmamıştır. Karşı görüşler ise Kurul’un aynı satışı Kanun’un 3. maddesi anlamında halka arz saymadığı tespitini öne çıkarmıştır.
- Ücretin niteliği: Tetkik hâkimi düşüncesi ücreti Anayasa’nın 73. maddesi kapsamında vergi benzeri yükümlülük olarak nitelemiştir. Çoğunluk bu nitelendirme üzerinde ayrıca durmamıştır.
- Oran takdiri: İlk derece gerekçesine göre Kurul, Kanun’daki üst sınırı aşmamak kaydıyla somut işleme göre oran belirleme takdirine sahiptir; Pay Tebliği’ndeki binde birlik oran bu takdiri bağlamamaktadır.
- Zaman boyutu: Karşı oyda anılan 09.06.2022 tarihli Kurul kararı, uyuşmazlığa konu 2021 işlemlerinden sonradır. Bu karar sonrasında yapılan yurt dışı satışlarda ücret uygulamasının farklı olabileceği, ancak geçmişe etkisinin çoğunluk görüşünde kabul görmediği anlaşılmaktadır.
Halka arzın sermaye piyasası mevzuatıyla ilişkisini başka yönlerden ele alan kararlar için izahnameye aykırı halka arz fonu kullanımı ve halka arzda kurumlar vergisi indirimi yazılarına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, şirketin Türkiye’de halka açık statü kazanmadığı hâlde yurt dışındaki arz nedeniyle Kurul ücretinin konusu olmasıdır.
❓ Sık sorulan sorular
Türkiye'de halka açık olmayan şirketin yurt dışı halka arzı SPK'nın konusu mu?
Kurul ücreti hangi oran üzerinden hesaplandı?
Karşı oyda anılan 2022 tarihli Kurul kararı neyi değiştirdi?
Danıştay kararı neden kısa gerekçeli?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; sermaye piyasası ve SPK işlemlerine ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Karar, 2021 yılında yapılan başvuruya ve o tarihte uygulanan Kurul düzenlemelerine dayanır; sonraki Kurul kararları ve mevzuat değişiklikleri benzer bir başvurunun sonucunu etkileyebilir. Yazıda aktarılan tetkik hâkimi düşüncesi ve karşı oy, kararın çoğunluk görüşünü yansıtmaz. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; şirketin statüsüne, arzın yapıldığı yere, Kurul kararlarının içeriğine ve işlem tarihine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




