Emsal KararlarGayrimenkul Hukuku

İmar Kısıtlılığında Tazminat – AYM 2020/21745

Bir taşınmaz 1981 yılında imar planında yeşil alan olarak ayrıldığında malikin eli kolu bağlanır: satamaz, yapı yapamaz, planın gereği yerine getirilinceye kadar bekler. Peki otuz üç yıl sonra aynı plan değiştirilir ve taşınmaz yapılaşmaya açık bir alana dönüştürülürse, arada geçen otuz üç yılın hesabı kime sorulur? Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 6/5/2026 tarihli ve 2020/21745 başvuru numaralı kararında tam olarak bu soruyu ele almış ve iki ayrı şikâyeti birbirinden titizlikle ayırarak farklı sonuçlara ulaşmıştır.

Kararın ilgi çekici yanı, mülkiyet hakkı incelemesinin tek bir “ihlal var / yok” cevabına indirgenmemiş olmasıdır: taşınmazın bedelinin ödenmemesi yönünden ihlal bulunmamış, buna karşılık taşınmazın kısıtlı kaldığı döneme ilişkin zarar talebinin idare mahkemesince hiç tartışılmaması yönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Kısa özet: Kahramanmaraş Merkez Karamanlı Mahallesinde 1099 ada 344 ve 346 numaralı parsellerin hissedarları, taşınmazların 23/3/1981 tarihinde kesinleşen imar planıyla yeşil alan olarak ayrılması üzerine 2008 yılında adli yargıda dava açmış; dosya görevsizlikle sonuçlanınca 2019 yılında idare mahkemesinde tam yargı davası açılmıştır. İdare, 2014 yılında yapılan plan değişikliğiyle taşınmazların yapılaşmaya uygun piknik ve rekreasyon alanına dönüştürüldüğünü savunmuş; Kahramanmaraş İdare Mahkemesi 9/5/2019 tarihinde davayı reddetmiş, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi 1/6/2020 tarihinde istinafı kesin olarak reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi 6/5/2026 tarihinde oy birliğiyle, bedel talebi yönünden ihlal bulunmadığına; 1981-2014 arasındaki kısıtlılık döneminin zararına ilişkin esaslı iddianın karşılanmaması nedeniyle ise mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

🏞️ Kırk beş yıllık dosyanın kısa tarihi

Karara konu parseller Kahramanmaraş’ın Merkez Karamanlı Mahallesinde yer almakta olup 23/3/1981 tarihinde kesinleşen imar planına göre yeşil alan olarak ayrılmıştır. Bu nitelendirme, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10. maddesiyle birlikte okunduğunda önem kazanır: belediyeler imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç üç ay içinde beş yıllık imar programlarını hazırlar ve bu program sınırları içinde kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş yerleri ilgili kamu kuruluşları program süresi içinde kamulaştırır.

Karar metnine göre başvurucuların da aralarında bulunduğu malikler, taşınmazlarına el atıldığı gerekçesiyle 9/10/2008 tarihinde Kahramanmaraş 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde terditli bir dava açmıştır: önce el atmanın önlenmesi ve eski hâle getirme, olmazsa kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin tahsili. Mahkeme 17/3/2011 tarihinde davayı ispat edilemediği gerekçesiyle reddetmiş; Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 3/5/2012 tarihinde kararı bozmuştur. Bozma gerekçesinde, taşınmazlara fiilen el atılmadığı ancak imar planına göre yeşil alan olarak ayrıldığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/12/2010 tarihli kararı doğrultusunda uygulama imar planının kesinleşmesinden itibaren beş yıl içinde kamulaştırma görevinin yerine getirilmemesi ve mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması hâlinde taşınmaz bedelinin ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.

🔁 Adli yargıdan idari yargıya: görev kavgasının bedeli

Bozmaya uyan asliye hukuk mahkemesi 14/2/2014 tarihinde davanın kabulüne ve tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Ne var ki bu defa Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 20/12/2016 tarihinde, uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğu gerekçesiyle kararı bozmuş; karar düzeltme talebi de reddedilmiştir. Bozmaya uyulmasıyla dava görevsizlikten usulden reddedilmiş ve bu karar 7/2/2019 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucular 13/2/2019 tarihinde bu kez Kahramanmaraş İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

İdari yargıdaki dava dilekçesinde iki ayrı temel iddia dile getirilmiştir. Birincisi, taşınmazların kamulaştırmasız el atma bedelinin ödenmesi gerektiği; ikincisi ise taşınmazların otuz üç yıl boyunca kullanılamamasından doğan zararın tazmini. Dilekçede ayrıca, adli yargıdaki dava sürerken 27/1/2014 tarihinde İdarenin taşınmazları piknik ve rekreasyon alanına dönüştürdüğü, bunun tazmin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı savunulmuştur. Keşfen belirlenecek değerin şimdilik 10.000 TL’lik kısmı talep edilmiştir.

İdare, cevabında taşınmazların artık piknik ve rekreasyon alanında bulunduğunu ve yapılaşma imkânı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. İdare Mahkemesi 9/5/2019 tarihinde davayı reddetmiş, Bölge İdare Mahkemesi 1/6/2020 tarihinde istinaf talebini kesin olarak reddetmiş, bireysel başvuru 9/7/2020 tarihinde yapılmıştır.

📐 Hukuki el atma nedir, hangi şartlara bağlıdır?

İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde, hukuki el atmanın gerçekleşmesi için dört şartın birlikte bulunması gerektiği ifade edilmiştir: taşınmazın imar planıyla kamusal kullanıma ayrılması; taşınmaz üzerinde özel kullanımın ve yapılaşmanın imar planı gereği hiçbir şekilde mümkün olmaması; imar planının onayından itibaren en az beş yıl geçmiş olması; ve taşınmazın bu süre zarfında kamulaştırılmamış olması.

Somut olayda mahkeme, ikinci şartın gerçekleşmediğini kabul etmiştir. Zira başvuruculara ait taşınmazlar için yapılaşma koşulları E: 0,05, maksimum kat: 2 olarak belirlenmiştir. Yani plan değişikliğinden sonra taşınmazlarda —sınırlı da olsa— yapı yapılabilmektedir. Mahkeme buradan hareketle, kamu menfaatinin gerekliliği ile kişi yararı arasındaki adil dengeyi bozan ölçüsüz bir yükten söz edilemeyeceği, dolayısıyla kamulaştırmayı gerektirir bir kısıtlılığın bulunmadığı sonucuna varmıştır.

💰 Birinci şikâyet: taşınmaz bedeli neden ödenmedi?

Anayasa Mahkemesi, taşınmazların mülkiyet durumunun uzun süre belirsiz bırakılması biçimindeki müdahaleleri mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkin genel kural çerçevesinde incelemektedir. Müdahalenin Anayasa’ya uygunluğu için kanuna dayanma, kamu yararı amacı taşıma ve ölçülülük ölçütleri aranır. Kararda müdahalenin 3194 sayılı Kanun hükümlerine dayandığı, bu hükümlerin ulaşılabilir, belirli ve öngörülebilir olduğu; imar düzenlemesi sırasında taşınmazın imar durumunun belirlenmesinin kamu yararına dayalı meşru bir amaç taşıdığı kabul edilmiştir.

Bedel talebi yönünden Mahkeme, daha önceki içtihadına atıf yapmıştır. İmar planında sağlık alanı iken özel sağlık alanına, ya da rekreasyon alanı iken ticari rekreasyon alanına dönüştürülen taşınmazlara ilişkin kararlarda; kamu hizmeti alanına ayrılmaktan vazgeçilmesinin de bir müdahale oluşturduğu, ancak bu müdahalenin taşınmazın özel amaçlarla kullanımını engellemediği belirtilmiştir. Somut olayda yapılaşma imkânı olmayan yeşil alan vasfının, yapılaşmaya uygun piknik ve rekreasyon alanına dönüştürüldüğü dikkate alınarak bu içtihattan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle bedel talebinin reddi yönünden adil dengenin bozulmadığına ve mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmiştir. Mülkiyet hakkına yönelik uzun süreli müdahalelerin farklı bir görünümü için serideki uzun süren elkoyma kararı karşılaştırmalı olarak okunabilir.

⏳ İkinci şikâyet: kısıtlılık döneminin zararı

Kararın asıl ağırlık merkezi burasıdır. Başvurucuların dava ve istinaf dilekçeleri incelendiğinde, bedel talebinin yanında 1981 yılından 2014 yılına kadar mülkiyet hakkının kısıtlanması nedeniyle geriye dönük ayrı bir tazminat talebinin de bulunduğu tespit edilmiştir. Yani iki ayrı talep vardır: bugüne ilişkin bedel ve geçmişe ilişkin zarar.

Anayasa Mahkemesi kararında bu noktada üç önceki içtihadına dayanmıştır. B. No: 2016/10425 (4/4/2019) kararında, imar planında ilköğretim tesis alanı olarak ayrılan taşınmaz yönünden kamulaştırmadan vazgeçilse bile kısıtlamaların sürdüğü; malikin tazminat isteminin yalnızca kamulaştırma bedeliyle sınırlı olmadığı ve kısıtlamanın yol açtığı zararların da tazmin edilmesi gerektiği belirtilmiştir. B. No: 2019/9598 (13/1/2022) ve B. No: 2019/2192 (19/10/2022) kararlarında ise doğal sit alanı ilan edilen taşınmazlarda uygulama imar planının geç yapılması nedeniyle kullanım durumunun uzun süre belirsiz bırakılmasının müdahale oluşturduğu, kısıtlama ve belirsizliğe rağmen hiçbir tazminat ödenmemesinin bütün külfeti malike yüklediği sonucuna ulaşılmıştır.

📝 Mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencesi

Anayasa’nın 35. maddesi usule ilişkin açık bir güvenceden söz etmez. Buna karşılık Anayasa Mahkemesi yerleşik içtihadında, mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi için malike; müdahalenin kanun dışı, keyfî ya da makul olmayan şekilde uygulandığına ilişkin savunma ve itirazlarını sorumlu makamlar önünde etkin biçimde ortaya koyabilme olanağının tanınması gerektiğini kabul etmektedir. Bu güvencenin yerine getirildiğinden söz edilebilmesi için yargı kararlarında konuyla ilgili ve yeterli gerekçe bulunmalıdır. Bu, davacının bütün iddialarına tek tek cevap verilmesi anlamına gelmez; ancak davanın sonucuna etkili, esasa ilişkin temel iddia ve itirazlar özenli biçimde değerlendirilmelidir.

Somut olayda İdare Mahkemesi kararında yalnızca taşınmazların vasfının piknik ve rekreasyon alanına dönüştürülmesi nedeniyle yapılaşma imkânı getirildiği, kamulaştırmayı gerektirir bir kısıtlılığın ve hukuki el atmanın söz konusu olmadığı ifade edilmekle yetinilmiştir. Taşınmazların kısıtlı kaldığı döneme ilişkin geriye dönük tazminat talebi hakkında ise hiçbir değerlendirme yapılmamıştır. Anayasa Mahkemesi bu nedenle usule ilişkin güvencelerin yerine getirilmediği, adil dengenin başvurucular aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü olmadığı sonucuna ulaşarak Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankası’nda 2020/21745 başvuru numarasıyla yayımlanmıştır. Aşağıdaki PDF’te başvurucu, başkan, üye, raportör ve vekil adları “(isim yayımlanmamıştır)” ifadesiyle değiştirilmiştir.

⚖️ Giderim: yeniden yargılama, tazminat değil

Başvurucular ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve her biri için ayrı ayrı 10.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi, tespit edilen ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğunu belirterek kararın bir örneğinin Kahramanmaraş İdare Mahkemesine (E.2019/126, K.2019/373) gönderilmesine hükmetmiştir. Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talepleri reddedilmiştir. Ayrıca 446,90 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.446,90 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmiştir. Karar 6/5/2026 tarihinde oy birliğiyle alınmıştır.

Kararda özellikle vurgulanan bir nokta, hak ihlali kararından Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuyla ilgili bir tutum sergilediği sonucunun çıkarılmaması gerektiğidir. İhlal kararı, uyuşmazlığın kabulü ya da reddi anlamına gelmez; delilleri değerlendirme ve sonuç çıkarma yetkisi yeniden yapılacak yargılamada da ilgili mahkemeye aittir. Kararın pratik anlamı şudur: imar kısıtlılığı davalarında taşınmazın sonradan yapılaşmaya açılmış olması, planın kesinleştiği tarih ile değişiklik tarihi arasındaki dönemin ayrı bir talep konusu yapılmasını engellemez ve bu talep hakkında mahkemelerin ayrıca gerekçe kurması beklenir. Mülkiyete yönelik uzun süreli kısıtlamaların bir başka görünümü için serideki banka hesabına uzun süreli bloke kararı incelenebilir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Taşınmazın imar planında yeşil alan olarak ayrılması tek başına kamulaştırmasız el atma sayılır mı?

Karara konu idare mahkemesi gerekçesinde hukuki el atmanın gerçekleşmesi için dört şartın birlikte bulunması arandığı ifade edilmiştir: taşınmazın imar planıyla kamusal kullanıma ayrılması, yapılaşmanın hiçbir şekilde mümkün olmaması, planın onayından itibaren en az beş yıl geçmesi ve bu sürede kamulaştırılmamış olması. Somut olayda plan değişikliğiyle yapılaşma koşulu E: 0,05, maksimum kat: 2 olarak belirlendiğinden yapılaşmanın tamamen imkânsız olmadığı kabul edilmiştir.

Anayasa Mahkemesi bu başvuruda neden hem ihlal yok hem ihlal var dedi?

Başvuruda birbirinden ayrı iki şikâyet vardı. Taşınmazların bedelinin ödenmemesine ilişkin şikâyet yönünden, plan değişikliğiyle yapılaşmanın mümkün hâle gelmesi dikkate alınarak ihlal bulunmadığına karar verildi. Buna karşılık taşınmazların 1981-2014 arasında kısıtlı kaldığı döneme ilişkin zarar talebi idare mahkemesince hiç değerlendirilmediğinden, bu yönden mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucuna varıldı.

İhlal kararı doğrudan tazminat ödenmesi anlamına gelir mi?

Hayır. Kararda, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının yeterli giderim sağlayacağı belirtilerek başvurucuların tazminat talepleri reddedilmiştir. Karar Kahramanmaraş İdare Mahkemesine gönderilmiş olup, yeniden yapılacak yargılamada delilleri değerlendirme ve sonuç çıkarma yetkisi yine ilgili mahkemeye aittir.

Kararda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10. maddesi neden önemli?

Anılan maddede belediyelerin imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç üç ay içinde beş yıllık imar programlarını hazırlayacakları, bu program sınırları içinde kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş yerlerin ilgili kamu kuruluşlarınca program süresi içinde kamulaştırılacağı düzenlenmiştir. Karara konu dosyada Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2012 tarihli bozma kararı da bu düzenlemeye ve Hukuk Genel Kurulunun 15/12/2010 tarihli kararına dayandırılmıştı. Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Anayasa Mahkemesinin 2020/21745 başvuru numaralı kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Bireysel başvuruda verilen ihlal kararı uyuşmazlığı kesin olarak sonuçlandırmaz; yargılama ihlal kararı doğrultusunda yeniden yapılır. Karar metnindeki kişi adları yazıda ve ekli PDF’te yayımlanmamıştır. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu