Emsal KararlarGayrimenkul Hukuku

Danışıklı Davayla Bölünen Tarla – Yargıtay HGK 2026/414

Otuz beş kişi, tek bir malik adına kayıtlı iki tarla için tapu iptali ve tescil davası açar; gerekçe, taşınmazları inançlı işlemle satın almış olmalarıdır. Davalı malik davayı kabul eder, mahkeme kabul nedeniyle davayı kabul eder, kimse istinafa gitmez ve tarlalar tapuda 1/35’er paylarla davacılar adına tescil edilir. Kesinleşmiş bu hükme ilk itiraz, davanın hiçbir tarafından değil, il tarım müdürlüğünden gelir. Soru şudur: Davada taraf olmayan bir kamu idaresi, tarım arazisinin bölünmesini sağlayan kesin bir hükmün iptali için yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurabilir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 24.06.2026 tarihli ve E.2026/142, K.2026/414 sayılı kararıyla, il tarım müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkı bulunduğunu kabul etmiş; aktif husumet yokluğundan davayı usulden reddeden ilk derece mahkemesinin direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.

Kısa özet: Konya’da tarla vasıflı iki taşınmazın maliki, kendisine karşı açılan tapu iptali ve tescil davasını kabul etmiş; hüküm kesinleşmiş ve taşınmazlar otuz beş kişi adına paylı olarak tescil edilmiştir. Konya Valiliği Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü, 5403 sayılı Kanun’daki bölünemezlik kuralının dolanıldığını ileri sürerek hükmün iptalini istemiştir. Mahkeme, idarenin HMK 376’da sayılan kişilerden olmadığı gerekçesiyle davayı usulden reddetmiş ve 7. Hukuk Dairesinin bozmasına direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu, bölünemezlik kuralının kamu düzenine ilişkin olduğunu, tarafların danışıklı durumunun korunamayacağını belirterek direnme kararını bozmuştur.

🌾 Kabul beyanıyla gelen tescil

Hükmün iptali istenen ilk dava, bir asliye hukuk mahkemesinin 2017/823 Esas, 2017/730 Karar sayılı dosyasıdır. Bu davada otuz beş davacı, tarla vasıflı iki taşınmazı inanç sözleşmesi gereği davalıdan satın aldıklarını, ancak resmî devrin yapılmadığını ileri sürmüş ve tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemiştir. Taşınmazlar davalı adına tam hisseyle kayıtlıydı.

Davalı malik davayı kabul ettiğini bildirmiş, mahkeme de kabul nedeniyle davanın kabulüne karar vermiştir. Taraflar kararı istinaf etmemiş, hüküm kesinleşmiş ve taşınmazlar tapuda davacılar adına 1/35’er paylarla tescil edilmiştir. İl müdürlüğü ise bu sürecin, dürüstlük kuralına aykırı biçimde ve 5403 sayılı Kanun hükümlerini dolanmak amacıyla muvazaalı olarak yürütüldüğünü ileri sürerek hükmün iptali ile taşınmazların eski malik adına tescilini talep etmiştir. İdare dilekçesinde HMK 375/1-h’ye de dayanmıştır.

🔁 Mahkeme, Daire ve direnme

  • İlk derece: Mahkeme, 09.09.2020 tarihli ve 2018/305 Esas, 2020/549 Karar sayılı kararıyla, hükmün iptalinin yalnızca davanın tarafları ile HMK 376’da sayılan alacaklı, halef ve benzeri kişilerce istenebileceğini, idarenin bunlardan olmadığını ve talep gerekçelerinin HMK 375’te sınırlı olarak sayılan sebeplere de dayanmadığını belirterek davayı aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddetmiştir.
  • İstinaf: Bölge adliye mahkemesi, 20.09.2021 tarihli ve 2021/969 Esas, 2021/1106 Karar sayılı kararıyla aynı gerekçeyle istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
  • Bozma: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 20.02.2023 tarihli ve 2021/8534 Esas, 2023/996 Karar sayılı kararıyla, bölünemez büyüklük kuralının kamu düzenine ilişkin olduğunu ve danışıklı durumun yasa tarafından korunamayacağını belirterek ilk derece kararını bozmuştur.
  • Direnme: İlk derece mahkemesi, 2023/231 Esas, 2023/657 Karar sayılı kararıyla önceki gerekçesini genişleterek direnmiştir.

İdare vekilinin temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulu, uyuşmazlığı HMK 376 karşısında il müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini kamu yararı adına talep etme hakkının bulunup bulunmadığı ve davanın aktif husumet yokluğundan reddinin doğru olup olmadığı olarak belirlemiştir.

📎 Karar metni: Hukuk Genel Kurulu kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları ve parsel bilgileri kaynakta anonimdir, mevki adları ve doktrin atıfları metinden çıkarılmıştır.

🧱 Bölünemez eşya: 5403 sayılı Kanun

Genel Kurul gerekçesine 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile başlamıştır. Kanunun 2. maddesi, tarımsal arazi ve yeter gelirli tarımsal arazilerin asgari büyüklüklerinin belirlenmesini ve bölünmelerinin önlenmesini kapsamı içinde sayar. Kararda aktarılan ve mevzuat metniyle de örtüşen kurallar şunlardır:

  • Tarım arazileri; mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ve marjinal tarım arazileri olarak sınıflandırılır (m. 8/1).
  • Belirlenen asgari büyüklüğe erişmiş tarımsal araziler bölünemez eşya niteliği kazanır (m. 8/2).
  • Asgari büyüklük; mutlak, marjinal ve özel ürün arazilerinde 2 hektar, dikili tarım arazilerinde 0,5 hektar, örtü altı tarımı yapılan arazilerde 0,3 hektardan küçük belirlenemez (m. 8/3).
  • Tarım arazileri bu büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez, Hazine taşınmazlarının satışı hariç pay ve paydaş adedi artırılamaz (m. 8/3).

Genel Kurul, bu kuralların tarım arazilerinin miras veya diğer sebeplerle bölünmesini önlemek, parçalı arazilerdeki emek ve masrafı azaltmak ve tarımsal işletmeleri ekonomiye kazandırmak amacıyla kamu yararı gözetilerek getirildiğini, Anayasa’nın 44. maddesiyle Devlete yüklenen ödevle de uyumlu olduğunu vurgulamıştır. Sonuç cümlesi açıktır: Bu hüküm kamu düzenine ilişkindir ve mahkemelerce resen dikkate alınmalıdır.

Somut dosyaya uygulandığında, mahkemenin 5403 sayılı Kanun üzerinde durmadan yalnızca davalının kabul beyanına dayanarak tescil kararı vermesi, bölünemez büyüklük kuralını ihlal etmiştir. Genel Kurulun ifadesiyle davacılar ve davalı, iyiniyet kuralına aykırı olarak kanuna karşı hile yapmak suretiyle tarım arazilerinin bölünmesine sebebiyet vermiştir.

🔓 HMK 376 neden dar okunmadı?

Yargılamanın yenilenmesi, kesin hükme bağlanmış bir davaya yeniden bakılamayacağı kuralının en önemli istisnasıdır. Genel Kurul, ağır yargılama hatalarının karar kesinleştikten sonra anlaşılması hâlinde kararı ayakta tutmaya çalışmanın hukuki güvenliği zedeleyeceğini ve adalet duygusuna dokunacağını belirtmiştir. Yenileme sebepleri HMK 375’te sınırlı sayılmıştır ve kıyas yoluyla genişletilemez; bu yol yalnız kesin veya kesinleşmiş hükümlere karşı işletilebilir.

HMK 376 ise üçüncü kişilerin hükmün iptalini istemesini düzenler: Davanın taraflarından birinin alacaklıları veya aleyhine hüküm verilen tarafın yerine geçenler, borçluları veya yerine geçmiş oldukları kimselerin aralarında anlaşarak kendilerine karşı hile yapmaları nedeniyle hükmün iptalini isteyebilirler. İlk derece mahkemesi bu sayımı kapalı bir liste olarak okumuştur. Genel Kurul ise iki adımda farklı sonuca varmıştır:

  1. Üçüncü kişinin hükmün iptalini isteyebilmesi için hükümden zarar görmesi veya zarar görme tehlikesinin bulunması yeterlidir; karar o kişinin hukukunu etkiliyorsa iptal istenebilir.
  2. Karardan zarar gören kişilerden yalnızca alacaklı veya haleflere bu yolu açıp aynı durumdaki diğer kişilere kapatmak, eşitlik ilkesine aykırı düşer ve bireyleri etkin hukuki korumadan yoksun bırakır.

Buna, 5403 sayılı Kanun’a göre tarım arazilerinin bölünmesinin önlenmesi ve yanlış kullanımının engellenmesine ilişkin görev, yetki ve sorumluluğun idareye ait olduğu tespiti eklenmiştir. Davalının kabulü ve kanun yolundan feragati ile hüküm kesinleşmiş olsa da tarafların danışıklı durumu yasa tarafından korunmayacağından, il müdürlüğünün aktif husumet ehliyeti bulunduğu kabul edilmiştir.

🔍 Dosyada neler belirleyici oldu?

Genel Kurul kararı bir usul kararıdır; hükmün iptali talebinin esası hakkında bir tespit içermez. Bununla birlikte gerekçede öne çıkan olgular, benzer dosyalarda hangi verilerin önem taşıyabileceğini gösterir:

  • Kayıt durumu: Taşınmazlar dava öncesinde tek kişi adına tam hisseyle kayıtlıydı; hükümden sonra otuz beş paydaş ortaya çıktı.
  • Hükmün dayanağı: Tescil, delil değerlendirmesine değil davalının kabul beyanına dayanıyordu ve hüküm kanun yoluna gidilmeden kesinleşti.
  • Taşınmazın niteliği: Mahkemenin yaptığı keşifte taşınmazların tarla vasıflı olduğu tespit edildi.
  • Dayanılan işlem: İlk davada ileri sürülen sebep, resmî şekle bağlanmamış inançlı satış iddiasıydı.

İnançlı işlem iddiasıyla tapu iptali istenen farklı bir uyuşmazlık için sitedeki teminat için devredilen tapu yazısına, tarım arazisi tapusuna ilişkin başka bir Genel Kurul kararı için zeytinlik tapusu yazısına bakılabilir.

🆕 Güncel mevzuat notu

Kararın dayandığı bölünmezlik kuralı yürürlüktedir. 5403 sayılı Kanun’un 8/B maddesine 7255 sayılı Kanun’la eklenen fıkraya göre tarım arazilerinde ifraz, hisselendirme, pay temliki, elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürülmesi, taksim ve vasıf değişikliği gibi işlemler Bakanlığın izni ile yapılır. Ayrıca 11.06.2026 tarihli 7584 sayılı Kanun’un 23. maddesiyle 8. maddeye eklenen fıkra, 1163 sayılı Kanun’a tabi kooperatiflerin bu Kanun’a tabi alanlardaki taşınmazlar üzerinde mülkiyet ve sınırlı ayni hak edinmesini kısıtlamış; tarımsal amaçlı kooperatifler için Bakanlık iznini şart koşmuştur. Bu değişiklikler kararın konusunu doğrudan oluşturmamakla birlikte, tarım arazisinin paylaştırılmasının sıkı denetime tabi tutulduğu genel çerçeveyi gösterir.

Bozma ile dosya, HMK 373/1 uyarınca kararı veren asliye hukuk mahkemesine gönderilmiştir. Mahkeme, idarenin aktif husumet ehliyeti bulunduğu kabulüyle hükmün iptali talebini esastan inceleyecektir.

❓ Sık sorulanlar

Hukuk Genel Kurulu tescil hükmünü iptal etti mi?

Hayır. Genel Kurul yalnızca il müdürlüğünün yargılamanın yenilenmesini isteme hakkı bulunduğunu kabul etmiş ve usulden ret kararını bozmuştur. Hükmün iptal edilip edilmeyeceği, yeniden yapılacak yargılamada belirlenecektir.

HMK 376'da kamu idaresi sayılmıyor; bu nasıl mümkün oldu?

Genel Kurula göre üçüncü kişinin hükümden zarar görmesi veya zarar görme tehlikesi yeterlidir. Aynı durumdaki kişilerden yalnız alacaklı ve haleflere bu yolu açmak eşitlik ilkesine aykırı bulunmuş; 5403 sayılı Kanun’daki görev ve yetkiler de dikkate alınmıştır.

Davalının davayı kabul etmesi hükmü korumaz mı?

Bu dosyada korumamıştır. Bölünemez büyüklük kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce resen gözetilmesi gerekir; Genel Kurul, kabul ve kanun yolundan feragatle kesinleşen hükümdeki danışıklı durumu yasanın korumayacağını belirtmiştir.

Karar oy birliğiyle mi verildi?

Evet. Hukuk Genel Kurulu 24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak karar vermiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Taraf adları ve parsel bilgileri kaynakta anonimdir. Bozma kararı, hükmün iptali talebinin haklı olduğu anlamına gelmez; talebin esası ilk derece mahkemesince incelenecektir. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu