Boşanma Davasını Geri Alma – Yargıtay HGK 2025/809

Anlaşmalı boşanma kararı verildikten birkaç gün sonra, istinaf süresi henüz dolmamışken davacı eş mahkemeye “davamdan vazgeçiyorum” yazılı bir dilekçe veriyor, diğer eş de aynı gün bu vazgeçmeyi kabul ettiğini bildiriyor. Aylar sonra mahkeme, kesinleşme şerhini iptal ederek davanın açılmamış sayılmasına karar veriyor ve taraflar yeniden evli hâle geliyor. Davacı ise imzaladığı kâğıdın aslında “istinaftan feragat” dilekçesi olduğunun söylendiğini, aldatıldığını ileri sürüyor. Bu iddia, davanın geri alınmasını ortadan kaldırabilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu soruya, usul işlemi ile maddi hukuk işlemi arasındaki ayrımı merkeze alan bir kararla cevap vermiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.12.2025 tarihli ve E.2025/464, K.2025/809 sayılı kararıyla, davanın geri alınması nedeniyle açılmamış sayılmasına ilişkin direnme kararını oy çokluğuyla ve kesin olarak onamıştır.
📂 Dosyada neler yaşandı?
Davacı kadın, eşiyle aralarında geçimsizlik bulunduğunu ileri sürerek anlaşmalı boşanma talebiyle dava açmıştır. Davalı erkek dilekçeyle cevap vermemiş, ancak 23.12.2021 tarihli duruşmada davayı kabul ettiğini ve boşanmak istediğini beyan etmiştir. Aile mahkemesi aynı gün TMK 166/3 uyarınca tarafların boşanmalarına karar vermiştir.
Sonraki gelişmeler, kararın kilit noktasını oluşturan bir tarih sıralamasıdır:
| Tarih | Gelişme |
|---|---|
| 23.12.2021 | Anlaşmalı boşanma kararı; hüküm taraflara aynı gün tebliğ ediliyor |
| 29.12.2021 | Kadın “açmış olduğum davamdan vazgeçiyorum” dilekçesi veriyor; erkek aynı tarihli dilekçeyle vazgeçmeyi kabul ediyor |
| 07.01.2022 | Mahkeme, kararın süresinde istinaf edilmediği gerekçesiyle boşanma kararını kesinleştiriyor |
| 10.10.2022 | Erkeğin dilekçesi üzerine ek karar: kesinleşme şerhi iptal, davanın HMK 123 uyarınca açılmamış sayılması |
Kadın ek karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İddiasına göre erkek, boşanma kararının kesinleşmesi için istinaf hakkından feragat dilekçesi gerektiğini söyleyerek kendisine bir dilekçe imzalatmış; kadın, mahkemeye verilen metnin davadan vazgeçme dilekçesi olduğunu bilmemiştir. Kadın, dilekçenin teslimi sırasında kimlik tespitini yapan ön büro personelinin de tanık olarak dinlenmesini istemiştir.
🔁 Daire, mahkeme ve Genel Kurul arasındaki gidiş geliş
Bölge adliye mahkemesi 10.01.2023 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi ise 22.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla bozma kararı vermiştir. Dairenin gerekçesi, TMK 5 yollamasıyla TBK 36’daki aldatma hükmünün bütün hukuki işlemlere uygulanabileceği, HMK 311 uyarınca feragat, kabul ve sulhün irade bozukluğu hâlinde iptalinin istenebileceği ve kadının aldatma iddiasının ön mesele olarak her türlü delille araştırılması gerektiği yönündedir.
İlk derece mahkemesi bozmaya direnmiştir. Direnme gerekçesinde dilekçenin kimlik tespiti yapılarak alındığı, davalının aynı gün kabul dilekçesi verdiği, kadının irade sakatlığına ilişkin delil sunmadığı, bu konuda bir soruşturma veya kovuşturma bulunmadığı ve dilekçedeki “feragat” sözcüğünün iki ayrı yerde üzerinin çizildiği belirtilmiştir. Hukuk Genel Kurulu bu ilk direnme kararını 27.11.2024 tarihinde, kısa ve gerekçeli kararın usule uygun kurulmadığı gerekçesiyle usulden bozmuş; mahkeme bu kez usule uygun biçimde aynı gerekçeyle yeniden direnmiştir.
🧩 Geri alma, feragat ve işlemden kaldırma
Genel Kurul, uyuşmazlığı çözmeden önce davacının davayı takip etmemesine yol açan üç kurumu birbirinden ayırmıştır. Karardaki açıklamalar şöyle özetlenebilir:
- Davanın geri alınması (HMK 123): Davacı, hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir; bu durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verilir. Esas hak sona ermez, yalnızca derdest dava sona erer; aynı dava yeniden açılabilir ve kesin hüküm itirazı söz konusu olmaz. Mahkemenin bu karar için duruşma yapması da gerekmez.
- Davadan feragat (HMK 307, 311): Hem esas hakkı hem derdest davayı sona erdirir; kesin hüküm gibi sonuç doğurur. HMK 311’e göre irade bozukluğu hâllerinde feragatin iptali istenebilir.
- Dosyanın işlemden kaldırılması (HMK 150): Davalının rızasına bağlı değildir; bir ara karardır ve dava üç ay süreyle derdest kalmaya devam eder, bu süre içinde yenilenebilir.
Kurul, Türk usul hukukunda “davadan vazgeçme” adıyla bir kurum bulunmadığını, bu ifadenin feragat anlamına da gelebileceğini, bu nedenle tereddütlü beyanlarda hâkimin HMK 31’deki aydınlatma ödevi çerçevesinde tarafın gerçek iradesini açıklatması gerektiğini hatırlatmıştır. Somut olayda ise dilekçedeki “feragat” kelimesinin üzeri iki yerde çizildiği için açıklatmaya gerek görülmemiş ve “davamdan vazgeçiyorum” beyanı davanın geri alınması olarak nitelendirilmiştir.
⚙️ Usul işleminde irade mi beyan mı?
Kararın merkezindeki tespit, Özel Dairenin dayandığı HMK 311’in bu olaya uygulanamayacağıdır. Kurula göre HMK 311, irade bozukluğu hâlinde iptal imkânını feragat, kabul ve sulh ile sınırlı olarak tanımıştır. Davanın geri alınması ise maddi hak üzerinde bir tasarruf içermeyen, salt usuli nitelikte bir işlemdir; en önemli sonucu derdestliğin sona ermesidir.
Kurul bu noktadan hareketle şu sonuca ulaşmıştır: HMK 123 uyarınca davacının davasını geri almaya yönelik beyanı da, davalının buna verdiği açık rıza da taraf usul işlemidir. Usul hukukunda iradeden çok beyana üstünlük tanınır; irade ile beyan farklı olduğunda beyan esas alınır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda aksine bir hüküm bulunmadıkça usul işlemleri irade bozukluğu sebebiyle geri alınamaz. Bu nedenle, boşanma kararı kesinleşmeden önce verilen ve davalı tarafından açıkça kabul edilen geri alma beyanına dayanarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi isabetli bulunmuştur.
Genel Kurul görüşmelerinde iki farklı görüş daha dile getirilmiştir: Aldatma iddiasının TBK hükümleri çerçevesinde mutlaka araştırılması gerektiği ve dilekçenin aslında HMK 307 anlamında feragat sayılıp HMK 311’e göre değerlendirilmesi gerektiği. Her iki görüş de Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
Anlaşmalı boşanma sürecinde aldatma iddiasının farklı bir usul yoluyla, yargılamanın iadesi çerçevesinde ele alındığı bir karar için anlaşmalı boşanma sonrası aldatma yazısına bakılabilir; iki dosya, aynı türden iddianın hangi usul işlemine yöneldiğine göre farklı sonuçlar doğurabildiğini göstermektedir.
🗨️ Karşı görüş: dilekçe açıklatılmalıydı
Karşı oy yazısı, meselenin özünü dilekçenin niteliğinde görmüştür. Dilekçede “feragat” ve “vazgeçme” ibareleri birlikte kullanılmış, sonradan “feragat” kelimesinin üzeri tükenmez kalemle çizilmiştir. Karşı oya göre dilekçe davanın geri alınması sayılırsa HMK 123 gereği irade fesadı iddiası dinlenmeyecek, feragat sayılırsa HMK 311 gereği araştırılacaktır; yani sonuç tamamen nitelendirmeye bağlıdır.
Karşı oy, Türk Dil Kurumu sözlüğünde iki kelimeye aynı anlamın yüklendiğini, hukukçu olmayan bir kişinin bu kelimelerden birini çizmesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu belirtmiştir. Davacının iradesinin ne olduğu Hukuk Genel Kurulunda dahi tartışıldığına göre, HMK 31 uyarınca davacıya dilekçeyle neyi kastettiğinin açıklattırılması yönünde değişik gerekçeyle bozma yapılması gerektiği görüşü savunulmuştur.
📌 Karar uygulamada ne anlama geliyor?
Karar, boşanma davalarında hüküm kesinleşinceye kadar verilen dilekçelerin taşıdığı ağırlığı açıkça ortaya koymaktadır. Anlaşmalı boşanma kararı verilmiş olsa bile, kesinleşme gerçekleşmeden davacı davasını geri alır ve davalı buna açıkça rıza gösterirse, dava açılmamış sayılmakta ve verilen boşanma hükmü sonuç doğurmamaktadır. Bu dosyada, mahkemenin kararı bir kez kesinleştirmiş olması da sonucu değiştirmemiş; kesinleşme şerhi iptal edilmiştir.
Kararın ikinci önemli sonucu, irade bozukluğu iddiasının hangi işlemlere karşı ileri sürülebileceğine ilişkindir. Kurul çoğunluğuna göre maddi hukuktaki irade bozukluğu hâlleri, kanunda açık hüküm bulunmayan usul işlemlerini geçersiz kılmaz. Feragat ve kabul bakımından HMK 311 bir istisna öngörmüştür; davanın geri alınması için benzer bir düzenleme yoktur.
Son olarak, davanın geri alınmasının esas hakkı sona erdirmediği vurgusu, tarafların aynı sebeple yeniden dava açma imkânının kural olarak saklı kaldığını göstermektedir. Kararın oy çokluğuyla ve uzun bir direnme süreci sonunda verilmesi ise “vazgeçme” gibi kanunda karşılığı olmayan ifadelerin yargılamada ne kadar tartışma doğurabildiğinin somut bir örneğidir.
❓ Sık sorulan sorular
Boşanma kararı verildikten sonra dava geri alınabilir mi?
HMK 123’e göre davacı, hüküm kesinleşinceye kadar davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir. Bu dosyada anlaşmalı boşanma kararı verilmiş, ancak istinaf süresi içinde davacı geri alma beyanında bulunmuş ve davalı aynı gün kabul etmiştir; Genel Kurul davanın açılmamış sayılmasını isabetli bulmuştur.
Aldatıldığını ileri süren eşin iddiası neden araştırılmadı?
Kurul çoğunluğuna göre davanın geri alınması ve davalının rızası birer taraf usul işlemidir. HMK’da aksine hüküm bulunmadıkça usul işlemleri irade bozukluğu sebebiyle geri alınamaz; irade bozukluğu nedeniyle iptal imkânı HMK 311’de yalnız feragat ve kabul için düzenlenmiştir.
Dilekçe feragat olarak nitelendirilseydi sonuç değişir miydi?
Karşı oya göre değişirdi; çünkü feragat hâlinde HMK 311 uyarınca irade bozukluğu iddiası incelenebilir. Ancak somut olayda “feragat” kelimesinin üzeri iki yerde çizildiği için çoğunluk, beyanı davanın geri alınması olarak kabul etmiştir.
Mahkemenin kararı kesinleştirmiş olması neden önemli görülmedi?
Geri alma beyanı ve davalının rızası, 07.01.2022 tarihli kesinleştirme şerhinden önce, 29.12.2021’de mahkemeye sunulmuştur. Bu nedenle mahkeme sonradan kesinleşme şerhini iptal etmiş ve Genel Kurul, kesinleşmeden önce yapılan geri almaya dayanılarak davanın açılmamış sayılmasını yerinde bulmuştur.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası ve Emsal Kararlar arşivi üzerinden diğer yazılara da ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, anlaşmalı boşanma kararından sonra verilen bir geri alma dilekçesine karşı ileri sürülen irade bozukluğu iddiasının dinlenmediği tek bir dosyaya dayanır; dilekçenin içeriği, kullanılan ifadeler ve kesinleşme tarihleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



