Mobbing İddiasında İspat Ölçütü – Yargıtay 9. HD 2026/2843

Gece yarısı gelen iş mesajları, izin günlerinde açık tutulması istenen telefon, yetişilemeyen aramalar… Bu tablo tek başına psikolojik taciz sayılır mı? Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 31.03.2026 tarihli ve E.2026/828, K.2026/2843 sayılı kararıyla mobbing iddiasına dayalı manevi tazminat davasının reddine ilişkin kararı onayarak, iddianın hangi ölçütlerle değerlendirildiğini ortaya koymuştur.
Karar, mobbing davalarında delil değerlendirmesinin nasıl yapıldığını gösteren somut bir örnektir: tanık beyanlarının zamansal yakınlığı, mesajlaşma kayıtlarının içeriği ve davacının kendi davranışlarındaki tutarlılık birlikte incelenmiştir.
💬 Davacının iddiası
Davacı vekilinin anlatımına göre müvekkili, 20.04.2009 tarihinde çalışmaya başlamış; önce süreç uzmanı, ardından müşteri şikâyet yönetimi müdürü olarak görev yapmış ve iş sözleşmesi 17.11.2022 tarihinde sona ermiştir.
İddiaya göre davacı, amiri konumundaki kişilerin aşırı iş yükü ile manevi ve psikolojik baskısına maruz kalmış; kendisine kıdeminin üzerinde iş yüklenmiş, telefonunu sürekli açık tutması istenmiş, cep telefonu numarası şirketin ve grup şirketlerinin çok sayıda muhatabına verilerek istedikleri gün ve saatte aranmasının önü açılmıştır. Mesai saatlerinin yanı sıra öğle molasında, gece yarısına ve sabahın erken saatlerine kadar, hafta sonları, resmî tatillerde, bayramlarda ve yıllık izin dönemlerinde bile müşteri talep ve şikâyetlerinin iletilerek anında yanıt beklendiği; telefona yetişemediği zamanlarda hesap sorulduğu ileri sürülmüştür. Davacı ayrıca yaptığı her işin beğenilmediğini, en ufak gecikmede bağırma ve azarlamayla karşılaştığını, ekip grubunda alenen aşağılandığını ve bu koşullar nedeniyle özel yaşamının ortadan kalktığını belirterek manevi tazminat talep etmiştir.
🏢 İşverenin savunması
Davalı vekili; davacının ikaleden yararlanma talepli dilekçesini sunmasının ardından tarafların 17.11.2022 tarihinde karşılıklı anlaşarak iş sözleşmesini sona erdirme kararı aldıklarını, uzaktan çalışma uygulaması sayesinde davacının ayrıldığı tarihe kadar çalışmalarını ofise gelmeden sürdürdüğünü, iddialarını destekleyecek nitelikte hiçbir belge sunamadığını ve çalıştığı dönemde üst yöneticilerine ya da herhangi bir birime psikolojik taciz yönünde en ufak bir bildirimi olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
🔍 Mahkemenin delil değerlendirmesi
İstanbul 37. İş Mahkemesi, delilleri iki başlıkta incelemiştir.
Tanık beyanları: Davacı tanıklarından bir kısmının işyeri çalışanı olmadığı; bir tanığın davacı ile en son Mart 2018’e kadar çalışıp o tarihte işten ayrıldığı, bir başka tanığın 2017 yılında ayrıldığı tespit edilmiştir. Davacının arkadaşları olduğunu telefonla konuşurken duyduklarını beyan eden tanıklar bulunsa da, hem bilgi edinme biçimi hem de davacıyla çalışmalarının üzerinden çok uzun süre geçmiş olması nedeniyle beyanların hükme esas alınamayacağı kabul edilmiştir.
Mesajlaşma kayıtları: Kayıtlarda yöneticilerin bulunduğu grupta işle ilgili konuşmaların geçtiği, davacının gece geç saatlerde çalışmasının olduğu ve yöneticileri tarafından iş verildiği görülmüştür. Buna karşılık davacının bundan rahatsız olduğuna veya çalışmak istemediğine yönelik bir mesaj bulunmadığı; aksine davacının iş akışıyla ilgili fikirler sunduğu, mesajlarda hakaret, küçük düşürme ve aşağılama içeren ifadelerin yer almadığı tespit edilmiştir. Mahkeme, davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığını ve psikolojik tacize maruz kaldığını ispat edemediği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.
⚖️ İstinaf: sistematiklik ve süreklilik
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin tespitlerine ek değerlendirmeler yapmıştır. Bir tanığın davacının babası olduğu, diğer iki tanığın sırasıyla 2018 ve 2017 yıllarında işten ayrıldığı; davacının ise son iki yıl içinde belirli bir yöneticiyle çalışmaya başladıktan sonra psikolojik tacizin başladığını ileri sürdüğü belirtilerek, tanık beyanlarının iddiayı ispatlamaya yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır.
Mesaj kayıtları yönünden ise; kayıtların işle ilgili konuşmalara ilişkin olduğu, davacının yoğun şekilde çalıştığı ve gece çalışmalarının bulunduğu, ancak mesai saatleri dışında çalışmanın tek başına psikolojik tacizin varlığını kabule yeterli olmadığı vurgulanmıştır. Kayıtlarda davacının işini sevdiğini beyan etmesi de yoğun çalışmadan rahatsız olmadığının göstergesi sayılmıştır. Daire, psikolojik tacizin varlığı için en önemli kriterlerden olan sistematik olma ve süreklilik arz etme unsurlarının somut olayda bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.
🔁 İşe iade davasının yarattığı çelişki
Kararda dikkat çekici bir ayrıntı daha yer almaktadır. Bölge Adliye Mahkemesi, davacının ayrı bir dosyada işe iade davası açarak aynı işyerine iadesini istediğini; bir yandan psikolojik taciz uygulandığını ileri sürüp diğer yandan psikolojik taciz uygulanan işyerine iadesini istemenin çelişki oluşturduğunu belirtmiştir. Kararda ayrıca, o yargılama sonunda imzalanan ikaleye geçerlilik tanınmayarak davacının işe iadesine karar verildiği ve bu kararın istinaf denetiminden geçerek kesinleştiği ifade edilmiştir.
🧩 Dairenin onaması
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sunulan delillerin değerlendirilmediğini, mesajlaşmalarda azarlandığının görüleceğini, tanıkların gece çalışmasını ve yöneticinin bağırıp hakaret ettiğini duyduklarını beyan ettiklerini, ses kayıtları ile yazışmaların çözümü için bilirkişi görevlendirilmediğini, çalışmak zorunda olan bir işçinin ses çıkarmamasının aleyhine yorumlanmasının hakkaniyetli olmadığını ve sistematiklik–süreklilik gerekçesinin dosya verileriyle bağdaşmadığını ileri sürmüştür.
Daire, uyuşmazlığı “davacının psikolojik tacize uğrayıp uğramadığı ve buna bağlı olarak manevi tazminata hak kazanıp kazanamadığı” biçiminde nitelendirmiş; temyizen incelenen kararı iddia ve savunmalar, dayanılan belgeler, uygulanması gereken hukuk kuralları, dava şartları ile yargılama ve ispat kuralları yönünden usul ve kanuna uygun bulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi kararı HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle onanmıştır.
İşyerinde davranış ve fesih ilişkisine dair bir başka örnek için serideki sosyal medya paylaşımı ve haklı fesih kararı incelenebilir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Mesai dışı çalışma tek başına mobbing sayılır mı?
Kararda, davacının yoğun şekilde çalıştığı ve gece çalışmalarının bulunduğu kabul edilmiş; ancak mesai saatleri dışında çalışmanın tek başına psikolojik tacizin varlığını kabule yeterli olmadığı belirtilmiştir.
Mahkeme hangi iki unsuru aradı?
Bölge Adliye Mahkemesi kararında, psikolojik tacizin varlığı için en önemli kriterlerden olan sistematik olma ve süreklilik arz etme unsurlarının somut olayda bulunmadığı belirtilmiş; Yargıtay bu değerlendirmeyi usul ve kanuna uygun bulmuştur.
Tanık beyanları neden yeterli görülmedi?
Kararda, tanıkların bir kısmının işyeri çalışanı olmadığı, bir tanığın davacının babası olduğu, diğerlerinin 2017 ve 2018 yıllarında işten ayrıldığı belirtilmiştir. Davacı ise son iki yılda belirli bir yöneticiyle çalışmaya başladıktan sonra tacizin başladığını ileri sürdüğünden, beyanlar zaman bakımından iddiayı karşılamamıştır.
İşe iade davası açmış olmak neden gündeme geldi?
Bölge Adliye Mahkemesi, bir yandan psikolojik taciz uygulandığının ileri sürülüp diğer yandan aynı işyerine iadenin istenmesini çelişki olarak değerlendirmiştir. Kararda ayrıca o davada ikaleye geçerlilik tanınmayarak işe iadeye hükmedildiği ve kararın kesinleştiği belirtilmiştir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 9. Hukuk Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



