Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Off-Shore Mevduatta Dava Süresi – Danıştay 13. D 2025/1204

Yirmi yılı aşan bir arayışın son durağı bu kez idari yargıdır. Bir tasarruf sahibi 2001 yılında bir bankanın şubesine giderek döviz hesabı açtırır, eline bankanın cüzdanı verilir. Banka 2003’te el konulup kapanınca parasının aslında bankanın değil, yurt dışındaki bir kıyı (off-shore) şirketinin kayıtlarında göründüğünü öğrenir. İflas masası, ticaret mahkemesi ve noter ihtarı aşamalarından sonra tasarruf sahibi, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu ile bankacılık denetim otoritesine yöneldiğinde karşısına esasla ilgili değil, süreyle ilgili bir engel çıkar.

Danıştay 13. Dairesi, 13.03.2025 tarihli ve E.2023/93, K.2025/1204 sayılı kararıyla, 498.240,25 EUR ve 61.549,72 USD’nin ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine karşı açılan davada, davayı reddeden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararını farklı bir gerekçeyle onamıştır. Karar kesin olup oybirliğiyle verilmiştir.

Kısa özet: Davacı, bir bankanın şubeleri aracılığıyla yatırdığı paranın yanıltılarak off-shore hesaba aktarıldığını, bankanın ismi ve logosuyla mevduat toplandığını ileri sürerek Fonun sigorta sorumluluğuna ve denetim otoritesinin hizmet kusuruna dayanmış, 28.01.2021’de başvurmuştur. İdare mahkemesi, paranın off-shore hesapta bulunduğunu ve mevduat sigortası kapsamında olmadığını belirterek davayı esastan reddetmiştir. Danıştay ise uyuşmazlığın idari işlemden değil idari eylemden doğan bir tam yargı davası olduğunu, 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesindeki bir ve beş yıllık sürelerin en geç 04.07.2008’de dolduğunu belirterek davanın süre aşımı nedeniyle esastan incelenemeyeceğini kabul etmiş ve kararı bu gerekçeyle onamıştır.

🗓️ 2001’den 2021’e: başvurular zinciri

Karar metnindeki “maddi olay” bölümü, uyuşmazlığın neden bu kadar uzun sürdüğünü adım adım göstermektedir:

  • 30.01.2001: Davacı, bankaya para yatırır ve hesap açma talimatı verir; kendisine bankanın hesap cüzdanı teslim edilir.
  • 03.07.2003: Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun 1085 sayılı kararıyla bankanın bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılır; karar 04.07.2003 tarihli mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanır.
  • 08.06.2005: İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, bankanın iflasına karar verir; iflas masası oluşturulur.
  • 15.07.2005: Davacı alacağın deftere geçirilmesini ister; iflas idaresi “talep edilen alacak banka nezdinde bulunmadığı” gerekçesiyle reddeder. Bu karara karşı dava açılmaz.
  • 09.12.2013: Davacı yeniden başvurur; başvuru 20.12.2013 tarihli yazıyla reddedilir.
  • 21.12.2020: Kayıt-kabul için asliye ticaret mahkemesinde açılan dava, süresinde açılmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve bu karar kesinleşmiştir.
  • 28.01.2021: Davacı, noter ihtarnamesiyle Fona ve denetim otoritesine başvurur; Fon 04.02.2021 tarihli işlemle başvuruyu reddeder.
  • 22.02.2021: Ret işleminin iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açılır.

Davanın konusu, hesaplarda bulunduğu ileri sürülen 498.240,25 EUR ve 61.549,72 USD‘nin ödenmesi talebinin reddidir.

🏦 Tasarruf sahibinin iddiası: görünürde havale

Davacının temyiz dilekçesindeki iddialar, off-shore uyuşmazlıklarında sıkça karşılaşılan bir anlatıyı yansıtır:

  • Para, bankanın ismi ve logosu kullanılarak mevduat hesabına yatırılmak üzere tahsil edilmiştir.
  • Bütün bankacılık işlemleri bankanın şubeleri aracılığıyla yapılmış, davacı devlet güvencesi altındaki bir bankaya para yatırdığını düşünmüştür.
  • Para off-shore hesaba gönderilmiş gibi gösterilmiş, ancak hesabın açıldığı günden bankaya el konulduğu güne kadar gerçekte gönderilmemiştir.
  • Banka havale görünümünde mevduat toplamıştır; görünürdeki işlemler iradeyi yanıltmıştır ve para gerçekte bankanın uhdesinde mevduat olarak kalmıştır.

Bu nedenle davacıya göre tutar mevduat sigortası kapsamındadır; Fon sigorta sorumluluğu, denetim otoritesi ise yeterli denetim yapmaması nedeniyle hizmet kusuru çerçevesinde sorumludur.

📂 İdare mahkemesi: off-shore hesap sigorta dışı

İdare mahkemesi uyuşmazlığı esastan incelemiş ve davayı reddetmiştir. Gerekçeye göre davacıya ait mevduat cüzdanlarından ve 30.01.2001 tarihli hesap açma talimatından, uyuşmazlık konusu paranın yurt dışındaki kıyı şirketinin off-shore hesabında bulunduğu anlaşılmaktadır. Off-shore hesaplar mevduat sigortası kapsamında olmadığından Fonun ret işleminde hukuka aykırılık yoktur.

Bölge idare mahkemesi, ilk derece kararını usul ve hukuka uygun bulmuş ve 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunu reddetmiştir. Davacı bu karar üzerine temyiz yoluna başvurmuştur.

⚖️ Danıştay: işlem değil eylem

Danıştay 13. Dairesi sonucu değiştirmemiş, fakat gerekçeyi tamamen farklı bir zemine taşımıştır. Daire, incelemesine 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun iki maddesini karşılaştırarak başlamıştır:

  • Madde 12: Haklarını ihlal eden bir idari işlem nedeniyle ilgililer doğrudan tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilir; idareye önceden başvuru zorunlu değildir.
  • Madde 13: İdari eylemlerden hakları ihlal edilenler, dava açmadan önce eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurmak zorundadır; başvurunun reddi üzerine dava süresi içinde dava açılabilir.

Daireye göre bu nedenle öncelikle, zarara yol açtığı ileri sürülen tasarrufun idari işlem mi yoksa idari eylem mi olduğu belirlenmelidir. Somut olayda davacının talebi; parasının yanıltılarak off-shore hesaba aktarılmasından, Fonun sigorta sorumluluğundan ve denetim otoritesinin yeterli denetim yapmamasından kaynaklanan zararın ödenmesidir. Daire, Fonun ret yazısının iptalinin istenmiş olmasına rağmen davanın herhangi bir idari işlemden değil, idari eylemden doğan tam yargı davası olduğunun kuşkusuz olduğunu belirtmiştir.

⏳ Süre hesabı: 04.07.2003 başlangıç

Davanın eylemden doğan tam yargı davası olarak nitelendirilmesi, süre hesabını da belirlemiştir. Daire şu tespitleri yapmıştır:

  • Bankanın faaliyet izninin kaldırılmasına ilişkin Kurul kararı 04.07.2003 tarihli mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
  • Davacının idari eylemden ve zararın doğumundan bu tarihte haberdar olduğu kabul edilmelidir.
  • Bu tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde, en geç 04.07.2008 tarihine kadar idareye başvurulması gerekirdi.
  • Başvuru ise bu sürelerden çok sonra, 28.01.2021’de yapılmıştır; 04.02.2021 tarihli ret işlemine karşı 22.02.2021’de açılan davanın esası süre aşımı nedeniyle incelenemez.

Bu gerekçeyle Daire, bölge idare mahkemesi kararında “sonucu itibarıyla” hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiş ve kararı yukarıda belirtilen GEREKÇEYLE ONAMIŞTIR. Temyiz posta giderleri davacı üzerinde bırakılmıştır.

📎 Karar metni: Danıştay 13. Dairesinin 13.03.2025 tarihli, E.2023/93, K.2025/1204 sayılı gerekçe değiştirerek onama kararı PDF olarak buradan okunabilir.

🧭 Kararın bıraktığı soru işaretleri

Kararın en önemli yönü, off-shore hesabın mevduat sigortası kapsamında olup olmadığı sorusuna hiç girmemesidir. İdare mahkemesi bu soruya “kapsam dışı” cevabını vermişti; Danıştay ise uyuşmazlığı süre aşamasında kapatarak esas tartışmayı açık bırakmıştır. Bu nedenle karar, off-shore hesapların sigorta kapsamına ilişkin bir emsal olarak değil, idari eylemden doğan zararlarda başvuru süresinin nasıl hesaplanacağına ilişkin bir örnek olarak okunmalıdır.

İkinci önemli nokta, sürenin başlangıcıdır. Daire, zararın öğrenilme tarihini davacının iflas masasına ilk başvurduğu 2005 yılı veya ticaret mahkemesi kararının kesinleştiği 2020 yılı olarak değil, bankanın izninin kaldırıldığı kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı 04.07.2003 olarak kabul etmiştir. Ayrıca uzun süren iflas masası ve kayıt-kabul süreçleri, idareye başvuru süresini kesen veya uzatan bir etken olarak değerlendirilmemiştir.

Üçüncü olarak karar, Fonun ret yazısına karşı iptal davası biçiminde açılan bir davanın, talebin özüne bakılarak eylemden doğan tam yargı davası sayılabileceğini göstermektedir. Davanın başlığı değil, zararın kaynağı belirleyici olmuştur.

Off-shore hesaplara ilişkin aynı Dairenin iflas masasına kayıt talebine dair kararı için off-shore hesap ve iflas masası yazısına; aynı tür hesaplarda mahkeme kararıyla tahsil edilen faizin vergilendirilmesi için off-shore mevduatta temerrüt faizi kararına; banka yöneticilerinin hukuki sorumluluğu için offshore mevduatta yönetici kararına bakılabilir.

💬 Sık sorulanlar

İdari işlem ile idari eylem ayrımı neden bu kadar önemli?

2577 sayılı Kanun’un 12. maddesine göre idari işlemden doğan zararlar için idareye önceden başvuru zorunlu değildir. 13. maddeye göre ise idari eylemden doğan zararlar için dava açmadan önce, öğrenmeden itibaren bir yıl ve her hâlde eylemden itibaren beş yıl içinde idareye başvurulması gerekir. Bu dosyada nitelendirme, davanın esastan incelenip incelenemeyeceğini belirlemiştir.

Danıştay off-shore hesabın sigorta kapsamında olmadığına karar verdi mi?

Hayır. Bu tespiti idare mahkemesi yapmıştı. Danıştay kararı onamakla birlikte gerekçeyi değiştirmiş, davanın süre aşımı nedeniyle esastan incelenemeyeceğini belirtmiş; off-shore hesabın mevduat sigortası kapsamına girip girmediği konusunda bir değerlendirme yapmamıştır.

Süre hangi tarihten başlatıldı?

Daire, bankanın bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasına ilişkin Kurul kararının yayımlandığı 04.07.2003 tarihini, davacının eylemden ve zarardan haberdar olduğu tarih olarak kabul etmiştir. Bu tarihe göre başvurunun en geç 04.07.2008’e kadar yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.

İflas masası ve ticaret mahkemesi süreçleri süreyi etkiledi mi?

Karar metninde bu süreçler kronolojik olarak aktarılmış, ancak idareye başvuru süresinin hesabında başlangıç ya da kesinti nedeni olarak dikkate alınmamıştır. Daire, 2021’de yapılan başvurunun sürelerin dolmasından çok sonra yapıldığını belirtmekle yetinmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; bankacılık ve sermaye piyasası uyuşmazlıklarına ilişkin diğer değerlendirmeler Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Karar, 2001-2021 arasındaki olaylara ve 2577 sayılı Kanun’un 13. maddesinin işlem tarihindeki hâline dayanır; off-shore hesabın mevduat sigortası kapsamına ilişkin esas bir değerlendirme içermez. Benzer görünen bir dosyada sonuç; hesabın açılış biçimine, zararın öğrenildiği tarihe, idareye yapılan başvuruların zamanına ve davanın niteliğine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud