Özelleştirmede Pay Alım Muafiyeti – Danıştay 13. D 2023/5881

Özel bir şirkette çoğunluk payı el değiştirdiğinde, yönetim kontrolünü ele geçiren alıcı kural olarak borsadaki küçük pay sahiplerine de paylarını satın alma teklifi yapmak zorundadır. Satıcı devlet olduğunda ise tablo değişebilir. Dört ayrı ihalesi sonuçsuz kalan bir şirketin kamu paylarının satışı öncesinde Sermaye Piyasası Kurulu, muhtemel alıcıyı bu yükümlülükten önceden muaf tutar. Payları bir aracı kurum hesabında duran bir yatırımcı ise bu muafiyetin, kontrol değişikliğinin getireceği primin tamamını satıcıya bıraktığını düşünerek hem Kurul kararına hem de dayanağı olan tebliğ hükmüne karşı dava açar.
Danıştay 13. Dairesi, 18.12.2023 tarihli ve E.2019/174, K.2023/5881 sayılı kararıyla, Pay Alım Teklifi Tebliği’nin (II-26.1) özelleştirme kapsamındaki muafiyeti düzenleyen 18. maddesinin (ç) bendini ve bu bende dayanılarak verilen muafiyet kararını hukuka uygun bularak davayı oy birliğiyle reddetmiştir. Karar, İdari Dava Daireleri Kurulunun daha önce verdiği bozma kararına uyularak ve dava ehliyeti tartışması aşıldıktan sonra verilmiştir.
🏭 Dört ihale, beş muafiyet talebi
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 26. maddesine göre halka açık ortaklıklarda yönetim kontrolünü sağlayan payların veya oy haklarının iktisap edilmesi hâlinde, diğer ortakların paylarını satın almak üzere teklif yapılması zorunludur. Oy haklarının yüzde ellisinden fazlasına sahip olunması yönetim kontrolünün elde edilmesi sayılır. Aynı fıkra, pay alım teklifinde bulunma zorunluluğundan muafiyete ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisini Kurula vermiştir.
Kurul bu yetkiye dayanarak çıkardığı II-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği’nin 18. maddesinde, başvuru üzerine muafiyet verilebilecek hâlleri saymıştır. Dava konusu (ç) bendi, özelleştirme kapsamındaki halka açık ortaklıklarda kamu paylarının satışını bu hâller arasında gösterir.
Dosyadaki şirketin süreci şu şekilde ilerlemiştir:
- Özelleştirme Yüksek Kurulunun 18.01.2008 tarihli kararıyla şirketin kamu paylarının “blok satış” yöntemi ve pazarlık usulüyle özelleştirilmesine karar verilmiştir.
- Kamu payları için 22.12.2008, 28.12.2009, 18.05.2011 ve 21.09.2012 tarihlerinde dört kez ihale ilanına çıkılmıştır. İlk iki ihaleye teklif gelmemiş, sonraki iki ihalede teklif sahipleri vazgeçtiği için ihaleler iptal edilmiştir.
- Bu ihalelerin her birinden önce, alıcının pay alım teklifi zorunluluğundan muaf tutulması için Kurula başvurulmuş ve başvurular kabul edilmiştir.
- Beşinci ihale öncesinde Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 22.01.2016 tarihli yazıyla aynı talebi yinelemiş; Kurul 04.03.2016 tarihli ve 8/252 sayılı kararıyla, sermayenin %56,09‘unu temsil eden kamu paylarını devralacak muhtemel alıcının muafiyet talebini olumlu karşılamış ve kararı aynı tarihli bültende duyurmuştur.
Davacı yatırımcı, hem bu Kurul kararının hem de Tebliğ’in 18. maddesinin (ç) bendinin iptalini istemiştir. İddialarına göre düzenleme Anayasa’nın 2., 6. ve 10. maddelerine aykırıdır, Özelleştirme İdaresine ve alıcıya eşitlik ilkesine aykırı bir ayrıcalık tanımaktadır ve henüz doğmamış bir zorunluluk için muafiyet verilemez.
🧭 Önce ehliyetten ret, sonra bozma
Dava ilk kez 07.04.2016 tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi kayıtlarına giren dilekçeyle açılmıştır. Danıştay 13. Dairesi 26.05.2016 tarihli ve E.2016/1505, K.2016/1988 sayılı kararıyla davayı ehliyet yönünden reddetmiştir.
Bu karar, İdari Dava Daireleri Kurulunun 15.11.2016 tarihli ve E.2016/4225, K.2016/2926 sayılı kararıyla bozulmuştur. İdari Dava Daireleri Kurulu, dava dilekçesi ekinde sunulan belgelerden davacının bir aracı kurumdaki müşteri portföyünde söz konusu şirketin paylarının bulunduğunu tespit etmiş ve muafiyet kararı ile dayanağı tebliğ hükmünün iptalini istemekte davacının menfaati bulunduğunu kabul etmiştir.
Daire, 2577 sayılı Kanun’un 49/4 ve 50. maddeleri ile Danıştay Kanunu’nun 38. maddesine göre ilk derece sıfatıyla verdiği kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca bozulması hâlinde ısrar imkânı bulunmadığını, bozma kararına uyulmasının zorunlu olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle davacının dava açma ehliyetini kabul etmiştir. Davacının dilekçesi 60 günlük dava açma süresi içinde verildiğinden davalı Sermaye Piyasası Kurulunun süre itirazı da reddedilmiştir.
💬 İki farklı düşünce: kontrol primi tartışması
Karar metninde dosyadaki iki görüş birbirinden ayrılmaktadır.
Tetkik hâkiminin düşüncesi iptal yönündedir. Bu görüşe göre zorunlu pay alım teklifinin temel amacı küçük yatırımcıyı korumak ve kontrol değişikliğinde ödenen primden küçük yatırımcının da pay almasını sağlamaktır. Yönetim kontrolünü sağlayan payları alan kişi, payların nominal değerinin üzerinde bir bedel öder; bu fazlaya kontrol primi denir. Alıcı, ileride küçük yatırımcıya teklif yapma yükümlülüğü olacağını bildiği için hâkim ortağa ödeyeceği primi buna göre belirler. Muafiyet tanındığında primin tamamı Özelleştirme İdaresine kalır. Mevzuatta Özelleştirme İdaresine sermaye piyasası alanında bir kamu gücü ayrıcalığı tanınmadığından, ortaklar arasında eşit işlem ilkesine aykırı bu sonuca yol açan düzenleyici ve bireysel işlemlerin hukuka aykırı olduğu düşünülmüştür.
Danıştay Savcısının düşüncesi ret yönündedir. Savcıya göre pay alım teklifi kuralının katı uygulanması, yükümlüye ağır bir mali külfet getirerek kontrol değişikliğini caydırabilir; bu da piyasada durağanlığa ve sermaye girişinin azalmasına yol açabilir. Şirketin özelleştirme süreci 2008’den beri sonuçlanamamıştır ve talebin artırılması ile rekabetin sağlanması kamusal bir menfaattir.
⚖️ Daire’nin gerekçesi
Daire savcının ulaştığı sonucu benimsemiştir. Gerekçenin ana adımları şunlardır:
- Zorunlu teklifin amacı: Yönetim kontrolü el değiştirdiğinde ortaklara, paylarını kontrol değişikliğine yol açan satış fiyatı üzerinden eşit şartlarda satarak ortaklıktan ayrılma hakkı tanımaktır.
- Menfaat dengesi: Bir yanda azınlıktaki ortağın ayrılma hakkı, diğer yanda ortaklığın yeniden yapılanması ve gelişimi vardır. Ağır mali külfet, ortaklığın ihtiyaç duyduğu yönetim değişikliğini ve sermaye girişini engelleyebileceğinden, bazı şartlarla muafiyet tanınması bu dengeyi gözetmek içindir.
- Özelleştirmenin özelliği: Özelleştirme kapsamındaki kuruluşların büyük çoğunluğu kaynak ihtiyacı nedeniyle mali güçlük içindedir. Kamu paylarını alanlara zorunlu teklif kuralının uygulanması iktisabın maliyetini artırır ve bu kuruluşların ihyasını engeller ya da büyük ölçüde güçleştirir.
- Küçük yatırımcıya dolaylı yarar: Daire’ye göre özelleştirilen ortaklığın kâr odaklı faaliyetini sürdürmesinden ortaklıktaki küçük yatırımcılar da olumlu etkilenecektir.
- Somut kararın denetimi: Birden fazla kez ihaleye çıkarılıp teklif alınamayan şirket için verilen muafiyette, takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanıldığına dair dosyaya somut bir delil sunulmamıştır.
Bu gerekçelerle hem Tebliğ’in 18. maddesinin (ç) bendinde hem de 04.03.2016 tarihli Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmamış, dava reddedilmiştir. Yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve karar düzeltme aşamasında yapılan yargılama gideri davacıya yüklenmiş; İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde 30 gün içinde temyiz yolu açık tutulmuştur.
📌 Kararın yatırımcıya söyledikleri
Karar iki ayrı düzlemde sonuç doğurmaktadır.
Usul düzleminde, halka açık bir şirkette pay sahibi olan küçük yatırımcının, o şirketle ilgili pay alım teklifi muafiyeti kararına ve dayanağı tebliğ hükmüne karşı dava açma menfaati, İdari Dava Daireleri Kurulunun bozma kararıyla kabul edilmiştir. Menfaat, aracı kurum portföyündeki paylara ilişkin belgeyle ortaya konmuştur. Kuruldan alınan bir muafiyet kararının yalnızca başvuran kamu idaresini ve alıcıyı ilgilendirdiği savunması bu dosyada sonuç vermemiştir.
Esas düzleminde ise sonuç yatırımcı aleyhinedir. Daire, kontrol primi ve eşit işlem ilkesine dayanan itirazı kabul etmemiş; özelleştirme amaçlarını ve şirketin uzun süredir satılamamasını muafiyetin meşru gerekçeleri olarak görmüştür. Kararın vurguladığı nokta, muafiyetin Kanun’da açıkça öngörülen ve Kurula bırakılan bir alan olmasıdır. Takdir yetkisinin somut olayda kötüye kullanıldığını gösterecek delil sunulmadığı da ayrıca belirtilmiştir.
Pay alım teklifi yükümlülüğünün farklı görünümleri için pay alım teklifinde elde tutma şartı ve pay alım teklifi tebliğine karşı küçük yatırımcı davası kararlarına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, muafiyetin özel bir hâkim ortağa değil, kamu paylarının özelleştirilmesine bağlanmış olması ve dosyada tetkik hâkiminin Daire’den farklı düşünmesidir.
💡 Sık sorulan sorular
Pay alım teklifi zorunluluğu ne zaman doğar?
Özelleştirmede alıcı küçük yatırımcıya teklif yapmak zorunda mı?
Küçük pay sahibi Kurulun muafiyet kararına dava açabilir mi?
Kontrol primi nedir ve bu davada neden önemliydi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında bulunmaktadır; halka açık şirketler ve sermaye piyasası düzenlemelerine ilişkin diğer değerlendirmeler Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin ilk derece sıfatıyla verdiği ve İdari Dava Daireleri Kurulunda temyiz yolu açık tutulan ret kararının yayımlanmış metninden derlenmiştir. Karar, 2016 yılında verilen bir muafiyet kararına ve o tarihteki Kanun ile Tebliğ hükümlerine dayanmaktadır. Benzer bir durumda sonuç; muafiyetin dayandığı hâle, şirketin durumuna, satışın niteliğine, pay sahipliğinin ispatına ve dava süresine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




