Emsal Kararlarİcra Hukuku

Sahtelik İddiası Her Aşamada – Kayseri BAM 6. HD 2026/1030

Dilekçeler teatisi bittikten sonra ortaya atılan her yeni iddia, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına takılır mı? Menfi tespit davasında borçlunun dayandığı “borç yoktur” belgesindeki imzanın sahte olduğu, yargılamanın ilerleyen bir aşamasında ileri sürülürse mahkeme bu iddiayı dikkate almadan karar verebilir mi? Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, iki bonoya dayalı takiplerin ardından açılan bir menfi tespit davasında bu soruya açık bir cevap vermiş; sahtelik iddiasının yargılamanın her aşamasında ileri sürülebileceğini belirterek imza incelemesi yapılmadan kurulan hükmü kaldırmıştır.

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 06.05.2026 tarihli ve E.2026/832, K.2026/1030 sayılı kararıyla, menfi tespit davasını kabul eden Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi kararını kaldırmış, belgelerin asıllarının getirtilmesi, tarafların isticvap edilmesi ve gerekirse imza incelemesi yaptırılması için dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.

Kısa özet: Davalı, davacı aleyhine 3.000.000 TL ve 520.000 TL bedelli iki bonoya dayanarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatmış, takipler itiraz edilmeden kesinleşmiştir. Davacı, taraflar arasında 22.08.2024 tarihinde imzalanan ve takiplerin teminat amaçlı olduğunu, senetlerin geçersiz sayılacağını belirten bir tutanağa dayanarak menfi tespit davası açmıştır. Davalı, dilekçeler teatisinden sonra bu belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmüş ve başka sözleşmeler sunmuştur. İlk derece mahkemesi bu iddiayı savunmanın genişletilmesi sayarak dikkate almamış ve davayı kabul etmiştir. Daire, sahtelik iddiasının her aşamada ileri sürülebileceğini belirterek kararı HMK 353/1-a-6 uyarınca kaldırmıştır.

📄 İki bono, iki takip ve bir tutanak

Uyuşmazlığın konusu, Kayseri Genel İcra Dairesinde yürütülen iki ayrı kambiyo takibidir. Takiplerden birinin dayanağı 27.02.2024 düzenleme ve 08.04.2024 vade tarihli 3.000.000 TL bedelli bono, diğerininki 20.11.2021 düzenleme ve 15.04.2024 vade tarihli 520.000 TL bedelli bonodur. Davacı, ödeme emirlerine itiraz etmemiş ve takipler kesinleşmiştir.

Davacının anlatımına göre davalı, kendisini avukat olarak tanıtmış ve güvenini kazanmıştır. Davacı, 520.000 TL’lik senedi tahsil edilmek üzere davalıya verdiğini, 3.000.000 TL’lik senedin ise imzalı boş bir kâğıdın doldurulmasıyla oluşturulduğunu ileri sürmüştür. Ödeme emri tebliğ edildiğinde davalının, takiplerin alacağı güvenceye almak için yapıldığını söyleyerek itiraz edilmemesini istediğini iddia etmiştir. Davacı, olay hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve Cumhuriyet Başsavcılığında soruşturmanın sürdüğünü de belirtmiştir.

Davanın merkezinde ise 22.08.2024 tarihli, “Tutanaktır” başlıklı ve tanıklar huzurunda imzalandığı belirtilen belge vardır. Bu belgede icra takiplerinin teminat amaçlı olduğu, icra ve uzantılarına dahil edilmeyeceği, takip dosyalarındaki senetler dahil diğer tüm senetlerin bu tarih itibarıyla geçersiz olduğu yazılıdır. Davacı, İİK 72 uyarınca bu belgeye dayanarak iki bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitini istemiştir.

Davalı ise cevap dilekçesinde zamanaşımı ve hak düşürücü süre itirazlarında bulunmuş, kendisini savcı olarak tanıttığı iddiasını reddetmiş, davacıyla evrak takibine ilişkin danışmanlık sözleşmesi yaptığını ve senedin danışmanlık ücreti karşılığında ciro edilerek verildiğini savunmuştur. Davalı, cevap dilekçesinde delilleri arasında “sözleşmeler” de göstermiştir.

🏛️ İlk derece mahkemesinin kabul gerekçesi

Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 26.01.2026 tarihli ve 2024/1030 E., 2026/86 K. sayılı kararında davayı kabul etmiştir. Karar özetine göre:

  • Davacı başlangıçta hem sözleşmeye hem de hileye dayanmış, yargılama sırasında hile iddiasından vazgeçerek yalnız sözleşme ilişkisine dayanmıştır; bu nedenle tanık dinlenmesinden vazgeçilmiştir.
  • Davalının iddiaları yazılı ispata tabi olduğundan davalı tanıkları dinlenmemiştir.
  • 22.08.2024 tarihli sözleşme davalı tarafından ikrar edilmiş kabul edilmiş, bu sözleşme uyarınca davacının iki bonodan dolayı borçlu olmadığı sonucuna varılmıştır.
  • Davalının sonradan sunduğu sözleşmeler ve tutanağın hile ile imzalatıldığı iddiası, iddianın genişletilmesine ve değiştirilmesine muvafakat bulunmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmamıştır.

Mahkeme, iki bonodan dolayı borçlu olunmadığını tespit etmiş ve İİK 72/5 uyarınca takiplerin davacı yönünden derhal durdurulmasına karar vermiştir.

🔁 Dairenin değerlendirmesi

Davalı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemenin isticvap ve imza incelemesine ilişkin ara kararlarından dönmesinin eksik incelemeye yol açtığını, 03.06.2025 tarihli dilekçeyle 22.08.2024 tarihli belgeye karşı sahtelik iddiasında bulunduklarını ve 24.10.2024 tarihli başka bir protokol sunduklarını ileri sürmüştür. Davacı vekili ise dilekçeler teatisinin 27.01.2025 tarihinde tamamlandığını, sonradan sunulan belgelerin süresinde ileri sürülmediğini savunmuştur.

Daire, olguları şöyle saptamıştır: Davacı 22.08.2024 tarihli sözleşmeye dayanmış; davalı ise 03.06.2025 tarihli dilekçesinde bu belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını, imzanın hile ile alındığını ve davacıyla başka sözleşmeler de yaptıklarını ileri sürmüştür. Mahkeme bu sahtelik iddiası karşısında önce imza incelemesi için ara karar kurmuş, davalının imza örneklerini toplamış, ancak sonra bu ara karardan vazgeçerek iddiayı savunmanın genişletilmesi kapsamında görmüş ve imza incelemesi yaptırmadan hüküm kurmuştur.

Daireye göre bu gerekçe hatalıdır; çünkü sahtelik iddiasının yargılamanın her aşamasında ileri sürülmesi usulen mümkündür. Ayrıca davalı, cevap dilekçesinde delilleri arasında açıkça “sözleşmeler”i göstermiş ve 22.08.2024 tarihli belge dışında başka sözleşmeler de sunmuştur. Bu nedenle eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle karar verildiği kabul edilmiş, istinaf başvurusu kabul edilerek karar HMK 353/1-a-6 uyarınca kaldırılmıştır. Karar oybirliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

📎 Karar metni: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan ve Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, kalan kişisel veriler çıkarılmıştır.

⚖️ Genişletme yasağı ile sahtelik iddiası

HMK 141’e göre taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleriyle iddia ve savunmalarını serbestçe genişletebilir veya değiştirebilir; dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra ise bu ancak ıslah veya karşı tarafın açık muvafakatiyle mümkündür. İlk derece mahkemesi, davalının sonradan ileri sürdüğü iddiaları bu kurala dayanarak dışarıda bırakmıştır.

Daire ise sahtelik iddiasını bu yasağın kapsamında görmemiştir. Kararın dayandığı mantık, HMK’nın belge inkârına ilişkin hükümleriyle birlikte okunduğunda daha açık hâle gelir:

  • HMK 208/1’e göre, kendisine atfedilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkâr etmek isteyen taraf sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi hâlde belge aleyhine delil olarak kullanılır.
  • HMK 208/3’e göre sahtelik iddiası aynı mahkemede ön sorun şeklinde ileri sürülebileceği gibi ayrı bir davayla da ileri sürülebilir.
  • HMK 209/1’e göre adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda karar verilinceye kadar o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.

Somut olayda davacının davası doğrudan 22.08.2024 tarihli adi yazılı belgeye dayanmaktadır. Bu belgedeki imza inkâr edilmişken ve sahtelik konusunda bir karar verilmemişken, belgenin davalı tarafından “ikrar edildiği” kabulüyle hüküm kurulması, Dairenin tespit ettiği eksikliğin özünü oluşturmaktadır.

🧭 Sahtelik incelemesinin sırası

Daire, ilk derece mahkemesinin yeniden yapacağı yargılamada izlenecek yolu da ayrıntılı biçimde göstermiştir. Bu sıra, HMK 211’deki sahtelik incelemesi düzeniyle örtüşmektedir:

  1. Her iki tarafın dayandığı tüm sözleşmelerin asılları, bu belgelere dayanan taraftan istenerek dosyaya getirtilecektir.
  2. Taraflar, sözleşmelerin kapsamı ve kendilerine atfedilen imzalar hakkında isticvap edilerek açık beyanları alınacaktır. HMK 169’a göre isticvap, davanın temelini oluşturan vakıalar ve bunlarla ilişkili hususlar hakkında yapılır.
  3. Beyanlara göre gerekirse ilgili sözleşmeler yönünden imza incelemesi yaptırılarak sahteliğe ilişkin ön sorun çözülecektir.
  4. İmzanın davalıya ait çıkması hâlinde, diğer sözleşmelerle birlikte değerlendirme yapılacak ve henüz dinlenmemiş taraf tanıkları hile iddiası konusunda dinlenecektir.

HMK 211/1-a uyarınca hâkim, isticvaptan sonra kanaat edinemezse huzurda yazı yazdırıp imza attırarak elde ettiği belgeleri değerlendirir; yine kesin kanaat oluşmazsa (b) bendi gereği bilirkişi incelemesine karar verir. İsticvap için davet edilen taraf belirtilen günde gelmezse, inkâr ettiği yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır ve bu husus davetiyede ayrıca ihtar edilir.

📌 Menfi tespit davası bakımından sonuçlar

Karar, kambiyo senedine dayalı takiplerden sonra açılan menfi tespit davalarında iki noktayı öne çıkarmaktadır. Birincisi, borçlunun “borç sona erdi” iddiasını dayandırdığı belge bir adi senet ise, o belgeye karşı yöneltilen imza inkârı çözülmeden belge hükme esas alınamaz. İkincisi, usul ekonomisi gerekçesiyle iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına başvurulması, sahtelik gibi belgenin varlığına ve kime ait olduğuna ilişkin bir iddiayı dışarıda bırakmak için yeterli görülmemiştir.

Bonoda bedel kısmının sonradan değiştirildiği iddiasına ilişkin bir Genel Kurul kararı için bono bedelinde tahrifat yazısına, sahtelik iddiasının icra mahkemesinde nasıl incelendiğine dair sahte bonoda icra mahkemesi raporu yazısına bakılabilir.

❓ Sorular ve cevaplar

Takipler kesinleşmişken menfi tespit davası açılabilir mi?

İİK 72/1’e göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Somut olayda ödeme emirlerine itiraz edilmemiş ve takipler kesinleşmiştir; dava bu aşamada açılmış ve Daire de uyuşmazlığı takip sonrası açılmış bir menfi tespit davası olarak nitelendirmiştir.

Daire davacının borçlu olduğuna mı karar verdi?

Hayır. Daire esas hakkında bir sonuca varmamış, yalnızca imza ve sahtelik iddiası çözülmeden karar verilmesini eksik inceleme saymıştır. Borcun var olup olmadığı, delillerin toplanmasından sonra ilk derece mahkemesince yeniden belirlenecektir.

Davacının hile iddiasından vazgeçmesi neden önemliydi?

İlk derece mahkemesi, davacının hile iddiasından vazgeçip yalnız sözleşmeye dayanmasını tanık dinlenmemesinin gerekçelerinden biri yapmıştır. Daire ise imzanın davalıya ait çıkması durumunda henüz dinlenmemiş taraf tanıklarının hile iddiası konusunda da dinlenmesi gerektiğini belirtmiştir; bu, davalının ileri sürdüğü “imzanın hile ile alındığı” savunmasıyla bağlantılıdır.

Bonoların mücerret olması tartışmayı nasıl etkiledi?

Davalı istinafta kambiyo senetlerinin temel ilişkiden bağımsız olduğunu ve bedelsizlik iddiasının yazılı belgeyle ispatlanması gerektiğini savunmuştur. Davacı ise uyuşmazlığın soyutluk ilkesine değil, temel borç ilişkisinin 22.08.2024 tarihli sözleşmeyle ortadan kalkıp kalkmadığına bağlı olduğunu ileri sürmüştür. Daire bu tartışmayı esastan çözmemiş; önce yazılı delil niteliğindeki belgenin kime ait olduğunun belirlenmesini istemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar bir kaldırma kararıdır; borcun varlığı, belgedeki imzanın kime ait olduğu ve hile iddiası hakkında esasa ilişkin bir tespit içermez. Karar metninde anılan ceza soruşturmasının sonucu bilinmemektedir. Belge türü, inkârın zamanı ve delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu