İş Kazasında Bakiye Tazminat – Yargıtay HGK 2025/836

İnşaat işinde çalışan bir işçi 2006 yılında iş kazası geçirir. Sigortasız çalıştığı için önce hizmet tespiti davası açar, ardından tazminat davası. O ilk tazminat davasında zararın büyük bölümü hesaplanır, ancak taleple bağlı kalınarak yalnızca küçük bir kısmına hükmedilir. Aradan yıllar geçtikten sonra işçi, hükmedilmeyen bakiye kısmı ve bakıcı giderini isteyen yeni bir dava açar. Kaza tarihinden on üç yıl sonra açılan bu dava zamanaşımına uğramış mıdır?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 17.12.2025 tarihli ve E.2024/665, K.2025/836 sayılı kararıyla bu soruyu oy çokluğuyla işçi lehine cevaplamış ve zamanaşımı yönünden ilk derece mahkemesinin direnme kararını yerinde bulmuştur. Buna karşılık bakıcı gideri yönünden, davalıların “davacı artık bakıma muhtaç değil” savunmasının araştırılmadığını belirterek direnme kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🏗️ Kazadan bakiye davasına uzanan süreç
Davacı, 20.02.2006-18.05.2006 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde kaba inşaat işlerinde çalışmış, ancak çalışmaları Kuruma bildirilmemiştir. 18.05.2006 tarihinde iş kazası geçirmiştir. Dosyadaki sıralama şöyledir:
- Hizmet tespiti: Çorlu İş Mahkemesinin 2007/134 Esas, 2008/691 Karar sayılı kararıyla davacının davalı işyerinde 88 gün çalıştığı tespit edilmiş, karar 02.06.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
- Malûliyet: Sosyal Güvenlik Kurumu Maluliyet ve Sağlık Kurulları Daire Başkanlığının 19.04.2010 tarihli kararıyla davacının %100 oranında yardıma muhtaç olduğu ve kontrol muayenesi gerekmediği belirlenmiştir. Davalıların itirazı üzerine Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu 11.10.2013 tarihinde aynı sonuca varmıştır.
- Adli Tıp raporları: 3. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporlarından sonra, raporlar arasındaki çelişki nedeniyle alınan Adli Tıp Genel Kurulunun 14.12.2017 tarihli raporunda meslekte kazanma gücü kaybı %100 olarak belirtilmiştir.
- İlk tazminat davası: 19.10.2010 tarihinde açılan Çorlu 1. İş Mahkemesinin 2010/824 Esas sayılı davasında kusur oranları davacı %30, davalılar toplam %70 olarak kabul edilmiştir. Hesap raporuna göre maddi zarar 1.135.343,72 TL, bakıcı gideri 730.620,00 TL olmasına rağmen taleple bağlı kalınarak 20.000,00 TL maddi ve 75.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Karar 19.09.2019 tarihinde kesinleşmiştir.
- Bakiye dava: 11.12.2019 tarihinde açılan eldeki davada hükmedilmeyen 1.115.343,72 TL maddi tazminat ile 730.620,00 TL bakıcı gideri istenmiştir.
🛡️ Davalıların itirazları
Davalılar, zamanaşımı süresinin dolduğunu, ilk davada ıslah yapılmadığını ve o davadaki hükmün kesinleşmesi nedeniyle kesin hüküm bulunduğunu savunmuştur. Bir kısım davalılar ayrıca davacının bakıma muhtaç olmadığını, aksi kabul edilse bile bakım giderine hakkaniyet indirimi uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür. Temyiz aşamasında davalı kooperatif, son fizik tedavi tarihinin 09.03.2009 olduğunu ve zamanaşımının buna göre hesaplanması gerektiğini; diğer davalılar ise malûliyet oranının kazadan itibaren %100 olduğunu ve değişen, gelişen bir durum bulunmadığını belirterek zamanaşımının kaza tarihinden başlaması gerektiğini savunmuştur.
🏛️ İlk derece, istinaf ve Özel Daire
İlk derece mahkemesi 17.11.2020 tarihli kararıyla, Kurumun 19.04.2010 tarihli kararı esas alındığında da, Adli Tıp raporlarının tarihleri esas alındığında da davanın zamanaşımına uğramadığını kabul etmiştir. 1.115.343,72 TL maddi tazminata ve bakıcı giderinden %30 hakkaniyet indirimi yapılarak 511.534,00 TL’ye, kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi 01.07.2021 tarihinde istinaf başvurularını esastan reddetmiş; ilk davada ıslah yapılmamasının, zamanaşımı süresi içinde saklı tutulan hakların istenmesine engel olmadığını belirtmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi ise 27.12.2022 tarihli kararıyla hükmü oy çokluğuyla bozmuştur. Özel Daireye göre raporlarda değişen, gelişen bir durum tespiti bulunmamasına rağmen sonuca gidilmiş, davalıların malûliyet oranının azaldığı ve bakıcıya ihtiyaç bulunmadığı yönündeki itirazları karşılanmamıştır. Tedavi kayıtları getirtilmeli, değişen gelişen durum ve bakıma muhtaçlık Adli Tıp raporlarıyla belirlenmeli, ayrıca davalılar lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek 31.12.2018 sonrasındaki asgari ücret artışları hesaba yansıtılmamalıdır.
İlk derece mahkemesi direnmiş; malûliyet oranının ilk kez 19.04.2010 tarihinde belirlendiğini, itirazlar sonucunda Adli Tıp raporuyla kesinleştiğini ve fail ile zararın bilimsel olarak bu süreçte öğrenildiğini vurgulamıştır.
⏳ Birinci uyuşmazlık: zamanaşımı ne zaman başlar?
HGK önce sorumluluğun niteliğini belirlemiştir. İşverenin gözetme borcu iş sözleşmesinden kaynaklandığı için iş kazasından doğan tazminatta sözleşmeye aykırılık hükümleri uygulanabilir. İş kazasına özgü ayrı bir zamanaşımı düzenlemesi bulunmadığından mülga 818 sayılı Kanun’un 125. ve 6098 sayılı TBK’nın 146. maddesindeki on yıllık genel süre geçerlidir. TBK 149’a göre zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar.
Kararın ağırlık merkezi “zararın öğrenilmesi” kavramıdır:
- Zararın öğrenilmesi, zarar verici olayın değil, zararın varlığı, niteliği, unsurları ve kapsamının kesin olarak bilinmesidir.
- Zarar sonradan değişme eğilimi gösteriyorsa bir “gelişen durum” vardır; bu gelişme sona ermedikçe zamanaşımı işlemeye başlamaz.
- Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu 18.12.2023 tarihli ve 343 sayılı kararıyla, bedensel zararlarda başlangıç anına ilişkin soyut bir kural konulamayacağını belirterek 27.05.2021 tarihli içtihadı birleştirme kararını kaldırmıştır; her olayın tıbbi belgelerine ve malûliyetin kesinleşip kesinleşmediğine bakılır.
Somut olayda HGK, malûliyet oranının 19.04.2010 tarihli Kurum kararıyla %100 olarak belirlendiğini ve kontrol muayenesine gerek görülmediğini, çelişki nedeniyle alınan Adli Tıp Genel Kurulunun 14.12.2017 tarihli raporuyla da oranın net biçimde ortaya konulduğunu tespit etmiştir. Bu tarihler gözetildiğinde 11.12.2019 tarihinde açılan davanın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğine karar vermiştir.
Görüşmelerde bir azınlık, zararın kapsamının değil varlığının öğrenilmesinin yeterli olduğunu, kazanma gücü kaybı oranı hiç değişmediği için zararın kaza tarihinde öğrenildiğini ve sürenin dolduğunu savunmuştur. Bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir. HGK ayrıca direnme gerekçesinde 2017 yerine 2015 yazılmasını maddi hata saymış, işaret etmekle yetinmiştir. Davalıların diğer temyiz itirazları incelenmek üzere dosya bu yönden 10. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
Bedensel zararın hesabında hangi yaşam tablosunun kullanılacağına ilişkin bir başka HGK kararı TRH 2010 mu PMF 1931 mi? yazısında ele alınmıştır.
🩺 İkinci uyuşmazlık: bakıcı gideri
Bakıcı gideri yönünden sonuç farklıdır. HGK, olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Kanun’un 43. ve 46. maddeleri ile TBK 51 ve 54’e değinmiştir. TBK 54’e göre bedensel zararlar özellikle tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplardır. Kurul, cismani zararlarda hâkimin takdir yetkisinin genel tazminat hükümlerindeki kadar geniş olmadığını vurgulamıştır.
Somut olayda davalılar, yargılamanın başından itibaren sundukları fotoğraflarla davacının bakıma muhtaç olmadığını savunmuştur. Mahkeme bu savunma üzerinde durmadan bakıcı giderine hükmetmiştir. HGK’ya göre:
- Davacının bakıma muhtaç olup olmadığı tespit edilmelidir.
- Bakıma muhtaç durumdan çıkmışsa, çıktığı tarih 3. Adli Tıp İhtisas Kurulundan, gerektiğinde Adli Tıp Üst Kurulundan alınacak raporla belirlenmelidir.
- Davacı kararı temyiz etmediği için davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur; işlemiş devre sonundan sonra yürürlüğe giren asgari ücret değişiklikleri hesaba yansıtılmamalıdır.
Bu nedenle Özel Daire bozmasına uyulması gerekirken direnilmesi doğru bulunmamış, direnme kararı bu yönden HMK 371 uyarınca oy birliğiyle bozulmuştur.
🗒️ Karardan notlar
- Bakiye talep ayrı dava ile istenebilir: İlk davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuş ve ıslah yapılmamıştı; istinaf dairesi bunun saklı hakların istenmesine engel olmadığını belirtmiş, HGK da zamanaşımı yönünden direnmeyi uygun bulmuştur.
- Kaza tarihi tek başına başlangıç değildir: Çoğunluk, malûliyetin Kurum kararı ve Adli Tıp Genel Kurulu raporuyla netleştiği tarihleri dikkate almıştır.
- Karar oy çokluğuyla verilmiştir: Zararın varlığının kaza tarihinde öğrenildiğini savunan görüş Kurulda dile getirilmiştir.
- Bakıcı gideri ayrıca ispat ister: Malûliyet oranının yüksek olması, bakıma muhtaçlık savunmasının araştırılmasını gereksiz kılmamıştır.
- Usuli kazanılmış hak hesabı etkiler: Temyiz etmeyen taraf aleyhine yeni asgari ücret artışları hesaba katılmamıştır.
İş kazası tazminat davalarında kanun yolu sınırına ilişkin farklı bir mesele için iş kazası tazminatında kesinlik yazısına bakılabilir.
❓ Merak edilenler
İş kazası tazminatında zamanaşımı süresi kaç yıldır?
Kurul neden kaza tarihini başlangıç olarak almadı?
Bakıcı gideri hükmü neden bozuldu?
Usuli kazanılmış hak hesaplamayı nasıl etkiliyor?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; iş hukukuna ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Kaynakta taraf kimlikleri anonimdir; yazıda ve PDF’te kişi adları ile tıbbi ayrıntılar yer almaz, yalnızca kararda geçen malûliyet oranı ve tarihler aktarılmıştır. Karar, 2006 yılındaki bir iş kazasına ve o dosyanın raporlarına dayanır; bakıcı gideri yönünden yeniden yapılacak yargılamanın sonucu bu yazının kapsamı dışındadır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; tıbbi raporların tarihlerine, zararın gelişimine ve önceki davadaki taleplere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




