Miras Payı Oranında Hile Davası – Yargıtay 1. HD 2026/2990

Yaşlı bir kişi, ölümünden üç hafta önce taşınmazlarını yeni tanıştığı birine tapuda satar. Mirasçılar bu devrin evlilik beklentisiyle yapıldığını, murisin aldatma sonucu iradesinin sakatlandığını ve gerçekte bedel ödenmediğini düşünmektedir. Böyle bir durumda mirasçılardan biri tek başına dava açıp yalnız kendi miras payı oranında tapu iptali ve tescil isteyebilir mi? Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 15.04.2026 tarihli, 2026/2295 E. ve 2026/2990 K. sayılı kararı, hilenin ispatına hiç girmeden bu ön soruda düğümlenen bir dosyayı sonuca bağlamıştır.
Karar, aldatma iddiası ne kadar güçlü olursa olsun, davanın kim tarafından ve hangi kapsamda açıldığının esasa girilmeden önce belirleyici olduğunu göstermektedir.
- Ölümden üç hafta önce yapılan satış ve evlilik iddiası
- Davalının savunması: iptal hakkı yalnız aldatılana mı aittir?
- Üç derecede aynı sonuç: ret, usulden ret, onama
- Elbirliği mülkiyeti ve tereke davalarında birlikte hareket zorunluluğu
- TBK 36 ve 39 çerçevesinde mirasçıların konumu
- Ön inceleme tutanağının bağlayıcılığı: HMK 140/3
- Karardan çıkan pratik sonuçlar
- Sıkça sorulan sorular
🕰️ Ölümden Üç Hafta Önce Yapılan Satış ve Evlilik İddiası
Dava konusu parseller muris adına kayıtlıdır. Tapu kaydına göre bu taşınmazlar 10.03.2022 tarihinde davalıya satış yoluyla devredilmiş; muris ise devirden yaklaşık üç hafta sonra, 01.04.2022 tarihinde vefat etmiştir.
Davacı vekilinin anlatımına göre muris yaşlı ve yalnız yaşayan bir kişidir; davalı ile yeni tanıştırılmış ve evlilik niyetiyle, hiç tanımadığı bu kişiye taşınmazlarını satış görünümü altında devretmiştir. İddiaya göre gerçek irade satış değildir; sağlık raporu alınmamış, senetteki değerin altında bir bedel gösterilmiş, gerçekte bedel ödenmemiş ve devir evlenme karşılığında bağış niteliği taşımıştır. Davacı, davalının birlikteliğe yanaşma amacını kullanarak murisin iradesini fesada uğrattığını ileri sürmüş, davalının alım gücünün ve bedelin murisin hesaplarına yansıyıp yansımadığının araştırılmasını istemiştir.
Dilekçede tapu kaydının iptali ile taşınmazların davacı ve diğer mirasçılar adına tescili istenmiş; ancak yargılama sırasında davacı, miras payı oranında davaya devam ettiğini bildirmiştir. Dosyanın seyrini belirleyen nokta bu daraltma olmuştur.
🛡️ Davalının Savunması: İptal Hakkı Yalnız Aldatılana mı Aittir?
Davalı vekiline göre davalı ile muris ortak bir tanıdık aracılığıyla tanışmıştır; muris o dönemde başka bir kişiyle evli olduğundan evlilik vaadiyle kandırıldığını ileri sürmek hayatın olağan akışına aykırıdır. Taşınmazlar özgür iradeyle satın alınmış, bedel nakit ve peşin ödenmiş, satış öncesinde murisin akıl sağlığına ilişkin sağlık kurulu raporu alınmıştır.
Savunmanın hukuki açıdan en dikkat çekici kısmı, aldatma sebebiyle sözleşmeyi iptal hakkının yalnız iradesi sakatlanan kişiye tanındığı ve davacının bu hususu ileri süremeyeceği itirazıdır. Mahkemeler bu itiraza cevap vermeye gerek görmemiş; dava daha önceki bir eşikte, dava şartı düzeyinde sonuçlanmıştır.
🏛️ Üç Derecede Aynı Sonuç: Ret, Usulden Ret, Onama
- Çardak Asliye Hukuk Mahkemesi (2022/70 E. – 2025/48 K.): Mahkeme, dava konusunun tereke kaynaklı olduğunu ve tescilin davacının miras hissesi oranında istendiğini saptamış; talep pay oranında olduğundan davanın görülebilmesi olanağı bulunmadığı gibi diğer mirasçılar dâhil edilerek sürdürülmesinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
- Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi (2025/1883 E. – 2025/2079 K.): İstinaf mahkemesi, iştirak hâlinde mülkiyete tabi bir terekede mirasçıların bir kısmının üçüncü kişiye karşı kendi paylarına hasren açtıkları tapu iptali ve tescil davasının dinlenemeyeceğini belirtmiştir. Böyle bir dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından ve onlar adına açılmadığından, diğer mirasçıların katılması (icazet vermesi) ya da terekeye temsilci atanarak davaya devam edilmesi de mümkün değildir. İlk derece mahkemesinin esasa girmesi doğru görülmemiş, karar kaldırılarak dava aktif husumet yokluğundan usulden reddedilmiştir.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi (15.04.2026): Daire, kararı hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, dava şartları ve ispat kuralları yönünden usul ve kanuna uygun bulmuş; özellikle ön inceleme tutanağında uyuşmazlığın hile nedenine dayalı tapu iptali istemi olarak tespit edildiğini ve tahkikatın HMK 140/3 uyarınca bu tutanak esas alınarak yürütüldüğünü vurgulayarak kararı HMK 370/1 uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle onamıştır. Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir.
🤝 Elbirliği Mülkiyeti ve Tereke Davalarında Birlikte Hareket Zorunluluğu
Kararın dayandığı temel kurum, 4721 sayılı TMK’nın miras ortaklığına ilişkin hükümleridir. TMK 640‘a göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir; mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. Aynı madde, mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesinin miras ortaklığına temsilci atayabileceğini de düzenler.
Elbirliği mülkiyetinin genel hükmü olan TMK 702 ise aksine hüküm bulunmadıkça tasarruf işlemleri için ortakların oy birliğiyle karar vermeleri gerektiğini, topluluk devam ettiği sürece bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamayacağını belirtir. Terekeye ait bir taşınmazda belirli bir mirasçının “kendi payı” henüz ayrışmış değildir; o pay oranında tescil istemek, hukuken var olmayan bir paya tescil istemektir.
Tereke adına açılan davalarda tanınan yolların olayda neden işlemediğini istinaf kararı tek tek açıklamıştır:
- Tüm mirasçıların birlikte dava açması: Dilekçede diğer mirasçılar adına da tescil istenmişse de talep yargılama sırasında kendi payına daraltılmıştır.
- Diğer mirasçıların katılması veya icazet vermesi: Pay oranına hasredilmiş dava diğer mirasçıların paylarını kapsamadığından bu eksiklik giderilemez.
- Terekeye temsilci atanması (TMK 640/3): Aynı nedenle temsilci huzurunda davaya devam edilmesine de olanak görülmemiştir.
TMK 640/4’te her mirasçının terekedeki hakların korunmasını isteyebileceği yazılıdır; ancak sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır. Kendi payına hasren tescil istemi ise terekenin korunması değil, henüz gerçekleşmemiş bir paylaşımın sonucunun tek mirasçı lehine alınmasıdır.
📐 TBK 36 ve 39 Çerçevesinde Mirasçıların Konumu
Davanın maddi hukuk zemini 6098 sayılı TBK’nın aldatma hükümleridir. TBK 36/1‘e göre taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile sözleşmeyle bağlı değildir. TBK 39/1 uyarınca aldatılan taraf, aldatmayı öğrendiği andan başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyle bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse sözleşmeyi onamış sayılır.
Bu hükümlerin muhatabı, aldatma sonucu sözleşme yapan “taraf”tır; davalının savunması bu lafza dayanmaktadır. Öte yandan TMK 599, mirasçıların mirasbırakanın ölümüyle mirası bir bütün olarak kazandıklarını ve onun aynî haklarını, alacaklarını ve diğer malvarlığı haklarını doğrudan doğruya edindiklerini düzenler. Murisin sağlığında kullanmadığı bir irade bozukluğu def’inin mirasçılarca ileri sürülüp sürülemeyeceği bu iki düzenlemenin kesiştiği noktada durmaktadır; incelenen kararda dava esasa geçilmeden sonuçlandığından bu tartışmaya girilmemiştir. Aldatmanın ispat boyutunu esasa girerek inceleyen bir örnek için aynı Dairenin 2026/4119 sayılı kararına ilişkin yazıya bakılabilir.
Davacının taşınmazın bedelsiz devredildiği ve bağış niteliği taşıdığı yönündeki anlatımı, uygulamada çoğu zaman muvazaa kalıbında ileri sürülür. Ancak ön inceleme tutanağında uyuşmazlık hile hukuki nedenine dayalı tapu iptali olarak tespit edilmiştir. Muvazaa nitelendirmesi muris muvazaasında mal kaçırma kastına ilişkin yazıda ayrıca ele alınmıştır.
🧾 Ön İnceleme Tutanağının Bağlayıcılığı: HMK 140/3
Yargıtay’ın onama gerekçesinde özellikle vurguladığı husus, ön inceleme aşamasıdır. HMK 140/3 uyarınca tarafların anlaşamadıkları hususlar tutanakla belirlenir, tutanak hazır bulunan taraflarca imzalanır ve tahkikat bu tutanak esas alınarak yürütülür.
Somut olayda uyuşmazlık, ön inceleme duruşmasında “hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemi” olarak tespit edilmiş; tutanak her iki taraf vekilince imzalanmıştır. Daire bu tespiti onama gerekçesinde ayrıca zikretmiştir: tahkikatın çerçevesi tutanakla çizildikten sonra, uyuşmazlığın başka bir hukuki nedene dayandığı yönündeki temyiz itirazları bu çerçevenin dışında kalmaktadır.
Onama HMK 370/1‘e dayanmaktadır; kararın “kesin olmak üzere” verilmesi, bu dosya bakımından yargı yolunun kapandığını ifade eder.
🆕 Karardan Çıkan Pratik Sonuçlar
- Dava şartı esastan önce gelir: Aldatma iddiası ne kadar ayrıntılı olursa olsun, dava tereke adına usulüne uygun açılmamışsa mahkeme hilenin var olup olmadığını incelemez.
- Pay oranında tescil istemi terekede işlemez: TMK 640 ve 702 gereği elbirliği mülkiyetinde ayrışmış bir pay yoktur; tek mirasçının kendi payı için açtığı tapu iptali davası aktif husumet yokluğundan usulden reddedilir.
- Katılma, icazet ve temsilci yolları kapsamla sınırlıdır: Bu yollar kendi payına hasredilmiş bir talebi tereke davasına dönüştüremez.
- Yargılama sırasındaki daraltma sonucu belirleyebilir: Dava başlangıçta tüm mirasçılar adına açılmış olsa da talebin sonradan pay oranına indirilmesi davanın niteliğini değiştirmiştir.
- Ön inceleme tutanağı temyizde de bağlayıcıdır: HMK 140/3 gereği tahkikatın çerçevesi tutanakla belirlenir ve Yargıtay bu çerçeveyi onama gerekçesinde esas almıştır.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Gayrimenkul ve miras uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Muris aldatma sonucu taşınmazını devretmişse mirasçılardan biri tek başına dava açabilir mi?
İncelenen kararda mirasçılardan birinin yalnız kendi miras payı oranında açtığı hile davası, terekenin elbirliği mülkiyetine tabi olması nedeniyle aktif husumet yokluğundan usulden reddedilmiş ve Yargıtay bu sonucu onamıştır. Karar, terekeye ait bir taşınmaz için pay oranında tescil istenemeyeceğini ortaya koymaktadır.
Aktif husumet yokluğundan usulden ret ne anlama gelir?
Mahkemenin hile iddiasının doğru olup olmadığına hiç girmeden, davacının davayı bu kapsamda açma yetkisi bulunmadığı gerekçesiyle davayı sonlandırmasıdır. HMK 114’te taraf ve dava ehliyeti ile dava takip yetkisi dava şartları arasında sayılmıştır. İncelenen dosyada istinaf mahkemesi ilk derece mahkemesinin esasa girmesini dahi doğru bulmamıştır.
Diğer mirasçılar davaya sonradan katılırsa eksiklik giderilir mi?
Bölge Adliye Mahkemesi, pay oranına hasredilmiş davanın diğer mirasçıların paylarını kapsamadığını ve onlar adına açılmadığını belirterek katılma, icazet ve terekeye temsilci atanması yollarıyla da davanın sürdürülemeyeceğini kabul etmiş; Yargıtay bu değerlendirmeyi onamıştır.
Kararda evlilik vaadiyle aldatma iddiasının doğru olup olmadığı incelendi mi?
Hayır. Dava usulden reddedildiği için aldatmanın varlığı, bedelin ödenip ödenmediği veya murisin sağlık durumu hiçbir derecede esastan değerlendirilmemiştir. Her dosya kendi delilleri ve somut koşullarıyla değerlendirilir; detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, talep ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




