İç Kaynaktan Artırımda Eş Oran – Yargıtay 11. HD 2024/5492

Şirketin on üç yıldır dokunulmamış sermayesi bir genel kurulda neredeyse üç katına çıkarılır. Artışın bir kısmı şirketin birikmiş kaynaklarından bedelsiz pay olarak dağıtılır, bir kısmı ise pay sahiplerinden nakit olarak istenir. Kâğıt üzerinde herkes lehine görünen bu karar, azınlık pay sahibi için başka bir anlam taşır: nakit taahhüt edemeyen ortağın payı erir. Türk Ticaret Kanunu bu iki yolun birlikte kullanılmasını bir koşula bağlamıştır ve somut dosyada tartışma, bu koşula uyulup uyulmadığı üzerinde yoğunlaşmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 03.07.2024 tarihli ve E.2023/2305, K.2024/5492 sayılı kararıyla, iç kaynaklardan ve nakit taahhüt yoluyla aynı anda yapılan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararını TTK m.462/3’e aykırı bularak iptal eden ilk derece mahkemesi kararını ve bu kararı yerinde gören İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi kararını oy birliğiyle onamıştır.
📊 21 Haziran 2018 genel kurulu ve rakamlar
Uyuşmazlık, davalı anonim şirketin 21.06.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 4 numaralı gündem maddesinde alınan sermaye artırımı kararından doğmuştur. Karar ve buna bağlı esas sözleşme tadil tasarısı şu rakamlara dayanmaktadır:
- Mevcut sermaye: 3.750.000,00 TL (şirketin savunmasına göre 2005’ten beri artırılmamıştır).
- Yeni sermaye: 9.500.000,00 TL.
- İç kaynaklardan karşılanan kısım: 2.900.000,00 TL.
- Nakit taahhüt yoluyla karşılanan kısım: 2.850.000,00 TL.
- Yeminli mali müşavir raporuna göre sermayeye eklenebilecek iç kaynaklar toplamı: 2.954.701,61 TL.
Aradaki fark küçük görünür: iç kaynakların 54.701,61 TL’lik kısmı sermayeye eklenmemiştir. Ancak davanın kaderini belirleyen, bu farkın büyüklüğü değil, kanunun iki artırım yolunu birlikte kullanmaya bağladığı koşul olmuştur.
🙋 Azınlık pay sahibinin itirazları
Davacı, şirkette azınlık pay sahibidir ve çoğunluk pay sahibinin şirketi azınlığın haklarını kısıtlayacak ve onlara zarar verecek biçimde yönettiğini ileri sürmüştür. Genel kurul kararının TTK m.445 uyarınca iptalini isterken dayandığı başlıca noktalar şunlardır:
- Mevzuatın sermayeye eklenmesine izin verdiği fonların tamamı sermayeye dönüştürülmeden nakit taahhüt yoluyla artırım kararı alınmıştır.
- İç kaynaktan karşılanan tutar ile nakit taahhüt edilen tutar farklıdır; bu durum TTK m.462/3’e aykırıdır.
- İç kaynaktan artırımın dayandığı 2017 bilançosu genel kurulca onaylanmamıştır.
- 2016 ve 2017 yılı kârlarının nasıl kullanılacağı genel kurulda karara bağlanmadan bu kârlar sermayeye eklenmiştir.
- Kararın dayanağı olan bilanço ve rapor, toplantıda istenmesine rağmen pay sahiplerine verilmemiştir.
- Kararın asıl amacı azınlık pay sahiplerine zarar vermektir; bu yönüyle dürüstlük kuralına da aykırıdır.
🏢 Şirketin cevabı: “Fon değil, iç kaynak”
Davalı şirket, davanın kötü niyetli olduğunu savunmuştur. Şirkete göre on üç yıldır artırılmayan sermaye, bir yandan iç kaynaklardan artırılmış ve pay sahiplerinin mevcut payları bedelsiz paylarla %77,33 oranında büyütülmüştür. Kullanılabilir iç kaynağın neredeyse tamamı sermayeye dönüştürülmüş, kalan 54.701,61 TL ise 01.08.2018 tarihli olağanüstü genel kurulda pay sahiplerine dağıtılmıştır.
İstinaf aşamasında şirket savunmasını iki eksene oturtmuştur. İlki kavramsaldır: Şirketin artırıma konu ettiği olağanüstü yedekler, kâr yedekleri ve geçmiş yıl kârları “fon” değildir; TTK m.462/3’teki sınırlama yalnız mevzuatın sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlar için geçerlidir ve bu davada uygulanamaz. Şirketin fon dışındaki iç kaynaklarının tamamını artırıma konu etme yükümlülüğü yoktur ve iç kaynak ile nakit taahhüdün aynı oranda olması aranmaz.
İkinci eksen bilançoya ilişkindir. Şirkete göre son yıllık bilanço 31.12.2016 tarihlidir; üzerinden altı aydan fazla zaman geçtiğinden yeni bir bilanço çıkarılması ve yönetim kurulunca onaylanması gerekmiştir. Bu amaçla Vergi Usul Kanunu’na göre hazırlanan 31.01.2018 tarihli ara bilanço 27.04.2018’de yönetim kurulunca onaylanmıştır. Bağımsız denetime tabi 2017 bilançosu ise henüz denetlenmediği için genel kurula sunulamamıştır. Şirket ayrıca bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu ileri sürmüştür.
⚖️ İlk derece ve istinaf: emredici kurala aykırılık
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi (2018/745 E., 2019/1100 K.) davayı kabul ederek genel kurul kararını iptal etmiştir. Mahkemeye göre:
- İç kaynaklar toplamı 2.954.701,61 TL olmasına rağmen bunun tamamı sermaye artırımında kullanılmamıştır.
- Kanuna göre taahhüt yoluyla artırılacak kısım iç kaynaktan artırılan kısımla aynı oranda olmalıyken, bu kısım 2.850.000,00 TL olarak öngörülmüştür.
- Artırım kararı, 2017 yıl sonu bilançosu yerine 31.01.2018 tarihli ara bilanço dikkate alınarak alınmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi (2020/635 E., 2023/173 K.) şirketin istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daire, TTK m.462/3’ü açıkça emredici nitelikte bir hüküm olarak nitelendirmiştir. Buna göre genel kurul kararı, iç kaynakların tamamı sermayeye eklenmeden ve fonların sermayeye dönüştürülmesiyle birlikte aynı oranda ve aynı zamanda dışarıdan sermaye taahhüt edilmesi koşuluna uyulmadan alınmıştır. Kanuna aykırı kararın iptaline ilişkin ilk derece hükmünde hukuka aykırılık görülmemiştir.
🏛️ Yargıtay’ın onaması
Şirket, istinaf dilekçesindeki sebeplerle kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı, olağanüstü genel kurulun dördüncü maddesinde yer alan sermaye artırımına ilişkin tadil tasarısının kanun hükümlerine aykırı olup olmadığı ve iptalinin gerekip gerekmediği olarak belirlemiştir. İlgili hukuk olarak HMK m.369/1, 370 ve 371 ile TTK m.462/3‘ü göstermiştir.
Daire, bölge adliye mahkemesi kararının tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uygulanması gereken hukuk kurallarına ve kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz sebeplerinin bozmayı gerektirmediğini belirterek kararı HMK m.370/1 uyarınca ONAMIŞTIR. Karar 03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
🔎 TTK m.462/3 neyi korur?
TTK m.462/3’e göre bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonlar bulunuyorsa, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz. Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla artırım yapılabilir. Aynı fıkra, tescille birlikte mevcut pay sahiplerinin bedelsiz payları paylarının sermayeye oranına göre kendiliğinden iktisap edeceğini ve bedelsiz paylar üzerindeki hakkın kaldırılamayacağını da düzenler.
Kuralın mantığı, ortaklar arasındaki dengeyi korumaktır. Şirketin birikmiş kaynakları tüm ortaklarındır ve bedelsiz pay olarak herkese payı oranında geçer. Bu kaynaklar dururken yalnız nakit taahhüt yoluyla, ya da iç kaynakla orantısız bir nakit kısmıyla sermaye artırılırsa, nakit koyamayan ortağın şirketteki ağırlığı azalabilir. Somut dosyada iç kaynaktan artırılan tutar ile nakit taahhüt edilen tutar arasındaki fark küçük olsa da, mahkemeler emredici kuralın şeklen değil tam olarak uygulanmasını aramıştır.
Kararın bir başka yönü, şirketin “yedek akçe ve geçmiş yıl kârı fon değildir” savunmasının sonuç doğurmamasıdır. Bilirkişi raporunu esas alan ilk derece mahkemesi ve onu onaylayan bölge adliye mahkemesi, iç kaynakların tamamının sermayeye eklenmesini ve nakit kısmın bununla aynı oranda belirlenmesini aramıştır; Yargıtay da bu kabulü bozma sebebi görmemiştir. Bunun yanında ilk derece mahkemesi, kararın ara bilançoya dayandırılmasını da ayrı bir aykırılık olarak saymıştır. TTK m.462/2, iç kaynaktan karşılanan tutarın varlığının onaylanmış yıllık bilanço ve yönetim kurulunun açık ve yazılı beyanıyla doğrulanmasını; bilanço tarihinin üzerinden altı aydan fazla zaman geçmişse yeni bir bilanço çıkarılıp yönetim kurulunca onaylanmasını öngörür. Şirket bu hükme dayanmış olsa da istinaf ve temyiz aşamalarında sonuç değişmemiştir.
Sermaye artırımında pay sahipliği dengesinin farklı görünümleri için aracı kurumda sermaye artırımı ve oydan yoksunluk ile kullanılamayan rüçhan hakkı kararlarına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, iç kaynak ile nakit taahhüdün birlikte kullanıldığı karma artırımda eş oran ve eş zaman koşulunun denetlenmiş olmasıdır.
💬 Sık sorulan sorular
İç kaynaklarla nakit artırım aynı genel kurulda birlikte yapılabilir mi?
Kullanılmayan iç kaynak sonradan dağıtıldıysa aykırılık ortadan kalkar mı?
Ara bilançoya dayanılarak iç kaynaktan sermaye artırılabilir mi?
Bu iptal davasını kim açtı ve hangi hükme dayandı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; pay sahipliği ve genel kurul kararlarına ilişkin diğer değerlendirmeler Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Yargıtay ayrı bir ilke cümlesi kurmamış, bölge adliye mahkemesi kararını usul ve kanuna uygun bulmuştur. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; şirketin bilanço kalemlerine, iç kaynakların niteliğine, bilirkişi değerlendirmesine, genel kurul tarihine ve iptal davasının süresinde açılıp açılmadığına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




