Emsal KararlarMiras Hukuku

Hazinenin Veraset İlamı Davası – Yargıtay 7. HD 2026/3250

Mirasçılık belgesi, halk arasındaki adıyla veraset ilamı, çoğu zaman birkaç gün içinde alınan ve ardından tapuda intikal işlemlerinin yapıldığı sıradan bir evrak gibi görülür. Ancak belge yanlış kişileri mirasçı gösteriyorsa, özellikle de taşınmazlar bu belgeye dayanılarak el değiştirmişse, belgenin iptali için kimin dava açabileceği sorusu önem kazanır. Mirasçısı bulunmayan kişinin mirasının Devlete geçeceğini düzenleyen hüküm karşısında Hazine bu davayı açabilir mi? Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin onadığı bir kararda bu soru, mirasçılık iddiası ileri sürülmediği ve mahkemece yetki de verilmediği bir durumda Hazine aleyhine sonuçlandı.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 15.06.2026 tarihli ve E.2026/3604, K.2026/3250 sayılı kararıyla, Hazine tarafından açılan mirasçılık belgesinin iptali davasının aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 63. Hukuk Dairesi kararını kesin olmak üzere oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: Hazine, Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2021/16 Esas, 2021/103 Karar sayılı veraset ilamının eksik inceleme sonucunda düzenlendiğini ileri sürerek iptalini istemiştir. İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmiş; İstanbul BAM 63. Hukuk Dairesi bu kararı kaldırarak, mirasçılık belgesinin iptalini mirasçıların veya mahkemece yetki verilen kişilerin isteyebileceğini, murisin mirasçısı olmayan ve mirasçı olduğunu da iddia etmeyen Hazinenin bu davada aktif husumet ehliyeti bulunmadığını belirterek davayı bu gerekçeyle reddetmiştir. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi istinaf kararını onamıştır.

📜 Yedi günde verilen veraset ilamı

Dava konusu mirasçılık belgesi, Büyükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesince 2021/16 Esas ve 2021/103 Karar sayısıyla düzenlenmiştir. Hazinenin temyiz dilekçesinde aktarıldığına göre bu belgeye ilişkin dava 07.01.2021 tarihinde açılmış, karar 14.01.2021 tarihinde verilmiştir. Hazinenin belgeye yönelttiği eleştiriler şöyle özetlenebilir:

  • Murisin nüfus kaydında ölüm tarihi bulunmadığı, eş ve çocuk bilgisinin yer almadığı,
  • Veraset ilamı ile tapu kayıtları ve kadastro tutanaklarında murisin adının ve baba adının farklı geçtiği,
  • Belgenin Hazine davaya dâhil edilmeden hasımsız olarak alındığı ve bu çelişkilerin giderilmediği,
  • Mirasçıların Lübnan vatandaşı olmasına rağmen bu ülkeyle karşılıklılık bulunup bulunmadığının tartışılmadığı,
  • Yabancılık unsuru bulunan bir dosyada belgenin yalnızca yedi gün içinde düzenlendiği.

Bu iddiaların doğru olup olmadığı yargılamada esastan incelenmemiştir; çünkü dava, Hazinenin böyle bir davayı açma sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddedilmiştir. Bu yönüyle karar, belgenin doğruluğuna değil, davayı kimin açabileceğine ilişkindir.

🔎 Hukuki yarar mı, aktif husumet mi?

Derece mahkemeleri davayı aynı sonuçla, fakat farklı gerekçelerle reddetmiştir. Bu fark teknik görünse de sonuçları bakımından önemlidir.

  • İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi (2024/146 E., 2025/129 K.) davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmiştir. Davalılar da cevap dilekçesinde Hazinenin bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını savunmuştu.
  • İstanbul BAM 63. Hukuk Dairesi (2025/5631 E., 2026/555 K.) ise Hazinenin istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış; ancak davayı bu kez aktif husumet yokluğu nedeniyle reddetmiştir. Daireye göre, taşınmazın kayyımla idaresini gerektiren bir durum bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi isabetsizdir; doğru olan, davacının dava açma sıfatının bulunmadığının tespitidir.

Hukuki yarar bir dava şartıdır ve davacının mahkemeden hukuki korunma istemekte güncel ve meşru bir yararının bulunup bulunmadığıyla ilgilidir. Aktif husumet (dava ehliyeti anlamında sıfat) ise dava konusu hakkın davacıya ait olup olmadığı meselesidir. BAM, bu dosyada sorunun Hazinenin yararında değil, mirasçılık belgesinin iptalini isteme hakkının Hazineye ait olup olmadığında olduğunu kabul etmiştir. İstinaf dairesi ayrıca davalılar yararına vekâlet ücretine hükmedilmesinde hata bulunmadığını belirtmiştir.

👥 Mirasçılık belgesinin iptalini kimler isteyebilir?

Türk Medeni Kanunu m.598’e göre, başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları belirlenenlere sulh mahkemesince veya noterlikçe mirasçılık sıfatlarını gösteren bir belge verilir ve mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri sürülebilir. Belgenin geçersizliğinin süreye bağlı olmaksızın ileri sürülebilmesi, bunu herkesin isteyebileceği anlamına gelmez. Onanan istinaf kararı, dava açabilecek kişileri şöyle sıralamıştır:

  • Mirasçılık belgesi verilmesini isteme hakkı kural olarak murisin mirasçılarına aittir.
  • Belgede mirasçı olarak gösterilmeyen ve kendisine mirastan pay verilmeyen mirasçılar, önceki belgenin iptalini isteyebilir.
  • Mirasçı olarak gösterildiği hâlde gerekenden az pay verilen mirasçılar da iptal davası açabilir.
  • Mirasçı sıfatı bulunmayan kişiler ancak mahkemelerce yetki verilmiş olması koşuluyla bu tür davaları açabilir.
  • Bunlar dışında kalan, mirasçı sıfatı bulunmayan ve mahkemece yetki de verilmemiş kişilerin açtığı davalar aktif husumet yokluğundan reddedilir.

BAM, somut olayda Hazinenin murisin mirasçısı olmadığını ve mirasçı olduğunu da iddia etmediğini tespit etmiştir. Dosyada Hazineye mahkemece verilmiş bir yetki de bulunmadığından, dava bu kapsamda değerlendirilmiştir.

Mirasla ilgili davalarda taraf sıfatının belirleyici olduğu başka örnekler de serinin konusu olmuştur. Husumet ve tefrik sorunlarını ele alan mirasçılıktan çıkarmada husumet kararı ve miras payı oranında hile iddiasıyla açılan davada davacı sıfatını ele alan 1. HD 2026/2990 kararı, bu karara yakın bir çerçeve sunar.

🏦 Hazinenin temyiz itirazları

Hazine vekili temyiz dilekçesinde, davanın aslında Hazinenin mirasçılık iddiasına dayandığını ileri sürmüştür. Temyiz sebepleri şu başlıklarda toplanabilir:

  • Devletin mirasçılığı: Murisin soybağından kaynaklanan mirasçısı bulunmaması durumunda mirasın TMK m.501 uyarınca Hazineye geçeceği; davanın bu mirasçılık iddiasıyla açıldığı. TMK m.501, mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirasının Devlete geçeceğini düzenler.
  • Tapu sicilinden doğan sorumluluk: TMK m.1007 uyarınca tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devletin sorumlu olduğu; sahte veraset ilamlarına dayanan tescillerin yolsuz tescil sayıldığı ve Hazinenin gerçek hak sahiplerine karşı tazmin yükümlülüğü bulunduğu.
  • Kayıt çelişkileri ve yabancılık unsuru: Murisin kimlik bilgilerindeki uyumsuzluklar ile Lübnan vatandaşı mirasçılar yönünden karşılıklılık incelemesinin yapılmadığı.
  • Vekâlet ücreti: Hazine aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu.

Tapu sicilindeki hatalı işlemler nedeniyle Devletin sorumluluğu, serideki sahte vekâletname ile tapu devri kararında farklı bir açıdan ele alınmıştı. Bu dosyada ise Hazine, olası bir sorumluluk riskini gerekçe göstererek mirasçılık belgesinin iptalini istemiş; ancak bu gerekçe dava açma sıfatı için yeterli görülmemiştir.

⚖️ Yargıtay’ın sonucu

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı “mirasçılık belgesinin iptali istemi” olarak belirlemiş; temyizen incelenen kararın tarafların iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kurallarına göre usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz dilekçesindeki nedenlerin bozmayı gerektirmediğini belirtmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı 6100 sayılı HMK m.370/1 uyarınca onanmıştır. Davacı Hazine, 492 sayılı Harçlar Kanunu m.13/j gereğince harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Karar 15.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🧩 Kararın uygulamaya yansıması

Onama kararı kısa gerekçeli olduğundan, kararın ağırlığı onanan istinaf gerekçesinden gelir. Bu gerekçeden çıkan başlıca sonuçlar şunlardır:

  • “Her zaman ileri sürülebilir” ile “herkes ileri sürebilir” farklıdır: TMK m.598’deki süresizlik, belgenin geçersizliğinin zamanla bağlı olmaksızın tartışılabilmesini sağlar; dava açma sıfatını ise genişletmez.
  • Mirasçılık iddiasının davada açıkça kurulması: BAM, Hazinenin mirasçı olduğunu iddia etmediğini tespit etmiş; Hazine ise temyizde davanın TMK m.501’e dayalı mirasçılık iddiasıyla açıldığını savunmuştur. Yargıtay bu itirazı bozma nedeni saymamıştır. Dava dilekçesinde hangi sıfatla ve hangi hukuki sebebe dayanılarak dava açıldığının açıkça ortaya konması, bu tür davalarda sonucu belirleyebilecek bir husustur.
  • Dolaylı menfaat sıfat yaratmaz: Tapu sicilinden doğan olası sorumluluk, mirasçılık belgesinin iptalini isteme hakkı tanımamıştır.
  • Yetki verilmesi yolu: Kararda mirasçı sıfatı bulunmayan kişilerin mahkemece yetki verilmiş olması koşuluyla dava açabileceği belirtilmiştir. Bu dosyada böyle bir yetki bulunmadığı için bu yolun koşulları ayrıca tartışılmamıştır.
  • Esasa ilişkin iddialar incelenmedi: Kayıt çelişkileri ve karşılıklılık gibi iddialar, dava usulden reddedildiği için değerlendirilmemiştir. Kararın, belgenin doğru düzenlendiğine dair bir tespit içermediği unutulmamalıdır.

❔ Soru ve cevaplar

Mirasçısı olmayan kişinin mirası Devlete geçtiğine göre Hazine neden davacı olamadı?

İstinaf dairesi, Hazinenin bu davada murisin mirasçısı olduğunu iddia etmediğini ve mahkemece verilmiş bir yetkisinin de bulunmadığını tespit etmiştir. Hazine temyizde davanın TMK m.501’e dayalı mirasçılık iddiasıyla açıldığını savunmuş, ancak Yargıtay istinaf kararını usul ve kanuna uygun bularak onamıştır.

Hukuki yarar yokluğu ile aktif husumet yokluğu arasındaki fark bu dosyada neden önemliydi?

İlk derece mahkemesi davayı hukuki yarar yokluğundan reddetmiş, istinaf dairesi ise bu gerekçeyi isabetsiz bularak davayı aktif husumet yokluğundan reddetmiştir. İlki bir dava şartına, ikincisi ise dava konusu hakkın davacıya ait olup olmadığına ilişkindir. Sonuç aynı olsa da ret gerekçesi, kararın hangi konuda bağlayıcı olduğunu ve benzer davalarda nasıl okunacağını etkiler.

Kararda kimlerin mirasçılık belgesinin iptalini isteyebileceği sayılmış mı?

Evet. Onanan istinaf kararına göre belgede hiç gösterilmeyen mirasçılar, gerekenden az pay verilen mirasçılar ve mahkemece yetki verilmiş olması koşuluyla mirasçı sıfatı bulunmayan kişiler bu davayı açabilir. Bunlar dışındaki kişilerin açtığı davalar aktif husumet yokluğundan reddedilir.

Veraset ilamındaki isim çelişkileri ve karşılıklılık iddiası ne oldu?

Bu iddialar Hazinenin temyiz dilekçesinde ileri sürülmüştür; ancak dava sıfat yokluğu nedeniyle usulden reddedildiği için esastan incelenmemiştir. Dolayısıyla karar, dava konusu mirasçılık belgesinin doğru ya da yanlış düzenlendiğine ilişkin bir değerlendirme içermez.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin yayımlanmış onama kararından ve karar metninde aktarılan derece mahkemesi gerekçelerinden derlenmiştir. Karar, davanın usulden reddine ilişkin olup dava konusu mirasçılık belgesinin içeriğine dair bir tespit içermez. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu