Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal Kararlarİş Hukuku

Halı Dokumada Emsaller Cevapsız – AYM 2021/32883

Aynı fabrikada, aynı yıllarda, aynı tezgâhlarda çalışan işçiler sigorta başlangıçlarının tespiti için ayrı ayrı dava açar. Bir kısmının davası kabul edilir ve bu kararlar Yargıtay’da onanır. Bir başkasının davası ise aynı Daire tarafından reddedilir. Reddedilen işçi, lehine sonuçlanan bu dosyaları hem yerel mahkemeye hem de temyiz dilekçesine koyar; ancak ne mahkeme ne de Daire bu kararlar hakkında tek bir cümle kurar. Anayasa Mahkemesinin önüne gelen sorun, sonucun doğru olup olmadığı değil, bu sessizliğin adil yargılanma hakkıyla bağdaşıp bağdaşmadığıdır.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 5.5.2026 tarihli ve 2021/32883 başvuru numaralı kararıyla, el halıcılığı dokuma işinde geçen çalışmaya ilişkin sigorta başlangıcı tespit davasında, başvurucunun emsal kararlara dayanan esaslı iddiasının ilk derece mahkemesince de Yargıtay’ca da karşılanmadığını belirterek Anayasa’nın 36. maddesindeki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiş ve yeniden yargılama yapılmak üzere dosyayı Kırklareli İş Mahkemesine göndermiştir. Karar 30.10.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kısa özet: Başvurucu, 11.9.1989 tarihinde halı dokuma faaliyeti yürüten bir işyerinde işe girdiğini ileri sürerek tüm sigorta kolları yönünden sigorta başlangıcının bu tarih olduğunun tespitini istemiştir. İş mahkemesinin kabul kararı istinafta korunmuş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise 506 sayılı Kanun’un 1987-2003 arasında yürürlükte kalan (D) bendine dayanarak kararı bozmuş, bozmaya uyan mahkeme davayı reddetmiş ve ret kararı onanmıştır. Başvurucu, benzer işçilerin davalarında verilen kabul kararlarının onandığını hem mahkemeye hem Daireye bildirmiş; bu iddia hiçbir aşamada tartışılmamıştır. Anayasa Mahkemesi gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılamaya hükmetmiş, 40.487,60 TL yargılama giderinin ödenmesine karar vermiştir.

🧶 1989’daki işe giriş ve açılan dava

Başvurucu, 19.9.2016 tarihinde Kırklareli İş Mahkemesinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhine dava açmıştır. Dava dilekçesine göre başvurucu, dava dışı bir anonim şirkete ait işyerinde 11.9.1989 tarihinde işe başlamış ve işe giriş bildirgesi verilmiştir. Talep, bu tarihte bir gün çalışıldığının tespiti ve tüm sigorta kolları yönünden sigorta başlangıcının 11.9.1989 olarak belirlenmesidir.

Sigorta başlangıç tarihi yaşlılık aylığı koşulları bakımından belirleyicidir. Uyuşmazlığın kilit noktası, söz konusu bir günlük çalışmanın uzun vadeli sigorta kollarına (malullük, yaşlılık ve ölüm) tabi olup olmadığıdır.

📜 506 sayılı Kanun’daki (D) bendi

Yargıtay’ın bozma kararının dayanağı, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 3. maddesinin ikinci fıkrasına 3395 sayılı Kanun’un 1. maddesiyle eklenen ve 9.7.1987 tarihinde yürürlüğe giren (D) bendidir. Bent şu düzenlemeyi içermektedir:

“El halıcılığı dokuma işlerinde çalışanlar hakkında yalnız iş kazaları ile meslek hastalıkları, analık ve hastalık sigorta kolları uygulanır. Ancak bunlar istekleri halinde malullük, yaşlılık ve ölüm sigorta kolları bakımından 85 inci madde hükmüne göre isteğe bağlı sigortalı olabilirler.”

Bu bent, 4958 sayılı Kanun’un 57. maddesiyle yürürlükten kaldırılmış ve ilga 6.8.2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Daire’ye göre ilga işleminin geriye yürüyeceğine dair bir düzenleme bulunmadığından, 9.7.1987-5.8.2003 (dâhil) döneminde el halıcılığı dokuma işinde geçen hizmet, uzun vadeli sigorta kollarına tabi zorunlu sigortalılık olarak değerlendirilemez.

Başvurucunun iddia ettiği işe giriş tarihi bu döneme denk gelmektedir. Daire ayrıca başvurucunun 85. madde kapsamında isteğe bağlı sigortalılık başvurusu da bulunmadığını tespit etmiştir.

⚖️ Kabul, bozma, ret ve onama

Dosyanın derece mahkemelerindeki seyri şöyledir:

  • 8.12.2017: İş mahkemesi davayı kabul etmiştir.
  • 28.3.2019: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi, SGK’nın istinaf başvurusunu reddetmiştir.
  • 4.3.2020: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, SGK’nın temyizi üzerine kararı bozmuştur. Bozmaya göre, başvurucunun işverene bağlı olarak yaptığı işin el halıcılığı dokuma işi niteliğinde olup olmadığı belirlenmeli; bu kapsamda kaldığı anlaşılırsa dava reddedilmeli, aksi hâlde elde edilecek sonuca göre karar verilmelidir.
  • 5.11.2020: Bozmaya uyan mahkeme, işyerinin el halıcılığı dokuma işi niteliğinde faaliyet gösterdiğini tespit ederek davayı reddetmiştir (E.2020/74, K.2020/80).
  • 21.4.2021: Aynı Daire ret kararını onamıştır.

Ret gerekçesinde mahkeme, (D) bendinin açık istisna getirmeyen, bağlayıcı ve emredici bir hüküm olduğunu, ne 4958 sayılı Kanun’da ne de 5510 sayılı Kanun’da geriye yürüme düzenlemesi bulunduğunu belirtmiştir. Mahkemeye göre, dönemin mevzuatına uygun olarak başvurucuyu kısa vadeli sigorta kolları yönünden bildiren işverene sonradan yeni yükümlülük yüklenemez.

Başvurucu nihai kararı 24.6.2021 tarihinde öğrenmiş ve 26.7.2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

🏛️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi

Başvurucu, kendisiyle aynı durumdaki kişilerin davalarının kabul edildiğini, kendi davasının ise emsal kararlara aykırı olarak reddedildiğini belirterek sosyal güvenlik hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, olayların hukuki nitelendirmesinde başvurucunun beyanıyla bağlı olmadığını hatırlatmış ve şikâyeti gerekçeli karar hakkı kapsamında incelemiştir.

Mahkeme, gerekçeli karar hakkına ilişkin yerleşik ilkelerini şöyle özetlemiştir:

  • Kararlar, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile sonucu etkileyen iddia ve itirazlar hakkında, delillerle bağ kurularak yeterli gerekçe içermelidir.
  • Kanun yolu merciinin ilk derece mahkemesinin gerekçesine atıfla yetinmesi kural olarak yeterli görülebilir; ancak ilk derecede karşılanmayan esaslı iddiaların kanun yolunda da değerlendirilmemesi ihlale yol açabilir.
  • Anayasa Mahkemesinin görevi, mahkeme kararlarındaki hukuka aykırılıkları gidermek değil, esasa etkili meselelerde ilgili ve yeterli gerekçe bulunup bulunmadığını denetlemektir.

Somut olayda başvurucu, bozmadan sonraki 5.11.2020 tarihli duruşmada benzer davalarda verilen kabul kararlarının onandığına ilişkin kararları mahkemeye sunduğunu, 9.12.2020 tarihli temyiz dilekçesinde de aynı iddiayı tekrarladığını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi bu emsallerin içeriğini de incelemiştir: Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2020 tarihli üç kararı ile kapatılan Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2017 ve 2020 tarihli beş kararında, el halıcılığı dokuma işinde çalışmaya başlanan tarihler tüm sigorta kollarına tabi başlangıç tarihi olarak tespit edilmiş; işe giriş bildirgesinin verildiği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış olanlar yönünden ise on sekiz yaşın doldurulduğu tarih esas alınmıştır.

Mahkeme, ilk derece mahkemesinin 5.11.2020 tarihli kararında yalnızca bozma kararına atıfla davayı reddettiğini, aynı maddi olaya dayanan diğer dosyalarda verilen kabul kararlarının onanmış olması hususunu tartışmadığını saptamıştır. Daire de onama kararında bu iddiaya ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmamıştır. Anayasa Mahkemesinin ifadesiyle, aynı koşullar altında çok sayıda işçinin açtığı davalarda kabul kararlarının onanmasına karşılık başvurucunun davasında farklı uygulama yapıldığına dair iddialar yeterli şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır.

Bu nedenle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün 5.5.2026 tarihli, 2021/32883 başvuru numaralı ihlal kararı PDF olarak buradan okunabilir.

🔎 Emsal karar iddiası neden “esaslı” sayıldı?

Türk hukukunda daire kararları, içtihadı birleştirme kararları gibi bağlayıcı değildir; bir mahkemenin başka bir dosyadaki onanmış karardan farklı sonuca ulaşması tek başına hukuka aykırılık oluşturmaz. Anayasa Mahkemesinin kararı da bu noktaya dokunmamaktadır. Kararda vurgulanan husus, farklı sonuca ulaşıldığı değil, bu farklılığa ilişkin iddianın hiç cevaplanmadığıdır.

Somut dosyada iddiayı esaslı kılan birkaç unsur bir arada bulunmaktadır:

  • Aynı maddi olay: Gösterilen emsaller, aynı tür işte ve benzer koşullarda çalışan işçilerin davalarıdır.
  • Aynı merci: Kabul kararlarını onaylayan dairelerden biri, başvurucunun davasında bozma ve onama kararı veren Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin kendisidir.
  • Usulüne uygun ileri sürme: İddia hem bozmadan sonraki yargılamada hem de temyiz dilekçesinde dile getirilmiştir.
  • Sonuca etkisi: Emsallerdeki yaklaşım benimsenseydi, (D) bendine rağmen tüm sigorta kolları yönünden tespit yapılabilecekti.

Mahkeme ayrıca bir ayrım yapmıştır: İlk derece kararında yeterli gerekçe bulunduğunda kanun yolu merciinin bu karara atıfla yetinmesi makul görülebilir. Ancak ilk derece kararı esaslı bir iddiayı karşılamamışsa, bu boşluğu kanun yolu merciinin doldurması gerekir. Bu dosyada iki aşamada da boşluk kalmıştır.

Gerekçe yükümlülüğünün iş ve sosyal güvenlik davalarındaki başka bir görünümü için işçilik alacağında gerekçeli karar hakkı kararına; on sekiz yaşından önce geçen çalışmaların tespiti için on sekiz yaş öncesi çalışmanın hizmet tespiti kararına bakılabilir.

🔁 İhlal kararı neyi değiştirir, neyi değiştirmez?

Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğunu belirterek kararın bir örneğini Kırklareli İş Mahkemesine (E.2020/74, K.2020/80) göndermiştir. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca yargı merciinin yapacağı iş, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve ihlal kararındaki ilkelere uygun bir yargılama sonunda yeni bir karar vermektir.

Kararın sınırları da açıkça çizilmiştir:

  • İhlal kararı, davanın kabul ya da reddi yönünde bir tutum içermez; uyuşmazlığın sonucundan bağımsızdır.
  • Delilleri değerlendirme ve sonuç çıkarma yetkisi yeniden yargılama yapacak mahkemeye aittir.
  • Yeniden yapılacak yargılamada mahkemenin, emsal kararlara ilişkin iddiayı tartışarak gerekçesini ortaya koyması beklenmektedir.

Başvurucu yalnızca ihlal tespiti ve yeniden yargılama talep ettiğinden manevi tazminata hükmedilmemiştir. Mahkeme, 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar vermiştir.

💬 Sık sorulan sorular

Anayasa Mahkemesi el halıcılığı çalışmasının tüm sigorta kollarına tabi olduğuna mı karar verdi?

Hayır. Anayasa Mahkemesi (D) bendinin yorumuna ilişkin bir sonuca varmamıştır. Kararda, ihlal tespitinin davanın kabulü ya da reddi gerektiği anlamına gelmediği açıkça belirtilmiştir. İncelenen husus, başvurucunun emsal kararlara dayanan iddiasının cevapsız bırakılmasıdır.

Başka dosyada verilmiş onanmış karar mahkemeyi bağlar mı?

Daire kararları kural olarak diğer dosyalarda bağlayıcı değildir. Ancak bu kararda Anayasa Mahkemesi, aynı maddi olaya dayanan ve aynı Dairece onanmış kabul kararlarının usulüne uygun biçimde ileri sürülmesi hâlinde, mahkemenin bu iddiayı değerlendirip neden farklı sonuca ulaştığını gerekçesinde göstermesi gerektiğini kabul etmiştir.

Ret kararını onayan Yargıtay'ın ilk derece gerekçesine atıf yapması neden yetmedi?

Çünkü ilk derece mahkemesinin kararı da emsal kararlara ilişkin iddiayı karşılamamıştır. Anayasa Mahkemesine göre ilk derece kararında yeterli gerekçe varsa atıf makul görülebilir; gerekçe yoksa esaslı itirazların kanun yolu merciince gerekçeli şekilde karşılanması gerekir.

Yeniden yargılamada dava kendiliğinden kabul edilecek mi?

Hayır. Yeniden yargılama, ihlalin nedenini gidermeye yöneliktir. Kırklareli İş Mahkemesi delilleri yeniden değerlendirerek ve emsal kararlara ilişkin iddiayı tartışarak yeni bir karar verecektir; sonuç, bu değerlendirmeye bağlıdır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; sosyal güvenlik ve bireysel başvuru kararlarına ilişkin diğer incelemeler Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin 30.10.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Kararda yalnız gerekçeli karar hakkı yönünden ihlal tespit edilmiş, sigorta başlangıç tarihinin esası hakkında bir değerlendirme yapılmamıştır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; işin niteliğine, çalışma döneminin hangi mevzuata tabi olduğuna, işe giriş bildirgesine, isteğe bağlı sigortalılık başvurusuna ve yargılamada ileri sürülen iddialara göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud