Eski Mahkûmiyete Dayalı Şüphe Feshi – AYM 2022/77144

Bir belediyeye hizmet veren özel şirkette 2016 yılından beri çalışan işçinin iş sözleşmesi, OHAL döneminde valilikten gelen bir bildirim üzerine belediyenin talebiyle feshedilir. İşçi hakkında çalıştığı süre boyunca açılmış bir soruşturma yoktur; ancak yaklaşık yirmi yıl önce verilmiş ve infaz edilmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmaktadır. İşe iade davası iki kez görülür, ilk derece mahkemesi ikinci turda davayı kabul eder, istinaf ise o eski mahkûmiyeti “güven ilişkisinin sarsılması” için yeterli sayarak davayı reddeder. Anayasa Mahkemesinin önüne gelen soru, işverenin şüphesinin bu kadar eski bir olaya dayandırılıp dayandırılamayacağıdır.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 17.06.2026 tarihli ve 2022/77144 başvuru numaralı kararıyla, iş sözleşmesinin kurulmasından çok önceki bir ceza yargılamasına atıf yapmakla yetinilerek verilen kararın Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğine oybirliğiyle hükmetmiş ve yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.
🔁 İki tur işe iade davası
Karar metnine göre olay sırası şöyledir: Başvurucu, Diyarbakır Belediyesine hizmet veren özel bir şirkette 2016’dan itibaren işçi olarak çalışmaktadır. Diyarbakır Valiliği OHAL Bürosu, başvurucunun terör örgütü ile iltisaklı olduğunu belediyeye bildirmiş; belediye de fesih yapılmasını şirketten istemiştir. Şirket, iş sözleşmesini 17.10.2017 tarihinde feshetmiştir.
- İlk tur: Diyarbakır 6. İş Mahkemesi, belediyenin tespiti ve 667 sayılı KHK’ya dayanarak işe iade davasını reddetmiş; Gaziantep BAM 14. Hukuk Dairesi 25.11.2019’da istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmiştir. Daire, alt işveren açısından feshin zorunlu hâle geldiğini ve bunun en azından geçerli sebep sayılabileceğini belirtmiştir.
- Anayasa Mahkemesinin ilk müdahalesi: Başvurucunun da yer aldığı bir grup başvuruda (B. No: 2018/18920, 18.11.2020) derece mahkemelerinin asıl işverenin şüphesine bağlı kalarak, değerlendirmenin objektif ve makul dayanaklarını incelemeden sonuca vardığı tespit edilmiş, mahkeme hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.
- Yeniden yargılama: İş Mahkemesi, ilgili birimlerle yazışmalarda terör örgütleriyle bağlantıya dair kayda rastlanmadığını, ağır ceza mahkemesinde yapılan bir yargılamada beraat kararı verildiğini, belediyenin fesih için müfettiş raporu veya başka belge sunmadığını belirterek davayı kabul etmiştir.
- İstinaf: Gaziantep BAM 14. Hukuk Dairesi 30.06.2022’de kararı kaldırıp davayı kesin olarak reddetmiştir. Gerekçede, başvurucu hakkında daha önce terör örgütüne yardım suçundan mahkûmiyet kararı verildiği, kamu kurumu olan belediyenin bu kanaate rağmen işçiyi çalıştırmasının beklenemeyeceği ve şüphe feshinin koşullarının oluştuğu ifade edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin tespitine göre söz konusu mahkûmiyet, 1994’te başlayan bir kovuşturmada 29.03.1996 tarihinde verilmiştir. Başvurucu, cezanın infaz edildiğini, 2016’da işe başladığını ve bu süre zarfında hakkında yeni bir soruşturma veya yargılama bulunmadığını ileri sürmüştür. Bireysel başvuru 28.07.2022 tarihinde yapılmıştır.
🧭 Fesih neden özel hayat meselesi sayıldı?
Anayasa Mahkemesi, olayların hukuki nitelendirmesiyle bağlı olmadığını hatırlatarak şikâyeti özel hayata saygı hakkı kapsamında incelemiştir.
Mahkemenin yerleşik yaklaşımına göre kişinin mesleki hayatı özel hayatıyla sıkı bağlantı içindedir. Ancak her iş ilişkisi müdahalesi otomatik olarak Anayasa’nın 20. maddesine girmez. Ayrım şu şekilde kurulmuştur:
- Özel hayata dair unsurlar gerekçe gösterilerek mesleğe müdahale edilmişse, uyuşmazlık özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenebilir.
- Özel hayatla ilgisi olmayan bir nedene dayanan mesleki müdahaleler ise doğrudan bu hak kapsamında değerlendirilmez; kişinin özel hayatına ciddi olumsuz etkisinin bulunduğu veya bulunma ihtimalinin ortaya konulması gerekir.
Somut olayda feshin, başvurucunun eski hükümlü olduğu bilgisine dayandığı görülmüştür. Mahkemeye göre bu, müdahalenin özel hayat kapsamındaki bir nedene dayandığını gösterir. Ayrıca bir kişinin terör örgütüyle bağlantılı gösterilerek işten çıkarılmasının kişisel, sosyal ve mesleki ilişkileri üzerinde ciddi olumsuz etkiler doğuracağı öngörülebilir niteliktedir. Bu iki tespit, başvurunun özel hayata saygı hakkı yönünden uygulanabilir bulunmasına yol açmıştır.
🛡️ OHAL döneminde Anayasa’nın 15. maddesi
Fesih, olağanüstü hâl döneminde ve 667 sayılı KHK’ya dayanılarak yapıldığı için inceleme Anayasa’nın 15. maddesindeki güvence rejimine göre yürütülmüştür. Mevzuat bilgi sistemindeki metne göre bu madde, olağanüstü hâllerde milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceğini öngörür; ikinci fıkrasında ise dokunulamayacak çekirdek hakları sayar.
Anayasa Mahkemesi incelemeyi şu sırayla yapmıştır:
- Özel hayata saygı hakkı, 15. maddenin ikinci fıkrasında sayılan çekirdek haklar arasında yer almamaktadır.
- Somut tedbirin milletlerarası hukuktan kaynaklanan başka bir yükümlülüğe aykırı olduğu saptanmamıştır.
- Geriye, tedbirin durumun gerektirdiği ölçüde olup olmadığı sorusu kalmaktadır. Bunun ilk koşulu tedbirin keyfî olmamasıdır; değerlendirmede OHAL ilanına yol açan koşullar da dikkate alınır.
🔎 Şüphe feshinde aranan nitelikler
Kararın en çok atıf alacak bölümü, şüphe feshine ilişkin ölçütlerin bir araya getirildiği kısımdır. Anayasa Mahkemesi, Yargıtay kararlarına da gönderme yaparak şu ilkeleri sıralamıştır:
- Güven ilişkisinin bozulduğu gerekçesiyle alınan tedbirlerde basit bir şüphe yeterli değildir.
- Şüphe feshinde mahiyeti gereği tam ispat aranmaz; ancak şüphenin işçinin kişiliğinden kaynaklanan bir sebebe dayanması ve bu sebebin ciddi, önemli ve somut nitelikte objektif olay ve vakıalarla desteklenmesi gerekir.
- Değerlendirme, işçinin ifa ettiği görevin niteliği dikkate alınarak bireyselleştirilmiş gerekçelerle yapılmalıdır.
- Şüpheye neden olan durum ile işçi arasındaki kişisel bağlantı, mahkemelerce yeterli gerekçe gösterme yükümlülüğü çerçevesinde ortaya konulmalıdır.
- Aksi hâlde hukuki güvenlik ilkesine aykırı keyfî uygulamalar gündeme gelebilir.
Mahkeme, önceki kararlarında somut olaylar tartışılmaksızın yalnızca beraat, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, HAGB kararı, devam eden bir soruşturma veya kovuşturma ya da fesihten çok önceki bir mahkûmiyet kararına dayanılmasını yeterli gerekçe olarak kabul etmediğini de hatırlatmıştır.
İş ilişkisinde gerekçe yükünün önemini farklı bir açıdan ele alan bir başka bireysel başvuru, sendikal fesihte teftiş raporu ve gerekçe eksikliği yazısında incelenmiştir.
⏳ Eski mahkûmiyet neden yeterli görülmedi?
Anayasa Mahkemesi, istinaf dairesinin gerekçesini somut olgular üzerinden değerlendirmiştir. Kararda öne çıkan tespitler şunlardır:
- Daire ise çok eski tarihli bir mahkûmiyet kararını, belediyenin kamusal niteliğini de gözeterek şüphe feshi için yeterli saymıştır.
- 1994’te başlayan kovuşturma ve infaz edilmiş ceza, işe başlama tarihinde belediye tarafından tespit edilebilir bir durumdu.
- 1994’ten sonra ve çalışma süresi boyunca başvurucunun terör örgütüyle irtibatını gösteren bir delil elde edilmemişti.
- İşveren yalnızca KHK’ya dayanmış; yargı mercileri ise görevin niteliği, çalışma süresi ve sicil gözetilerek şüphenin feshi gerektirecek ciddiyette ve güncel olduğuna, bu şüphenin mevcut göreve ne gibi olumsuz etkisi olacağına dair bir gerekçe ortaya koymamıştır.
Mahkemeye göre böyle bir tabloda hangi eylem veya davranış nedeniyle güven ilişkisinin bozulduğunun işveren ve yargı makamlarınca ortaya konulması beklenir. Sözleşmenin kurulmasından çok önceki bir ceza yargılamasına atıf yapmakla yetinilmesi bu beklentiyi karşılamamıştır. Sonuç olarak tedbirin Anayasa’nın 15. maddesindeki ölçütlere uygun olmadığı ve özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği kabul edilmiştir.
Kararın dikkat çeken yönü, “güncellik” unsurunu açıkça öne çıkarmasıdır. İşverenin işe alırken bildiği ya da bilebileceği eski bir olgu, yıllar sonra tek başına güven kaybının kanıtı olarak sunulduğunda, mahkemelerin bu olgunun bugünkü iş ilişkisine etkisini tartışması gerekmektedir. İş Kanunu’nun 18. maddesi, geçerli feshin işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan bir sebebe dayanmasını arar; Anayasa Mahkemesinin ölçütleri bu sebebin somutlaştırılması gereğine anayasal bir boyut eklemektedir.
⚖️ Giderim ve kararın uygulamadaki yeri
Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılamanın yanında 100.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 50. ve 66. maddeleri uyarınca yeniden yargılamada hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğunu belirtmiş; kararın bir örneğinin Gaziantep BAM 14. Hukuk Dairesine (E.2022/608, K.2022/1517) iletilmek üzere Diyarbakır 6. İş Mahkemesine (E.2021/111, K.2021/570) gönderilmesine hükmetmiştir. Yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle tazminat talebi reddedilmiş, 664,10 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir.
Kararın değeri, aynı dosyada Anayasa Mahkemesinin iki kez ihlal tespit etmesinde de görülmektedir. İlk kararda sorun derece mahkemelerinin işverenin şüphesini hiç denetlememesiydi; ikinci kararda ise denetim yapılmış görünmekle birlikte gerekçe, eski bir olguyla sınırlı kalmıştır. Bozma sonrası yeniden yargılamanın sonucu bilinmemektedir.
❓ Sık sorulanlar
Anayasa Mahkemesi feshin haksız olduğuna mı karar verdi?
Hayır. Mahkeme, feshin geçerli olup olmadığını kendisi belirlememiş; derece mahkemesinin kararında şüphenin ciddi, güçlü, objektif ve güncel olduğuna dair kişiselleştirilmiş gerekçe bulunmadığını tespit etmiştir. İşe iade talebinin sonucu, yeniden yapılacak yargılamada ilgili mahkemece belirlenecektir.
Fesih özel şirketçe yapıldığı hâlde neden devletin sorumluluğu tartışıldı?
Fesih, valilik bildirimi üzerine belediyenin talebiyle ve 667 sayılı KHK’ya dayanılarak yapılmıştır. Bireysel başvuruda denetlenen ise feshi hukuka uygun bulan istinaf kararıdır; yargı mercilerinin yeterli gerekçe gösterme yükümlülüğü bu nedenle incelemenin merkezinde yer almıştır.
Masumiyet karinesi ve çalışma hakkı iddiaları ne oldu?
Başvurucu bu hakları da ileri sürmüştü. Anayasa Mahkemesi şikâyetin özünü özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirmiş ve ihlal sonucuna bu hak üzerinden ulaşmıştır; diğer haklar için ayrıca bir inceleme sonucu kararda yer almamaktadır.
Kararda manevi tazminat verildi mi?
Hayır. Başvurucu 100.000 TL manevi tazminat istemişti; Mahkeme, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılamanın yeterli olacağını belirterek tazminat talebini reddetmiş, yalnızca yargılama giderlerinin ödenmesine hükmetmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, diğer içtihatlar Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Kararda ihlal sonucuna, istinaf kararındaki gerekçenin içeriği ve dosyadaki olgular esas alınarak ulaşılmıştır. Yeniden yargılamanın sonucu bilinmemektedir. Fesih gerekçesi, işçinin görevi ve dosyadaki deliller farklı olan uyuşmazlıklarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



