Çatıdan Sızan Yağmur Suyu Hasarı – Hakem K. 2026/498188

Temmuz ortasında bastıran bir yağışta çatıdan içeri su sızıyor; mutfak dolapları, zemin kaplaması, boya ve yemek masası zarar görüyor. Konut sigortası olan malik hasarı bildiriyor, sigorta şirketi bir ödeme yapıyor ama tutar onarım faturasını karşılamıyor. Elde iki ayrı liste var: sigortacının hasar tespit tutanağı ve malikin kendi gider cetveli. Hangisi esas alınacak, eksik kalan kalemler ne olacak, KDV kimin üzerinde kalacak? Sigorta Tahkim Komisyonu uyuşmazlık hakeminin Eylül 2026 tarihli kararı bu sorulara somut rakamlarla cevap veriyor.
Sigorta Tahkim Komisyonu uyuşmazlık hakemi, 18.09.2026 tarihli ve K-2026/498188 sayılı kararıyla, yağış nedeniyle çatıdan sızan suyun konut ve eşyalarda yol açtığı zararın dahili su teminatı kapsamında kaldığını kabul etmiş; iki hasar cetvelini birleştiren bilirkişi raporu ile onarım faturasını birlikte değerlendirerek KDV dahil 17.650,00 TL bakiye hasar bedelinin sigorta şirketinden tahsiline hükmetmiştir. Karar, Hakem Karar Dergisinin 67. sayısında yayımlanmıştır.
🌧️ Yağış, çatı ve eksik ödeme
Başvuru sahibinin konutu, 21.03.2024-2025 dönemini kapsayan, deprem bina ve eşya teminatlı bir yangın sigortası ile güvence altına alınmıştır. Poliçede dahili su teminatı da bulunmaktadır. Hakem kararına göre olay ve taraf beyanları şöyle özetlenebilir:
- Başvuran tarafı: 04.07.2024 tarihinde yağış nedeniyle çatıdan akan sular bina ve eşyalara zarar vermiş, zarar için Sulh Hukuk Mahkemesi aracılığıyla rapor aldırılmış, sigortacının ödemesi yetersiz kalmıştır. Başvuruda şimdilik 100,00 TL bakiye konut hasar tazminatı istenmiştir.
- Sigortacıya başvuru: Başvuru sahibi sigorta şirketine 06.02.2026 tarihinde başvurmuş, talebin karşılanmaması üzerine Sigorta Tahkim Komisyonuna gidilmiştir.
- Sigorta şirketi: Belirsiz alacak olarak başvurulmasında hukuki yarar bulunmadığını, zararın giderildiğini, fazlaya ilişkin talebin haksız olduğunu, ödenen tutarın mahsubu gerektiğini, KDV’den sorumlu olmadığını ve vekâlet ücretinin beşte bir oranında belirlenmesi gerektiğini savunmuştur.
Uyuşmazlık, dosya üzerinden incelenmiş; HMK m.266 uyarınca bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi ücretini başvuran yatırmış, rapor taraflara tebliğ edilmiştir.
🏠 Dahili su klozu yağmur suyunu kapsar mı?
Kararda, Yangın Sigortası Genel Şartları hükümleri saklı kalmak kaydıyla poliçeye eklenen dahili su klozunun teminat kapsamı tek tek aktarılmıştır. Klozun sayıldığı hâller şunlardır:
- Bina içindeki su depo ve sarnıçlarının, su borularının, kalorifer kazan, radyatör ve borularının, temiz veya pis su tesisatının patlaması, taşması, sızması, tıkanması, kırılması ve donmasının doğrudan sebep olduğu zararlar,
- Yağmur sularının, kar veya buzların erimesi sonucu meydana gelen suların çatı veya saçaktan sızması; su olukları veya yağmur derelerinin tıkanması veya taşması sonucunda bina içine giren suların doğrudan sebep olacağı zararlar,
- Kapatılması unutulan musluklardan akan suların taşması, donma sonucu tesisatta oluşan zararlar ile tesisatın onarımı için duvarın açılıp kapatılması masrafları,
- Yağış dışında kanalizasyon ve fosseptikten geri tepen pis sular ile şehir su şebekesinin arızası nedeniyle oluşan zararlar.
Klozun ikinci bendi, çatıdan sızan yağmur suyunu açıkça teminata almaktadır. Kararda ayrıca sigortalıya su tesisatlarını devamlı kontrol etme, tamiratı zamanında yaptırma ve kış başında dona karşı önlem alma yükümlülükleri de hatırlatılmıştır. Sigorta şirketi, rizikonun teminat dışında kaldığına dair bir savunma ileri sürmemiş; uyuşmazlık zararın miktarı ve KDV üzerinde yoğunlaşmıştır. TTK m.1409 uyarınca sigortacı, sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur ve rizikonun teminat dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.
Tesisat kaynaklı su zararlarında alt limit tartışması için dahili suda tesisat alt limiti yazısına bakılabilir; incelenen kararda böyle bir limit tartışması yapılmamıştır.
🧮 İki hasar cetveli tek hesapta
Kararın en öğretici kısmı, bilirkişinin hasarı belirleme yöntemidir. Dosyada sigorta şirketinin hasar tespit tutanağı ile başvuranın gider cetveli bulunmaktadır ve iki belge de tek başına eksiktir. Bilirkişi şu yolu izlemiştir:
- Ortak kalemler: Her iki cetvelde yer alan mutfak dolabı, zemin kaplaması, boya ve yemek masası kalemlerinde kapsam ve tutar bakımından daha kapsamlı ve gerçekçi olan değer esas alınmıştır.
- Karma hesap: Zemin kaplamasında birim fiyat sigortacının tutanağındaki 450,00 TL/m² değerinden, alan ise başvuranın cetvelindeki 50 m²’den alınarak 22.500,00 TL bulunmuştur.
- Tek cetvelde kalan kalemler: Konut genel temizlik bedeli, söküm-moloz-nakliye giderleri, portmanto yenileme ve balkon katlanır cam tamiri gibi yalnız bir cetvelde yer alan kalemler, gerçek zararın tam yansıtılması için hesaba katılmıştır.
- Sonuç: Birleştirilmiş cetvelde toplam hasar giderme bedeli 63.500,00 TL olarak hesaplanmıştır.
Bu yaklaşım, tarafların hazırladığı listelerden birinin bütünüyle benimsenmesi yerine, kalem kalem karşılaştırma yapılarak gerçek zarara ulaşılmasını sağlamıştır. Sigorta şirketi bilirkişi raporuna ve ıslah dilekçesine karşı beyan dilekçesi sunmamıştır.
🧾 Fatura tutarı ve KDV
Bilirkişi 63.500 TL’lik hesaplamayı yaptıktan sonra, başvuranın hasarın giderildiğine ilişkin fatura sunduğunu ve faturanın KDV dahil 62.400 TL olduğunu tespit etmiştir. Hasar daha düşük bir tutarla giderildiğinden fatura tutarı esas alınmıştır. Rapordaki hesap şöyledir:
- Zarar bedeli KDV hariç: 52.000 TL; KDV dahil: 62.400 TL.
- Sigorta şirketince ödenen tutar: 44.750 TL.
- KDV’nin ödenmesi takdir edilirse bakiye: 62.400 – 44.750 = 17.650 TL.
- KDV’nin ödenmesi takdir edilmezse bakiye: 52.000 – 44.750 = 7.250 TL.
Bilirkişi iki seçeneği hakemin takdirine sunmuş; hakem, raporu denetime elverişli ve gerekçeli bularak KDV dahil bakiye üzerinden hüküm kurmuştur. Başvuran vekili de ıslah dilekçesiyle talebini 17.650,00 TL’ye yükseltmiştir. Sigortacının “KDV’den sorumlu değiliz” savunması bu nedenle sonuç doğurmamış; hasarı faturayla gideren sigortalının katlandığı KDV, gerçek zararın parçası olarak değerlendirilmiştir.
Fatura tutarının hesaplanan bedelden düşük olması da sonuca yansımıştır: Hakem, sigortalının fiilen katlandığı maliyeti aşan bir tazminata hükmetmemiştir. Bu yön, sigortanın zenginleşme aracı olmaması ilkesiyle uyumludur.
📌 Hüküm, vekâlet ücreti ve kesinlik
Hakem, başvurunun kabulüne ve şu ödemelere hükmetmiştir:
- 17.650,00 TL maddi hasar bedelinin sigorta şirketinden alınarak başvurana verilmesi,
- 520,00 TL başvuru ücreti, 75,00 TL tebligat ücreti, 3.590,00 TL bilirkişi masrafı ve 1.230,00 TL tamamlama ücreti olmak üzere toplam 5.415,00 TL yargılama giderinin sigorta şirketinden alınması,
- 17.650,00 TL vekâlet ücretinin sigorta şirketinden alınarak başvurana verilmesi.
Vekâlet ücreti bakımından kararda, 4 Kasım 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 17. maddesine yer verilmiştir. Tarifeye göre Sigorta Tahkim Komisyonlarınca hükmedilen vekâlet ücreti, kabul veya reddedilen miktarı geçemez. Bu nedenle başvuran lehine hükmedilen ücret, kabul edilen tutar olan 17.650,00 TL ile sınırlı kalmıştır.
Karar, ihtilaf konusu miktarın 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesinin 12. fıkrasındaki yasal sınırın altında kaldığı belirtilerek kesin olarak verilmiştir. Kanun metninde beş bin Türk Lirasının altındaki uyuşmazlıklarda verilen hakem kararlarının kesin olduğu düzenlenmiş; aynı maddenin 22. fıkrası ise maddedeki maktu tutarların ÜFE artış oranını aşmamak üzere artırılabilmesine imkân tanımıştır.
🆕 7589 sayılı Kanun sonrası kısmi talep
Sigorta şirketi, başvurunun belirsiz alacak olarak yapılmasında hukuki yarar bulunmadığını savunmuştu. Bu tartışmanın yasal zemini 2026 yazında değişmiştir: 16.07.2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle HMK’nın “Belirsiz alacak davası” başlıklı 107. maddesi yürürlükten kaldırılmış, 20. maddesiyle de HMK’nın 109. maddesine dördüncü fıkra eklenmiştir.
Yeni HMK m.109/4’e göre alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir; bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Sigortacılık Kanunu m.30/23 uyarınca kanunda hüküm bulunmayan hâllerde HMK hükümleri sigortacılıktaki tahkimde kıyasen uygulandığından, sembolik bir tutarla başlayıp bilirkişi raporundan sonra artırılan talepler bakımından bu değişiklik tahkim uygulamasını da ilgilendirmektedir. İncelenen kararda talep artırımı ıslah dilekçesiyle yapılmış ve sigortacının hukuki yarar itirazı sonucu etkilememiştir; geçiş dönemine ilişkin ayrı bir değerlendirme kararda yer almamaktadır.
🔎 Kısa sorular
Çatıdan sızan yağmur suyu konut sigortasında teminat kapsamında mı?
Sigortacının tutanağı ile sigortalının listesi farklıysa hangisi esas alındı?
Hesaplanan bedel faturadan yüksekse ne oldu?
Bu hakem kararına itiraz edilebilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer karar değerlendirmeleri ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Karar Dergisinin 67. sayısında yayımlanan uyuşmazlık hakemi kararından derlenmiştir. Tarafların ve sigorta şirketinin kimliği kaynakta anonimdir; adres bilgisi yazıya alınmamıştır. Teminat ve hasar değerlendirmesi somut poliçedeki dahili su klozuna, bilirkişi raporuna ve sunulan faturaya dayanmaktadır; farklı poliçe şartları ve olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



