Emsal KararlarForex Hukukuİcra Hukuku

Tahvil Borcunda Garanti ve İflas – Yargıtay 6. HD 2025/2414

Özel sektör borçlanma araçları vadesinde ödenmeyince yatırımcılar ile ihraççı arasında çoğu zaman bir “protokol” imzalanır. Bu protokollere ihraççının yanında bir grup şirketi de imza atar ve borcun ödenmesini “garanti” ettiğini, ayrıca “müşterek borçlu ve müteselsil kefil” olduğunu yazar. Ödeme yine yapılmayınca ikinci şirket, kefaletin yasal şekil şartlarını taşımadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulmaya çalışır. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, böyle bir dosyada kefalet hükmünün geçersiz olmasının, aynı metindeki garanti ve borca katılma taahhüdünü ortadan kaldırmadığına karar vermiş ve ikinci şirketin iflasını onamıştır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 18.06.2025 tarihli ve E.2025/1271, K.2025/2414 sayılı kararıyla, iflas yoluyla takipte itirazın kaldırılması ve iflas istemine ilişkin davada, bölge adliye mahkemesinin esastan ret kararını gerekçesini değiştirerek ve düzelterek, oy birliğiyle onamıştır.

Kısa özet: SPK kararlarıyla borçlanma aracı ihraç etmeye yetkilendirilen bir şirket, ihraç ettiği borçlanma senetlerini ödeyememiştir. İddiaya göre ödenmeyen toplam tutar 124.150.000 TL’dir. Bu senetlere aracılık edip müşterilerine satan ve kendisi de alacaklı olan davacı şirket, yatırımcılarla birlikte borçlu tarafla bir protokol imzalamıştır. Protokolün 11. maddesinde başka bir şirket borcun ödenmesini garanti etmiş ve müteselsil kefil olduğunu kabul etmiştir. Ödeme yapılmayınca başlatılan iflas takibinde bu şirket, kefaletin TBK m.583’teki şekil şartlarını taşımadığını savunmuştur. Yargıtay, kefalet hükmü geçersiz olsa bile özel şekle tabi olmayan garanti ve borca katılma hükümlerinin geçerli olduğunu kabul etmiştir.

📄 Ödenmeyen borçlanma araçları ve protokol

Uyuşmazlığın kökeninde, Sermaye Piyasası Kurulunun 2017 yılında aldığı kararlarla sermaye piyasası araçlarını ihraç etmeye yetkilendirilen bir bilgi danışmanlık şirketi bulunmaktadır. Şirket, borçlanma araçları satarak piyasadan nakit toplamıştır. Davacı şirket bu borçlanma senetlerine aracılık etmiş ve onları müşterilerine satmıştır. Davacının anlatımına göre alacak, Merkezi Kayıt Kuruluşundan alınan belgelerle de sabittir.

İhraççı ödemelerde sorun yaşayınca, davacı da dahil olmak üzere alacaklı hâle gelen yatırımcılar ile borçlu taraf arasında borçların tahsili amacıyla bir protokol imzalanmıştır. Protokolün 11. maddesinde bir gayrimenkul ve inşaat şirketi, ihraççının protokolün Ek-1 listesindeki borçlarını işleyecek faiz ve ferileriyle birlikte alacaklılara ödenmesini garanti etmiştir. Aynı madde, bu şirketin borç tamamen ibra edilinceye kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak, asıl borçlu ödemezse tüm borcu nakden ve defaten ödeyeceğini de içermektedir.

Borç ödenmeyince davacı, her iki şirket hakkında icra müdürlüğünde iflas yoluyla takip başlatmıştır. Borçlular takibe itiraz edince davacı, itirazların kaldırılmasını ve borçluların iflasını istemiştir.

🛡️ Davalının savunması: kefalet geçersizdir

Garanti veren şirketin savunması yargılamanın her aşamasında aynı eksende kalmıştır:

  • Şirketin protokol kapsamında geçerli bir garantisi veya kefaleti yoktur.
  • Protokoldeki kefalet hükmü, TBK m.583’teki şekil şartlarının hiçbirini taşımamaktadır; kefalet limiti belirlenmemiş, şirket yetkilisinin el yazısıyla beyanı da bulunmamaktadır.
  • 11. madde ilk paragrafında “garanti” kelimesini kullansa da ikinci paragrafta müteselsil kefalet olarak açıklanmıştır; borca katılma yönünde açık ya da örtülü bir irade yoktur.
  • Protokoldeki Ek-1 listesinde gösterilmeyen bir borç şirkete yüklenemez.

Savunmanın gücü, TBK m.583’ün kefalet için öngördüğü sıkı şekil kuralından gelmektedir. Bu madde kefalet sözleşmesinin yazılı yapılmasını, kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihinin belirtilmesini ve kefilin azami miktarı, tarihi ve müteselsil kefil sıfatını kendi el yazısıyla yazmasını şart koşar. Bu şartlar bulunmadığında kefalet geçerli olmaz.

🏛️ İlk derece ve istinaf aşaması

Dosyanın geçmişi de dikkat çekicidir. Asliye ticaret mahkemesi daha önce (E.2020/544, K.2022/978) her iki şirketin iflasına karar vermiş, ancak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi bu kararı gerekçesiz olduğu için kaldırmıştır. İhraççı şirket yönünden verilen iflas kararı istinaf edilmediğinden kesinleşmiş ve dava, garanti veren şirket yönünden ayrılarak yeniden görülmüştür.

İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi (E.2023/538, K.2024/525), protokolün 11. maddesine göre davalının müflisin borçlarına müşterek ve müteselsil kefil olduğunu kabul etmiştir. Mahkeme, asıl borçlu yönünden kesinleşmiş ilam bulunduğunu ve takibin müşterek olduğunu gözeterek hesaplanan depo kararını davalıya tebliğ ettirmiştir. 27.03.2024 tarihli depo kararında verilen sürede ne depo bedeli yatırılmış ne de alacaklıya ödeme yapılmış, bunun üzerine davalının iflasına karar verilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi (E.2024/1598, K.2025/261) sonucu doğru bulmakla birlikte farklı bir nitelendirme yapmıştır. Daireye göre protokolün tümü ve özellikle 11. madde birlikte değerlendirildiğinde tarafların asıl amacı, davalının da asıl borçluyla birlikte borçtan sorumlu olmasıdır. Bu nedenle protokol davalı bakımından bir borca katılma sözleşmesidir ve müteselsil kefaletin yasal koşullarının bulunmadığı itirazının önemi yoktur. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

⚖️ Yargıtay gerekçeyi neden değiştirdi?

Yargıtay, uyuşmazlığı İİK m.154’te düzenlenen iflas yoluyla takibe yapılan itirazın kaldırılması ve aynı Kanun’un 158. maddesi uyarınca borçlu şirketin iflası istemi olarak nitelendirmiştir. Davalının itirazlarının büyük kısmını yerinde görmemiş, ancak bölge adliye mahkemesinin yaptığı değerlendirmeye yönelik itirazı kabul ederek gerekçeyi düzeltmiştir.

Daireye göre protokolün 11. maddesinin ilk fıkrası borcun ödenmesinin garanti edildiğini, ikinci fıkrası davalının müşterek borçlu müteselsil kefil olduğunu göstermektedir. Protokolün başlangıç hükümleri ile 3., 4. ve 9. maddeleri de davalının borçtan sorumlu olduğunu ortaya koymaktadır. Protokol bir bütün olarak değerlendirildiğinde davalı, borcu garanti ve teminat altına almak istemiştir.

Kararın kilit cümlesi şöyle özetlenebilir: Kefil olunan miktar ve el yazısı bulunmadığından müteselsil kefalete ilişkin hükümler TBK m.583 gereğince geçersizdir; ancak özel bir şekle tabi olmayan borca katılma ve borcun ödenmesini garanti hükümleri bakımından protokol geçerlidir. Daire, hakların yarışması ilkesi gereğince alacaklıların lehine olan hükümlerin uygulanacağını ve davalının borçtan sorumlu tutulmasında hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. Sonucu doğru bulunan karar, HMK m.370/4 uyarınca gerekçesi değiştirilerek ve düzeltilerek onanmıştır.

📎 Karar metni: Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; şirket unvanları kaynakta kısaltılmış veya anonimleştirilmiştir.

🧩 Kefalet, garanti ve borca katılma

Kararın değeri, aynı metinde yer alan üç farklı güvence türünü birbirinden ayırmasındadır:

  • Kefalet (TBK m.581 vd.): Kefil, asıl borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından sorumlu olur. TBK m.583’e göre yazılı şekil, azami miktar, kefalet tarihi ve kefilin bunları kendi el yazısıyla yazması geçerlilik şartıdır.
  • Garanti: Kararda garanti hükümlerinin özel bir şekle tabi olmadığı kabul edilmiştir. TBK m.128, üçüncü bir kişinin fiilini başkasına karşı üstlenenin bu fiilin gerçekleşmemesinden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğunu düzenler; kararda bu madde numarası ayrıca anılmamıştır.
  • Borca katılma: Katılan, mevcut borçlunun yanında aynı borçtan birlikte sorumlu hâle gelir. Bölge adliye mahkemesi protokolü yalnız bu kurumla açıklamış, Yargıtay ise garanti ve borca katılmayı birlikte esas almıştır.

Daire, metnin yalnız kefalet olarak okunması gerektiği yorumunu kabul etmemiş, protokolün başka maddelerine de dayanarak davalının borcu teminat altına alma iradesini öne çıkarmıştır. Böylece kefaletin şekil eksikliği, protokolün bütünüyle hükümsüz sayılmasına yol açmamıştır.

Benzer bir yeniden yapılandırma örneği sitede tahvil itfasında kefil yazısında ele alınmıştı. O dosyada gerçek kişi kefiller, el yazısıyla belirttikleri kefalet limitiyle sınırlı tutulmuştu. Bu kararda ise el yazısı ve limit bulunmamasına rağmen garanti veren şirket, garanti ve borca katılma hükümleri nedeniyle sorumlu bulunmuştur.

🏦 İflas yoluyla takipte depo emri

Davanın icra-iflas boyutu, İİK m.158’deki depo emrine dayanır. Bu hükme göre borçlu takibe usulüne uygun itiraz etmemiş veya itiraz ve defileri yerinde görülmemişse, mahkeme yedi gün içinde faiz ve icra masraflarıyla birlikte borcun ifasını ya da o miktarın mahkeme veznesine depo edilmesini borçluya emreder. Borçlu buna uymazsa ilk oturumda iflasına karar verilir.

Bu dosyada ilk derece mahkemesi, depo tutarını asıl borçlu hakkındaki kesinleşmiş ilamı ve takibin müşterek olmasını gözeterek hesaplamıştır. Davalı, depo kararının tebliğine rağmen süresinde ne ödeme yapmış ne de depo bedelini yatırmıştır. Yargıtay’ın savunmayı yerinde görmemesiyle, depo emrine uyulmamasının sonucu olan iflas kararı da kesinleşmiştir.

📌 Yatırımcı alacakları bakımından anlamı

Borçlanma aracı ihraççısı ödeme güçlüğüne düştüğünde alacaklıların aldığı ek güvenceler çoğu zaman tek bir protokol maddesinde toplanır. Bu karar, böyle bir maddenin değerlendirilmesinde kullanılan kelimelerin tek başına belirleyici olmadığını gösterir. Mahkeme, protokolün başlangıç hükümlerine ve diğer maddelerine bakarak tarafların asıl amacını aramış, metnin kefalete ilişkin kısmı şekil eksikliği nedeniyle geçersiz olsa bile garanti ve borca katılma iradesini ayakta tutmuştur.

Kararın sınırları da not edilmelidir. Değerlendirme, garanti verenin bir şirket olduğu ve protokolün birden fazla maddesinde sorumluluğun tekrarlandığı somut bir metne dayanmaktadır. Davalının Ek-1 listesinde yer almayan borçlardan sorumlu tutulamayacağı itirazı ise Yargıtay kararında ayrıca tartışılmamış, diğer temyiz itirazlarıyla birlikte reddedilmiştir.

❓ Sorular ve cevaplar

El yazısı olmayan kefalet tamamen etkisiz midir?

Yargıtay bu dosyada müteselsil kefalete ilişkin hükümlerin TBK m.583 gereğince geçersiz olduğunu kabul etmiştir. Ancak aynı protokolde yer alan garanti ve borca katılma hükümlerinin özel şekle tabi olmadığını, bu nedenle davalının o hükümler yoluyla sorumlu olduğunu belirtmiştir.

“Düzelterek onama” ne anlama gelir?

HMK m.370/4’e göre karar usule ve kanuna uygun olup da gösterilen gerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek ve düzeltilerek onanır. Burada sonuç olan iflas kararı aynen korunmuş, yalnızca bölge adliye mahkemesinin “yalnız borca katılma” nitelendirmesi garanti ve borca katılmayı birlikte esas alan bir gerekçeyle değiştirilmiştir.

İhraççı şirketin durumu ne oldu?

İhraççı bilgi danışmanlık şirketi hakkında daha önce verilen iflas kararı istinaf edilmediği için kesinleşmiştir. Bu nedenle o şirket yönünden dava ayrılmış, yargılama yalnız garanti veren şirket yönünden sürmüştür.

“Hakların yarışması” bu kararda neyi ifade ediyor?

Daire, aynı protokolde birden fazla sorumluluk dayanağı bulunduğunu, bunlardan kefaletin geçersiz olmasının diğerlerini etkilemediğini kabul etmiştir. Hakların yarışması ilkesi gereğince alacaklıların lehine olan, yani geçerli olan garanti ve borca katılma hükümleri uygulanmıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan dava dilekçesi, cevap dilekçesi ile ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kabullerine dayanır; şirket unvanları kaynakta kısaltılmış veya anonimleştirilmiştir. 124.150.000 TL tutarı davacının iddiası olarak aktarılmıştır; depo kararındaki tutar karar metninde yer almamaktadır. TBK m.128 kararda anılmamış olup kavramsal açıklama için verilmiştir. Protokol metni, güvence verenin sıfatı ve borcun niteliği farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu