Emsal KararlarTazminat Hukuku

Koyun Yatırımında Adi Ortaklık – Yargıtay 3. HD 2026/3287

Parayı bir taraf koyar, emeği diğer taraf verir. Aile içinde kurulan pek çok yatırım ilişkisi bu basit paylaşımla başlar ve çoğu zaman hiçbir yazılı belgeye dökülmez. Hayvancılık, tarım ya da küçük ticaret için bir araya getirilen paralar yıllar içinde büyür; ancak kazanç paylaşılmadığında ortada ne bir sözleşme ne de bir hesap dökümü bulunur. Bu yazıda incelenen dosyada, tarla satışından elde edilen paranın koyun yetiştiriciliğine yatırılmasıyla başlayan bir akraba ortaklığı, yıllar sonra icra takibi ve itirazın iptali davasıyla Yargıtay’ın önüne gelmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 21.05.2026 tarihli ve E.2025/5616, K.2026/3287 sayılı kararıyla, sözlü olarak kurulan hayvancılık ortaklığına konulan 61.200,00 TL’nin iadesi için başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline ve taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine hükmeden Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır. Kararın dayanağı, davalının savcılık ifadesinde parayı aldığını kabul etmesi ve ortaklık kazancının davacı için yaptırılan eve harcandığı yönündeki savunmasını ispatlayamamasıdır.

Kısa özet: Davacı, yeğeni olan davalı ve eşinin “birlikte koyun alıp getiri sağlama” teklifi üzerine 61.200,00 TL verdiğini, bu parayla 62 gebe dişi ve 10 erkek koyun alındığını, ayrıca her ay 1.500,00 TL yem ve bakım parası ödediğini, ancak sürü büyüyüp hayvanlar satıldığında kendisine pay verilmediğini ileri sürmüştür. Kırşehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi davayı ispat edilemediği gerekçesiyle reddetmiş; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi bu kararı kaldırarak adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, itirazın 61.200,00 TL üzerinden iptaline karar vermiş; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi bu hükmü onamıştır.

🐑 Tarla parasından sürüye: olayın arka planı

Karar metnine göre davacı ve kardeşleri 2018-2019 yıllarında tarla satışından para elde etmiştir. Bu dönemde davacının kardeşinin oğlu olan davalı ve eşi, davacıya paralarını kendilerine vermesini, birlikte koyun alıp getiri sağlayabileceklerini ve yatırım yapabileceklerini söylemiştir. Anlatılan modelde davacı yalnızca para koyacak; hayvanların alınması, bakımı ve yönetimi davalı tarafta kalacaktı.

Davacının iddiasına göre bu teklif üzerine davalıya 61.200,00 TL verilmiş, tanesi 850,00 TL’den 62 gebe dişi ve 10 erkek koyun satın alınmış, ayrıca her ay 1.500,00 TL yem ve bakım gideri ödenmiştir. 2022 yılında hayvan sayısı ciddi şekilde artmış; ancak davalı hayvanları sattığı hâlde davacının payını vermemiştir.

Uyuşmazlığın ceza soruşturması boyutu da bulunmaktadır. Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/9910 sayılı soruşturma dosyasında davalı ve eşi verdikleri ifadelerde davacıdan 61.500,00 TL para aldıklarını kabul etmiştir. Davacı bunun üzerine icra takibi başlatmış, davalının takibe itiraz etmesi üzerine sözlü ortaklık sözleşmesinin haklı sebeple feshini, itirazın 61.200,00 TL üzerinden iptalini ve icra inkâr tazminatını talep etmiştir.

Davalı süresinde cevap dilekçesi vermemiş; yargılama sırasında ise ortak hayvan yetiştiriciliği konusunda anlaştıklarını tartışmasız kabul etmekle birlikte, davacıdan hiç para almadığını ve davacının talebi üzerine onun adına kayıtlı arsaya “hayvan karşılığında” ev yaptırdığını savunmuştur.

⚖️ Üç mahkeme, iki farklı sonuç

Kırşehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi (2024/149 E., 2024/77 K.), davacının iddiasını ispatlayan nitelikte bir delil bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi (2024/2260 E., 2025/1611 K.) ise dosyaya farklı bir açıdan bakmıştır. Daireye göre davalı, davacının akrabalarından gelen tarla parası olan 61.500,00 TL’yi aldığını kabul etmiş; ancak bu kabule, davacının arsasına ev yaptırdığı ve evin bedelinin hayvancılık ortaklığından ödenmesi konusunda anlaştıkları yönünde yeni bir vakıa eklemiştir. Bu savunma bağlantılı bileşik ikrar olarak nitelendirilmiş, ispat yükünün davalıya geçtiği ve davalının bu savunmayı ispatlayamadığı sonucuna varılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi ilk derece kararını kaldırmış ve yeniden hüküm kurarak:

  • taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine,
  • icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaliyle takibin 61.200,00 TL üzerinden devamına,
  • koşulları oluşmadığından icra inkâr tazminatı talebinin reddine

karar vermiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, davalı vekilinin temyizi üzerine uyuşmazlığı “taraflar arasındaki adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi ile ortaklık payının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemi” olarak nitelendirmiştir. Daire, davalının savcılıkta verdiği ifadede davacıdan ortaklığa ilişkin para aldığını ikrar ettiğini, buna karşılık ortaklık kârının davacıya yapılan evin masraflarına harcandığını ispatlayamadığını belirterek kararı HMK m.370/1 uyarınca oy birliğiyle onamıştır.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🤝 Neden adi ortaklık? TBK 620’nin ölçütleri

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 620. maddesi adi ortaklık sözleşmesini, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olarak tanımlar. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımayan bir ortaklık, adi ortaklık sayılır.

Dosyadaki ilişki bu tanıma şu yönleriyle oturmaktadır:

  • Ortak amaç: Koyun yetiştirip çoğaltmak ve bundan getiri elde etmek.
  • Katkıların birleştirilmesi: Bir taraf sermaye (tarla parası ve aylık yem-bakım gideri), diğer taraf emek (hayvanların bakımı ve yönetimi) koymuştur.
  • Şekil serbestisi: Anlaşma sözlüdür; adi ortaklık için kanunda bir şekil şartı öngörülmediğinden sözleşmenin yazılı olmaması ilişkinin varlığına engel değildir.
  • Tarafların kabulü: Davalı da yargılamada ortak hayvan yetiştiriciliği konusunda anlaşıldığını tartışmasız kabul etmiştir. Uyuşmazlık, ortaklığın varlığında değil, paranın alınıp alınmadığında ve kazancın nereye gittiğinde toplanmıştır.

Bu nitelendirmenin pratik sonucu önemlidir: Para bir ödünç (TBK 386 vd.) olarak verilmiş olsaydı, talep doğrudan geri ödeme borcuna dayanacaktı. Ortaklık kabul edildiğinde ise talep, ortaklığın sona erdirilmesi ve tasfiyesi üzerinden kurulur. Bölge Adliye Mahkemesi de hükmü bu iki aşamalı yapıya göre kurmuştur.

🧾 Bileşik ikrar ve ispat yükünün yer değiştirmesi

Kararın belirleyici halkası, davalının savunmasının nasıl okunduğudur. HMK m.188/1’e göre taraflarca mahkeme önünde ikrar edilen vakıalar çekişmeli olmaktan çıkar ve ispatı gerekmez. Dosyada ise davalının iki farklı beyanı bulunmaktadır:

  • Yargılamada davacıdan hiç para almadığını savunmuştur.
  • Savcılık ifadesinde ise davacıdan 61.500,00 TL aldığını kabul etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi, davalının parayı aldığını kabul edip buna “ev yaptırdım, bedeli ortaklıktan ödenecekti” şeklinde ayrı ve yeni bir vakıa eklemesini bağlantılı bileşik ikrar olarak değerlendirmiştir. Bileşik ikrarda davalı, davacının ileri sürdüğü vakıayı kabul eder; ancak bu vakıanın hukuki sonucunu ortadan kaldıran ya da değiştiren başka bir vakıa ileri sürer. Bu ek vakıa, onu ileri süren tarafça ispat edilmelidir.

Bu nedenle ispat yükü, “para verildi” iddiası bakımından davacının üzerinden kalkmış; “ortaklık kazancı davacının evine harcandı” savunması bakımından davalıya geçmiştir. Davalının temyiz dilekçesinde bir tanık beyanına dayanarak savunmasının doğrulandığını ileri sürmesi de sonucu değiştirmemiştir. Yargıtay, davalının kârın ev masraflarına harcandığını ispatlayamadığını açıkça tespit etmiştir.

Serideki benzer bir dosyada, davalının parayı aldığını kabul edip sebebinin farklı olduğunu savunması vasıflı ikrar olarak nitelendirilmiş ve ispat yükü davacıda kalmıştı. İki kararın karşılaştırması için hisse vaadiyle gönderilen paranın ispatı kararı incelenebilir. Aradaki fark, ikrara eklenen beyanın vakıanın niteliğini mi değiştirdiği (vasıflı ikrar), yoksa onun sonuçlarını ortadan kaldıran ayrı bir vakıa mı olduğu (bileşik ikrar) noktasındadır.

🔚 Fesih, tasfiye ve katılım payının iadesi

TBK m.639, adi ortaklığın sona erme hâllerini sayar. Bentlerden yedincisine göre haklı sebeplerin bulunması hâlinde ortaklık, her zaman başkaca koşul aranmaksızın, fesih istemi üzerine mahkeme kararıyla sona erer. Davacının talebi de sözlü ortaklık sözleşmesinin haklı sebeple feshi yönündedir. Hayvanların satılıp davacıya pay verilmemesi, Bölge Adliye Mahkemesince fesih ve tasfiyeye karar verilmesine yeterli görülmüştür.

Tasfiyede kazanç ve zararın paylaşımını düzenleyen TBK m.643’e göre, ortaklığın borçları ödendikten ve ortakların verdiği avanslar, yaptıkları giderler ve koydukları katılım payları geri verildikten sonra bir şey artarsa bu kazanç ortaklar arasında paylaşılır. Dosyada davacı, takibi ve davayı ortaklığa koyduğu ana para üzerinden kurmuş; Bölge Adliye Mahkemesi de itirazı 61.200,00 TL üzerinden iptal etmiştir. Karar metninde, sürünün son değeri veya satıştan elde edilen kazancın ayrıca hesaplandığına ilişkin bir bilgi bulunmamaktadır.

Tutarlar konusunda dikkat çeken bir ayrıntı da vardır: Davacı 61.200,00 TL verdiğini ileri sürmüş, savcılık ifadesinde ise 61.500,00 TL’den söz edilmiştir. Mahkeme, talep ile bağlı kalarak takibin 61.200,00 TL üzerinden devamına hükmetmiştir. İcra inkâr tazminatı ise koşulları oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir; karar metninde bu gerekçe ayrıca açıklanmamıştır.

📌 Sözlü yatırım ortaklıklarına yansımaları

Karar, küçük ölçekli ve akrabalar arası yatırım ilişkilerinde sıkça görülen üç soruna ışık tutmaktadır:

  1. Yazılı sözleşme yokluğu tek başına belirleyici değildir. Tarafların beyanları, ceza soruşturmasındaki ifadeler ve alım-satım bilgileri ortaklığın kurulduğunu ortaya koyabilir.
  2. Ceza soruşturmasındaki beyanlar hukuk davasında önem taşır. Bu dosyada davalının savcılıkta verdiği ifade, yargılamadaki “hiç para almadım” savunmasının önüne geçmiştir.
  3. Savunmada eklenen yeni vakıa ispat yükü doğurur. Parayı aldığını kabul edip başka bir amaca harcandığını ileri süren taraf, bu harcamayı ispatlamak durumunda kalabilir.

Yatırım amacıyla verilen bir paranın hukuki niteliği her dosyada farklı değerlendirilebilir. Ortaklık, ödünç veya bir projeye katılım bedeli olarak nitelendirme, uygulanacak hükümleri ve talebin nasıl kurulacağını belirler. Bir yatırım projesine ödenen bedelin iadesine ilişkin farklı bir örnek için yatırım katılım bedelinin iadesi kararına bakılabilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası ve Emsal Kararlar arşivi üzerinden ilgili içeriklere ulaşılabilir.

❓ Merak edilenler

Sözlü olarak kurulan bir hayvancılık ortaklığı hukuken geçerli sayılır mı?

TBK m.620’de adi ortaklık için bir şekil şartı öngörülmemiştir. Bu dosyada ortaklık sözlü olarak kurulmuş, davalı da ortak hayvan yetiştiriciliği konusunda anlaştıklarını kabul etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ve Yargıtay, ilişkiyi adi ortaklık olarak değerlendirmiştir.

İlk derece mahkemesi davayı neden reddetmişti?

Kırşehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi, davacının iddiasını ispatlar nitelikte delil bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi ise davalının parayı aldığını kabul ettiğini ve buna eklediği savunmayı ispatlayamadığını tespit ederek bu kararı kaldırmıştır.

Savcılıktaki ifade hukuk davasında neden bu kadar etkili oldu?

Davalı yargılamada para almadığını savunmuş, ancak Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde davacıdan 61.500,00 TL aldığını kabul etmiştir. Yargıtay, bu ifadede ortaklığa ilişkin paranın alındığının ikrar edildiğini, kazancın davacının evine harcandığı savunmasının ise ispatlanamadığını belirtmiştir.

İcra inkâr tazminatı neden verilmedi?

Bölge Adliye Mahkemesi, icra inkâr tazminatının koşullarının oluşmadığını belirterek bu talebi reddetmiştir. Karar metninde ret gerekçesi ayrıntılandırılmamıştır; Yargıtay da hükmü bu hâliyle onamıştır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin yayımlanmış onama kararı ile bu kararda aktarılan ilk derece ve istinaf gerekçelerinden derlenmiştir. Sözlü ortaklık ilişkilerinde ortaklığın varlığı, katkıların miktarı ve tasfiye sonucu, her dosyanın delil durumuna göre farklı değerlendirilebilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve işlemlerden Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu