Banka Zimmetinde Zamanaşımı – Yargıtay 7. CD 2026/7387

Mevduatını ve hisse senetlerini bir banka şubesine emanet eden müşteri, hesabındaki hareketleri çoğu zaman yıllar sonra fark eder. İmzası olmayan bir tediye fişi, hiç vermediği bir hisse virmanı talimatı ya da güvenerek boş bıraktığı bir fiş… Böyle bir dosya ceza mahkemesine ulaştığında ise tartışma yalnızca “zimmet var mı” sorusuyla sınırlı kalmaz: Hangi işlem basit, hangisi nitelikli zimmettir, altı yıla yayılan eylemlerde zamanaşımı nereden başlar, adli para cezası hangi tutar üzerinden hesaplanır ve döviz cinsinden zarar hangi kurla Türk lirasına çevrilir?
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 23.06.2026 tarihli ve E.2026/597, K.2026/7387 sayılı kararıyla, bir banka şubesi görevlisinin mudilerin hesaplarından yaptığı işlemler nedeniyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’na muhalefetten kurulan mahkûmiyet hükmünü, katılan banka ve sanık müdafiinin temyizi üzerine bozmuştur. Daire, mudi imzası taşımayan fiş ve hisse virmanı talimatlarına dayanan bir kısım eski işlemler yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine oy çokluğuyla karar vermiş; kalan işlemler için ise sekiz ayrı bozma gerekçesi saymıştır.
🏦 Şube hesaplarında altı yıllık işlem zinciri
Kararda yer alan bilgilere göre sanık, katılan bankanın bir şubesinde görev yapmaktadır. Dava konusu işlemler 19.06.2001 ile 09.11.2007 tarihleri arasına yayılmaktadır. Soruşturma, bankanın 28.01.2008 tarihli kanuni soruşturma raporuyla şekillenmiş; kamu davası 29.04.2008 tarihli ana iddianame ve 29.07.2008 tarihli birleşen iddianame ile açılmıştır.
Dosyanın dikkat çeken yönü, işlemlerin yalnızca nakit çekimlerden ibaret olmamasıdır. Kararda mudi imzası bulunmayan tediye fişleri ile birlikte mudilere ait hisse virmanı talimatlarından da söz edilmektedir. Başka bir ifadeyle, bankada tutulan menkul kıymetler üzerinde de mudinin iradesine dayanmayan talimatlar düzenlendiği iddia edilmiştir. Mudi hesaplarından Euro ve ABD doları cinsinden çekimler de yapılmıştır.
Yargılama uzun sürmüştür. Daire daha önce, 10.10.2018 tarihli bozma kararı dâhil olmak üzere dosyayı bozmuş; ağır ceza mahkemesi bozmaya uyarak bir kısım mudi imzaları için Adli Tıp Kurumundan rapor almış, 14.01.2025 tarihli adli emanet inceleme tutanağıyla bazı dekontları incelemiş ve 2025/288 karar sayısıyla yeniden mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Karşı oy yazısında aktarıldığına göre sanık, 5411 sayılı Kanun’un 160/2. maddesi ile TCK’nın 43, 62, 52/2 ve 53. maddeleri uyarınca hapis cezası ve 2.730.303,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Tebliğnamede onama görüşü bildirilmiş, Daire ise tebliğnameye aykırı olarak bozma yoluna gitmiştir.
⏳ Düşme kararı: eski kanun ve 15 yıllık süre
Kararın ilk bölümü, dört mudiye ait ve 2001–2005 yılları arasında belirli tarihlerde yapılan işlemlerle sınırlıdır. Daire bu işlemleri, mudi imzası bulunmayan tediye fişleri ve hisse virmanı talimatlarıyla gerçekleştirilen basit zimmet eylemleri olarak nitelendirmiştir.
Gerekçenin adımları şöyledir:
- Bu eylemler, suç tarihleri itibarıyla 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 22/3. maddesinin birinci cümlesi kapsamındadır.
- Bu hükme göre belirlenecek cezanın türü ve üst sınırı dikkate alındığında, aleyhe düzenleme içermeyen 765 sayılı eski TCK’nın 102/1-3. maddesi gereği 10 yıllık olağan, 104/3. maddesi gereği 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı uygulanır.
- Suç tarihlerinden hüküm tarihine kadar 15 yıllık olağanüstü süre dolmuştur.
- Bu nedenle mahkûmiyet yerine düşme kararı verilmelidir; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden Daire, 1412 sayılı CMUK’un 322/1. maddesinin verdiği yetkiyle kamu davasının CMK m.223/8 uyarınca düşmesine kendisi hükmetmiştir.
Bu kısım oy çokluğuyla karara bağlanmıştır.
⚖️ Karşı oy: zincirleme suçta son suç tarihi
İki üye, düşme kararına katılmamıştır. Karşı oya göre ilk derece mahkemesi, 19.06.2001–09.11.2007 arasındaki basit ve nitelikli zimmet işlemlerinin tamamını zincirleme suç olarak kabul etmiş ve cezayı en ağır eylem olan nitelikli zimmete göre belirleyip TCK m.43 ile artırmıştır. Bu durumda zamanaşımı:
- TCK m.66/6 uyarınca zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden başlar;
- süre, zincire dâhil en ağır eylem olan nitelikli banka zimmeti için öngörülen cezaya göre belirlenir; TCK m.66/1-d ve 67/4 uyarınca 15 yıllık olağan ve buna bağlı olağanüstü süreler uygulanır;
- zincirdeki her eylemin zamanaşımını ayrı ayrı hesaplamak, daha ağır nitelikli eylemleri hesaba katmamak anlamına gelir ve kanun koyucunun amacına aykırıdır.
Karşı oy, bu görüşünü Ceza Genel Kurulunun 08.02.2023 tarihli ve 241-74 sayılı kararına dayandırmış ve sürelerin henüz dolmadığı sonucuna ulaşmıştır. Çoğunluk ile azınlık arasındaki bu ayrılık, zincirleme suçta zamanaşımının hesaplanması konusunda tartışmanın canlı olduğunu göstermektedir.
🧾 Kalan işlemler için sekiz bozma nedeni
Daire, düşme kapsamı dışında kalan işlemler yönünden sübuta ilişkin mahkeme kabulünde isabetsizlik görmemiş; ancak hükmü aşağıdaki nedenlerle oy birliğiyle bozmuştur:
- İddianamenin kapsamı: Ana iddianamenin başlığında 25 mudinin adı yer alsa da anlatım kısmındaki eylemler, soruşturma raporundaki tabloda yer alan 17 mudiye ilişkin toplam 2.031.976 TL tutarındaki zimmet eylemleridir. Dava konusu olmayan mudiler yönünden inceleme yapılması hatalı bulunmuştur.
- Bozmaya uyulmasına rağmen gereğinin yapılmaması: Bir kısım mudi için hiç inceleme yapılmamış, bir kısmı için yalnızca Adli Tıp raporuna konu dekontlar incelenmiş, hisse virmanı talimatları ise hiç değerlendirilmemiştir. Oysa her işlem için eylemin basit mi nitelikli mi zimmet olduğunun ayrı ayrı belirlenmesi gerekir.
- Adli para cezasının hesabı: Kararda belirtildiğine göre 5411 sayılı Kanun’un 160/2. maddesinin birinci cümlesi, nitelikli zimmette ödenmeyen banka zararının üç katı adli para cezası öngörmektedir. Önce nitelikli zimmet miktarı somut olarak belirlenmeli, sanık lehine yorumla yapılan iade bu miktara mahsup edilmeli, sonucuna göre gün para cezası mı yoksa üç kat para cezası mı verileceği tartışılmalıdır. Nitelikli zimmet miktarı tespit edilmeden, ödeme dışında kalan banka zararının doğrudan üç katına hükmedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
- Boş tediye fişleri: İmzaların mudilere ait olduğu tespit edilen fişlerin nasıl imzalatıldığı araştırılmalıdır (aşağıda ayrıca ele alınmıştır).
- Belge asılları: Birçok mudiye ait imza kartonları, dekont asılları ve tüm hisse virmanı talimatlarının asılları dosyada bulunmamaktadır; bunların getirtilerek incelenmesi gerekir.
- Zincirleme suç artırımı: Zincirleme suç hükümleri uygulanırken yapılan hesaplamada hata yapılarak eksik cezaya hükmedildiği belirtilmiştir.
- Döviz cinsinden zarar: Euro ve ABD doları cinsinden zarar, paranın mudinin hesabından çekildiği her bir işlem tarihindeki efektif satış kuru üzerinden Türk lirasına çevrilmelidir.
- Suç tarihi: Gerekçeli karar başlığında suç tarihi olarak son işlem tarihi olan 09.11.2007 yazılmalıdır.
✍️ Boş fiş: güveni kötüye kullanma mı, nitelikli zimmet mi?
Kararın uygulamada en çok başvurulacak kısmı, mudilerin imzasını taşıyan fişlerle ilgili ayrımdır. Adli Tıp raporlarına göre bazı dekontlardaki imzalar mudilerin eli ürünüdür, birinde ise kuvvetle muhtemel eli ürünüdür. Daire, bu durumda imzanın varlığının tek başına sonucu belirlemediğini; fişin hangi koşullarda imzalandığının araştırılması gerektiğini vurgulamıştır:
- Mudi, boş tediye fişini rızasıyla imzalayıp teslim etmiş ve fiş mudinin rızası doğrultusunda kullanılmışsa, sanığın eylemi güveni kötüye kullanma suçunu oluşturabilecektir.
- Boş fiş mudiden hileli davranışlarla kandırılarak alınmışsa, eylem nitelikli zimmet suçunu oluşturacaktır.
- Bu ayrımın yapılabilmesi için ilgili mudiler ve sanık yeniden dinlenmeli; bir mudiye ait tediye fişi ile mevduat hesap sözleşmesi aslı üzerindeki imzanın imza kartonuyla örtüşmesi de gözetilmelidir.
Bu ayrım yalnızca suç vasfını değil, yukarıda anlatılan adli para cezası hesabını da etkiler; çünkü üç kat para cezası nitelikli zimmet miktarına bağlanmıştır. Aynı dönemde banka çalışanının zimmeti nedeniyle mudilerin açtığı tazminat davasında bankanın sorumluluğunu ele alan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin boş fiş kararı hukuk yönünü, yatırım danışmanının talimatsız işlemlerini değerlendiren yetkisiz futures işlemi kararı ise güveni kötüye kullanma sınırını farklı bir açıdan göstermektedir.
📊 Mudi ve yatırımcı açısından sonuçlar
Karar, bankada mevduat ve menkul kıymet tutan müşterileri doğrudan ilgilendiren bazı genel tespitler içermektedir:
- Her işlem ayrı değerlendirilir: Aynı çalışanın yıllara yayılan işlemleri tek bir “zimmet” başlığı altında toplansa da her işlemin basit mi nitelikli mi olduğu, hangi belgeye dayandığı ve hangi tarihte yapıldığı ayrı ayrı belirlenmelidir.
- Hisse virmanları da denetim konusudur: Daire, nakit çekimlerin yanında hisse virmanı talimatlarının da incelenmesini ve asıllarının dosyaya getirilmesini istemiştir.
- Döviz zararında işlem tarihi kuru: Döviz hesaplarından yapılan çekimlerde zarar, her işlemin yapıldığı tarihteki efektif satış kuru esas alınarak hesaplanmalıdır.
- Zamanaşımı riski: Eski tarihli işlemler, eski kanun döneminde basit zimmet olarak nitelendirildiğinde daha kısa zamanaşımı sürelerine tabi olabilmektedir; ancak bu konuda Daire içinde de farklı görüş bulunmaktadır.
🔍 Merak edilenler
Sanık bu kararla beraat mı etti?
Hayır. Daire, belirli tarihli ve basit zimmet niteliğindeki işlemler için davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar vermiştir. Diğer işlemler yönünden sübuta ilişkin kabulde isabetsizlik görülmemiş; hüküm, cezanın hesaplanması, iddianamenin kapsamı ve eksik inceleme gibi nedenlerle bozulmuştur. Dosya yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine dönecektir.
Neden hem banka hem sanık temyiz etmesine rağmen hüküm bozuldu?
Karara göre katılan banka vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görülmüştür. Bozma nedenlerinin bir kısmı sanığın itirazlarıyla örtüşen konulara (örneğin iddianame dışı mudilerin incelenmesi, zamanaşımı), bir kısmı ise katılan bankanın ileri sürebileceği konulara (örneğin zincirleme suç artırımında eksik ceza tespiti) ilişkindir. Hükmün her iki tarafın temyizi üzerine bozulmuş olması, yeniden yargılamanın bu tespitlerin tamamı çerçevesinde yapılacağı anlamına gelir.
“Üç kat adli para cezası” her zimmet için mi uygulanır?
Kararda aktarıldığı şekliyle 5411 sayılı Kanun’un 160/2. maddesinin birinci cümlesi, nitelikli zimmet için ödenmeyen banka zararının üç katı adli para cezası öngörmektedir. Daire, bunun için önce nitelikli zimmet miktarının ayrıca belirlenmesi ve yapılan iadenin bu miktara mahsup edilmesi gerektiğini, sonucuna göre gün para cezası veya üç kat para cezası seçeneklerinden birine gidileceğini belirtmiştir.
Karşı oy neden önemli?
Karşı oy, zincirleme suçta zamanaşımının TCK m.66/6 uyarınca son suç tarihinden başladığını ve sürenin zincirdeki en ağır eyleme göre belirlenmesi gerektiğini savunmuş, bunu Ceza Genel Kurulunun 2023 tarihli bir kararına dayandırmıştır. Çoğunluk ise eski tarihli basit zimmet eylemlerini ayrı değerlendirmiştir. Bu farklılık, benzer dosyalarda zamanaşımı savunmalarının nasıl ele alınacağı konusunda tartışmanın sürdüğünü göstermektedir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 7. Ceza Dairesinin yayımlanmış bozma kararından derlenmiştir. Karar, zamanaşımı nedeniyle düşürülen işlemler dışında dosyayı yeniden yargılamaya göndermekte olup kesinleşmiş bir mahkûmiyet veya beraat içermemektedir; karşı oy yazısı Dairenin çoğunluk görüşünü yansıtmaz. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



