Komisyona Bağıran Mahpusa Hücre – AYM 2023/12526

Haftalık telefon hakkını kullanmak için koğuşundan çıkan bir hükümlü, koridorda Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Hakları Komisyonu üyelerini görür. Telefonu kapatır ve sesini yükselterek kurumda işkence yapıldığını, ayrımcılık bulunduğunu, arkadaşlarının yaralandığını söyler; heyetten kendisiyle görüşülmesini ister. Birkaç gün sonra kurum disiplin kurulu, bu sözlerin “asılsız” olduğunu ve kurumda korku, kaygı ve panik yarattığını kabul ederek hükümlüye bir gün hücreye koyma cezası verir. Anayasa Mahkemesinin önüne gelen soru şudur: Bir sözün gerçeğe aykırı bulunması, tek başına cezaevinde düzeni bozan bir eylem sayılabilir mi?
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 3.9.2026 tarihli ve 2023/12526 başvuru numaralı kararıyla, disiplin kurulu, infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin olaya özgü bir değerlendirme yapmadan, yalnızca sözlerin asılsız olduğu kabulüne dayanarak ceza verdiğini belirlemiş ve Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiştir.
🚪 Ziyaret günü koridorda yaşananlar
Karar metnine göre başvurucu, başvuru tarihinde yüksek güvenlikli kapalı bir ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmaktadır. 21.11.2022 tarihinde TBMM İnsan Hakları Komisyonu üyeleri kuruma ziyarete gelmiştir. Başvurucu o sırada haftalık telefon hakkını kullanmaktadır; heyeti görünce görüşmeyi sonlandırıp üyelere hitaben konuşmaya başlamıştır.
İnfaz ve koruma memurlarının aynı gün düzenlediği tutanakta, hükümlünün yüksek sesle “bu ceza infaz kurumunda işkence var, zulüm var”, “burada hukuksuzluk var, etnik ayrımcılık yapılıyor” gibi sözler söylediği, uyarılara rağmen konuşmaya devam ettiği ve bu söylemlerin kurumda korku, kaygı ve panik oluşturacak nitelikte olduğu yazılmıştır. Başvurucu disiplin savunmasında sözlerini inkâr etmemiş; heyetten kendisiyle görüşmelerini istediğini, kurumda insan onurunun zedelendiğini ve tanıklık ettiği olaylar nedeniyle tehdit edildiğini anlattığını belirtmiştir. Memurlar da ifadelerinde başvurucunun telefonu kapatıp yüksek sesle konuştuğunu doğrulamıştır.
🧾 Disiplin kurulundan ağır ceza mahkemesine
Süreç üç aşamada tamamlanmıştır:
- Disiplin kurulu (1.12.2022): Kurul, sözlerin asılsız iddialar olduğunu, kurumun imajına zarar vermeyi ve personeli korkutarak üzerinde baskı kurmayı amaçladığını kabul etmiştir. Eylem 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamında görülmüş ve bir ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası uygun bulunmuştur. Ancak başvurucunun kaldırılmamış bir disiplin cezası bulunduğundan 48. maddenin ikinci fıkrası uyarınca bir üst ceza uygulanmış ve bir gün hücreye koyma cezası verilmiştir.
- İnfaz hâkimliği (29.12.2022): Hâkimlik, disiplin suçunun sabit olduğunu, eylemin doğru tanımlandığını ve cezada isabetsizlik bulunmadığını belirterek şikâyeti reddetmiştir.
- Ağır ceza mahkemesi (3.2.2023): İtiraz mercii, ek bir değerlendirme yapmadan hâkimlik kararını usul ve kanuna uygun bulmuş ve itirazı kesin olarak reddetmiştir.
Başvurucu nihai kararı 10.2.2023’te öğrenmiş, 13.2.2023’te bireysel başvuruda bulunmuştur. Adli yardım talebi kabul edilmiştir. Başvurucu adil yargılanma hakkı, gerekçeli karar hakkı ve işkence yasağı yönünden de şikâyette bulunmuş; ancak AYM, ziyaret sırasında söylenen sözler nedeniyle verilen cezaya yönelik bütün şikâyetleri tek bir başlık altında, ifade özgürlüğü kapsamında incelemiştir.
⚖️ AYM hangi ölçütlerle baktı?
Mahkeme, ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleleri incelerken kullandığı olağan sırayı izlemiştir:
- Müdahale var mı? Ziyaretçilere yönelik sözler nedeniyle disiplin cezası verilmesi, ifade özgürlüğüne müdahaledir.
- Kanuni dayanak var mı? 5275 sayılı Kanun’un 43/2-d bendi kanunla sınırlama ölçütünü karşılamaktadır.
- Meşru amaç var mı? Müdahale, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan kamu düzeninin korunması amacı kapsamındadır.
- Demokratik toplumda gerekli mi? Asıl inceleme bu basamakta yapılmıştır: müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması, orantılı olması ve kamu makamlarının ilgili ve yeterli gerekçe göstermesi gerekir.
AYM, hükümlü ve tutukluların da ifade özgürlüğüne sahip olduğunu, ancak cezaevinde güvenliğin ve düzenin korunması gibi kabul edilebilir gerekliliklerin bu hakka sınırlama getirilmesine imkân verdiğini hatırlatmıştır. Kararın belkemiğini oluşturan nokta ise 5275 sayılı Kanun’un 37. maddesidir. Mahkemeye göre bir eylemin 39 ila 44. maddeler arasında sayılan disiplin suçlarından birinin tanımına uyması tek başına yeterli değildir; eylemin ayrıca kurumdaki güvenliği veya disiplini bozacak ya da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek biçimde gerçekleşmesi gerekir. AYM bu yaklaşımı daha önceki norm denetimi kararına (E.2013/6, K.2013/111) ve kendi bireysel başvuru içtihadına dayandırmıştır.
Karar ayrıca, 3686 sayılı Kanun uyarınca Komisyonun insan hakları ihlali iddialarına ilişkin başvuruları incelemek ve kamu kurumlarında inceleme yapmakla görevli olduğunu hatırlatmıştır.
🔍 Sözün içeriği mi, söyleniş biçimi mi?
Kararın en öğretici kısmı, cezanın gerçek dayanağını ayrıştıran paragraflardır. AYM’ye göre başvurucu, heyete yüksek sesle seslenmesi nedeniyle değil, söylediklerinin gerçek olmadığı kabul edildiği için cezalandırılmıştır. Disiplin kurulunun gerekçesi, sözlerin asılsız olduğu, kurum imajına zarar vermeyi ve personel üzerinde baskı kurmayı amaçladığı varsayımına dayanmaktadır. Bir başka deyişle ceza, ifadenin biçimine değil içeriğine yönelmiştir.
Mahkeme bu noktada şu tespitleri yapmıştır:
- Cezaevi uygulamalarına ilişkin bir ifadenin, söyleniş şeklinden bağımsız olarak, yalnızca gerçeği yansıtmaması nedeniyle kurum düzenini bozacağı söylenemez.
- Asılsız bir iddianın salt dile getirilmesinin personel üzerinde nasıl makul bir baskı yarattığı, kamu makamlarının gerekçelerinden anlaşılamamaktadır.
- Mahpusların iddialarının haklılığı her durumda yargı mercilerince denetlenebildiğine göre, sırf asılsız bir iddianın personelde meşru bir korku, kaygı veya panik doğurması beklenemez.
- Gerekçelerde, eylem nedeniyle diğer mahpusların hareketlendiğine, asayişin zafiyete uğradığına veya benzeri bir olumsuzluğa ilişkin hiçbir tespit yoktur.
Bu tespitler sonucunda AYM, idari ve yargısal makamların soyut bir değerlendirmeyle yetindiğini, olaya özgü bir inceleme yapmadığını ve cezalandırmanın zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterli gerekçeyle gösteremediğini belirlemiştir. Bir gün hücreye koyma cezası yoluyla yapılan müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğu ortaya konulamadığından ifade özgürlüğü ihlal edilmiştir.
Ayrımın pratik önemi büyüktür. Kararda, yüksek sesle konuşmanın veya uyarılara rağmen devam etmenin kendi başına düzeni bozup bozmadığı değerlendirilmemiştir; çünkü kamu makamları cezayı bu olgulara değil, sözlerin doğru olmadığı kabulüne dayandırmıştır. AYM’nin denetimi de bu nedenle kamu makamlarının gösterdiği gerekçe ile sınırlı kalmıştır. Cezaevinde slogan nedeniyle verilen ve delillerin değerlendirilmesine odaklanan farklı bir disiplin uyuşmazlığı için sitedeki izlenmeyen kamera kaydıyla verilen disiplin cezası kararına, mahpusların yayınlara erişimine ilişkin bir örnek için nakilde getirilen dergiler yazısına bakılabilir.
📌 Hüküm ve karar metni
İkinci Bölüm hüküm fıkrasında şu sonuçlara ulaşmıştır:
- İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddia kabul edilebilir bulunmuştur.
- Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiştir.
- Kararın bir örneği, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere infaz hâkimliğine (E.2022/5328, K.2022/5680) gönderilmiştir.
- Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiş; maddi zarara ilişkin bilgi ve belge sunulmadığından maddi tazminat talebi reddedilmiştir.
📚 5275 sayılı Kanun’daki ilgili hükümler
Madde 37/1: Hükümlü hakkında kurumda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları kusurlu olarak ihlal ettiğinde, eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır. Yürürlükteki metinde “tüzük” ibaresi yer almamaktadır; AYM’nin alıntısı maddenin önceki ifadesini yansıtır, ancak bu fark değerlendirmenin özünü etkilemez.
Madde 43/1 ve 43/2-d: Ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne çıkarılmamasıdır. Bu cezayı gerektiren eylemlerden biri, kurumda korku, kaygı veya panik yaratabilecek biçimde söz söylemek veya davranışta bulunmaktır. Maddenin üçüncü fıkrasına göre resmî ve yetkili merciler ile avukatlar ve yasal temsilcilerle görüşmelerde bu madde hükmü uygulanmaz. Karar metni bu fıkraya ayrıca değinmemiştir.
Madde 48/2: Kesinleşen bir disiplin cezası, infazı tamamlanıp kaldırılması için öngörülen süreler geçmeden yeni bir disiplin eylemiyle karşılaşılırsa her defasında bir üst ceza uygulanır. Bu dosyada bir aylık ziyaretçi yasağının hücre cezasına dönüşmesi bu hükümden kaynaklanmıştır.
❓ Sık sorulan sorular
AYM, hükümlünün iddialarının doğru olduğunu mu kabul etti?
Hayır. Kararda işkence veya ayrımcılık iddialarının doğruluğu incelenmemiştir. AYM yalnızca, sözlerin asılsız sayılmasının tek başına kurum düzenini bozan bir eylem olarak kabul edilip edilemeyeceğini ve bu yöndeki gerekçenin yeterli olup olmadığını denetlemiştir.
Ceza neden ziyaretçi yasağı değil de hücre cezası oldu?
Disiplin kurulu eylem için bir ay ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma cezasını uygun görmüş, ancak başvurucunun kaldırılmamış başka bir disiplin cezası bulunduğu için 5275 sayılı Kanun’un 48/2 hükmü gereğince bir üst ceza olan bir gün hücreye koyma cezasını uygulamıştır.
Cezaevinde yüksek sesle konuşmak artık disiplin suçu sayılmaz mı?
Karar böyle bir genel sonuç içermemektedir. AYM, kamu makamlarının cezayı söyleyiş biçimine değil içeriğin asılsızlığına dayandırdığını ve düzenin nasıl bozulduğunu göstermediğini tespit etmiştir. Söyleniş biçiminden kaynaklanan somut bir düzen bozukluğunun gerekçelendirildiği dosyalarda değerlendirme farklı olabilir.
İhlal kararından sonra disiplin cezası kendiliğinden kalkar mı?
AYM disiplin cezasını doğrudan kaldırmamış, kararı yeniden yargılama yapılmak üzere infaz hâkimliğine göndermiştir. Hâkimlik, AYM’nin belirttiği ilke ve gerekçeler doğrultusunda yeni bir karar verecektir. Bunun yanında başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümünün Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan 2023/12526 başvuru numaralı kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan tutanak, savunma ve derece kararlarının gerekçelerine dayanır; başvurucunun ve metinde anılan diğer kişilerin kimliği yazıya alınmamıştır. Kararda ileri sürülen iddiaların doğruluğu incelenmemiştir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar yazıda bilgi amacıyla eklenmiştir. Olgu ve gerekçeleri farklı olan disiplin dosyalarında farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



