İstinafta Kusura Açık İtiraz Şartı – Yargıtay HGK 2026/490

Karşılıklı boşanma davasında ilk derece mahkemesi eşlerden birini “az”, diğerini “ağır” kusurlu bulur ve az kusurlu eş lehine tazminata hükmeder. İki taraf da kararı istinafa taşır. Az kusurlu eş, dilekçesinde tazminatın düşük kaldığından ve manevi tazminatın reddedilmesinden yakınır; kendisine yüklenen kusurlu davranışlar hakkında ise tek cümle kurmaz. Bölge adliye mahkemesi diğer eşin itirazını kısmen haklı bulur, kusurları eşitler ve tazminatı tümden kaldırır. Bu noktada sorulan soru şudur: Tazminat miktarına itiraz eden eş, aynı zamanda kendisine yüklenen kusura da itiraz etmiş sayılır mı?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 16.09.2026 tarihli ve E.2025/720, K.2026/490 sayılı kararıyla bu soruya olumsuz cevap vermiş; Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma kararına karşı bölge adliye mahkemesinin verdiği direnme kararını oy çokluğuyla yerinde bulmuş ve tarafların esasa ilişkin diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı 2. Hukuk Dairesine göndermiştir.
💍 Dosyanın hikâyesi: görücü usulü, kısa evlilik
Taraflar 11.10.2021 tarihinde görücü usulüyle evlenmiş, ortak çocukları olmamıştır. Erkek eş, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı gerekçesiyle boşanma davası açmış; kadının güven sarsıcı davranışlarını, aile sırlarını başkalarına anlatmasını, eşinin ailesiyle görüşmesini engellemesini ve kendi ailesinin evliliğe müdahalesine izin vermesini ileri sürmüştür. Erkek, kendisi yararına 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir.
Kadın eş ise iddiaları reddetmiş ve karşı boşanma davası açmıştır. Karşı davada aile sırlarını dışarıya taşıyanın erkek olduğunu, erkeğin ailesinin evliliğe müdahale ettiğini ve çocuk konusunda baskı kurduğunu, erkeğin kendisini zor zamanlarında yalnız bıraktığını, kendisi başka bir şehirdeyken eşyaları evden götürdüğünü ileri sürmüştür. Kadın; 1.500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 250.000,00 TL maddi ve 250.000,00 TL manevi tazminat istemiştir.
🧭 Aile mahkemesinden Hukuk Genel Kuruluna
Dosya beş ayrı aşamadan geçmiştir. Her aşamada kusur tablosunun ve tazminatın nasıl değiştiğini izlemek, uyuşmazlığın neden usul sorununa dönüştüğünü anlamayı kolaylaştırır.
- Aile mahkemesi (05.03.2024, E.2022/259, K.2024/203): Her iki davayı kabul ederek tarafların boşanmasına karar vermiştir. Kadına; evlilik öncesindeki bir rahatsızlığını eşinden saklayarak güveni sarsma, tedavisini yarım bırakma, çocuk sahibi olmak istememe, eşinin ailesini eve kabul etmeme ve aile sırlarını anlatma kusurları yüklenmiştir. Erkeğe ise eşyaları götürme ve ailesinin müdahalesine izin verme kusurları yüklenmiştir. Sonuç: erkek az, kadın ağır kusurlu; erkek yararına 35.000,00 TL maddi tazminat, manevi tazminat talebi ret.
- Bölge adliye mahkemesi (02.05.2024, E.2024/807, K.2024/821): Erkeğin istinafını esastan reddetmiş, kadının kusur belirlemesine yönelik istinafını kısmen kabul etmiştir. Evlilikten önceki bir olayın kusur olarak yüklenemeyeceğini, tedaviyi aksatma vakıasının ispatlanamadığını ve çocuk istememe vakıasına dayanılmadığını belirtmiştir. Erkeğin kusur belirlemesine ilişkin istinaf talebi bulunmadığından ona yüklenen kusurların kesinleştiğini kabul etmiş, tarafları eşit kusurlu sayarak erkeğin tazminat taleplerini reddetmiştir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi (11.03.2025, E.2024/5486, K.2025/2605): Erkeğin 16.03.2024 tarihli istinaf dilekçesinde kusur belirlemesine de itiraz bulunduğunu, bölge adliye mahkemesinin “hatalı istinaf sınırlaması” yaptığını belirterek kararı bozmuştur.
- Direnme (Kayseri BAM 2. HD, E.2025/1168, K.2025/1309): Bölge adliye mahkemesi, kusur tespiti bakımından erkeğin istinaf talebi bulunmadığını tekrar ederek önceki kararında direnmiştir.
- Hukuk Genel Kurulu (16.09.2026): Direnmeyi yerinde bulmuştur.
❓ Genel Kurulun önündeki tek soru
Hukuk Genel Kurulu uyuşmazlığı dar bir çerçevede tanımlamıştır: Erkek vekilinin 16.03.2024 tarihli istinaf dilekçesi dikkate alındığında, ilk derece mahkemesinin tarafların kusurlu davranışlarına ilişkin tespitine karşı istinaf talebi bulunup bulunmadığı. Genel Kurul burada kusurun doğru dağıtılıp dağıtılmadığını değil, yalnız bölge adliye mahkemesinin bu soruyu incelemekle yükümlü olup olmadığını tartışmıştır. Kadına yüklenen vakıaların ispatı, eşit kusur sonucu ve tazminatın reddi gibi esasa ilişkin itirazlar Genel Kurulun önünde değildir.
📚 Gerekçe: istinaf incelemesinin sınırı
Genel Kurul önce istinaf kanun yolunun niteliğini hatırlatmıştır. İstinaf, davanın bütün boyutlarıyla değil, tarafların talepleri ve ileri sürdükleri sebeplerle sınırlı olarak bir üst derece yargı yerince yeniden görülmesidir. Gerekçenin ana halkaları şöyle sıralanmıştır:
- HMK 342/2-e: İstinaf dilekçesinde başvuru sebepleri ve gerekçesi bulunmalıdır. Kanun temyizden farklı olarak istinaf sebeplerini tek tek saymamış, HMK 353 ve 355 ile genel bir çerçeve çizmiştir.
- HMK 355: İnceleme istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı yapılır; bölge adliye mahkemesi yalnız kamu düzenine aykırılığı kendiliğinden gözetir. Kamu düzenine aykırı olmayan bir sebep dilekçede gösterilmemişse kendiliğinden dikkate alınamaz.
- Talep sonucu: Başvuran, ilk derece kararının kaldırılmasını mı yoksa değiştirilmesini mi istediğini, değiştirilmesini istiyorsa hangi kapsamda istediğini açık ve kesin biçimde ortaya koymalıdır. Bölge adliye mahkemesi bu çerçevenin dışına çıkamaz, talepten fazlasına karar veremez.
- Vakıa denetimi: İlk derece mahkemesinin vakıaları yanlış tespit ettiği ileri sürülüyorsa, hangi tespitin hatalı veya eksik olduğu ya da hangi delilin yanlış değerlendirildiği olabildiğince somut ve açık biçimde belirtilmelidir.
- Boşanma ve fer’îleri: Genel Kurula göre boşanma ve fer’îlerine yönelik ilk derece kararı resen araştırma ilkesine tabi değildir ve kamu düzeniyle ilgisi bulunmamaktadır. Bu nedenle denetim, taraflarca ileri sürülen nedenlerle sınırlıdır.
Genel Kurul, bu ilkelerin daha önce de 08.03.2022 tarihli E.2022/2-149, K.2022/277; 15.02.2023 tarihli E.2021/2-365, K.2023/74 ve 15.03.2023 tarihli E.2021/2-1021, K.2023/216 sayılı kararlarda benimsendiğini belirtmiştir.
📝 Dilekçe nasıl okundu?
Kararın en öğretici bölümü, Genel Kurulun istinaf dilekçesini bölüm bölüm incelemesidir. Dilekçenin konu kısmında “kısmi istinaf başvurusu” ifadesi yer almaktadır. İstinaf nedenlerinin ilk maddesinde erkek, boşanma kararına itirazı bulunmadığını belirtmiştir. İkinci maddede maddi tazminatın yetersiz olduğu, manevi tazminata hükmedilmemesinin yasalara aykırı olduğu ve erkeğin “davalı/karşı davacının kusurlarından kaynaklı” olarak psikolojik ve manevi yönden etkilendiği ifade edilmiştir. Üçüncü madde karşı taraf yararına hükmedilen vekâlet ücretine ilişkindir.
Talep sonucu da aynı çizgidedir: Boşanma dışındaki kararın kaldırılması, maddi tazminatın artırılması, dava dilekçesindeki miktarda manevi tazminata hükmedilmesi ve vekâlet ücretinin kaldırılması istenmiştir.
Genel Kurul bu metinden şu sonuca ulaşmıştır: Dilekçenin konu, nedenler ve talep sonucu bölümlerinin hiçbir yerinde erkeğe yüklenen kusurlu davranışlara karşı çıkılmamış; kadına yüklenen kusurların yanında başka vakıaların da gerçekleştiğine yönelik bir itiraz da ileri sürülmemiştir. Açıkça itiraz edilmeyen bir konuda diğer taraf aleyhine karar verilmesi mümkün olmadığından, bölge adliye mahkemesinin hatalı istinaf sınırlaması yaptığından söz edilemez. Genel Kurulun ifadesiyle, münhasıran TMK 174 kapsamında hükmedilmesi gereken tazminatların miktarına veya reddine ilişkin itirazların geniş yorumlanarak kusur belirlemesine açıkça karşı çıkıldığı sonucuna varılması hukuken mümkün değildir.
Görüşmeler sırasında azınlıkta kalan görüş, istinaf dilekçesinin bir bütün olarak geniş yorumlanması gerektiğini, dilekçedeki iradenin mahkemece tespit edilen kusurlu davranışları da kapsadığını savunmuş; ancak bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
🔎 Kararın uygulamaya yansıması
Karar, boşanma davalarında tazminat ile kusur arasındaki sıkı bağa rağmen, istinaf aşamasında ikisinin ayrı itiraz konuları olarak ele alınacağını göstermektedir. TMK 174’e göre maddi tazminat, kusursuz veya daha az kusurlu eşin mevcut veya beklenen menfaatlerinin zedelenmesine bağlıdır; dolayısıyla kusur dağılımı tazminatın ön koşuludur. Buna rağmen Genel Kurul, tazminatın artırılması isteğini, kendisine yüklenen kusurun da yeniden değerlendirilmesi talebi olarak okumamıştır.
Kararın somut sonuçları şu şekilde özetlenebilir:
- İlk derece mahkemesinin bir eşe yüklediği kusurlu davranışlar, o eş istinafta bu tespitlere açıkça karşı çıkmadıysa, bölge adliye mahkemesi önünde kesinleşmiş kabul edilebilir.
- Karşı tarafın istinafı üzerine onun kusurları azaltıldığında, kendi kusuru sabit kalan eşin aleyhine yeni bir kusur dengesi oluşabilir; bu dosyada “az kusur – ağır kusur” tablosu “eşit kusura” dönüşmüş ve tazminat ortadan kalkmıştır.
- Dilekçede “boşanma hükmüne itiraz yok” ifadesi ile birlikte yalnız mali taleplerin sayılması, istinafın kapsamını bu taleplerle sınırlayan bir irade olarak değerlendirilmiştir.
- “Karşı tarafın kusurlarından etkilendim” gibi genel ifadeler, kendisine yüklenen vakıalara itiraz anlamına gelmemiştir.
Karar, kusur belirlemesinin kesinleşmesine ilişkin daha önce ele alınan yalnız kusura yönelen istinafta boşanma hükmünün kesinleşmesi kararıyla birlikte okunduğunda, istinaf dilekçesinin içeriğinin hangi hükümlerin kesinleşeceğini belirlediği açıkça görülmektedir. Kusur dağılımının tazminata etkisi bakımından ağır kusurlu eşe karşı tazminat kararına da bakılabilir.
Son olarak, Genel Kurul direnmeyi yerinde bulmakla birlikte işi bitirmemiştir. Tarafların esasa ilişkin diğer temyiz itirazları 2. Hukuk Dairesince incelenmediğinden dosya bu itirazların incelenmesi için Daireye gönderilmiştir. Kadına yüklenen vakıaların ispatı ve eşit kusur değerlendirmesinin isabeti bu nedenle henüz Yargıtay denetiminden geçmiş değildir.
💬 Sık sorulan sorular
Bölge adliye mahkemesi kusur dağılımını kendiliğinden değiştirebilir mi?
Tazminatın artırılmasını istemek kusura itiraz sayılır mı?
Karar neden 'bozma' değil de Daireye gönderme ile sonuçlandı?
Karar oy birliğiyle mi verildi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, boşanma ve aile hukukuna ilişkin diğer kararlar ise Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararından derlenmiştir. Kararda yalnız istinaf incelemesinin kapsamı tartışılmış; kusur dağılımının ve tazminatın isabeti Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin incelemesine bırakılmıştır. Başka bir dosyada sonuç, istinaf dilekçesinin somut içeriğine, talep sonucunun kapsamına ve karşı tarafın başvurusuna göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




